2

1400 Kelimeler
Efe başını geri atmış kahkahalarla gülerken ona bakıp gözlerimi devirmekle yetindim. "Çıldırdım." Kahkahası daha da şiddetlendi. "Yeter be..." "Ne yapacaksın? Beni de mi ısıracaksın?" Tamam... Bir anlık hata ile polis memurunu ısırmaya kalkmış ve kendimi Efe'nin yanında bulmuş olabilirdim ama ne vardı bunda bu kadar gülünecek? Kahkahası nedeniyle boğulma yolunda hızla ilerlerken yeniden gözlerimi devirdim. En iyisi onu boşvermekti. Başımı soğuk duvara yasladım ve gözlerimi demir parmaklıklara diktim. "Çok korkunç burası." O zaman gülmesi kesildi ve başını bana çevirdi. "Burada olmamalıydın prenses." "Seni yalnız bırakmak istemedim." Gülümsedi. "Buraya babamın isteğiyle bir geceliğine girdiğimi biliyorsun." Omuz silktim. "Olabilir, yine de korkunç." Yeniden gülümsedi ve beni kolunun altına aldı. "Şuradaki kapıyı her açtıklarında babamı ve Araf amcayı görüyorum. Bu yüzden korkmana gerek yok." dedi ilerideki kapıyı işaret ederek. Babamın orda olduğunu bilmek içime büyük bir rahatlama ve güven hissi yayarken başımı Efe'nin koluna yasladım. "Çokta soğuk." Kollarımı kendi etrafıma sarıp ısınma çabam Efe'nin üzerindeki gömleği çıkarıp giydirmesiyle son buldu, "Battaniye var ki burda." dedim. Onun ince bir tişörtle kalmasına gönlüm razı olmuyordu. "Evet, var." Tek kaşımı kaldırıp ona baktım. Battaniyelerden birine uzandı ve dizlerinin üstünde açtı. Ardından bakışlarıma aldırmadan beni kucağına çekti ve bacaklarımı battaniyeyle sardı. "Bu kadar kısa giymene Araf amca nasıl izin veriyor?" Homurdanışı gülmeme neden olmuştu. "21. yüzyıldan selamlar. Giydiklerime kimseyi karıştırmam." "Eminim, öyledir." Somurtmaya başladı ve diğer battaniyeyle de bedenimi sardı ve beni göğsüne yatırdı. "Uyu biraz, güzellik." "Sen üşürsün ama böyle." "Üşümem ben. Senden gelen sıcaklık yeter." diye mırıldandı ve başını duvara yaslayıp gözlerini kapattı. ☁☁☁☁ Ertesi sabah işlemlerden ve gerekli imzalardan sonra nihayet çıkabilmiştik. Isırmaya çalıştığım polis memurunun yanından geçerken utançtan yerin dibine girecek gibi olmuştum. Bu... Fazlaca rezil bir hareketti. Dışarı çıktığımda ise arabanın yanında babamı görünce hüngür hüngür ağlamaya başladım. "Balım?" Panikle çarpılmış yüzü Efe ile benim üzerimde gezindi. Uzun bacaklarının üzerinde hızlı adımlarla yanımıza kadar geldi ve omuzlarımdan tutup beni göğsüne çekti, "Ne oldu bebeğim?" Efe omuzlarını kaldırarak bilmediğini belirttiğinde daha çok ağlamaya başladım. "Baba, seni bir daha göremeyeceğim sandım." Efe ellerini gök yüzüne açıp dua -veya beddua... O an emin olmamıştım.- etmeye başlarken aklımdan yeri öpmek falan geçiyordu. "Balım ben seni oralarda bırakır mıyım?" Babam gülmemek için dudağını ısırırken etrafa bakındım. Can amca arabaya yaslanmış şahin bakışlarıyla Efe'yi kesip biçiyor, Yağmur teyze arabada uyuyor ancak annemi bir türlü göremiyordum. "Annem?" "Pars evde yalnız ya, karnı açmış ama bir şey becerememiş... Esila'yı çağırdı." Dayımın nerde olduğunu tam hatırlayamasam da başımı salladım. "Mila, gidiyoruz biz güzel kızım." Can amcaya sarıldım. "Görüşürüz amcacığım." Saçlarımı karıştırdığında gülerek Efe'ye döndüm. "Sana da teşekkür ederim Efe, dün gece için." Bütün gece beni ısıtmıştı. Dişleri birbirine vururken elini yumruk yapıp baş parmağını kaldırdı. "Her zaman prenses." Elini sırtıma koyup babalarımızın önünde fazla arkadaşça bir sarılma gerçekleştirdi ve burnunu çekip arabaya yöneldi. "Hadi gidelim balım." ☁☁☁☁☁ Babam Sarp dayımın evinin önünde arabayı durduğunda bana kısa bir bakış attı. "Gelmiyor musun babacığım?" dedim gülümseyerek. "Yok balım... Eve gidip biraz uyuyup sonra bara geçeceğim. Pars'a söyleyin ya o bıraksın sizi eve ya da Ömer'i arayın o adam gönderir." Başımı salladım. "Ömer amcayı görmeyeli uzun zaman oldu." Gülümsedi. "Geçen gün o da seni sordu. Gidersin bir ara." Uzanıp babamın yanağına bir öpücük kondurdum ve arabadan indim. Çim kaplı bahçeyi geçerken Ömer amcayı düşünüyordum. Küçükken Efe ile beni o okula götürüp getirirdi. Upuzun boyu, kapı gibi cüssesiyle herkes ondan korkardı. Karanlık yüzü ona daha da korkunçluk katsa da bacağının yarısı kadar bir çocukken bile ondan korkmazdım. Aksine onu çok severdim. Gördüğüm zamanlar hep bana pamuk şeker alır ve omuzlarında gezdirirdi. O zaman kendimi dünyanın en uzun insanı gibi hissederdim. Benden bir yaş büyük oğlu ve beş yaş küçük kızı vardı. Yüzlerini tam olarak hatırlayamıyordum. "Neden bir buçuk dakikadır elini zilden çekmiyorsun, ufaklık?" Pars'ın sesi yeniden hayata dönmemi sağladı. "Ben ufaklık değilim." dedim ve elimi zilden çektim. "Doğru... Artık tescilli bir kader mahkumusun." "Ya..." Gözlerimi ona diktim ve zihin gücüyle hücre çekirdeklerini parçalamaya çalıştım ama başarılı olamadım. "Ne denirdi böyle zamanlarda?" Elini omzuma koydu ve hafifçe sıvazladı, "Tanrı seni kutsasın, bacım." Güldüm. "İki dakika ciddi olamıyor musun sen?" "Iı... Denerim ama canım sıkılır." Yeniden güldüm ve içeri girdim. "Annem nerde?" "Mutfaktayım." dedi annem. "Mutfakta." Pars başını salladı. En gıcık olduğu şeyi yapıp saçlarını karıştırdım ve mutfağa kaçtım. O arkamdan söylenerek gelirken annemin yanına oturdum. "Ben hapislerde çürüyeyim sen Pars'a sarma yap. Oluyor mu hiç?" "Görüş gününde sana temiz donla birlikte getirecektik." dedi Pars gülerek karşımdaki sandalyeye otururken. "Ay, konuşmayın böyle. Fena oluyorum ben." Uzanıp saçlarımı öptüğünde gülümsedim. "Ne zaman pişer?" dedim neredeyse dolmuş olan tencereden bir tane alırken. Pars elime vurdu. "Yeme lan sarmalarımı." "Dayıma söylerim seni haa..." Gözlerimi kısarak attığım tehditkar bakışa ağzıma iki sarma tıkarak cevap verdi. ☁☁☁ Birkaç saat sonra pişen sarmaları yemeye hazırlandığım sırada telefonum çalmaya başladı. "Efendim Yağmur teyze?" Annem bakışlarını bana çevirdi. "Nasılsın güzelim?" "İyiyim, teyze. Sen nasılsın?" "Bende iyiyim... Ama Efe biraz hastalandı." "Aa... Nesi var?" "Nezle oldu sanırım. Aradık doktoru yoldadır da... Seni istiyor, bize gelebilir misin güzelim?" "Tabii gelirim." "Teşekkür ederim." Derin bir nefes aldı, "Görüşürüz tatlım." "Görüşürüz." Telefonu kapattığımda annem meraklı bakışlarını üzerime dikti. Telefonumdan Ömer amcanın numarasını ararken ona durumu özetledim. ☁☁☁☁ Çalınan korna ile kalktım ve annemi öpüp dışarı çıktım. "Merhaba!" dedim beni almaya gelen genç adama. Kirli sakalla kaplı yüzü genç çehresi kapatamamıştı. "Merhaba, Mila hanım. Buyrun." Elini kapı koluna atarken gülümsedi ve kapıyı açtı. Her zaman utanırdım kapımı birilerinin açmasından. "Teşekkür ederim." dedim ve arabaya bindim. Arabanın etrafında dolaştı ve şoför koltuğuna geçti. "Nereye gidiyoruz?" "Önce eve gidelim, üstümü değiştireyim. Oradan da Can amcalara geçeceğiz. Gece de orada kalırım muhtemelen." Başını salladığında geri yaslanıp yüzüne baktım. Bir yerlerden çok tanıdık geliyordu. "Bir sorun mu var?" Dikiz aynasından bakışlarımı yakalayıp sormuştu muhtemelen. Utançtan kızarmamaya çalışarak yanıtladım. "Daha önce görüştük mü?" Gülümsedi. "Ömer'in oğluyum ben." "Göktürk!" dedim neşeyle. "Evet, o'yum." Güldüm. "Çok uzun zaman oldu." "Evet... Okul için şehir dışına gitmiştim." "Ee... Şimdi neden buradasın? Ne okuyorsun?" "Arkeoloji okuyorum. Daha bitmedi okul. Ben de ziyarete geldim bizimkileri. Araf abinin orada takılıyordum. O esnada sen aramışsın, babam da beni gönderdi." "Ay çok iyi yapmış." Güldü ve evin önünde durdu. Hızla arabadan inip üzerimi değiştirdim ve dün geceden kalan pasta ve hamur işlerinden iki saklama kabına koyup evden çıktım. "Sana börek getirdim." Yeniden arabaya binip elimdeki saklama kaplarından birini ona uzattım. "Teşekkür ederim." Gülümsedi ve yan koltuğa koyup beni Efe'ye götürdü. ☁☁☁ Efelerin evinin önüne geldiğimizde yarım saati geçik arabanın içinde sohbet ettik. "Çok geç kaldım... Kendine iyi bak. Görüşürüz sonra." "Görüşürüz Mila." dedi ve gülümsedi. Arabadan inip koşarak bahçeyi geçtim ve kapıyı çaldım. Yağmur teyzeye selam verip en üst kata çıktım ve çatıya çıkan ip merdivene bin bir küfürle tırmandım. "Ya Efe değiştir şu merdiveni. Göbeğim çatladı resmen çıkarken." "Hallederim." diye homurdandı. Etrafındaki peçetelere bakacak olursak cidden hastaydı. Elimi alnına koydum ve ateşine baktım. "Çok sıcaksın." Üzerindeki yorganı açtığımda homurdandı. "Annemde gelip açıp, orama burama bez koyup gidiyor. Sen yapma bari. Hem... Yarım saat önce gelmene rağmen neden eve geç girdin?" Çantamdaki saklama kabını komodine koyup çantamı yere bıraktım ve yatağa oturdum. "Ömer amcanın oğlu getirdi beni. Biraz sohbet ettik." "Başka zaman bulamadın mı? Hastayım burda." Söylediği şeyin akabinde burnunu çekti. Hasta bir Efe, dünyanın en nazlı insanı olabiliyordu. "Hı... Öyle mi?" Güldüm. Kendini yatakta kaydırdı ve boynuna kadar örtündü, "Pişik olacaksın bu havada." "Olmam ben, hastayım." Başımı iki yana salladım. O esnada yemek asansörünün ışığı yandı ve kısık sesli bir siren sesi odayı kapladı. Kapağı açıp tepsiyi aldım. "Bak, annen sana çorba yapmış... Hadi kalk iç sıcak sıcak." "İçmeyeceğim, boğazım ağrıyor." "Ya, olmaz böyle. Akşam gelen yemeği de bana yedirdin. Kalk hadi." Oflayarak oturdu ve tepsiyi kucağına alıp beni beslemeye başladı. "İç." dedi. "Ya bir terslik var Efeciğim." Kaşığı elinden aldım ve burnunu sıkarak içirdim. "Boğazım acıdı işte, mutlu musun?" dedi son kaşığı içtikten sonra. Kaşlarımı çatarak ona baktım. O esnada popomun altında kalan telefonu titremeye başladı. "Senin kızıl şeytan arıyor." dedim ekrana bakarak. "Siktir et, hadi film izleyelim." Büyük bir zevkle aramayı kapattım ve güzel bir film seçmek için bilgisayara çöktüm. Tabi... Ben seçene kadar Efe çoktan uyumuştu. Gülümseyerek güzel yüzüne baktım ve yanına kıvrıldım. Mevsimin getirdiği karışıklıkla yağmur damlaları Efe'nin çatı katındaki odasının camdan tavanına vurmaya başladığında tavandaki yıldız yapışkanlarına bakıyordum. Küçükken birlikte yapıştırmıştık onları. Yıllar geçmiş... Odası değişmişken, değişmeyen iki şeyden biri o yapışkanlar diğeri de Efe'nin baş ucundaki duvarı boydan boya kaplayan resimlerimizdi. Yağmur şiddetini arttırdığında Efe üşümüş olacak ki bana sokuldu ve mırıldandı. "Yüzmeyi gözlerinde öğrendim." Kıkırdadım. Ateşliyken şu sıralar en çok dinlediği şarkıyı mırıldanmıştı. Öyleyse Efe... Ben de kaybolmayı bana çıkmayan sokaklarında öğrendim. *** Bölüm Sonu ❤
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE