7.BÖLÜM: ARABALAR VE KURŞUNLAR

1379 Kelimeler
25 Ağustos/03.10 "Şehir içinde birkaç tur daha atarsak tüm gece boyunca yediğim her şeyi, ön camda sergilemekten hiç çekinmeyeceğim." Cahit'in sesindeki bıkmışlık ve yorgunluk tüm gecenin özetiydi. Patron, Kamer ve Lilya'yı taksiye bindirdikten sonra Cahit'in işe yaramaz hale gelen arabası için çekici çağırmışlardı. Çağırdıkları çekici ise çekicilerin yüz karası denebilecek cinstendi. Başta adresi yanlış anlayıp alakasız bir yere gitmişti. Daha sonra arabanın konum bilgisini almıştı ama navigasyonu kullanmayı başaramamıştı. Son çare olarak Cahit çekicinin yerini öğrenmiş güç bela –şu kadar metre sonra sağa git filanca marketten dön diye diye- tarif etmişti. Üç buçuk saat süren bu uğraş sonucu sinirlenen Ecmel adama silah çekmişti. Silahtan korkan adam başta şikayet edeceğini söyleyip gitmeye kalksa da Cahit'in üstün(!) ikna çabası ve Ecmel'in "Tehdit etmiyorum sadece bilgilendiriyorum." şeklindeki laflarının da etkisi ile adam ikna olmuş ve arabayı tamirciye götürmek için yanlarından ayrılmıştı. Çekici adam, onları en yakın taksi durağına bırakmayı teklif etse de Ecmel şiddetle reddetmişti. Adam da o konuda pek istekli olmadığından "Canıma minnet!" deyip basıp gitmişti. Gariban Cahit ise sırf Ecmel yalnız kalmasın diye araca binmemişti. Bir kuyruk misali Ecmel'in peşinde oraya buraya savrulduktan sonra mızmızlanmaya başlayınca Ecmel daha fazla tahammül edememiş "Belki karnı doyarsa çenesi kapanır." Diyerek onu esnaf işi çorbacıya götürmüştü. Mahalle arası ufak dükkâna giren Cahit tabureye çöküp üzerindeki pahalı ceketten kurtulmuş ardından bir buçuk porsiyon bol sarımsaklı, sirkeli işkembe çorbası istemişti. Yıllardır o mekânda takılıyormuş gibi davranan Cahit, Ecmel'in şaşkın bakışlarına karşılık utanmış, özür dileyerek onun içinde bir porsiyon mercimek çorbası istemişti. Akşam yemeğini, üç çatal, iki bıçak, üç kaşık yardımı ile yiyen kibar adam gitmiş yerine meyhane çıkışı karısının yanına uçuk kafayla gitmesin diye soluğu çorbacıda alan kırk yaş üstü adam gelmişti. Ecmel, iki normal insan gibi rahatça çorba içeceklerini düşünsede , Cahit'in aşırı uyumlu(!) davranışları yüzünden normallikten epece uzaklaşmışlardı. Ecmel tüm bu davranışlara tek bir sebep biçmişti o da silahlı çatışma sonucu travma idi. Başka şartlar altında hiç kimse bu şekilde kişilik bölünmesi yaşayamazdı. Bu olayı da atlattıklarında Ecmel daha fazla ayık kalamayacağını anlayarak en yakın bara koşmuştu. Silah, kan, vur, kaç bu kadını yormamıştı ama Cahit epey yıpratmıştı. Tam rahatla bir kadeh içeceğim diye düşünürken Servet'in adamları mekanı basmıştı. Tüm olayların başa saracağını fark den Ecmel, Cahit'i tuttuğu gibi dışarı çıkarmış bugüne kadar işlediği suçların arasına birde araba hırsızlığını katarak Servet'ten kaçış operasyonunu başlatmışı. şu an ise midesi bulanan Cahit ve peşlerindeki iki araba silahlı adamla baş etmeye çalışıyordu. "Sakın kusayım deme! Önümde adam kıy gıkım çıkmaz ama sarımsak ve içki kokan şeyine asla katlanamam, atarım arabadan." Cahit uslu bir çocuk gibi başını sallayıp camı açtı. Nefes almak için başını uzatmak istemişti ki duyduğu silah sesiyle bu isteği koşarak uzaklaştı. "Kellemi alacaktı namussuz!" "Senin kelleni alan adamın sülalesini bir ömür maaşa bağlarım." Ecmel'in son derece ciddi sesine karşılık olarak Cahit, ay ışığı eşliğinde en dehşet dolu bakışlarını armağan etti. Ecmel önüne çıkan bilmediği sokağa saparken Servet'in adamları hiç usanmadan takip etmeye devam ediyordu. Bir yandan arabayı sürerken diğer yandan yardım için patronu arıyordu ama ulaşamıyordu. Hatta bir ara polisi aramayı düşünmüştü ama altındaki arabanın çalıntı olduğunu hatırlayınca vazgeçmişti. "Ecmel, daha fazla kaçamayız. Çek sağa tekerlerine sıkalım. " "Ben iki tekeri patlatana kadar o on adam bizi süzgeç yapar." Ecmel kurtuluş için planlar yapıyordu ancak her planın sonu Cahit'in zararına oluyordu. Sokaklara girip çıkmak adamları atlatmaya yetmediğinden arabayı otoyola çıkarmayı mantıklı buldu. Bir ihtimal hız yaparak onlardan kurtulabilirdi. "Şehri mi terk edeceğiz?" dedi Cahit. Şuan Ecmel "Gezegeni terk edeceğiz." Dese itiraz etmezdi. Araba otoyolda hızla ilerlerken şeritlerin boş olması büyük avantaj sağlıyordu. Adamlar ile araları açılmaya başlayınca araba içinde yankılanan "bip bip" sesi ile Ecmel, şansızlığı karşısında kafasını asfalt yola sürtmek istedi. Benzin göstergesi uyarı vermeye başlamıştı. Her an araba stop edebilirdi. Arabayı yavaşlatmaya başladı ama durmaya yakın da değildi. "Ne yapıyorsun? Yaklaştılar!" "Cahit, direksiyonu tut. Ayağını da gaz pedalının üstüne koy." "Ne?" "Hemen!" Ecmel'in son çaresi buydu. Hatta en saçma çaresi buydu. Kurşunla ölmeseler bile şarampole yuvarlanıp ölebilirlerdi. Cahit olacaklardan habersiz Ecmel'e itaat ederken Ecmel ayağındaki ayakkabılardan kurtuldu ve yanındaki camı sonuna kadar açtı. Üst bacağındaki -dizinin iki karış üstü- bilekliğe benzeyen deri kayışa sıkıştırdığı silahı alıp camdan gövdesini çıkardı. Gördükleri karşısında panikleyip direksiyonu kaçıran Cahit yüzünden az kalsın düşecekti ama Cahit hemen toparlayıp hem onu hem de direksiyonu sıkıca kavradı, yolcu koltuğunda otururken arabayı sürmek çok zor olduğundan çevik bir hareketle şoför koltuğuna geçti. Bunu yaparken de arabayı sarsmıştı ama Ecmel sağlam bir yeri tutmayı başardığından ve de hızları aşırı olmadığından fazla etkilenmemişti. Cahit, her ne kadar yola bakmaya çalışsa da gözlerini dikiz aynasından çekemiyordu. İnsanların çoğu, durduğu yerden ateş edemezken Ecmel, hareket eden bir arabanın içinde hareket eden bir arabaya ateş ediyordu. Bu şartlara rağmen takipteki arabalardan birinin camını neredeyse dağıtmıştı. Kısa süre sonra Servet'in adamları da mermiye mermiyle karşılık vermeye başladı. Neyse ki Ecmel sonunda düzgün bir atış yapıp öndeki arabanın tekerleğini patlatmayı başardı. Araba zikzak çizerek dururken arkasındaki arabada böyle bir şeyi beklemediğinden afallamıştı. Frene basmakta geç kalan şoför yüzünden araba yoldan çıkıp bariyerlere girmişti. Adamlardan biri aynı Ecmel gibi camdan sarktığı için yola savrulmuştu. Ecmel gururla gülümserken temkinli hareketlerle arabanın içine girdi. Ancak koltuğa oturmayı beklerken Cahit'in dizlerine oturunca bir an şaşırıp bocalasa da silkelenip kendine geldi ve yolcu koltuğuna geçti. Cahit, ayakkabılarını uzatırken az önce olanı umursamış gibi durmuyordu. Ecmel bu tutum karşısında rahatlamıştı. Ortalıkta "Nasıl oturttum kucağıma!" diyerek gezen bir adet Cahit'e katlanamazdı. Ecmel ayakkabılarını giydikten sonra koltuğun yanına düşen telefonunu alıp patronu aradı bu sefer açmıştı. Bu sırada Cahit rahat bir nefes alırken son kalan benzinleriyle adamlardan olabildiğince uzaklaşıp sağa çekti. Arabayı terk edip yolun kenarındaki ağaçlık alana koştular. Sonunda kendilerine dayanacak iyi bir ağaç bulduklarında durdular. Arayışları çokta uzun sürmemişti. Bir süre nefeslerini düzene sokmak için derin derin nefesler aldılar. O sırada aralarında derin bir sessizlik oluşmuştu. Bu sefer sessizliği bozan ise Ecmel'di. "Bir an hiç bitmeyecek sandım!" Cahit önüne gelen saçlarını geri yatırıp başını salladı. "Ben de öyle!" sonra gözlerini kısıp Ecmel'e yaklaştı. Yüzünü görmeye çalışıyordu. Ama otoyol kenarındaki lambalardan ve ay ışığından başka şey yoktu. Yine de Cahit görmek istediğini görmeyi başardı. "Ecmel bir sıkıntı var!" sesindeki ciddiyete kendi bile hayret etmişti. İfadesini bozmamaya çalışarak Ecmel'in çatılan kaşlarını izledi. "Adamlar mı geliyor?" Ecmel'in yüksek sesi fısıltıya dönüşmüştü. Cahit başını iki yana salladı. "Daha kötü!" Sabırsızlanan Ecmel "Söylesene!" diye tısladı sesini yükseltmeden. "Başında saça, gözünün üstünde kaşa benzeyen bir şey kalmamış!" Ecmel duyduklarını birkaç saniye idrak edemese de Cahit'in kastettiği şeyi anladığında gözlerinden alev çıkacak gibiydi. El çabukluğuyla Cahit'in cebinden, arabadan inmeden önce ona verdiği telefonunu alıp kamerasını açtı. Ön kamerada gördüğü görüntü karşısından dudaklarından zayıf tiz bir çığlık döküldü. Yemekten önce özenle dalgalandırdığı saçları kabarıp dolaşmıştı. Sanki aynı anda üç kişi saçına saldırmıştı. Rimeli kaşına kadar bulaşmış, göz kapağında ise far denen bir şey kalmamıştı. Ruju ise silinmekle kalmak arasında kararsız kalmış yer yer soyulmuş dudağının kenarına taşmıştı. "Bana hemen tokanı ver! Birde peçete!" Görünüş onun için her şeydi. O ise her şeyini kaybetmişti. "Tokam olduğunu nerden biliyorsun?" Cahit'in sorusuyla kehribar rengi gözlerini sonuna kadar açtı. Gözle cinayet işlenebilseydi. Şuan Cahit, ölü bir adamdı... Cahit, Ecmel'i daha fazla kızdırmadan elini pantolonun cebine atıp ince siyah bir lastik çıkardı. Yanında her zaman bir tane taşırdı. Ne zaman lazım olacağı belli oluyordu. Ecmel tokayı kaptığı gibi parmaklarını tarak niyetine kullanarak saçlarını atkuyruğu yaptı. Cahit, birde çorbacıdan alıp cebine attığı ıslak mendili uzatmıştı. Ecmel onu da alıp makyajdan çok lekeye benzeyen boyaları temizledi. Tekrar yüzüne baktığında sonuç mükemmel değildi ama az öncekine göre epey iyiydi. "Tarzan gibi araba camlarından sarkarsan böyle orman kaçkınına dönersin işte!" Cahit son derece keyif alarak konuşmuştu. Ama Ecmel'in yan yan bakmasıyla keyfi, kendini yerin altına gömdü. "Bakma öyle, şaka yaptım." Dedi şirin olduğunu düşündüğü bir ifadeyle. "O elbise üstünde oldukça kafanı çamura da soksan güzelsin." Cahit'in oldukça net çıkan sesi cümlenin sonuna gelince iç çekmeye dönüştü. Ecmel ise cevap vermek yerine beğenilmenin verdiği özgüvenle göz kırptı. Bu Cahit için satırlarca süren bir cevaba eş değerdi. Sonunda Enver gelip onları bulmuştu. Arabaya geldiklerinde ön koltukta tanımadıkları bir kadın vardı. Enver kısaca "stajyer" olarak tanıttı. Cahit ve Ecmel aldıkları cevabı yeterli bulduklarından konuşmadan arka koltuğa geçip oturdular. Patron ara sıra yeni insan dahil eder oluru var mı diye bakardı. Genelde sonuç iyi olmazdı ama patron umursamadan yeni birini aramaya başlardı. Stajyer ile konuşmayı sonraya saklayarak gözlerini kapattı, Ecmel. Araba düz yolda hiç sarsılmadan ilerlerken Ecmel'in başı kayıp Cahit'in omuzuna düştü. Eğer bilinci yerinde olsa asla Cahit'in omuzuna yatmazdı. Ama bazen katillerde uyuyakalırdı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE