Elvan’ın kalbi küt küt atıyordu. Hacer Ana’nın ağzından çıkan “Zühre hamileydi” sözleri kulaklarında yankılanırken, boğazına bir düğüm oturdu. Elvan’ın zihninde onlarca soru uçuştu: O çocuk kimdi? Nerede doğdu? Yaşıyor muydu? Eğer yaşıyorsa, şimdi neredeydi? Kerem yanındaki deftere hızlıca bir şeyler karaladı, sonra sessizce Elvan’ın yüzüne baktı. Elvan’ın gözlerindeki yaşları görüyordu ama sessiz kalmayı seçti. Çünkü Elvan’ın kendi kendine toparlanması gerekiyordu. Hacer Ana derin bir nefes aldı, elleri hafif titriyordu. — “O kız… çok cefalar çekti. Hem kocasından, hem kaynanasından… Ama ben onun inatçı bakışlarını hiç unutmadım. Bir gün bana, ‘Beni bu köy boğuyor, ben bu evliliğin içinde öleceğim. Eğer bir yol bulabilirsem, kaçarım,’ dedi. İşte o dediğini yaptı.” Elvan’ın sesi titre

