Hanımağa

1144 Kelimeler
DİCLE Hasan Bey’in odasından çıkıp kendi odama dönmüştüm. Sabah bir bağırışla kalktım. Gülistan, aniden kapımı açtı. ‘Hanımım koşun, Hasan Bey’e bir şey olmuş’ dedi. Üzerime sabahlığımı geçirip koşarak Hasan Bey’in odasına girdim. Hasan Bey, yatağından yatıyordu. Yüzü felç geçirmiş gibi gözüküyordu. ‘Gülistan, hemen ambulansı ara’ dedim. Gülistan ‘Hastane bizden çok uzaktadır. Arabayı hazırlatayım mı hanımım’ dedi. ‘Onu bu şekilde bi. götüremeyiz Gülistan. Çok tehlikeli’ dedim. O yanımda ambulansı aradı. Neyse ki yakında bir yere hasta bıraktılar için kısa sürede gelmişti. Sağlık görevlileri içeriye girip Hasan Bey’e baktılar. Sedye ile alıp taşımaya başladılar. Gülistanın kocası Davut abi bizi arabayla ambulansın ardından götürdü. Hastanede Hasan Bey’e baktılar. Meğerse Hasan Bey’in şekeri varmış. Benim dün gece getirdiğim şerbetten içmiş ve gece şekeri çok yükselmiş. O yüzden de felç geçirmiş. ‘Tedavi edilemez mi?’ siye sordum doktora. Doktor karşımda oturuyordu. Odasındaydık. ‘Genç olsaydı mümkünatı olabilirdi. Ama zaten yaşı var. Bu yüzden bu imkansız’ dedi. Hasan Bey artık yatalak olmuştu. Yerinden kalkamayacaktı. Özel ilgiye muhtaçtı. İki gün sonra hastaneden çıkıp çiftliğe geri döndük. Hasan Bey’in odasını hastane odası gibi dizayn ettik. Ona özel bakıcı tuttum. Her gün yanına gidip yemek yerken ona eşlik ettim. Kitap okudum. Bu sırada çiftlik işleriyle uğraşmaya başladım. Yakınlarda bir köy vardı. Hasan Bey bu köydeki yaşayanların ağasıymış. Köydeki herkes onu dinlermiş. Hasan Bey felç geçirdiği için bir süre kapımızı çalmamışlar ama sonra işin içinden çıkmaz bir olay olmuş. O yüzden çiftliğin kapısını esmer bir adam çalışmıştı. Hasan Bey’in benimle evlendiğini herkes işte o zaman öğrendi. Kapıma gelen adam Asım, ilk beni gördüğünde bir şeye tutmadı. Sonra mecbur kalınca anlatmaya başladı. ‘Komşumun ekinlerinin bir kısmını yanlışlıkla suya verdim. Fark etmeden oldu. Komşum sinirlenip tüm ekinlerimi yaktı’ dedi. Davut abiyi yanıma çağırdım. ‘Bu tarla sahibini görmeye gidelim’ dedim. Birlikte ekinleri gezdik. Diğer tarla sahibi Ahmet ile görüştük. ‘Bir sabah kalktım. Bir baktım suya vermiş her şeyi. Bilerek yaptığını biliyorum. Bana kinli’ dedi. Nedenini sorduğumda ‘kızımı oğluna vermedim ondan’ dedi. ‘Neden vermedin?’ diye sordum. ‘Onun oğlu okumuş. Benim kızım ise köyden çıkmadı. Onu ezerler. Üzerler’ dedi. Bunu duyduktan sonra Asım’a ‘Oğlun Osman ile görüşeceğim’ dedim. Evlerine gidip konuk oldum. Köylü Asımın karısı genç yaşta ölmüştü. ‘Bir kızım olsa bu evde bizi çekip çevirse’ diyerek iş geçirdi. Oğluyla görüştüm. ‘Bak, ben orta yolu bulmaya çalışıyorum. Bana dürüst ol. Sen, bu kıza okumadı diye kızar mısın onu hiç üzer misin?’ diye sordum. ‘Yok, Fatma’yı ben üzmem. Liseden beri birbirimize sevdalıyız’ dedi. Bu duyduklarımdan sonra Köylü Ahmet ike görüştüm. Çiftlik evinde iki aileyi bir araya getirdim. Fatmayı, Orhan’a istedim. İki aile barıştı. Sorunlar çözüldü. O gün onların problemini çözdüğümde bana ‘Hanımağa’ dediler. Artık buranın hanımağası olmuştum. Ağalık nasıl olur babamdan görmüştüm. Ama burası farklıydı. Burası bir köydü. Hayvanların ve tarlaların bol olduğu bir yerdi. Burada insanlara yardım ettim. Kadınlara destek oldum. Çocukları okuttum. Herkesin neyi eksikse yardımcı oldum. Yaşlıları hastaneye götürdüm. Yeri geldi, Doktorları köye getirdim. Çiftlikte yaşamayı öğrenmiştim. Burada at sırtında gidiyordum. Belimde silahım vardı. Herkes benim sözümü dinlerdi. Ben Hanımağaydım. Birde silahımı çıkartıp arabaya biner, okula giderdim. Mardin üniversitesinde ziraat mühendisliği okuyordum o zamanlar. Hem okudum. Hemde Hanımağa oldum. Çiftlik büyüktü. İçeride atların olduğu ahır vardı. Kahverengi, siyah, beyaz renkli 4 tane atım vardı. Benim gözdem simsiyah tüyleri Gece’ydi. Ben dört yıl önce buraya geldiğimde Hasan Bey bana hediye olarak almış ama verememişti. Onun sırtına ilk bindiğimde birlikte bağ kurduk. Onunla ata binmeyi, hızlanmayı öğrendim. Seyis Ömer’de bana çok yardımcı olmuştu. Birde burada büyük bir ahır vardı. İnekler, koyunlar ve tavuklar içindeydi. Buradan sorumlu bir aile vardı. Bu ahırdaki hayvanların tüm bakımıyla onlar ilgilenirdi. Süt, yumurta, peynir, yoğurt çiftlik evinde eksik olmazdı. Bende tüm bu çalışanlarla ilgilenmeye özen gösterirdim. Hepsi de bana karşı saygılı ve sevgililerdi. Çiftlik evini ve burayı çok seviyordum. Her şey çok güzel gidiyordu. Ta ki buraya geldikten 4 yıl sonraya kadar.. Ziraat mühendisliğinde mezun olmuştum. Bilgimle köydeki tarla sürenlere yardımcı oluyordum. Yazın ilk gecesinde çayımı çalışma odasında yudumlarken ilk evlendiğim zamanları düşünüp üzülüyordum. Kafamda büyüttüğüm sorunlar oysa ne kadar da küçükmüş. Şimdi daha farklı şeylerle uğraşıyordum. Hasan Bey ben buraya ilk geldiğimde çiftliği bana emanet etmişti. Bu çiftliğe şimdi gözüm gibi bakıyordum. Burası benim yuvamdı. Herkes benim ailemdi. O gece yatmadan önce Hasan Bey’i odasında görmeye gitmiştim. Uyumadan önce onunla sohbet edip günün nasıl geçtiğini anlatıyordum. Odaya girdiğimde bakıcı telaş içindeydi. ‘Neler oluyor?’ diye sordum. ‘Hasan Bey nefes alamıyor’ dedi. Hemen ambulansı aradık. Kısa sürede hastanedeydik. Diğer gün Hasan Bey ölmüştü. Hasan Bey’i toprağa defnettik. Gözümüz yaşlıydı. Çok tanımazdım belki ama onun sayesinde hayatım kurtulmuştu. Annemin yanında yapamadığım şeyleri yapmıştım. Okumuştum. Hanımağa olmuştum. Taziyeleri aldım. Tüm köy halkı cenaze için gelmişti. Tam bir hafta sonra avukat kapımı çalmıştı. Çiftlik evinde çalışma odasında oturduk. Bana Hasan Bey’in her şeyini Mirbey Atabay’e vasiyet olarak bıraktığını söyledi. On yıl önce notere gidip her şeyini ona bırakmış. Burasının bana ait olduğunu sanıyordum. Bunun şokunu atlatmam biraz zaman aldı. Mirbey, 20 yaşına kadar neredeyse her gününü bu çiftlikte geçirmiş. Hasan Bey’in albümünde tüm resimlerini görmüştüm. Mirbey’in çocukluktan itibaren, ciddi suratıyla atın yanında, üzerinde, üzengisini tutarken ve atı şaha kaldırırken bir çok fotoğrafı vardı. Mirbey eskiden, şu anda benim kaldığım odada kalırmış. Burada yaşarmış. Hasan bey onu kendi çocuğu gibi severmiş. Bunu çok net anlamıştım. Hasan Bey her şeyini ona bırakmıştı. Benle evlendikten sonra da her hangi bir düzeltme yapma şansı olmamıştı. Mirbey ben buraya geldikten sonra hiç gelmemişti. Mirbey’in neden hiç çiftliğe gelmediğini merak etmiştim. Mirbey Atabey, uzun yıllar sonra bir haftaya kadar buraya gelecekti. Bunu avukat söylemişti. Şimdi yüreğim ağzımda onu bekleyecektim. Beni burdan kovarsa gidecektim. Ama nasıl? Nereye? Babamın evine annemin yanına bundan sonra dönmezdim. Gidecek yerim yoktu. Avukat gittikten sonra Gülistan yanıma geldi. Geçirdiğimiz yıllar sonrasında Gülistan benim can dostum olmuştu. Ona her şeyi anlattım. Artık çiftliğinin Mirbey’e ait olduğunu söyledim. O da benim gidecek bir yerim olmadığını biliyordu. Bu zamana kadar hep Hasan Bey’in hesabından kullanmıştım. Şimdi onlarda Mirbey’e aitti. Kendime ait bir işim yoktu. Hiç çalışmamıştım. O yüzden şu anda beş kuruşsuzdum. O geceyi düşünceler içinde geçirdim. Sabahında Gülistan yanıma geldi. ‘Bir fikrim var’ dedi. ‘Nedir?’ diye sordum. ‘Hamile olduğunu ve Hasan Bey’in kanından birini taşıdığını söylesen nasıl olur?’ dedi. ‘Gülistan böyle bir şey olmayacağını biliyoruz’ dedim. Gülistan ‘Bunu sadece biz biliyoruz’ dedi. Öyle dediğinde biraz düşündüm. Somura dün avukatın verdiği karttaki numarayı aradım. İkinci çalışta açtı. Ona hamile olma ihtimalimden bahsettim. Ve bunun vasiyeti değiştirme ihtimalini sordum. Avukat ‘Bu durumda işler değişir’ dedi. Sonra ‘Vasiyette ‘kendi çocuğu olmadığında’ ibaresi yazmaktadır’ dedi. ‘Tamamdır’ diyip telefonu kapattım. Gülistana avukatın dediğini söyledim. Gülistan ‘Hanımım bunu kullan’ dedi. ‘İyi güzel de Gülistan çocuğu nerden bulacağız?’ dedim. ‘Yetim bir çocuk buluruz o zamana kadar’ dedi ve ekledi ‘Hem kötü mü senin gibi anası olur’ dedi. Fikir düşündükçe aklıma yatmıştı. Hem Mirbey buraya uzun zamandır gelmiyordu. Burada benimde kalmaya hakkım vardı. Bu planı uygulayacaktım. Sonrası artık sonra düşünürdüm.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE