Gölün İçindeki Güzel

1188 Kelimeler
DİCLE Gülistan ile başka bir avukat ile görüştüm. ‘Evlenmeden önce bu vasiyeti yazdığı için eğer karşı dava açarsam ne olur?’ diye sordum. Ama bu sefer ufakta olsa bir umudum vardı. Avukat ‘Açabilirsiniz ama bu dava yıllar sürer’ diyince umudumu kaybetmiştim. Beş gün sonra Mirbey Atabey’in gelmesine bir gün kalmıştı. Gülistan ile konuştum. ‘İlk önce kendimi açıklayacağım. Buraya gelmediği için belki buraya bakmama ve aynı şekilde yaşamam izin verir. O zamana kadar düşündüğümüz planı bekletelim. Zorda kalırsak sadece hamile olma ihtimalimin olduğunu söyleriz’ dedim. Gülistan ile bu konuda anlaşmıştık. Sonra zamanlarda bu konu yüzünden çok gergindim. Buraya geldiğim sene keşfettiğim ufak bir göl vardı. Kimsenin orayı bilmediğini biliyordum. Gece’nin sırtına atlayarak oraya gittim. Bu göl kayalıkların arasında kalıyordu. Mağara ile tepesi örtülüydü. Mağara kayalıklarından üzerinden hafifçe su akıyordu. Soyunup içine girdim. Kendimi iyi hissetmek için suyun içinde gözlerimi kapattım. Biraz yüzdükten sonra insan sesi duydum. Hemen gölden çıkarak kıyafetlerimi bıraktığım kayalıkların arkasında altıma pantolonumu, üzerime beyaz fanilamı geçirdim. Elimde silahımla kayalığın arkasından baktım. ‘Kim var orada?’ dedim. ‘Kimsen çık ateş ederim’ diye tehdit ettim. Bir iki adım ileri gittim. Karşımda Mirbey’i gördüğümde şaşırdım. Benim atımın yularını tutmuştu. Geceyi sakinleştirmeye çalışıyordu. Bana baktı ve süzdü. Öyle bir bakışı vardı ki kendinizi karşısında çıplak sanırdınız. Silahımı belime koyup kollarımla göğsümü kapattım. ‘Burada ne işin var?’ dedim. Burayı nasıl bulmuştu. Sadece kendimin bildiğini sanıyordum. ‘Asıl ben sana bunu sormalıyım. Benim arazimde ne işin var?’ dedi. Bir an her yerin ona ait olduğunu unutmuştum. Kayalığın arkasından gömleğimi almaya giderken ‘Yarın gelmeni bekliyordum’ dedim. Gömleğimi üzerime geçirip yanına döndüm. Omzunu silkip Gece’nin başını okşamaya devam etti. ‘Ne zaman istersem o zaman gelirim’ dedi. Aksi adam her şeye verecek bir cevabı vardı. Karşısında gömleğimin üst düğmelerini ilikledim. ‘Gece benim atım, onu bırak’ dedim. ‘Her şey bana ait’ dedi. Bir anda bana döndü. Sesi otoriterdi. Gece’ye baktım. Gerçekten o bile ona aitti. ‘Belki bu konu da anlaşabiliriz’ dedim. Ufakta olsa bir umudum vardı. Bu sert adam ile konuşabilirdim. ‘Yıllardır buradayım. Buradan gitmek istemiyorum. Herkes beni sever. Çiftliğe de iyi bakarım’ dedim. Bana kafasını eğip baktı. Ne istediğimi sorguluyordu. ‘Sizinde işiniz burada değil. Burayı bana bırakabilirsiniz’ dedim. ‘Burayı senin gibi birine bırakmayacağım’ dedi. Sert sesi tüm sinirlerimi havaya kaldırmıştı. Benim gibi biri mi? Ne varmış bende? ‘Ne demek istedin?’ dedim. Kaşlarımı çatarak ona bakıyordum. Beni süzdü. Sonra cevap vermeden oradan uzaklaştı. Atıma atlayarak bende oradan uzaklaştım. Çiftlik evine vardığımda Mirbey arabasını park etmişti. Onunla tekrar konuşacaktım. Bu şekilde çekip gidemezdim. Gece’yi bırakamazdım. Burası benim ailemdi. Yuvamdı. Geceyi ahıra koyduktan sonra içeriye girdiğimde Mirbey salonda kahve içiyordu. Yanında Gülistan abla ve kocası Davut vardı. Mirbey onlarla konuşurken yanına gittim. ‘Mirbey, az önce konuşmamız yarım kaldı’ dedim. ‘Hayır benim için bitmişti’ dedi. ‘Mirbey, burada kalıp sizin yokluğunuzda çiftliği idare edebilirim’ dedim. Onu ikna etmek için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Bana bakmadın ‘Senin gibi bir kadını burada istemiyorum. Senin yuva yıkmayı seven bir kadın olduğunu biliyorum’ dedi. Gülistan ve Davut bana bakıyordu. Buraya gelmeden önce yaşadığım olayı hiç anlatmamıştım. ‘Ben kimsenin yuvasını yıkmadım’ dedim. Ayağa kalkıp karşımda dikildi. ‘Herkesin yatağına giren bir kadınsın Hasan Babam seninle evlenerek ne düşündü bilmiyorum. Ama neyse ki her şeyini bana bıraktı. O yüzden seni buradan kovabilirim’ dedi. ‘Sen benim hakkımda ne bildiğini sanıyorsun’ dedim bağırıyordum. Çok öfkeliydim. Bağırırken kızarmıştım. ‘4 yıl önce Abimin yatağında ne arıyordun Dicle anlatsana’ dedi. Benden iğrenir gibi konuşuyordu. Bana dediklerine inanamıyordum. Bu sorun yıllar önce çözülmüştü. Ablam her şeyi biliyordu. Asla beni suçlamamıştı. Ama bu adam beni suçluyordu. Bu adamdan intikam almak istiyordum. Karşımda dikilmiş dururken ‘Hamileyim’ dedim. Damdan düşer gibi oldu. Hırsla düşünmeden konuştuğumun farkındaydım. ‘Hasan Bey’in çocuğunu karnımda taşıyorum. Avukat ile görüştüm. Böyle bir durumda bu çiftliğin ilk önce çocuğuma ait olduğunu söyledi’ dedim. Kendime hakim olamadan bir sürü laf etmiştim. Mirbey bir anda boncaladı. Ne diyeceğini bilemedi. ‘Hasan Babam mı dedin? Yalan söylüyorsun. Hasan babamın kimseye dokunmayacağını biliyorum. Kim bilir kimden peydahlamışsındır’ dedi. Sesi öfkeliydi. Ama ben daha da öfkeliydim. Namusuma ettiği sözler canıma tak etmişti. ‘Yeter’ diyerek bağırdım. ‘Burada ben hanımağayım’ dedim. ‘Senin düşündüklerinin hiç bir önemi yok. Miras artık çocuğumun hakkı’ dedim. ‘Çocuk doğana kadar buradayım. O doğduğunda Hasan babamdan olduğuna dair belgeyi alana kadar peşini bırakmayacağım’ dedi. ‘Buradan defolup gideceksin’ dedim. Arkama bakmadan odadan çıktım. Kendi odama döndüğümde Gülistan da arkamdaydı. ‘Hanımın naptınız böyle? Hani bunu bu şekilde demeyecektiniz’ dedi. ‘Ne yapsaydım Gülistan namusuma laf etti. Bana dediğini bırakmadı’ dedi. Gülistan ‘Ben sizin nasıl saf bir kadın olduğunuzu biliyorum’ dedi. ‘Buraya gelmeden önce başınıza gelen olayı da Hasan Bey söylemişti’ dedi. ‘Bunları hak etmiyorsunuz Hanımağam. Ne olacak şimdi?’ Dedi. Bende ne olacağını bilmiyordum. Odama döndüğümde saman alevi gibi yanan sinirim şimdi sönmüştü. Hep böyleydim işte hemen sinirlenirdim. Sonra çabukta da sakinleşirdim. Odamda baştan baş volta atarken başıma ne işler açtığımı düşünüyordum. Böyle olmaması gerekiyordu. Şimdi bu işin içinden ben nasıl çıkacaktım? Adama yalan söyledim. Resmen kuyruklu yalan söyledim. Ama namusuma laf etmişti. Dediği sözler hala kulağımdaydı. Silahımı doğrultup keşke tetiği çekseydim. O zaman bir kadının namusuna bu şekilde laf edilmeyeceğini anlardı. Yalan söylediğimi anladığında ne olacaktı. Kesin beni Mardin’den sürerdi. Atabey değil mi? Yapardı. İki ablamda Atabeylerle evliydi. Onların nasıl mutlu olduğunu biliyordum. Ama Mirbey Atabey onlardan farklıydı. Zaten abileriyle çok görüşmezdi. Konaktada çok bulunmazdı. Bu adamı çok tanımıyordum. Ablamlardan yardım isteyemiyordum. Kimseye yük olamazdım. Üstelik onlarda gidip eşlerine söyleyeceklerdi. Mirbey’in de kimseyi dinlemediği ortada olduğuna göre gene kendi bildiğini yapacaktı. Allahım ben ne yapacağım şimdi? MİRBEY Hasan babam ile Dicle yüzünden görüşmüyordum. Onunla evleneceğini duyunca kızmıştım. Ondan sonrada asla yanına gitmemiştim. Çünkü bu kadın abimin yuvasını az kalsın yıkacaktı. İnsanların neyi tercih ettiğine karışmazdım. Çünkü benim tercihlerimde farklıydı. Umrumda da olmazdı. Ama söz konusu ailem olduğunda akan sular dururdu. Dicleyi yıllar önce abimin odasındaki haliyle hatırlıyordum. Korkuyordu. Her şey için annesini suçlamıştı. Sonra ise kendisi yüklenmişti. Suçsuz olduğunu sanmıyordum. Sonuçta abimin yatağından çıkmıştı. Hasan babam ile evlendiğinde şaşırmıştım. Böyle bir kızın aza tamah edeceğini sanmıyordum. Hasan babamın ölüm haberi geldiğinde yıkıldım. Üzüldüm. Yıllardır görmemiştim. Sağ iken keşke görseydim diye düşündüm. Tüm her şeyini bana bıraktığını öğrendiğimde şaşırdım. İstanbul’daki işlerimi bitirdim ve hemen çiftliğe gitmeye karar verdim. Mardin’e uçakla indikten sonra arabayla çiftliğe doğru gidiyordum. Burada bir göl vardı. Onu genç iken keşfetmiştim. Kimsenin burada oraya gitmediğini biliyordum. Arabayı kenara çekip bir süre yürüdüm. Mağaranın girişini kapattığı yerde bir siyah bir at gördüm. Yavaşça yaklaştım. Gölün içine bir kadın giriyordu. Siyah saçları yuvarlak kalçasına kadar uzanıyordu. Uzun bacakları sütun gibiydi. Genç bir ergen gibi heyecanlandığımı fark ettim. Uzun zamandır bir kadın beni böyle etkilememişti. Resmen onu izliyordum. Kendime geldiğimde atın yanına ufak bir yılan geldiğini gördüğümde hemen onun kafasından ezdim. Ama at huysuzlaştı. Onu sakinleştirmeye çalışırken kadın beni fark etti. ‘Kim var orada?’ dedi. ‘Kimsen çık ateş ederim’ dedi. Sonra saklandığı kayanın arkasından çıktı. Üzerinde ki fanila ıslak tenine yapışmıştı. Göğüslerini görebiliyordum. Kim olduğunu anladığımda çok geçti. Uzun zaman sonra etkilendiğim kadın Dicle’ydi. Onunla konuşurken gözlerinde ki ateşi görmüştüm. Ona abim ile olan durumu anlatmasını istediğimde resmen içinde bir alev yükseldiğini hissetmiştim. Kendime inanamıyordum. Bu kadın beni etkiliyordu. Onu ceza masamda düşünmekten kendimi alamıyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE