Diz Çök

1193 Kelimeler
DİCLE Emine neyse ki o gün hastaneye yetişmişti ve bir sorun olmamıştı. Artık bebeği bir haftalık olmuştu. Onu görmeye gitmiştim. Minicik elleri yumak yumaktı. Mis gibi kokuyordu. Kızının ismini Dicle koymuştu. ‘Sizin gibi güçlü ve zeki olsun diye sizin isminizi verdik Hanımağam’ dedi Emine. Bu haber beni çok mutlu etmişti. ‘Çok sevindim. Umarım her zaman güçlü olur. Zeki olur. Vicdanlı ve yardımsever olur’ dedim. Sonra ‘Ama kaderi bana benzemesin’ diyerek minik Dicleyi kucağımı aldım. Ona gülümsedim. Emine ‘Hanımağam yanlış anlamayın ama Hasan Bey ile karı koca olmadığınız belliydi. Belki Mirbey ağam sizinle evlenirse farklı olur’ dedi. ‘Ne diyorsun Emine?’ dedim. Söyledikleriyle utanmıştım. ‘Bende benden 12 yaş büyük biriyle evliyim. İlk zaman kocam İbrahim Bey’den çok korkmuştum. Ama o öyle kötü biri çıkmadı. Şimdi çok mutluyuz’ dedi. ‘Senin adına çok sevindim. Ama benim kaderim yüzüme gülmedi. Hasan Bey iyi bir insandı ama dediğin gibi evlilik hayatımız olmadı’ dedim. Bunu herkes biliyordu. Saklanmanın bir manası yoktu. Minik Dicle’ye altınını taktım. Sonra Eminim evinden ayrıldım. Köy kahvesinde Mirbey İbrahim bey ile oturuyordu. İbrahim Bey’in oğlu da yanındaydı. Beni gördüğünde Mirbeyden müsade isteyerek yanıma geldi. ‘Allah sizden razı olsun Hanımağam. Emine korktuğunda nasıl yanında durduğunuzdan bahsetti. Allah sizi başımızdan eksik etmesin’ dedi. ‘Allah analı babalı büyütsün İbrahim bey ben bir şey yapmadım’ dedim. Mirbey ile köyü gezmeye başladık. Geçen hafta yakınlaşmamızdan sonra aramız Tarlaları kontrol ettik. ‘Ziraat mühendisi olduğunu duydum’ dedi. ‘Doğru bu sene bitirdim’ dedim. ‘Hem köydeki insanlarla hemde çiftlikle uğraşıp birde okudun demek. Aferin sana’ dedi. Güldüm ‘ilk defa sizin ağzınızdan hakkımda iyi bir şey duyuyorum. Şaşkın ve mutlu oldum’ dedim. Bana bakarak gülümsedi. Çok az gülümsediğini görebiliyordum. Kasvetli ruh hali hep üzerinde oluyordu. ‘Nasıl biri olduğunu yeni öğreniyorum’ dedi. Beni daha yeni tanımaya başladığını kabul etmişti. ‘Kimden duydun?’ dedim. ‘Davut söylemişti. Geçen sefer tarlayı kontrol etmeye gittiğimizde nerden biliyor diye sormuştum. O da okulunu okuduğundan Ziraat mühendisi olduğundan ve çiftçilere yardım ettiğinden bahsetti’ dedi. Kafamı salladım. Yürümeye devam ettik. Bir kaç kişi bizi görüp Mirbey’e ‘ağam’ diyerek selam verdiler. Oda selam verdi. Yolda gezmeye devam ederken ‘İbrahim bahsetti. Kızının adını Dicle koymuşlar’ dedi. ‘Ya Evet’ diyerek kafamı eğdim. ‘Bu beni çok mutlu etti’ dedim. ‘İbrahim ile Emine arasında da baya yaş farkı var’ diyerek yorum yaptı. ‘Ama birbirilerini çok seviyorlar’ dedim. İkisi de birbirine değer verip seviyorlardı. ‘Sende böyle mi olsun diye umut ettin?’ diyerek sordu. Evlenirken umut etmemiştim. ‘Evlenirken sadece kardeşim Baranın ve Babamın başına kötü bir şey gelmesini önledim. Umut etmeye gücüm yoktu’ dedim. Mirbey bana bakarken ilk defa beni görüyormuş gibiydi. ‘İsteyerek evlenmedin o zaman’ dedi. Bunu vurguluyordu. Yeni farkına varmış gibiydi. ‘İstemem için sevmem gerekmez miydi?’ diye sordum. Cevap vermedi. İkimizde sessiz kaldık. Ben o zamanı hala hatırlıyordum. Annemin yaptıklarını unutmam mümkün değildi. Beni zorla evlendirmişti. Sırf Atabey olmam içindi. Şimdi ise kendime bakıyordum. Hiç bir şeyi olmayan biriydim. Çiftlikte kalabilmek için bile yalan söylemeye mecbur biriydim. Bunu nasıl aşacaktım. Bilmiyordum. Gülistan karnımın önümüzdeki ayda çıkması gerektiğini söyleyerek bana bir hamile göbeği dikiyordu. Yakında onu giymek zorunda kalacaktım. Ya da her şeyi itiraf edip bu yükten kurtulacaktım. Akşamın ilerleyen saatlerinde odama çekildim. Beyaz geceliğimi giyip yatağa uzandım. Hemen uyku tutmayınca kitabıma elime uzattım. Dün elimdeki kitabı bitirmiştim. Bunu unutmuştum. Kitapların hepsi Mirbey’in odasındaydı. Gidip alsam mı diye düşündüm. Akşam üzeri dışarı çıkmıştı. Daha geldiğini duymamıştım. Bende kalkıp odasına gittim. Odasını değiştirmişti. Bu odanın artık kendinse ait olduğu belliydi. Siyah renk odanın her yerine hakimdi. Baskın karakterinl vurguluyordu. Odasının içinden küçük bir çalışma odasına yer açılıyordu. Oraya doğru yürüdüm. Ne okuyacağım diye düşünüyordum. Kitapların üzerinde parmaklarımı gezdirip seçmeye çalıştım. Bir kitabın üzerinde elim durdu. Onu almak işin uzandım. Elime aldığım sırada arkamdan bir ses duydum. ‘Burada ne işin var?’ dedi. Olduğum yerde sıçradım. Arkama dönüp baktım. Mirbey, beni baştan aşağı süzdü. Göğüslerimin açıkta kalan kısmın elimdeki kitabı göğsüme bastırarak kapatmaya çalıştım. ‘Okuduğum kitabımı bitirdim. Buradan kitap almaya geldim. Hasan Bey buradan kitap almama izin verirdi’ dedim. ‘Burası artık benim odam ve sen benden izin istemedin’ dedi. Kafasını eğerek gözlerimin içine baktı. ‘Haklısın. Özür dilerim’ dedim. Sonuçta artık onun odasıydı. Öncesinde izin almam gerekirdi. Gitmek için haraketlendiğimde ‘Dur bakalım. Öyle kolayca gidemezsin. Seni daha affetmedim’ dedi. Bu adam benden ne istiyordu? Benden ne istediğini bilmiyordum. Bende ona sordum. ‘Pekala. Ne yapmamı istiyorsun?’ dedim. Buradan bir an önce çıksam iyi olur. Baskın karakterinl kendi odasında daha çok hissedebiliyordum. Bu his biraz bunaltıcı olabiliyordu.. Bana gülümsedi. Ama bu gülümseme daha çok ‘işte şimdi elime düştün’ der gibiydi. ‘Söyleyeceğimi yapacaksın’ dedi. Taviz vermez sesi çok netti. Böyle konuştuğunda ona karşı gelemeyeceğimi hissediyordum. ‘Tamam’ dedim. Ne yapmamı istediğini merak ediyordum. ‘Madem kendini affetmek istiyorsun. Bu benim istediğim şekilde olmalı değil mi?’ diye sordu. Kendini onaylatıyordu. ‘Ne olduğunu öğrenmek istiyorum’ dedim. Benden isteyeceği şey hoşuma gitmezse vazgeçme seçeneğim varmıydı bilmiyordum. Mirbey’in bana asla zarar vermeyeceğinden emindim. ‘Dizlerinin üzerine oturup o şekilde özür dile’ dedi. ‘Anlamadım. Neden?’ diye sordum. ‘Çünkü bu benim dilimde bir özür olur’ dedi. ‘Beni aşağılamak mı amacın?’ diye sordum. ‘Hayır, tabi ki hayır. Bunu şu şekilde düşünmeni istiyorum. Kadınlara özür dilenirken çiçek ve hediye verilir. Yada evlenme teklifi edildiğinde diz çökülür. Yani bu bir dildir. Herkesin kendi dili var’ dedi. ‘Bu da benim dilim ve ben bu şekilde istiyorum’ dedi. Kaşlarımı çattım. Dediğini biraz düşündüm. Mirbey ‘Diz çök’ dedi. Baskın sesi oda da yankılandı. Neden bilmiyorum ama bunu yapmak istedim. Yavaşça dizlerimin üzerine çöktüm. Ayaklarımın üzerine oturdum. Mirbey’e baktım. ‘Bakışların yerde olsun’ dedi. Bakışlarımı yere indirdim. ‘Şimdi söyleyebilirsin’ dedi. ‘Özür dilerim’ dedim. Elini çeneme koydu. Kafamı kaldırıp gözlerine baktım. Gözleri alev alev yanıyordu. Çenemi bırakmadan ‘Şimdi kalkabilirsin’ dedi. Yavaşça ayağa kalktım. Uzun boyuna rağmen hala gözlerimiz birbirine kitliydi. Bakışları tüylerimi ürpertiyordu. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Aramızdaki bu sessizlik büyük bir gürültü gibi asılı kalmıştı. Az önce noldu bilmiyordum. Ama kendimden başka biri gibi onu mutlu etmek istemiştim. Uysal biri gibi davranmak istemiştim. Yeşil gözlerine baktıkça birbirimize yakınlaşıyorduk. Mirbey elini yanmış gibi çenemden çekti. Bir adım geriye doğru gidip aramıza mesafe koydu. Aramızdaki o büyülü an aniden bozulmuştu. Sesini düzeltip ‘Bu kitabı mı seçtin?’ dedi. Elimdeki kitaba baktım. Sesime güvenmiyordum. Kafamı salladım. ‘Sana başka bir kitap vereceğim onu oku’ dedi. Arkasını dönüp yatağının olduğu odasına gitti. Arkasından takip ettim. Yatağının karşısında duvarda kenarları siyah çerçeveli oval bir ayna vardı. Altında da gri renkli bir dolap vardı. Dolabın ikinci çekmecesini çekti ve eline kırmızı kapaklı bir kitap aldı. Sonra bana doğru yürüdü ve elimdeki kitabı uzattı. Benim elimdeki kitabı aldı ve kendi elindeki kırmızı kapaklı kitabı verdi. Kitabın üzerinde büyük siyah harflerle ‘DOMİNANT’ yazıyordu. Mirbey’in gözlerine baktım. ‘Belki biraz daha beni anlayabilirsin’ dedi. ‘Bu kitap yeni’ dedim. Daha hiç açılmamış kitabın kapağına baktım. ‘Bu kitabı senin için almıştım. Şimdi veriyorum. Bu kitap sana ait’ dedi. ‘Bana mı?’ diye sordum. Bana bir şey alabileceğini hiç düşünmemiştim. Kafasını salladı. ‘Teşekkür ederim’ dedim. ‘Okuduktan sonra yorumunu dinlemek isterim’ dedi. ‘Evet, tabi ki’ dedim. Kitabın içeriğini merak etmiştim. Hemen odama gidip okumak istiyordum. ‘Gidebilirsin’ dediğinde arkamı döndüm ve odasından çıktım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE