Doğum

1153 Kelimeler
DİCLE Mirbey’in çiftliğe gelişin üzerinden bir hafta geçmişti. Bana, ilk geldiğinde söyledikleri sözleri artık söylemiyordu. Benden uzak duruyordu. Benimle konuşmaktan kaçınıyordu. Açıkçası bu işime gelmişti. Ne zaman kendi işine, İstanbul’a döneceğini merak ediyordum. Belki gider ve buraları unuturdu. O zaman bende rahatça burada yaşardım. Daha öncede gitmişti ve dört yıl boyunca bir kez bile gelmemişti. Şimdi neden ısrarla burada kaldığını bilmiyordum. Söylediğim yalan ortaya çıkacak diye ödüm patlıyordu. Ona açıklamak istiyordum. Ama bu seferde yalan söylediğim için beni buradan kovar siye korkuyordum. Bu şekilde günlerim geçiyordu. Mirbey, çiftlikle ilgilenmeye başlamıştı. Ama hala tüm sorumluluklar benim üzerimeydi. Her şeyle ben ilgilenmeye devam ediyordum. Bu sırada Mirbey beni izliyordu. Çiftlikte her şey normal şekilde devam ediyordu. Bugün sabah güzel atım Geceyi tımar etmiştim. Seyisle görüşmüştüm. Artık yaşlı olduğu için yerine yeni birinin alınmasını rica etmişti. Mirbey de konuşurken yanımızdaydı. Mirbey’e geldiğinden beri herkes ‘ağam’ diyordu. O da bu verilen ad için çalışıyordu. Seyis, Mirbey ile de konuştuktan sonra yeni birisinin alınması için Davuta söyledik. O bununla ilgilenecekti. Akşam yemeğinden sonra odama çekilmiştim. Genelde kitap okurdum. Kitaplar Hasan Bey’in odasında ki kütüphanede dururdu. Kitap okuduktan sonra yatağımda uyudum. Gece dörtte bir anda çiftliğin kapısı büyük bir gürültüyle çalınmaya başladı. Uykumdan korkarak kalktım. Üzerime sabahlığımı alamadan çıktım. Mirbey de sese uyanmış olmalıydı. O da hemen odasından çıkmıştı. Beni gördüğünde gözleriyle inceledi. Siyah saçlarım belime kadar dökülüyordu. İnce düz beyaz geceliğim içimi gösteriyordu. Yakamı düzelttim. ‘Neler oluyor Davut?’ diyerek aşağıya bağırdım. ‘Hemen bakıyorum Hanımım’ diye yukarıya doğru seslendi. Aşağıya inmek için merdivene yöneldiğim sırada Mirbey ‘Burada kal sen ben bakarım. Üzerine bir şey giyinmeden gelme’ dedi. Ses tonu taviz vermezdi. O merdiven aşağıya doğru inerken odama girdim. Üzerime hemen bir şeyler geçirdim. Aşağıya indiğimde Gülistan da gelmişti. Emine’nin kocası kapıdaydı. ‘Hanımağam’ dedi beni gördüğünde ‘karımın doğumu başladı. Hastaneye yetişemez. Çok sancısı var’ dedi. ‘Hemen gidelim’ dedim. ‘Acele et Davut arabayı getir’ dedim. Hemen dışarıya çıktım. Arabaya bindik. Kısa sürede eve vardık. İçeriye girdiğimde içerde sadece yaşlı ebe vardı. Mirbey, Davut ve Emine’nin kocası dışarıda kalmıştı. Yanımda Gülistanı da getirmiştim Emine’nin doğumu başlamıştı. Ebenin yanına gittim. Yaşlı kadına yardım etmeye başladım. Gülistan yanıma gelip ‘Hanımım siz bunu keşke görmeseydiniz’ dedi. ‘Bir şey olmaz Gülistan sonuçta gerçekten hamile değilim’ dedim. ‘Ama evli de değilsin. Korkma sakın’ dedi. Fısıldayarak konuşuyorduk. ‘Gülistan bundan korkacak değilim. Daha önce de hayvanların doğumunda bulundum’ dedim. ‘Tamam hanımım’ dedi. Emine burda sancı çekerken Gülistan saçmalıyordu. Bu kadının olur olmadık yerlerde söylediği sözler beni bitiyordu. Emine’ye dönüp onunla konuşmaya başladım. Emine sancı vurdukça kıvranıyordu. Acıyla bağırıyordu. Alttan bebeğe baktım. Kafası gözüküyordu. Bu şekilde hastaneye gitmek tehlikeli olabilirdi. Bebek kanala girmişti. Nefes alması zorlaşmıştı. Daha önce doğum görmemiştim. Çiftlikteki hayvanlar dışında tabi ki ama ablamlar doğum yaparken yanlarında olmuştum. Her şeyi o zaman araştırmıştım. Emine’nin başına gidip saçlarını okşadım. ‘Derin nefes al’ dedim. ‘Korkuyorum’ dedi. ‘Emine canım benim daha öncede bunu yaptın. Yapabilirsin’ diyerek destek veriyordum. ‘Hadi nefes al’ dedim. Birlikte derin nefes aldık. ‘Sancı geldiğinde ıkın’ dedim. Emine ıkınmaya başladı. Kafasındaki boncuk boncuk terleri sildim. Bir kaç defa daha ıkındı. Emine yorulmuştu. ‘Kendini sakın bırakma’ dedim. Çok fazla kan vardı. Bende korkuyordum ama ona destek vermeye devam ettim. Emine ‘Bayılacağım galiba’ dediğinde ebe kadın ‘Dayan kızım az kaldı. Bebeğine kavuşacaksın’ dedi. Emine bebeğine kavuşmak için tekrar ıkınmaya başladı. Ona güç vermek için elinden tutuyordum. Acısının ne kadar çok olduğunu sadece tahmin edebilirdim. Emine bağırdıkça dışarıda ki kocası paniğe kapılmıştı. Ambulansı aramıştık ama onlar gelene kadar zaten bebek doğacak gibiydi. Ebe ‘Geliyor. Az kaldı’ dedi. Ebenin yanına gittim. Gülistan bu sırada ebeye yardım ediyordu. Burada olduğu için şanslıydık. Yaşlı ebe yıllarca hastanede çalışmıştı. Daha önce kim bilir kaç defa doğum yaptırmıştı. Emine’nin yanında ona destek vermeye devam ettim. Bebeğin kafası çıktığında saatler geçmiş gibiydi. Sonra bedeni çıktı. Ebe poposuna vurdu. Bebek ağladığında hepimiz gülümsedik. Bebeğin eşi de geldiğinde göbek bağını ebe tuttu ve bende kestim. Bebeği kucağıma aldım. Temiz havluyla biraz temizledim. O kadar güzeldi ki, bir melek dünyaya gelmişti. Annesinin yanına götürdüm. Emine gözü yaşlıydı. Bebeğini yanağına koydum. Kucağına verdim. Daha sonra Gülistanın kocası da yanına geldi. Bende evden çıktım. Onları o güzel anında bıraktım. Dışarı çıktığımda güneş doğmak üzeriydi. Gün ışığı hafifçe yolları aydınlatıyordu. Mirbey sol tarafta arabanın yanında duruyordu. Onu es geçerek yürümeye başladım. Hiç bir zaman böyle bir hayatım olmayacak diye düşünüyordum. Emine ve eşini gördükten sonra kalbime bir yük oturmuştu. Yaşadıklarım ağır geliyordu. Annemin yüzünden evlenmek zorunda kalmıştım. Neyse ki evlendiğim Hasan Bey iyi bir insan çıkmıştı. Daha sonra da vefat etmişti. Çiftliği Mirbey’e bıraktığı için şimdi zor durumdaydım. Hiç bir zaman sevilmemiştim. Sevmek aşık olmak hep istemiştim. Her zaman beni olduğum gibi sevebilecek birini istemiştim. Ele avuca sığmaz olduğum için merak etmiştim. Kim beni sevebilir diye. Ama yalanlarımla her şey çıkmaz sokağa girmişti. Kimseyle birlikte olamazdım. Böyle çocuk doğurmam da mümkün değildi. Hamileyim yalanını söylerken ne düşündüğümü bilmiyordum. En iyisi Mirbey’e her şeyi itiraf etmekti. Ama itiraf edersem beni bir daha çiftliğin yanına bile yaklaştırmazdı. Yolun ortasında yürürken biri kolumdan tutup çekti. ‘Dicle iyi misin?’ diye sordu. Yüzünde endişe vardı. Düşüncelerimden sıyrılıp kendime geldim. ‘İyiyim’ dedim. Gözüme doğru gelen saçımı kulağımın arkasına soktum. ‘Çok tatlı bir kızımız oldu’ dedim. Gülümsedim. ‘Eminim öyledir’ dedi. O da bana gülümsedi. ‘Melek gibiydi. Kucağımda tuttuğumda çok heyecanlandım’ dedim. İlk defa Mirbey’e kendimi açıyordum. İlk defa kavga etmeden konuşuyorduk. ‘Dicle, sende hamilesin. Böyle bir şey görmek senin için zor olmuş olmalı’ dedi. Yüzünde endişe vardı. Kaşlarını çatmıştı. ‘Ben..’ dedim her şeyi itiraf edip kurtulmak istiyordum. Bu yalan bitsin istiyordum. ‘Ben..’ dedim tekrar gözümden yaşlar akıyordu. Geceyi bir daha göremeyeceğimi biliyordum. Gülistan, çiftlik, köydeki insanları bir daha görememe izin vermeyecekti. İtiraf ettiğimde beni buradan kovacaktı. Mirbey elini uzatıp yanağıma koydu. Sonra göz yaşlarımı parmaklarıyla sildi. Yaptığıyla tüylerim diken diken olmuştu. Rüzgar estiğinde onun kokusunu duydum. Erkeksi kokusunu içime çektim. Gözlerimi kapattım. Gözlerimi açtığımda Mirbey çok yakınımda duruyordu. Nefesini dudaklarımda hissettim. Heyecanla kalbim atmaya başladı. İlk defa bir erkeğe bu kadar yakın duruyordum. Yeşil gözlerine baktım. Ateş gibi yanıyordu. Çok güzeldi. Bir erkeğin güzel olamayacağı kadar güzeldi. Bunca zamana kadar onun bu kadar yakışıklı olduğunu fark etmemiştim. Aramızda sanki söylenmemiş çok özel bir şey geçmiş gibi hissettim. Tüm bedenimi elektrik çarpmış gibi hissettim. Gözlerimiz uzun süre birbirinde takılı kaldı. Bunu onunda hissettiğinden emindim. Sonra yoldan gelen bir arabanının ışıkları bizi aydınlattı. Mirbey hemen beni kendiyle birlikte kenara çekti. Göğsüne çarptım. Sert göğsüne çarptığımda tüm sıcaklığını hissettim. Hala çok yakındık. Gözlerine baktım. İkimizde bu yakınlıktan yanmış gibi ani şekilde birbirimizden uzaklaştık. Mirbey sesini öksürerek düzelttikten sonra bana döndün. ‘Gidelim’ dedi. Birlikte yürümeye başladık. Artık her şey garip geliyordu. Onunla yürümek bile üzerimde gerginlik yaratıyordu. Emine’nin evine vardığımızda ambulans kapıdaydı. Az önce yanımızdan geçen araba ambulanstı. Emineyi ve bebeğini alıp hastaneye götürdüler. Burada işimiz bitmişti. Davut bizi eve götürdü. Yol boyu sessizdik. Odama girdiğimde duş aldım. Daha sonra uzun bir uyku için yatağıma adım attım. Ama düşüncelerim rüyalarıma musallat olmuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE