Yaman’ın Gelişi

1359 Kelimeler
YAMAN KESKİN İki yıldır görevim gereği İstanbul’dan uzaktaydım. Yürüttüğümüz geniş çaplı soruşturma nedeniyle Mersin’den dönmem, düşündüğümden çok daha uzun sürdü. Peşine düştüğümüz yapı, tek bir suçla sınırlı olmayan, çok yönlü bir örgüttü: uyuşturucu, kadın ticareti, silah kaçakçılığı,kumar… Hangi kapıyı aralasak, daha derin ve karanlık bir sır çıkıyordu. Benim de dahil olduğum beş savcı ve emniyetin birçok birimi, bu örgütün ülkenin dört bir yanında kurmaya çalıştığı ağı çökertmek için adeta seferber olmuştuk. Yakaladıklarımızın çoğu sadece maşaydı; bize oyalanalım diye uzatılmış küçük balıklar… Biz de oltaya gelmiş gibi yaparak onların attığı yemle hareket ettik. Karşımızdaki yapılanmanın arkasında sandığımızdan çok daha güçlü isimler olduğunu biliyorduk. Her taşın altından aynı gölge çıkıyordu ama elimizde kesin delil yoktu. Beklemek… asıl beni çıldırtan buydu. Emniyet güçleriyle ortak yürüttüğümüz operasyonlarda yakaladığımız isimler arasında elbette ses getiren büyük oyuncular da vardı. Ama gerçek hedef hâlâ karanlığın içinde bir yerlerdeydi. Peşimde olduğum suç makinesi aslında İhsan Kuzgun’du! Hem soyadı hem lakabı olan Kuzgun olan döl israfı İhsan babasının rahatsızlığından dolayı şirketin başına yeni geçmişti. Kendisini bilenler nasıl bir adi sapık olduğunu, küçük yaştaki kızlara karşı zaafının olduğunu bilirdi. Kaç kız kurtarmıştık elinden. Ama Bu çakal sürüsünün arkasında öyle bir isim vardı ki, ne yaparsa yapsın tereyağından kıl çeker gibi aklanmayı başarıyordu. Başlarda Dile getirmek istemesem de şu an emindim;bunların arkasında devletin önemli birimlerine yerleşmiş hain biri vardı! Ama artık sona geliyordu. Çökerttiğimiz diğer büyük başların çeteleri gibi bunun da ipini çekecektik. Bir hafta sonra Hatay’dan kalkacak gemilerde onların şirket isimlerinin mühürüyle taşınacak malların içindeki kaçak silahları ve beyaz tozları yakaladığımızda, sonun başına geldiklerini göreceklerdi. İçlerine soktuğumuz adamlardan aldığımız istihbarat sonucunda,zor da olsa, harekete geçmiştik. Yurt dışına açılıp kendi adlarıyla anılmak isteyen İhsan Kuzgun kibrinin kurbanı olacaktı! Sırf adı duyulsun diye büyük cesaretle kendi imzasıyla sonunu hazırlamış olacaktı. Telefonumun sesi,daldığım yerden beni çekip aldı. Ekrana bile bakmadan açmıştım. “Yaman.” Ses tanıdıktı ama yine de bir an tereddüt edip ekrana gözüm kaydı. Güven. Asker arkadaşım… Benim için göğsünü siper eden adam. Can borcum olan kişi! Askerliğimi Hakkâri’de, hudut karakolunda yaptığım o kış… Karakola baskın yediğimiz geceyi hâlâ en ufak ayrıntısına kadar hatırlıyorum. Nöbet kulübesinde soğuk iliklerime kadar işlemişti. Gözlerim yorgunluktan kapanmaya yaklaşırken önce kulaklarımı yırtan tiz sesi duydum—bir ıslık gibi gelen, saniyeler sonra patlamaya dönüşen o ses… Ne olduğunu anlayamadan bedenimde bir ağırlık hissettim. Güven! Hiç düşünmeden kendini üzerime atması… Saniyeler içinde her şeyin altüst olması… Kurşunların kulübeyi delip geçtiği o an, nefesimizi bile duyamayacak kadar şiddetli patlama sesi… O olmasaydı, bugün telefona cevap verecek biri olmazdım. O günden beri bağımız asla kopmamıştı. Devamlı görüşür,konuşurduk. Bir süredir çalışmak için yurt dışında olduğundan fazla konuşamamıştık. Aramasıyla son zamanlarda yaşadığım stresli dönemin üzerimde yarattığı etkiyi bir anlığına da olsa alıp götürmüştü. İsminin hakkını veren Güven’e cevap verdim. “Kardeşim. Uzun zaman oldu. Nasılsın?” Sıkıntıyla nefesini verdiği an,ters giden bir şeyler olduğunu anladım. Oturduğum yerde dikleşip kaşlarımı çatarak merakla vereceği cevabı bekledim. “Yaman. Hiç iyi değilim” “Hayırdır “ “Hayır değil kardeşim. Yeğenim Kardelen… Nasıl anlatsam bilmiyorum. Bunun uğursuz it amcası vardı ya; işte onun yüzünden kızın hayatı kaymış” “Ne olmuş Güven anlat bir çâresi bulunur elbet” Anlatacağı şeylerin aklımın ucundan geçmeyecek kadar kötü olacağını bilemezdim. “Amcası boğazına kadar kumar borcuna batmış. Alacaklılar kapıya dayanmış,evini yıkmışlar bunu dövmüşler. O sırada Kardelen’de amcasına yemek mi ne götürmüş o da evdeymiş. Büyük patronlarının da aralarında bulunduğu mafyatik tipleri görünce kız korkudan bir köşeye sinmiş. Adam Kardelen’in karşılığında borcu kapatmayı teklif edince…” ağırca yutkundum. Öfkeden kararan Gözlerim uzak bir noktaya doğru kayarken elimi yumruk yaparak devamını dinlemek için güç topladım. “Bu şerefsiz kansız da kabul etmiş. Ailesi önce Kardelen kaçırıldı sanmış. Bu da onlara bişey demeyince… yüzsüz bir de ailesiyle beraber kızı aramış günlerce….” Kızı vermiş,doğru anladım değil mi? “Öz amcası borcu karşılığında yeğenini…” satmış diyemedim. Dilim varmadı. “Evet! “ “Peki kim bunlar? İsim var mı?” “Var. Adam sağda solda Kardelen’i aradıklarını duyunca ailesine ulaşıp rahatlıkla kızınız bende gelin alın demiş. Belki duymuşsundur. İhsan Kuzgun!” Duyduğum isimle öfkem kanıma karışıp, vücuduma pompalanmaya başladı. Sapık şerefsiz! Elime geçireyim bi… “Peki Kardelen nerede şu an?” Sesi gittikçe düşüyordu. Üzüntüsü sesine yansımış kalbimi yakıyordu. “Hastanede… Komalık olmuş. Yeni olan bişey değilmiş Yaman! O sapık yaratık ablamları nasıl tehtid ettiyse, kimseye bişey diyememişler. En sonunda savaşmaktan tükenen ablam ağlaya ağlaya anlattı durumu. Bende seni aradım.” “Bunca zaman bişey yapmadan sessizce beklemişler mi? “ “Zorunda kalmışlar. Aslında adam Kardelen’i tehtit yoluyla defalarca kez sıkıştırmış. Takıntı haline getirmiş. Ailesine teslim ettikten sonra da görüşmek için zorlamış. Kız kimseye zarar gelmesin diye söyleyememiş.Ama davaya gönüllü avukatları sağlam çıkmış. Kardelen bunları tek tek anlatınca, kadın direnmiş. Geri planda durmak zorunda kalmışlar. Sonrasında ne olduysa, avukat son davanın olduğu gün aniden davadan çekilmiş. Bunu fırsat bilen kansız köpek kızı ne yaptıysa komalık etmiş. Orası tamamen sır!” Gözlerimi sıkıca kapatıp,derin bir nefes aldım. Olanlar ortadaydı. Avukata sağlam para yedirdiler,kadın davadan çekildi. Bu kadar basit! “Kadına para yedirmişlerdir. Paranın satın alamayacağı şey yoktur Güven! Merak etme haftaya onları bir daha çıkamamak üzere deliğe tıkacağım! “ “Avukatları parayla susacak biri gibi gelmedi bana. En azından ablamın anlattıklarından yola çıkarak konuşuyorum. İşin içinde başka şeyler olabilir Yaman. Dikkatli ol. Yardımın için sağol” “Merak etme kardeşim yaptıklarının bedelini ödeyecekler” Haftaya ipini çekeceğime o kadar emindim ki… Güven biraz da olsa rahat nefes alarak kapatmıştı telefonu. Bu dava artık boynumun borcuydu. Hem işlediği yasa dışı suçlar için, hem de küçük bir kız çocuğuna yaptıkları için… Bekle beni İhsan Kuzgun kabusun olmaya geliyorum! *** Bir hafta sonra Sonunda o gün gelmişti. Bugün gemilerdeki mallara el koyarken İstanbuldaki emniyet güçlerinden arkadaşlarımız eş zamanlı operasyonla Kuzgunu evinden alacaktı! Elimizde tüm kanıtlarla rahatlıkla karşısına çıkacaktık! Mersin’deki görevim bugün itibariyle son bulmuş, haftaya İstanbul’daki görevime başlamak için operasyondan sonra yola çıkacaktım. Limanda görümeyecek şekilde konteynırların gerisinde dumuş, Kuzgun’un mallarının gelmesini bekliyordu . Benimle birlikte polis ekibi de görünmeyecek şekilde yerlerini almış, enselerine çökmek için nefes aldırmadan yakalamaya an kolluyorlardı. Mallar iletilen saatte gelmeyince gerilmeye başlamıştım. Sabırlı olmalıydım. Öfkeme yenilmemem gerektiğini bir kere daha kendime hatırlatarak beklemeye başladım. Zaman geçmiyordu sanki. Bir terslik vardı ve ben bunu hissediyordum! Gelen telefonu hızla yanıtladım. İçerideki adamımız Salih’ti arayan. “Sayın savcım” “Neler oluyor Salih?” “Savcım operasyon iptal! Anlamışlar. Malları geri çektiler. “ “Nasıl anlamışlar Salih!” “Bilmiyorum savcım . Ama bi avukat kadından bahsediyorlardı. O kadından sonra baya dikkatli davranmamız gerek falan dediklerini duymuştum. “ duyduğum sözlerle elimdeki telefonu sıkarak yere fırlattım. Benimle birlikte haberi öğrenen ekip de sinirle soluyarak yanıma geldi. Bu avukat kimmiş gidip öğrenmenin zamanı geldi! Belli ki altından tahminimden fazla şey çıkacak! *** Sonunda İstanbul’a gelmiştim. Annem ile babam, hâlâ sebebini anlayamadığımız bir tartışmanın ardından evleri ayırmaya karar vermişti. İlk başta kız kardeşim İpek’le konuşurken annemin şaka yaptığını sanmıştık; ta ki taşındıktan sonra görüntülü arayıp yeni evini gösterene kadar. O zaman her şeyin gerçek olduğunu anlamıştım. Gözlerimi kapatıp başımı iki yana sallayarak yaptıklarının çocukça olduğunu anlatmaya çalışsam da beni hiç umursamadan yanındaki arkadaşlarıyla tanıştırmaya devam etti. Yıllardır çocukluğunun geçtiği mahalleyi ve arkadaşlarını anlatır dururdu. Babam öğretmen olduğu için bir şehirde uzun süre kalamıyorduk. Eskiden teknoloji bu kadar gelişmiş değildi; haliyle yalnızca ara sıra telefonda görüşebiliyorlardı. Ama buna rağmen annemle arkadaşlarının bağı hiç kopmamıştı. Bu kadar yıl sonra bile aralarındaki o kuvvetli bağ, gizliden gizliye beni hep hayran bırakmıştır. Görüntülü konuşmayı keşfettiklerinden beridir iş iyice çığırından çıkmıştı. Şimdi ise mahallesine ve arkadaşlarına kavuşmanın sevincini yaşıyordu. Gelin çıktığı baba evinde oturmak isterdi ama ne yazık ki o ev artık oturulacak halde değildi. Dedemle anneannem vefat ettikten sonra ilgilenen olmayınca ev içten içe çürümüştü; annemin bunu tek başına toparlaması mümkün değildi. Zaten en sevdiği kankasıyla altlı üstlü oturmak onun için hayallerinin bile ötesinde bir mutluluktu. Benim İstanbul’da bir evim vardı zaten. Zamanında Babam ve annem ailelerinden kalan miraslarla kardeşim ve bana birer ev almışlardı. Anneme geleceğim tarihi söylememiştim. Önceliğim şu avukatı araştırmak olacağı için odaklanmam gerekiyordu. Bu süreçte sakinliğe ihtiyacım vardı. Evimin salonunda geniş kanepemde oturmuş, Kardelen’in davasına ait tüm dosyaları incelerken telefonum çaldı. “Söyle Salih” “Sayın savcım avukatın bilgilerine ulaştım” “Gönder bekliyorum. Ayrıca söylediğim gibi bir görüşme ayarla! Kim olduğumu açık etmeden!” “Anlaşıldı savcım” Avukat hanımla tanışma zamanı geldi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE