Araba limana doğru ilerlerken şehrin ışıkları arkamızda kalıyordu. Yol uzadıkça etraf karardı, binaların yerini depolar, vinçler ve konteyner yığınları aldı. Deniz kokusu camdan içeri sızıyordu; tuzlu, keskin ve ağır. Liman geceleri başka bir dünyaya dönüşür. Gündüzleri işçilerin bağırışları, motorların gürültüsü vardır. Ama gece… gece liman sessiz bir savaş alanına benzer. Direksiyon başındaki adam hızını sabit tutuyordu ama ben onun da gergin olduğunu anlayabiliyordum. Bu gece sıradan bir operasyon değildi. Bu gece biri bana meydan okuyordu. Arka koltuğa yaslandım. Parmaklarımı çeneme götürüp düşüncelere daldım. Baran’ın yüzü gözümün önüne geliyordu. O fabrikadaki sakinliği, o alaycı bakışı… Adam korkmuyordu. Korkmayan adam tehlikelidir. Ama en tehlikelisi, korkmayan ve plan yapan adam

