Önce kızarmaya başladı. Dişlerini gıcırdattığını duydum. Burnunu çekip gözlerini bana dikti. Her ne kadar ondan korkmamam gerektiğini bilsem de, bakışlarındaki ateş, çekinmeme neden olmuştu. "Affettirme çabaları ha?" Yanağımın içini ısırdım. Yüzüme bakarken gözleri yumuşar gibi oldu. Sonra çiçeklere bakıp tekrar eski haline geldi. Bir şey söylemedim. Sadece başımı salladım. Sanki cevap versem, hesap veriyormuş gibi hissedecektim. "Ne güzel." Sertçe boynunu kaşıdı. Dizini sektirmeye başlamıştı. Biraz sessizlik oldu. Ama içinin kaynadığı belliydi. Kıskançlık, bana her zaman komik gelmişti. Zaten daha önce, çok kıskanıldığım da söylenemezdi. O yüzden gülmemek için kendimi sıktım. Yiğit'in enerjisi, ne kadar gençti? Kaç yaşında insanlar, liseliler gibi birbirimizi mi kıskanacaktık? Bu beni

