Bazı kararlar insanların, hayatındaki en büyük yol ayrımıdır. Verdiğiniz tek bir karar kendi hayatınızın, kendi teninizin tüm yörüngesini değiştirir bir anda. Melek, kendi hayatının adamın yörüngesi etrafında döndüğünü, onun geçmişinin kendi kaburgasında şekilleneceğini ilk o an anlamıştı. Derisi adamın göz bebeklerinden ısınmıştı. Saniyeler içinde verdiği kararların, yürüdüğü yolların, tuttuğu ellerin ne kadar yabancı olduğunu düşünmüştü. Öyle ya, buradan bir dönüş var mıydı bilemiyordu. Pamir birkaç saniye Melek'e baktı. Hem söyleyecek çok şeyi vardı hem de içinde tek bir kelimelik yer kalmamıştı. Bu sefer hâlâ onlara bakan Onur'a çevirdi yönünü. Saniyeler içinde adamı boğazından tutup hemen arkasındaki duvara çiviledi.
"Bu seni zerre ilgilendirmez." Fısıltısı öyle can yakıcı, öyle öfkeliydi ki Melek ilk kez adamın öfkesinin keskinliğinden korktu. Olduğu yerden hareket etmek ister gibi sallandı ancak kıpırdayamadı. Pamir'in gözü dönmüş, öfkenin gazabıyla yıkanmış hâli kızı olduğu yere mıhlamıştı.
"Anlatsana, korktun mu kaçacak diye? Nasıl pislik bir adam olduğunu anlat kıza. " Onur adamın ellerini tutmaya onu kendinden uzaklaştırmaya gerek bile duymamıştı. Eski arkadaşını öyle iyi tanıyordu ki öfkesinin bir dağ gibi üzerine devrileceğinin farkındaydı.
"Bıraktım. " Diye fısıldadı. Aslında bunu Onur için söylemiyordu. Melek duysun, sessizliği cehennem gibi adamı sarmasın istiyordu. "Tedavi oldum. Sen bunu gayet iyi biliyorsun." Onur ince bir tebessümle baktı eski arkadaşına. Yalan değildi, adamın yanında olmaya çok çalışmış, çok çaba göstermişti. Ancak Pamir öyle kuru bir iklime kıyı olmuştu ki beraber büyüdüğü adam değildi artık karşısında.
"Doğru mu söylüyor?" Diye Melek'in incecik sesi duyuldu arkalarından. Pamir ilk kez kızın yüzüne bakmaktan korkarak kaldırdı bakışlarını. Kıza yalan söyleyecek değildi, adam kendi hayatını öyle büyük bir düğüm haline getirmişti ki nefes alacak bir boşluk bırakmamıştı gölgesinde.
"Doğru ama eksik." Dedi Pamir. Onur adamın kıskacından kurtulup Melek ile aralarındaki boşluğu azalttı. Belli ki kız olduğu yerden hareket edemeyecekti.
"Melek bak sen iyi bir kızsın. Pamir de iyi bir adamdı. Ama değişti, anlıyor musun? Birinin sevgisiyle, merhametiyle düzelecek bir şey değil bu. Kolay bir hayatı oldu demiyorum ama seçim şansı ..." Cümlesini tamamlamaya fırsat bulamadan çenesinin sağ tarafından gelen bir yumruk adamı olduğu yerden uzağa savurdu.
"Kes artık. Haddin olmayan şeyler anlatıp durma." Adamın öfkeli sesi yüksek ve yıkıcıydı. Eli tekrar Onur'a inmek için kalktığında Melek bir dağ gibi önünde durdu.
"Allah aşkına dur artık. Kendine gel." Pamir'in kızın gözlerine bakarken omurgası titredi. İnce bir sızı adamı gövdesinden yakaladı. Melek'in serin bir meltem gibi ikisinin arasında duran eline baktı. Genç kız titriyordu. Utançtan değil, korkudan, sarsılan güveninden, adama olan inancının kırılmasından titriyordu.
"Melek yemin ederim bıraktım. Tedavi oldum. " Pamir bir elini genç kıza doğru uzattı ama tutmadı. İstemediğinden değildi elbet ancak genç kız kendinden uzaklaşırsa bununla baş edemezdi.
"Yemin ederim." Dedi tekrar. "Onur yalan söylemiyor evet ama bende yalan söylemiyorum." O sırada Onur genç kızın arkasından çıkmış, Pamir'in hemen yanında durup adamın yüzüne bakmaya başlamıştı. Çok uzun zamandır ilk kez adamın yüzünde başkası için derin bir endişe vardı. Aşk demeye dili varmıyordu ama adam kıza mühürlenmiş gibiydi. Uzun zamandır ilk kez, neredeyse dört yıl olmak üzereydi, adam kendinden başkasını düşünüyordu. Karşılaştıklarından beri ilk kez eski, beraber büyüdüğü, aynı bahçede top oynadığı arkadaşı gibi bakıyordu. Onur usulca bir adım geriye çekildi.
"Sana hiç yalan söylemedim Melek, ilk günde söylemedim bugün de." Sesi öyle kısık, fısıltısı öyle derindi ki Melek adama doğru bir adım atmamak için yumruğunu sıkmak zorunda kalmıştı.
"Aşık mısın sen?" Dedi Onur şok olmuş bir ifadeyle. Yüzünde aptal, ne dediğinin farkında olmayan, az önce yumruk yememiş gibi bir tebessüm vardı. Ancak ne Pamir ne de Melek onu duyacak durumda değildi. Ama Onur gülümsemesine engel olamıyordu.
"Aşık olmuşsun." Diye devam etti gülümseyerek. Farkında değildi ama Melek ve Pamir'den uzaklaşmıştı. Neden bilmiyordu ama adama olan öfkesi, kini, hesap sorma isteği bir balon gibi sönmüştü. Sırf eskiden olduğu adam olmaya biraz yaklaştı diye içinde kuruyan bir nehir yatağına yeniden şu yürümüştü. Pamir'i , Derya'ya olan aşkına rağmen, hâlâ eskisi gibi düşünebildiğine inanamıyordu. Ancak belli ki içinde bir yer Pamir' i affetmiş, bir zamanlar dost olduklarını hatırlatmıştı.
"Aşık olmuş." Fısıltısı içinde büyüyerek, sakince arabasına yürüdü Onur. İki genci arkasında bırakmıştı.
Onur'un çalışan arabasının sesi ikisinin arasında yükselirken Pamir genç kıza doğru bir adım attı.
"Yapmadım demiyorum yaptım ama tedavi oldum. Temizim yemin ederim. " Melek cevap vermedikçe Pamir'in içindeki endişe dalgası büyüyordu. Genç kız inanmadıkça, tek kelime etmedikçe Pamir derin bir ateşin sol göğsünde filizlendiğini hissediyordu.
"Bu yüzden mi uzak durdun benden?" Dedi Melek sakince. Sanki içinde koca bir cehennem yanmıyor, gövdesi derin bir acıyla bükülmüyor gibiydi. Menekşe gözleri solmuş, birkaç damla usulca yanağından boynuna ulaşmıştı.
"Hadi eve gidelim, orda konuşalım bunları. Sakin sakin, olmaz mı?" Pamir gülümsemeye çalışıyordu ama dudakları kıvrılmamıştı.
"Ben sana inanmak istiyorum Pamir. " Diye fısıldadı Melek. Yalan değildi adamı tanımaya yeni yeni başlıyordu. Her seferinde önüne çıkan yeni bir engel, yeni bir yara çıkacağını şu an fark edebiliyordu. Yanağını bulan bir damlayı hızla sildi.
"Allah aşkına ağlama, anlatacağım." Ne kadarını anlatabilirdi bilmiyordu ama genç adam deneyecekti. Melek karşısında, onun yüzünden ağlamasın diye kendi derisini aşındıracaktı. "Lütfen eve gidelim." Dedi Pamir. Melek cevap vermedi ama adamın yanından arabaya yürüdü. Pamir gülümsemek istedi, genç kız arabaya yürüdü diye ciğerleri çiçek açmıştı. Ama bunun başlangıç olduğunu biliyordu. Melek bir adım atmıştı ve Pamir bunun için şükretmek istiyordu. Yolculuk boyunca ikiside tek kelime etmemişti. Melek sürekli camdan dışarıyı izlemiş, genç adam da sık sık onu izlemişti.
Eve geldiklerinde Melek konuşmadan telefonunu bulup Gökalp'i aradı. Adam telefonu ilk çalışta açmıştı.
"Melek?" Dedi Gökalp sakince. Ama kızın sessiz kaldığını fark edince " İyi misin?" Diye sordu.
"Sen biliyordun değil mi? Bu yüzden bana öğrendiklerimin ne kadarı ile baş edebileceğimi sordun? " Melek, Onur konuşmaya başladığından beri bunu düşünüyordu. Herkes onu bu yüzden uyarmıştı. Gökalp cevap vermek için derin bir nefes almıştı ki Pamir'in sesi ikisini de durdurdu.
"Bunu sana Gökalp anlatamaz. Bu benim cehennemim onun değil."