Yazardan:
Bir ay sonra...
Kardelen ve Baran, bir ay süresince birkaç kere daha buluşmuş ve birbirlerini iyice tanımışlardı. Kardelen’in Baran’a karşı tereddütleri artık tamamen silinmişti. Bu süreç boyunca Kardelen, Dilan’la birlikte final sınavlarına hazırlanmış ve sınavlardan başarıyla geçmişti. Yıl bitmişti ve beklenen gün nihayet gelmişti. Evde herkes harıl harıl nişan hazırlıklarıyla uğraşıyordu.
Kardelen aynanın karşısında durup kendi yansımasını seyretti. İçinde bir sürü duygu vardı; heyecan, mutluluk, garip bir huzur... Ama en çok şaşırdığı şey, bu durumu bu kadar içselleştirmesiydi. Bir ay önce bu evliliği istemiyorken şimdi nişan elbisesini giyip düğüm atılmış saçlarına bakıyordu.
Tam o sırada Dilan odaya daldı.
Dilan: "Vay vay vay! Kız bizim gelin olmuş da haberimiz yokmuş! Baran seni böyle görünce şok geçirecek!"
Kardelen gözlerini devirdi ama dudaklarının köşesi hafifçe yukarı kıvrıldı.
Kardelen: "Sence de biraz hızlı olmadı mı? Daha bir ay önce bu evliliği istemiyordum. Ama şimdi heyecanımdan yerimde duramıyorum!"
Dilan: "Aynen öyle güzelim! Bir ay önce 'Asla olmaz, istemiyorum, beni satıyorlar' diyordun, şimdi ise 'Acaba Baran şu an ne yapıyor?' diye merak ediyorsun!"
Kardelen, Dilan’a sinsi bir bakış attı.
Kardelen: "Ee, sen de boş durmadın tabii. Adar’la birlikte bizi ayırmak için peşimizde dolanırken, biraz fazla mı yakınlaştınız ne?"
Dilan hemen ellerini savurdu.
Dilan: "Ya! Utandırma! O kadar sizin için bir araya geldik ki biz de anlamadık nasıl olduğunu!"
Kardelen: "He he, tabii canım, sen öyle san! Ama ben bu işin peşini bırakmam, elticim!"
Tam bu sırada annesi içeri girdi ve heyecanla ellerini çırptı.
Annesi: "Kızım hâlâ hazır değil misin? Gelenler meraktan çatlamak üzere!"
Dilan: "Teyzeciğim, Kardelen zaten hazır. Biz son dakika gerginliğini atmaya çalışıyoruz."
Annesi gözlerini devirdi ama yüzündeki hafif gülümsemeyi saklayamadı.
Annesi: "Hadi bakalım, damadın seni bekliyor."
Kardelen’in içi kıpır kıpır etti. Derin bir nefes alıp Dilan’la birlikte salona çıktı. Baran, gözleriyle onu aradı ve bulduğunda olduğu yerde donup kaldı. Adamın yüzünde tam anlamıyla şaşkınlık okunuyordu. Elinde kravatını sıkmış, gözlerini Kardelen’den ayıramıyordu.
Kardelen: "Baran, şu an kaçmayı düşünüyorum?"
Baran kendine gelip kaşlarını kaldırdı, hafif sinirli gibi bakarak.
Baran: "Kaçmak mi? Beni bırakıp nereye güzelim!"
Kardelen:" Beni ne ara böyle kendine bağladın Baran bey!"
Baran:" Övünmek gibi olmasın da! Cazibeme kimse dayanamaz. Bu yakışıklılıkla herkesi etkilerim." dedi gülerek.
Kardelen: Yalandan sinirli bir şekilde kaşlarını kaldırarak:" Herkes mi?" diye sordu.
Baran; söylediği şeyin farkına vararak" Tamam canım, sadece seni etkileyebilirim." dedi gülerek. Tam o sırada;
Adar, Baran’ın yanından seslendi.
Adar: "Oğlum az kendine gel, kıza bakıp bakıp donuyorsun! İnsan bir şey der!"
Baran hemen kendini toparladı, göz kırptı ve "Maşallah, çok güzelsin." dedi.
Kardelen hafifçe başını eğdi. "Teşekkür ederim. Sen de fena görünmüyorsun. Kravatını on kere düzelttiğine göre bayağı heyecanlısın."
Nişan töreni boyunca herkes mutluydu. Yüzükleri Baranın babası Mahmut bey takarken. Adar sürekli komiklik yapıyor, Kardelen’in küçük kardeşi Melih de, Baran’a tehditkâr bakışlar atıyordu.
Melih: "Ablamı üzersen, bu yüzüğü boğazına geçiririm!"
Baran: "Haklısın, ama ablan bence beni daha çok üzecek. Baksana, ilk fırsatta laf sokuyor!"
Kardelen: "Evliliğe güzel başlamamız lazım, Baran Bey. Bunlara alışsan iyi olur!"
Baran başını hafifçe yana eğdi. "Seninle olan her şey hazırım zaten."
Nişan bittiğinde herkes evlerine dağılmıştı. Kardelen yorgun bir şekilde odasına geçmiş, topuklu ayakkabılarını fırlatmış ve yatağa uzanmıştı. Tam gözlerini kapatıp günün yorgunluğunu atmaya çalışırken telefonu titremeye başladı. Ekranda 'karmaşık bey' görünüyordu.
Kardelen: "Ne var Baran? İzin ver de biraz dinleneyim."
Baran (gülerek): "Sen rahat rahat uyuyacaksın diye mi Adar az önce kapımı kıracak gibi çaldı? Çekime gidiyormuşuz!"
Kardelen gözlerini açıp doğruldu.
Kardelen: "Ne çekimi?"
Baran: "Bilmiyorum ama Adar çok ciddiydi. ‘Bu anı ölümsüzleştirmezsek ben damat bohçasının içine girerim’ dedi."
Kardelen: "Allah'ım sabır!"
Tam o sırada Dilan, odasına dalıp heyecanla bağırdı.
Dilan: "Hadi hadi hadi! Gelin hanım, bir saattir sizi bekliyoruz!"
Kardelen iç çekerek yerinden kalktı. "Tamam, tamam! Ama Adar’a söyle, eğer beni aç susuz bir çekime götürüyorsa ilk pozları cenaze fotoğrafı gibi çekerim!"
Baran: "O iş bende!"
Çekim Alanı
Adar, onları bir kır bahçesine götürdü. Fotoğrafçı çoktan yerini almış, objektifini ayarlıyordu. Kardelen, beyaz ve uçuş uçuş bir elbise giymiş, saçlarını hafif dalgalı bırakmıştı. Baran ise sade ama şık bir kıyafetle yanına geçti.
Adar (ellerini çırparak): "Hadi bakalım, herkes yerine! Gelin ve damat, biraz romantizm bekliyoruz!"
Kardelen: "Adar, sen bir sus, zaten zor buraya geldik!"
Baran (hafifçe gülerek): "Ama biraz romantizm fena olmazdı..."
Kardelen ona sert bir bakış attı. "Bu kadar romantiksen neden az önce bana ‘Gel poz ver, sonra yemek yemeye kaçalım’ dedin?"
Baran (gözlerini kaçırarak): "İnsanın karnı açken odaklanması zor oluyor."
Fotoğrafçı onları yönlendirmeye başladı. Önce klasik pozlarla başladılar, sonra biraz daha eğlenceli pozlar çekmek istediler.
Fotoğrafçı: "Baran Bey, Kardelen Hanım’ın gözlerine bakın ve elini nazikçe tutun."
Baran: "Ben zaten sürekli ona bakıyorum, ekstra bir şey yapmama gerek var mı?"
Kardelen hafifçe güldü. "Çok konuşma, yoksa poz yerine yumruk yersin!"
Adar kahkaha attı. "İşte ben böyle çiftleri seviyorum!"
Birkaç saat süren çekimin ardından herkes aç ve yorgundu. Arabaya biner binmez Kardelen sandalyesine yaslanıp iç çekti.
Kardelen: "Bu kadar fotoğraf çekildiğimize göre ödülümüz nerede?"
Baran: "Aynen! Adar, şimdi bizi en iyi yemek yapan yere götürmek zorundasın!"
Adar direksiyon başında kıkırdadı. "Sizi ancak bir çorbacıya götürebilirim. Yeterince romantik olmadınız, cezalandırıldınız!"
Kardelen ve Baran aynı anda bağırdı.
Kardelen & Baran: "ASLA!"
Ve o gece, en şık restoran yerine, en samimi dost sofralarının kurulduğu küçük bir mekanda bitmişti. Ama kimsenin bundan şikayeti yoktu. Çünkü en güzel anlar, plansız ve içten yaşanırdı.
Bölümü nasıl buldunuz?
Sizce Adar ve Dilan çiftine biraz daha yönelelim mi?
Destek ve takiplerinizi eksik etmeyin!
İyi okumalar...