Ateş ile Japonya tatilimiz yalnızca dört gün sürmüştü. Beşinci günün sabahı annem ile Arzu teyze arayıp orada olmadığımız için çok kötü hissettiklerine dair milyon tane duygu sömürüsü yapmıştı ve bizde – sadece Ateş – bitirim ikiliye kıyamayıp Türkiye'ye dönmüştük. Japonya'daki üç günümüz ise mükemmelden de öte geçmişti. Tokyo Ulusal Müzesini görmeye gitmiştik; eski çağlardan kalma heykellerle, o ünlü kraliyet ailesi yazılarıyla ve samuray kıyafetleriyle dolu saatlerimizin ardından Haruki bizi – beni ve ruhumu – Attack on Titans'ın heykelleriyle dolu parka götürmüştü. Beş büyük deve aşkla bakmıştım, kostüm standından kostümünü almış ve Ateş'in titanlara karşı olan garip bakışlarının her birini fotoğraflamıştım. Açıkçası bu park beni ve hayallerimi yeterinde tatmin edebilmişti; lise yılları

