9. BÖLÜM

2811 Kelimeler
Zümrüt şok olmuş vaziyette iki adama bakarken tanıştırma merasimi yapar gibi açıklama yapmaya koyuldu.  Önce Altan'ı gösterdi. 'Bu Altan, sevgilim.' Sonra Sinan'ı gösterdi. 'Bu da Sinan, abim. Memnun oldunuz mu?' İki koca dev kavgalarını unutmuş kıza bakıyorlardı. İkisi de şok olmuş halde kıza sorularını sormuşlardı. 'Sevgilin mi?' 'Abin mi?' - Zümrüt sinirle iki adamı orada bırakıp odaya girdi. Sinan Altan'ın yakasından ellerini çekip bir hışımla ayağa kalktı. 'Zümrüt! Ne dedin sen? Sevgilim mi?' diye bağırdığı yerde kızın arkasından salona girdi.  Zümrüt oturduğu koltukta hiç istifini bozmadan helvasını yemeye devam ediyordu. Sinan 'Zümrüt sana dedim!' diye tekrar bağırdı.  Altan da üzerini düzelterek salona girdi. 'Ne bağırıyorsun kıza!'  Sinan adamın yüzüne bakarak 'Sana ne? Ne karışıyorsun?' dediğinde Altan'ın üzerine yürümeye başlamıştı.  Altan da 'Ne mi karışıyorum?' diye dişlerinin arasından tıslayarak karşılık verince Zümrüt çileden çıkmış vaziyette bağırmaya başladı. 'Yeteerr! Yeter da. Neyim ben, çocuk mu?' Bir Altan'ın bir Sinan'ın yüzüne bakıyordu. Sonra devam etti. 'Evet Sinan, sevgilim.' Zeynep olanları bir köşeden film izler gibi sırıtarak izliyordu. Sonra söze karıştı. 'Güzelim suratlarınız çarşamba pazarına dönmüş. Oturun da temizleyelim hadi.' dedikten sonra, ecza malzemelerini getirmek için odadan çıktı.  Altan suçlu çocuklar gibi bir hâlde gidip Zümrüt'ün yanına çöktü. Sinan da karşı koltuğa oturmuş Altan'a kalk oradan der gibi kaş göz yapıyordu. Altan hiç oralı olmadı. Zeynep o sırada elinde bir parça pamuk ve oksijenli su ile odaya girdi. Pamuğun birazını Zümrüt'e uzattıktan sonra kendisi de Sinan'ın yanına oturup adamın patlayan dudağını temizlemeye başladı.  Zümrüt'te içi giderek Altan'a döndü. Yelkenleri hemen suya indirmek istemiyordu, çünkü çok sinirlenmişti. Altan'ın alnında oluşan yarayı temizlerken adamın yüzünün acıyla buruştuğunu görünce yaranın üzerine üflemeye başladı. O sırada Altan'ın sırıttığını gördü. 'Ne sırıtıyorsun?'  Altan kızın ayağındakileri göstererek fısıltıyla konuştu. 'Penguenlerin çok güzelmiş.'  Zümrüt sinirle elindeki pamuğu yaraya sertçe bastırdı. Altan acıyla 'Aahh!' deyince, kendisi de umursamaz olmaya çalışarak konuştu. 'Oh olsun, bir daha gülmezsin.'  O sırada Sinan kendi yarasını temizleyen kızı içi giderek izliyordu. Bir an anlamasından korktu. Sonra Zümrüt'e dönüp 'Sen bırak kendisi yapar.' diye çıkıştı.  Zümrüt de abisine imalı gözlerle baktı. 'O zaman sen de kendin yap.'  Abisinin gün içinde Zeynep'e olan bakışlarını yakalamıştı. Sinan bunun üzerine Zümrüt’e gözlerinden ateşler çıkarak baktı. Altan sessizce kıza eğildi. 'Biraz konuşalım mı?'  Zümrüt yine ifadesiz durmaya çalıştı. 'Konuşacak ne var?'  Altan 'Zümrüt lütfen, böyle kızgın bakma. Konuşalım hadi.' deyip kızın eline uzandı.  Zümrüt elini çekip ayağa kalktı 'Tamam, konuşalım.' Altan da hemen arkasınsan ayaklandı. Sinan gözlerini odadan çıkmaya hazırlanan ikiliye dikti. 'Nereye?'  Zümrüt kafasını çevirdi. 'Mutfağa abi.' Abi kelimesinin üzerine iyice astırmıştı.  Sinan bu sefer sesini çıkarmadı. Çünkü Zümrüt ya bir şey isteyeceği zaman abi derdi ya da sinirli olduğu zaman. Zümrüt ve Altan odadan çıktıktan sonra Zeynep'e döndü. 'Hiç sevmedim ben bu lavuğu.' dediğinde Zeynep sırıtmaya başladı.  'Eh sevmezsin tabi, horozluğun şanındandır.' Sinan'ın yarasını güzelce temizledikten sonra sırıtmaya devam ederek kenara çekildi. - Zümrüt mutfağa girip hemen bir sandalyeye oturdu. Altan masaya uzanıp eline bir peçete aldı. Burnundan sızan kanı temizlediği yerde bir sandalye çekip kızın karşısına oturdu.  Zümrüt'ün dizlerini kendi dizlerinin arasına alıp konuşmaya başladı. 'Çok mu kızdın bana?' dedi mahcupça. Zümrüt hiç sesini çıkarmadı, hatta adamın yüzüne bile bakmıyordu. Altan kızın çenesinden tutup kendisine bakmaya zorladı. 'Zümrüt bak yüzüme, ben abin olduğunu anlamadım.'  Zümrüt sinirle konuşmaya başladı. 'Anlamasan bile böyle mi yapman lazımdı? Abim olmasa ne olur ayrıca?'  'Abin olmayan adamın senin evinde ne işi var Zümrüt delirtme beni.' Sesinin fazla çıkmaması için kendisini zorluyordu. Sonra devam etti. 'Ben senin ona sarıldığını görünce..' deyip sustu.  Zümrüt şaşırdı. 'Ne zaman gördün? Okulda mıydın Altan?'  Altan kafasını evet der gibi salladı. Zümrüt 'Yanlış anladın. Ona sarıldığımı görünce yanlış anladın Altan değil mi?' deyip ayağa kalktı.  Altan kızı kollarından tutup yerine oturttu.'Hayır, hayır yanlış anlamadım.'  Zümrüt 'Ne o zaman? Aradım açmadın, eve gelip kavgaya tutuştun. Yanlış anlamadıysan ne o zaman Altan?' diye çıkıştı. Altan kızın ellerini kendi ellerinin arasına alıp bir süre durdu. 'Ben..' dedi sustu.  Zümrüt adamın devam etmesini bekledi. 'Sen ne?'  'Ben kıskandım Zümrüt. Sen ona sarılınca.. Bir de senin saçlarını koklayınca ne olduğunu anlamadığım bir duyguya kapıldım. Kıskandım işte Zümrüt'üm.' Cümlesinin sonlarına doğru sesi giderek kayboldu. Sonra kızın ellerini alıp dudaklarına bastırdı. başını kaldırıp, aşkla parlayan kara gözlerini kızın elalarına dikti.  'Kıskanıyorum seni, kokunu benden başkası duysun istemiyorum. Güzel yüzüne benden başkası baksın istemiyorum.'  Zümrüt'ün yelkenlerinin çoktan suya inmesini bırakın, gemileri dahi batmıştı. Yüzünde naif bir tebessümle adamın suratına baktı. 'Sen nasıl güzel seven bir adamsın. Ben seni hak edecek ne yaptım?'  Adam kızı kendine çekip göğsüne bastırdı. 'Neyden oluştun sen? Sevgiden mi?' deyip saçlarını derince kokladı. Sonra kızı kendinde uzaklaştırıp sevgiyle yüzüne baktı, kendi yanağını gösterip 'öp' der gibi işaret etti. Zümrüt hayır dercesine omzunu silkince 'Öp de geçsin, bak çok canım yandı.' deyip tekrar yanağını işaret etti. Zümrüt 'İyi oldu sana, bir daha telefonlarımı açmamazlık yapmazsın.' deyip adamın yanağına uzandı. Altan, Zümrüt tam yanağına uzanmışken kafasını çevirip dudaklarını kızın bastırdı dudaklarına. Öpmeye devam edecekken Zümrüt kendisini çekti. 'Çok kötüsün, kandırma beni böyle.'  Altan 'Fena mı oldu?' deyip sırıtarak kızı tekrar kendisine çekiyordu ki Zümrüt 'Abartma, şimdi Sinan gelirse o zaman görürsün fena olur mu olmaz mı.' dedi cilvelenerek. Sonra mutfaktan çıkmak için ayaklandı. Altan kızı mutfaktan çıkarken tekrar kendisine doğru çekip yanağına küçük bir öpücük bıraktı. 'Bir öpücük borcun olsun.' dedi buğulanmış sesiyle. Zümrüt'ün hemen dizlerinin bağı çözülmüştü. Sadece 'Olsun.' diyebildi. Altan kızı bıraktıktan sonra kapıya yöneldi. Dışarıya çıktığında kızın gözlerine uzun uzun baktı. 'Yarın gelip alacağım seni, ben gelmeden gitme.'  Zümrüt 'Tamam.' deyip kafa salladı. Altan görüş açısından kaybolana kadar kapıda bekledikten sonra içeriye girdi. Salona kafasını uzatıp 'Ben yatıyorum, size iyi geceler.' deyip çıkacaktı ki, Sinan 'Gel, otur. Konuşacağız.' deyince, ikiletmeden geçip abisinin karşısına oturdu.  Zeynep abi kardeşi yalnız bırakmak için 'Ben yatıyorum.' deyip hemen odadan çıktı. Sinan konuşmaya başladı. 'Ne zaman söyleyecektin?'  Zümrüt gözlerini kaçırarak cevap verdi 'Bilmiyorum.' Gerçekten de bilmiyordu. Hiç böyle bir olay yaşayacaklarını düşünmemişti ki. 'Ya da söyleyecek miydin?' dedi Sinan, gücenmişti biraz kardeşine.  Zümrüt hemen atıldı. 'O nasıl laf, söyleyecektim tabi. Sadece biraz beklemek istedim o kadar.' Sinan kafa salladı. 'Ne kadar oldu?'  'Daha yeni.' cevabını alınca, 'İki - üç ay?' deyip soru sorar gibi baktı.  Zümrüt 'Hayır. Bir aya yakın.' deyip kafasını öne eğdi.  Sinan, 'Zümrüt üç günlük  adamı ne kadar tanıyorsun da eve gelip böyle olay çıkarabiliyor?' diye sinirle ayaklandı. Zümrüt 'Henüz çok yeni ama ben tanıyorum onu Sinan, sen de tanırsın. Seversin onu.' deyip adamın ellerini tuttu. 'Benim için lütfen.' dediği yerde sesi fısıltıya dönüştü.  Sinan sıkıntıyla bir nefes verdiği yerde kardeşinin yanına çöktü. 'Adı soyadı ne, kaç yaşında?'  'Altan Karlıdağ. 28 yaşında da, böyle sorguya mı çekeceksin beni?'  Sinan kızın yüzüne boş gözlerle baktı. 'Çekerim, tanımaya çalışıyorum. Sen bunu istemedin mi?'  Zümrüt suratını ekşitti. 'Çok gıcıksın.'  Sinan hiç takmadan sorgusuna devam etti. 'Ne iş yapıyor bu?'  'Mimar.'  'Nerede mimar?'  Zümrüt 'Metis İnşaat'ın ortağı. Orada mimar.' dediğinde, abisinin yüzünde memnun olmuş bir ifade görünce keyfi yerine geldi. Sinan başka bir şey sormadan ayaklandı. 'Yatacağım ben, Zeynep arka odaya mı gitti?'  'Evet.'  'Tamam sen bana çarşaf, yastık bir şeyler getir. Burada yatarım.'  Zümrüt 'Tamam' deyip ayaklanınca odadan çıkmadan önce helva tabaklarını eline aldı. Tam çıkacakken Sinan yeniden konuşmaya başladı. 'Kolyenin boynunda olmadığını gördüm.'  Zümrüt de imalı imalı baktığı yerde 'Ben de senin nasıl baktığını gördüm. Zeynep'e.' deyip sırıtarak odadan çıktı. Elindekilerle tekrar odaya döndü. Büyük koltuğa çarşafı sererken Sinan kızı durdurdu. 'Ben hallederim. Ayrıca yok öyle Zeynep'e baktığım falan, saçma saçma konuşma.'  Zümrüt inanmaz gözlerle abisine bakıp 'Peki!' dedikten sonra çıktı. Sinan içi sıkılarak yatacağı yeri hazırlamaya koyuldu. O esnada kendi kendisine konuşuyordu. 'Öyle bakarsan anlaşılır tabi salak, ne var da gözlerini o kadar dikiyorsun.' diye söylendiği yerde yatağa girdi.  Kanallar arasında zap yaparken aklında sürekli 'Zeynep de anlamış mıdır?' sorusu döndü durdu. - Zümrüt kendi odasına girmeden önce Zeynep'e bakmak için küçük odaya doğru yürüdü. Zeynep Zümrüt'ü görünce hemen elindeki telefonu bıraktı. Yüzü beş karış olan arkadaşını gören Zümrüt hemen kızın yanına merakla çöktü.  'Zeynep, ne oldu? Ne bu hal?'  Zeynep sesinin normal çıkmasını umarak konuşmaya başladı ama umduğu gibi olmadı. 'İşten çıkarmışlar?' dediğinde ağlamaya başlamıştı. Zümrüt hemen kıza sarılıp 'Vicdansızlar, bir hafta idare edemediler.' deyiverdi.  Zeynep 'Annemi nasıl alacağım yanıma? Bir işim var diye ona güveniyordum, şimdi ne yapacağım?' deyip daha çok ağlamaya başladı.  Zeynep arkadaşının saçlarını okşadı. 'Şşşt tamam, hallederiz bir şekilde. Yeni iş bakarız, hiç olmadı gelip bana yerleşirsiniz Zeynep, kira derdiniz olmaz.'  Zeynep ağlamasının arasında burnunu çektiği yerde 'Olmaz öyle.' dedi.  Zümrüt gözlerini devirdi. 'Olur, yarın gider alırsın anneni.' Zeynep artık hıçkırıklara boğulmuş bir şekilde 'Çok teşekkür ederim, senin hakkını ödeyemem. Sadece yeni iş bulana kadar sendeyiz ama tamam mı?' dediğinde, Zümrüt kızın ellerini tuttu.  'Hak falan yok, sen benim kardeşimsin Zeynep.' deyip arkadaşına sarıldı. Bir müddet öyle kaldılar. Sonra Zümrüt 'Uyu hadi, ağlama da artık.' deyip ayağa kalktı. Arkadaşına sevgiyle baktıktan sonra uyuması için yalnız bıraktı. Geceliklerini giyip yatağa girdiğinde gelen mesaj sesiyle komodinin üzerindeki telefonuna uzandı. Mesajı okurken yüzüne sevdalı bir gülümseme yayılmıştı.  'Seni özledim.' ardından bir mesaj daha geldi 'penguenlerini de.'  Zümrüt'ün gülümsemesi iyice arttı. Sonra kendisi de cevap yazmaya koyuldu.  'Gıcıksın ama, ben de seni özledim.'  Bir dakika geçmeden hemen tekrar mesaj geldi.  'Erkeğine gıcık denmez, iyi geceler.' Zümrüt dudaklarını büzerek cevap yazdı.  'Kadınınla dalga geçilmez, iyi geceler.' Sonrasında Altan da Zümrüt de yüzlerinde aynı gülümseme ile rahat uykularına daldılar. - Sabah Zümrüt hazırlanmış evden çıkarken Zeynep'in de hazırlanmış olduğunu gördü. 'Zeynep, nereye sabah sabah?' 'Şirkete gidiyorum. Eşyalarımı falan toplayayım. Sonra da annemin yanına gideceğim.' İkisi de Sinan uyanmasın diye sessizce konuşuyordu. Aynı sessizlikle evden çıktılar. Apartmandan çıkınca arabasına yaslanmış bekleyen Altan'ı gören Zümrüt'ün elleri terlemeye başladı. Ne zaman Altan'ı görse yüzüne istemsizce bir gülümseme yayılıyordu. Altan da kıza aynı gülümseme ile tepki verdi.  Adam krem rengi boğazlı bir kazak, siyah kaban ve siyah dar kesim bir kot giymişti bugün. Yüzünde yer yer oluşmuş morluklar bile gölgeleyememişti yakışıklılığını. Zümrüt adamın yanına yaklaşıp kabanın içerisinden adamın beline sarıldı. Sonra kulağına doğru yaklaştı. 'Bir daha böyle yakışıklı olma.'  Altan sırıtmaya başladı. 'Ben sana bir şey diyor muyum?' deyip göz kırptı. Zümrüt gülümseyerek uzaklaşınca elini kızın beline yerleştirdi. Sonra Zeynep'e döndü. 'Nasılsın?'  Zeynep 'İyiyim Altan sen nasılsın?' diye sorunca, Altan enişte dememiş olmasına şaşırdı bir an. Sonra  'Sağ ol bende iyiyim. Hadi geçin.' deyip Zümrüt'ü arabaya yönlendirdi.  Zeynep'in öylece beklediğini görünce 'Neyi bekliyorsun Zeynep, geçsene.' dedi.  Zeynep 'Gerek yok ben giderim.' dediğinde, Altan kıza boş gözlerle baktı. 'Nedir sizin bu kendi gitme sevdanız? Geç hadi.' deyip Zümrüt'ü arabaya bindirdi. Zeynep de arkaya geçince kendisi de bindi. Beş dakikadır yolda olmalarına rağmen Zeynep'ten henüz çıt çıkmamıştı. Zümrüt de iki üç cümle anca konuşmuştu. Altan bir şeyler olduğunu anladı. Hasta yatağında bile cıvıl cıvıl olan bu kız şimdi neden böyleydi?  Yola baktığı yerde konuştu. 'Ne oluyor? Yüzünüzden düşen bin parça.'  Zümrüt bir şey söylemedi. Zeynep bir çırpıda 'İşten çıkarıldım da, onun bozukluğu var üzerimde.' deyince, Altan aynadan kıza baktı.  'Annen ne olacak?'  Zümrüt 'İş bulana kadar bende kalacaklar, kendi evini boşaltacak Zeynep. Aslında hep kalsalar da olur ama..' dedi.  Zeynep bir şey söylemedi.  Altan bir müddet düşündükten sonra 'Sen ne okudun Zeynep?' diye soruverdi.  Zeynep anlamaz gözlerle bakıp cevap verdi. 'Ekonomi.'  Altan bu sefer 'İngilizce mi?' diye sordu.  Zeynep kafa salladı. 'Evet.' Zümrüt Altan'ın ne yapmaya çalıştığını almıştı. Minnetle adamın gözlerine bakıp sessizce teşekkür etti. Altan gülümsedi. 'Güzel, o zaman artık bizim finansta çalışıyorsun.'  Zeynep oturduğu yerden öne doğru kafasını uzattı. 'Olmaz öyle şey, ben yarın başvurularda bulunacağım zaten.'  Altan 'Niye olmuyor?' diye sorduğunda ise bir cevap veremedi. Altan 'Yarın gelirsin, hatta ben Zümrüt'ü bıraktıktan sonra birlikte gideriz.' deyip aynadan Zeynep'e baktı.  Zeynep 'Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim gerçekten.' dediğinde gözünden bir damla yaş süzüldü. Okulun önüne ulaştıklarında önce Altan indi arabadan. Zümrüt arkaya dönüp 'Akşam görüşürüz balım, seni seviyorum.' deyip dudaklarıyla arkadaşına bir öpücük yolladı. Sonra indi arabadan. Altan kızı belinden çekip sarıldı. Zümrüt adamın boynuna sıcak dudaklarını yaslayıp öyle bekledi bir süre. Altan'ın içi titremişti.  'Ortalık yerde geçirme beni kendimden. Zaten borcun var, daha alamadım.' deyip kızın yüzünü iki elinin arasına alıp dudaklarına uzandı.  Zümrüt 'Altan bir gören olacak diye korkuyorum.' deyip geri çekildi. Altan bozuldu. 'Neden korkuyorsun?'  Zümrüt adamın bozulduğunu anlayınca sevimli sevimli gülümsedi. 'Okulda laf eden falan olur, ondan kendim gelmek istedim zaten.'  Altan kızı yanağından öpüp 'Kimse laf falan edemez. Eden olursa da veririm ağzının payını.' deyip arabaya doğru yöneldi. Sonra arkasını döndü. 'Ha bu arada, borcun iki katına çıktı.' deyip göz kırptı ve arabaya bindi. Zümrüt'ün içindeki sevgi gün geçtikçe harlanan ateş gibi büyüyordu. O sevgiyle giden arabanın arkasından baktı. Sonra leyla olmuş bir şekilde içeriye doğru yürüdü. - Altan arabayı tekrar çalıştırdığında Zeynep’e 'Nereye gideceksin?' diye sordu.  Zeynep mahcupça 'Şirkete gideceğim de, valla kendim giderdim ya işinden kalma.' deyince, Altan hiç cevap vermeden sürdü arabayı.  Kendi şirketinin önüne geldiğinde arabadan indi. Zeynep de hemen arkasından inmişti. Altan kapıda bekleyen adamlardan birini yanına çağırdı. Adam hemen yanlarına geldi. 'Buyur abi.'  'Fikret, İbo'ya söyle bugün Zeynep'le ilgilenecek. Nereye gidip gelecekse, ne işi varsa halledilecek.'  Adam 'Tamam abi.’  deyip hemen şirkete doğru gitti.  Zeynep 'Altan, gerçekten gerek yok. Ben hallederdim. Çok bir işim yok zaten.' dediği yerde yüzünü yere eğmiş, gözleriyle yeri inceliyordu. Altan 'Zeynep, Zümrüt'ün canısın. Benim de kardeşim sayılırsın. Gerek yok deme şimdi bana, hadi geç arabaya.' deyip kızın cevap vermesini beklemeden şirkete doğru yürüdü.  Zeynep sessizce tekrar bindi arabaya. Genç ama yapılı bir adam beş dakika kadar sonra arabaya geldi. 'Nereye gidiyoruz abla?' diye sordu.  Zeynep 'Kozyatağı.' diye cevap verdikten sonra aralarında geçen başka konuşma olmadı. - Sinan uyandığında saat dokuza geliyordu. Kısa bir duş aldıktan sonra aynanın karşısına geçip kumrala çalan koyu sarı saçlarını kurutmaya başladı. Kurutma işini bitirdikten sonra üzerini giyip saçlarını düzeltti. 'Çok yakışıklısın be, koçum benim.' diye kendini övdüğü yerde montunu alıp evden çıktı. Taksici, 'Nereye abi?' diye sorunca 'Metis İnşaat'a.' dedi. 'Gidip tanıyalım bakalım Altan Bey'i.' - Altan şirkete girince kendi odasına gitmeden önce Demir'in odasına gitti. 'Abi gelsene benim odaya.' dedikten sonra hemen kendi odasına geçti.  Demir Altan'ın yanına gelince bir süre suratına bakıp güldü. 'Abi ne oldu sana? Kamyon mu çarptı?' Altan’ın yüzüne bakıp kahkaha atmaya devam etti.  Altan da sırıttığı yerde dişlerinin arasından tısladı. 'Zamanında benden yediğin dayakları unuttun sen galiba.' Bu sefer Demir daha çok gülmeye başladı. 'Demek abi engeline takıldın.' Sonra masanın önündeki deri koltuğa çöküp, 'Sen misin Sevda'ya abilik yapıp beni canımdan bezdiren. Eee Allah'ın sopası yok.' dedi.  Altan 'Tamam bırak hadi zevzekliği.' dediği sırada kendisi de gülüyordu. 'Bugün Ören Group'tan bir mimar gelecekmiş. Birlikte çalışacakmışız.'  Demir gülmesini kesip bıkkınca arkadaşının yüzüne baktı. 'Ne gerek vardı oğlum ya, biz kendimiz hallediyorduk.'  Altan 'Ne bileyim? Ben çok mu istiyorum sanki.' dediği sırada odanın kapısı açıldı. - Danışmada duran iki kız gözlerini içeriye giren sarışın yakışıklı adama çevirdiler. Biri diğerine 'Maşallah, boyu kaç acaba?' diye sorunca Sinan önlerine doğru eğilip '1.90, şimdi bana Altan Karlıdağ kaçıncı katta onu söyleyin.' deyip sırıttı.  Kızların ikisi bir ağızdan 'On ikii' deyince Sinan gülerek asansöre doğru yöneldi. Yürüdüğü yerde de 'Teşekkür ederim.' demeyi ihmal etmemişti. Asansörden inince kapıların üzerindeki isimlerde gözlerini gezdirdi. Altan'ın kapısını görünce hemen oraya doğru yöneldi. Oya arkasından 'Beyefendi durur musunuz?' diye koşsa da yetişememişti. Sinan odaya girince karşılıklı oturan iki adamı gördü.  Sinan'ın arkasından Oya da içeriye girip 'Altan Bey, mani olamadım.' deyince Altan çık der gibi gözleriyle işaret etti. Altan ayaklanıp 'Hoş geldin Sinan, geç otur.' deyip Demir'in karşısındaki kendi oturduğu yeri gösterdi.  Sinan elini önce Altan'a uzattı 'Hoş buldum.' Sonra Demir'e döndü 'Sinan. Zümrüt'ün abisiyim.'  Demir de kendini tanıttıktan sonra üçü de yerlerine oturdu. Demir Sinan'a dönüp 'Demek Altan'ın yüzündeki haritanın mimarı sensin.' dedi gülerek.  Sinan sadece sırıtarak cevap verdi. Altan, Demir’e gözlerinden ateş çıkararak bakıyordu. Ama Demir hiç oralı olmadı.  Sinan Demir'e dönüp 'Sen de bekar mısın?' diye sordu.  Demir koltuklarını kabarttı. 'Yok, evliyim. Bir de oğlum var ellerinden öper.'  Sinan gülerek cevap verdi.  'Allah bağışlasın.' Demir hemen 'Sağ ol abicim, sen ne iş yapıyorsun?' diye sohbete girişti. 'Sapanca'da otelim var. Bir gün beklerim eşinle. Misafirim olun.'  Demir 'Geliriz inşallah.' deyip ayaklandı. Çıkmadan önce Sinan'a doğru eğildi. 'Diline kuvvet abi, haşla bizim oğlanı.' deyip adamın omzuna vurdu. Sonra ikisini yalnız bırakıp çıktı. Sinan Demir'in odadan çıkmasını bekledikten sonra Altan'a döndü. 'Mimarmışsın.'  Altan kafa salladı. 'Evet, mimarım.'  Sinan koltukta gerindi. 'İyi şimdi söyle bakalım 2002'de hangi ülke şampiyon oldu?'  Altan soruya şaşırsa da sabırla cevap verdi, abiydi sonuçta. 'Brezilya.' diye cevapladı. Bunun arkasından daha absürt soruların geleceğini tahmin etmeliydi. 'Kiminle yaptı maçı?' 'Almanya.' 'Kaça kaç yendi?' Altan bir nefes alıp '2-0' diye sabırla cevapladı. Sinan o sırada sorularına devam ediyordu. 'Çiğ köftenin yanında şalgam mı ayran mı?' 'Ayran.' 'Yoğurur musun? Alır mısın?' 'Yoğururum.' 'Necip Fazıl mı? Nazım Hikmet mi?' 'Cahit Zarifoğlu.' 'Güzel.' dedi Sinan, sonra yine devam etti. 'Fener mi? Cimbom mu?' 'Çaykur Rize.' Bunun üzerine Sinan birden dikleşti. 'Karadenizli misuun?'  Altan gülerek kafasını salladı.  Sinan da sırıttı. 'İyi, sevdim seni. Ama cıvıma hemen.'  Altan o sırada dışarıdan gelen seslerle ayağa kalktı. 'İzninle' deyip kapıya yöneldi ki, sarışın bir afet içeriye dalıp kollarını Altan'ın boynuna doladı. 'Altaaann. Canım nasıl özlemişim.' Altan elleri iki yanda kalmış bir şekilde, çaresiz bakan gözleriyle Sinan'a döndü. Sinan adamı gözleriyle parçalıyordu şu an. Altan boynuna dolanan kolları kendinden uzaklaştırıp sinirle kızın yüzüne baktı. 'Seçil, ne işin var burada?'  ********* İnşallah bölümü beğenmişsinizdir kuzular. Yorumlarınızı, oylarınızı bekliyorum. Aşkla kalın. Altan'la kalın. ❤
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE