2.BÖLÜM

2041 Kelimeler
Merhaba Nasılsınız. BAŞLAMA SAATİNİZ? (22.00) ⚜️SORU: İlk GÖRÜŞTE mi ilk GÜLÜŞTE mi aşk? Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen. İyi okumalar. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Kafayı yiyecektim artık. Yarım saattir kötü kokan bir nezarethane de dönüp duruyordum. O kadar bağırmama rağmen kimse gelip bakmamıştı bile. Kapı sesi gelmesi ile hızla nezarethane demirlerine yapışıp kimin geldiğine baktım. Gaye ve kadın bir polis peş peşe içeriye girmişlerdi. "Sadece beş dakika."polis memuru gayeyi uyarıp dışarıya çıkıp kapıyı da arkasından kapattı. "Gaye." "Allah aşkına Başak bir nezarethaneye düşmediğin kalmıştı o da oldu." diye sinirle homurdandı. "Şuan konumuz o değil Gaye. Neden benim burada olduğumu öğrendim mi. Benim hiç bir suçum yok ki."diye isyan edercesine konuştum. "Kimse bir şey söylemiyor ki. Kime sorsam tersleyip duruyor. Hayır benim anlamadığım Erkan amca buranın emniyet müdürü değil mi? Şimdiye kadar senin burada olduğundan haberi vardır." Diye söyledi. Babam şuan nezarethanesinde bulunduğum emniyetin müdürüydü. Şimdiye kadar hiç buraya gelmemiştim ve de babamın çalıştığı insanlar ile hiç tanışmıştım. Keşke diyorum babam burada ki polisler ile tanıştıracağı zaman Gaye ye uymak yerine onlar ile tanışsaydım diye içimden geçirmiyor değildim. Şimdi kime desem benim babam buranın müdürü kimse de inanmazdı ki. "Babam bu gün burada değil sanırım. Toplantıya gideceğini söylemişti dün."diye ağlamaklı bir ses ile konuştum. "Sevgi teyzeye haber vereyim mi?" "Sakın! Sakın öyle bir şey yapayım deme yemin ederim ki bir yıl boyunca konuşur durur. Zaten babam gelince bir ton laf yiyeceğim bir de annem ile uğraşmayayım." "E ne yapacağız o zaman." "Berk'i ara. O burada ki polisleri tanıyordur. Biliyorsun ki sürekli babamın yanına geliyor." "Tamam haber vereyim de benim dakikam yok ki." Çıldıracaktım artık. "Gaye kafanı şu parmaklıklara sokacağım artık. Git al birinin telefonunu ara, onu da ben mi söyleyeyim."diye tısladım. Biz tartışmaya devam ederken kapının gıcırdayarak açılması ile susup kapıya döndük. "Beş dakika doldu. Dışarıya."diye söyleyip Gaye ye bakmaya başladı. "Yaklaş da gitmeden bir öpeyim diye kollarımı demir parmaklıklardan dışarıya uzattım." Gaye sanki canını alacağım demişim gibi gözlerini pörtletip bir kaç adım uzaklaştı. "Sakın o demirleri tuttuğun ellerini bana değdirme. Allah bilir kaç bin kişi oraya dokundu." "Pislik misin kızım sen. Ben burada yarım saatten beri duruyorum bir şey diyor muyum? Şimdi gel de sana sarılayım." "Seni çok seviyorum kardeşim ama çok da şey yapmaya gerek yok bence."deyip koşar adım polis memurunun yanına gidip dışarıya çıktı. Yemin ederim ki bu kız kadar hain bir kişi daha görmedim. Kollarımın hala demir parmaklıklar da olduğunu görünce tiksintiyle hızla geriye çekip ellerimi pantolonuma sürdüm. Gaye de bir yerde haklıydı canım Allah bilir günde kaç kişi bu demirlere dokunuyordu. Şu durumda düşündüğüm şeyin siniriyle elimi sertçe alnıma vurdum. Ben kafam da cinayet işleyip işlemediği mi sorgularken dış kapının sesi kulaklarımı doldurdu. Bu sefer başka bir polis memuru içeriye girmiş arkasından da elleri kelepçeli bir kadını sokmuştu. Benim yan tarafımda ki nezarethanenin kapısını açmış kadını içeriye ittirmişti. Kadını soktuğu nezarethanenin kapısını kilitleyip benim olduğum kapıyı açtı. "Serbest miyim? Suçsuzluğum ortaya çıktı değil mi?"diye hevesle sordum. "Boş konuşma yürü."diye ellerime kelepçeyi takıp kolumdan tutarak sürüklemeye başladı. Bu neydi şimdi. "Beni nereye götürüyorsunuz." Ne sorduysam cevap vermemiş ve beni peşinden sürüklemeye devam etmişti. Sinirle kısık seste homurdanmaya başlarken kolumu sıkmasıyla söylenmeyi bırakmıştım. Koridorun sonuna geldiğimizde karşımızda duran gri metal kapıyı gürültülü bir şekilde açıp içeriye doğru ilerletmeye devam etti. Odayı incelediğimde sorgu odası olduğunu gördüm. Masanın önünde ki sandalyeyi çekip bedenimi sertçe sandalyeye oturttu. Bileklerim de ki kelepçeyi söküp cebine attıktan sonra kapıya ilerledi. "Uslu uslu dur sesini duymayayım. Birazdan ifaden alınacak."deyip kapıyı da çarparak çıktı. Dilimin ucuna kadar gelen küfürleri geri yutup sakinleşmeye çalıştım. Sonuçta onlarda işlerini yapıyorlardı değil mi? Aradan değen uzun bir sürenin ardından kafamı önümdeki masaya vura vura patlatmak istiyordum. Demir kapının açılması ile oraya döndüm. Esmer kadın bir polis ile sarışın bir erkek polis memuru içeriye girmişti. Adam karşımda duran sandalyeye otururken kadın polis ise duvarın köşesinde ki kameraya benzer şey ile uğraşıyordu. "O adamı neden öldürdün."diye sertçe soran karşımda ki polis memuruna döndüm. "Ben kimseyi öldürmedim. Şuan da burada boşuna duruyorum. Hem adamı benim öldürdüğüme dair kanıtlarınız var mı?"diye sordum. "Güvenlik kayıtları elimizde. Adamın öldürüldüğü ara sokağa yakın bir yerden koşarak çıkıyorsun."diye bir anda bağırdı. "Bakın yemin ederim ki ben kimseyi öldürmedim." "Suç işleyen herkes ne hikmet ise senin dediklerini diyor." "O kayıtları görmek istiyorum." "Başka bir arzunuz var mı hanım efendi."diye bağırması ile yerimden sıçradım. Sinir ile dişlerimi sıkarken sakinleşmeye çalıştım. "Ya da dur. Didem bilgisayarı getir."dedi yanında duran polis memuruna. Kadın hiç bir şey demeden sorgu odasından çıkarken daha da gerilmiştim. Aradan geçen bir kaç dakikanın ardından kadın elinde beyaz bilgisayar ile içeriye girip karşımda duran adamın önüne koydu. Adam bilgisayarda bir kaç tuşa basıp ekranı bana çevirdi. Ekrana baktığımda güvelik kayıtları olduğunu gördüm. Videoyu izlemeye devam ederken karanlık sokaktan şimdiye kadar sadece bir kaç kedi dışında kimse görünmemişti. Ekrana biraz daha yaklaşıp izlemeye başladım. Kısa bir süre sonra ekranda ellerinde poşetler koşarak giden kişiye baktığımda benim olduğunu gördüm. Videoda sadece bir kaç saniye görünüyordum. Bilgisayarın ekranı sertçe kapatılması ile irkilerek karşımda oturan adama baktım. "Şimdi doğruları anlat." Gözlerimi kapatıp bir kaç saniye hatırlamaya çalıştım o günü ve sokağı. "Bu cinayet üç gün önce işleniyor. O sokaklarda ki de tek güvenlik kamerası da bu. Adamın öldürüldüğü saatlerde sokakta sadece sen görünüyorsun hem de koşarak." Aklıma düşen anılarla sevinçten ağlamamak için zor tuttum kendimi. "Bakın o günü hatırlıyorum. Arkadaşım ile alışverişe gitmiştik. Arkadaşım su almak için markete gireceğini söylerken ben de yürümeye devam etmiştim. Bir anda arkamdan köpek havlama sesleri gelince korkuyla ara sokaklardan birine girdiğimi hatırlıyorum. sanırım iki üç dakika köpeklerden kaçtım. Zaten güvenlik kamerasından da göründüğü üzere elimde poşetler var." "Hadi diyelim dedikerin doğru. Köpekler nerede." Sıkıntı ile derin bir nefes çekip konuşmaya devam ettim. "Güvenlik kamerası tam olarak yeri çekmiyor gördüğüm kadarı ile. Beni de sadece poşetlerden itibaren çekmiş. Köpekler de çekilmeyen kısımda kalmış olmalı." "Köpeklerden nasıl kurtuldun. Yüzünde ya da elleri de hiç bir yara izi yok." "Köpekler beni koşturmaya devam edince bir anda poşetlerden birinde olan sucuk aklıma geldi. Zaten sucuk kasap sucuğu ve taze olduğu için kokusu fazlasıyla geliyordu. Ben de poşeti sucuk ile birlikte uzağa atıp koşmaya devam ettim. Zaten köpeklerin tek derdi poşette ki sucukmuş."diye tüm her şeyi doğruca anlattım. "Bakın bana inanmıyorsanız o gün alışverişe çıktığım arkadaşım ile konuşun. O da burada beni bekliyor, ismi Gaye."diye son kez kendimi inandırmaya çalıştım. "Bize işimizi öğretmeyi kes."diye bağırmasıyla yumruklarımı sıktım. Sakin ol Başak sakin. Onlar da işini yapıyor. İnsanların huzuru için işlerini yapıyorlar sadece diye kendimi sakinleştirmeye çalıştım. "Didem götür şunu."deyip sorgu odasından hızlıca çıktı. Kadın kolumdan tutup oturduğum yerden hiç zorlanmadan bedenimi kaldırdı. Sesimi bile çıkartmayın peşinden ilerlemeye başladım. Nezarethanelerin olduğu yere geldiğimizde zaman kaybetmeden bedenimi demir parmaklıkların ardına atıp kapıyı kilitledi. Sıkıntıyla iç çekip içeride ki banka ilerledim. Bakın ne durumda olduğunu umursamadan oturup dizlerimi de kendime çektim. Belki de hiç suçum olmayan bir cinayet yüzünden yıllarca hapis yatacaktım. Sonuçta hiç suçu olmayan insanlar da yıllarca hapis yatıyordu yanlış anlamalar yüzünden. Kafamı duvara yaslayıp diğer nezarethane de oturan kadına baktım. Hiç bir şey umurunda değilmiş gibi oturuyordu. "Hayırdır bir şey mi var ne bakıp duruyorsun."deyince yutkunma gereği duydum. "Yok hayır gözüm kaymış."diye mırıldandım. "Senin gibi cici bir kızın ne işi var burada." "Suçsuz yere beni burada tutuyorlar. Neymiş adam öldürmüşüm. Sen neden buradasın abla."diye çekinerek sordum. Yüzünde tehlikeli bir gülümseme oluşunca istemsizce bedenim gerildi. "Kocamı öldürdüm."deyip rahatça arkasına yaslandı. Korkuyla geri giderken banktan düşmem ile ufak bir inleme ağzımdan kaçtı. Kalçam ağrısa da yerimden kalkmayıp duvara yaslandım. Allah aşkına bir bana bakın bir de şu kadına. Onda kesin bir katil tipi varken ben de ise masumluk akıyordu. Kim inanırdı benim katil olduğuma ki. "Korkma korkma. Yanımda kesici alet yok seni öldürmem."diye alayla konuşup gülmeye başladı. Psikopattı bu kadın sanırım. Daha fazla kadınla konuşmayın kafamı dizlerime gömdüm. Aradan geçen kısa bir süre sonra kapı sesi duymam ile hiç ümitlenmeyip kafamı bile kaldırmadım. "Sadece beş dakika görebilirsiniz." Polisin sesini duyunca hızla kafamı kaldırdım. Parmaklıkların ardında Berk ellerini cebine koymuş bana bakıyordu. "Berk."diye sevinçle bağırıp hızla ayağa kalktım. "Allah aşkına böyle bir suçlama ile buraya nasıl düşmeyi başardın." "Ben ne bileyim ya. Bana yardım et. Senin tanıdığın polisler var mı burada. Ya da babamı bul." "Babam burada değil toplantıya gitmiş,telefonu da kapalı. Boran abi ile konuşacağım o bize yardımcı olur." "O kim." "Babamın ekibinden Baş komiser." "Sen nereden tanıyorsun." "Buraya geldiğim zamanlar konuşuyoruz ya da babam sürekli bahsediyor Boran abiden." İstemsizce kaşlarım çatılmıştı. "Babam o adamdan bahsederken ben neredeydim öyleyse." "Babam ne zaman iş kelimesini ağzına alsa ortadan kaybolduğun için bilmemen normal."deyip dalga geçmişti. "Ama bir şartla Boran abiden yardım isterim." "Ne şartı bu Berk beni sinir etme. Ablan burada kaç saattir duruyor haberin var mı? Annem gebertecek beni." "O beni ilgilendirmez. Babam toplantıdan sonra belki direk eve geçer ben de senin Gaye abla da kalacağını söylerim. En azından bir gün daha burada durursun." "Şam şeytanı. Elime düşeceksin sen." "Şuan elime düşen sensin ablacım. Benimle iyi geçin." "Tamam be tamam. Ne istiyorsun söyle."diye sinirle homurdandım. "Şu yeni aldığın gümüş kolyeyi istiyorum. Sevgilime doğum günü hediyesi olarak vereceğim."diyip sırıttı. Dişlerimi sinirden sıkarken hiç düşünmeden ellerimi parmaklıklardan geçirip iki yakasından tutup kendime çektim. "Beni kardeş katili etme Berk. Ben o kolyeyi daha bir kere bile takmadım. Elin sümüklü kızı taksın diye mi aldım o kolyeyi."diye bağırıp geriye doğru savurdum. Bu çocuk beni sinir ediyordu. Yakasını düzeltirken gülmeyi de ihmal etmiyordu. "Seçimin ne ablaların gülü."dedi. "Tamam vereceğim o kolyeyi."diye sinirle homurdandı. "İyi ben çıkıyorum Boran abinin yanına gideyim. Kendine dikkat et. Seni seviyorum."deyip yanağımdan makas alarak koşarak kapıdan çıktı. Salaktım ben yemin ederim ki. Küçükken kardeş kardeş diye ağlayan aklıma tüküreyim. Sen o kadar ağlarsan Allah da sana böyle bir kardeş verir. Gözüm yan tarafta yayılarak oturan kadına kaydığında irkilerek geriye gittim. Deli gibi bir sağa bir sola yürümeye başlamış ve kaç dakikadır böyle yürüdüğümü merak etmiyor değildim. "Yeter lan başım döndü. Dur bir yerinde."diye yan tarafta ki kadın bağırınca olduğum yerde durup ayağımı yere vurmaya başladım bu sefer. Yan taraftan gelen hareketlenme ile oraya döndüğümde kadın sinirle elini parmaklıklara vurup bana bakmaya başladı. "Rahat dur lan artık. Kırdırtma ayağını bana."diye bağırınca bu sefer tüm hissettiğim sinir ile tamamen ona döndüm. "Yeter be yeter. Sanane abla. Stresliyim her halde ki böyle saçma hareketler yapıyorum işine baksana sen."diye bağırdım. "Gel lan buraya senin o kafanı bu parmaklıklara sokmazsam bana da deli Bedriye demesinler."diye bağırıp parmaklıklara vurmaya başladı. "Sıkıyorsa sen gel."dedim. Şuan bu kadar hava basmamın tek sebebi o sağlam demir parmaklıklar. Yoksa bu abla beni havada çiğ çiğ yer. "Ne oluyor lan burada sesiniz yukarıya kadar geliyor."diye bağırıp yumruğunu benim olduğum parmaklıklara vuran adama baktım. Kocaman gözler ile karşımda duran Dünya'nın sekizinci harikasına bakıyordum sanırım. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Evet bölüm hakkında ki yorumları alayım. ⚜️En sevdiğiniz kısım? ⚜️Başak'ın kadın ile kavgası hoşunuza gitti mi? ⚜️Bu bölümde en sevdiğiniz karakter? Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen. Kendinize çok iyi bakın. Görüşmek üzere.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE