4.BÖLÜM

1592 Kelimeler
  Merhaba. Nasılsınız. BAŞLAMA SAATİNİZİ YAZAR MISINIZ? Medya:Sar bu şehri. SORU:Aşk her şeyi affeder mi? Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen. Bu bölümü zklma156 'a ithaf ediyorum.  İyi okumalar.  •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• "Anne yetmez mi artık?Benim de bir suçum yoktu ki niye bu kadar söyleniyorsun anlamıyorum."diye isyan ettim.  "Kaç kere aradım seni biliyor musun?Öldüm meraktan."dedi.  "Anne polisler beni yaka paça almışlar nasıl senin aramalarına cevap vereyim."dedim.  "Sanki ben malımı bilmiyorum. Senin eline fırsat verseler bile sen bana geri dönmezdin. Hem Gaye ve Berk niye bana haber vermedi. Sen istemedin değil mi?"diye kısık sesle söylendi.  Bu kadından korkulurdu yemin ederim ki.Beni çok iyi tanıyordu.  "Tamam anne özür dilerim. Bir daha iki elim kanda bile olsa o telefonu açıcam."diye sızlandım.  "Tamam tamam inanmış gibi yapayım.  Sofrayı kur da gelir birazdan baban." "Tamam. Can ne zaman geliyor?" "Baban gelirken alacak Can'ı da." Kafamı sallayıp oturduğum yerden kalktım.  Mutfağa girmeden önce Berk'e seslendim.  "Berk gel buraya. Bana yardım et."diye bağırıp mutfağa girdim.  Tezgahın üzerinde ki yeşillikleri kesme tahtasına alıp salata yapmaya başladım.  "Berk hadi.""Geldim abla."diye söyleyip koşarak mutfağa girdi.  "Eee ben ne yapayım."diye sordu.  Şu çocuğun en sevdiğim yanı işten kaçmamasıydı. Her zaman ev işlerinde bize yardım ederdi. "Masayı kur sende. Ama buraya kur misafir yok zaten."diye söyledim.  Berk kafa salayıp masayı kurmaya başlarken aklıma gelen konuyu açtım.   "Şu uğruna ablanı bile tehdit ettiğin kolyeyi istemeyecek misin?"diye homurdandım.  "Yok be abla. Senin kafa dağılsın diye öyle dedim ben. Herkesten önce sen geliyorsun biliyorsun bunu."diye mırıldandı.  Yüzümde kocaman bir gülümseme olurken elimin domates suyu olmasını umursamadan ona yaklaşıp yanaklarını sıkıp sulu sulu öptüm.  "Ablasının bir tanesi."diye söyleyip tekrar yanağını öptüm.  "Ya dur.Her tarafımı batırdın."diye söylenip beni kendinden uzaklaştırdı.  "Seni de sevmeye gelmiyor ha."deyip salatanın başına geri geçtim.  "Mümkünse uzaktan sev ablacım."deyip hazırladığı masaya ekmekleri de koydu. . Birbirimizle uğraşa uğraşa masayı kurmuş ve salonda babamın ve de Can'ın gelmesini bekliyorduk.  Tam oturduğum koltuğa uzanacakken kapının çalması ile bizimkilere fırsat vermeden koşarak kapıyı açmaya gittim.  Hiç beklemeden kapıyı açıp gelenleri karşıladım.  Önce Can arkada da babam duruyordu. Can'ı görür görmez sıkıca boynuna sarılıp yanağını öptüm.  "Çok özlemişim seni Can."dedim.  "Bende çok özledim seni ama biraz daha bu şekilde sarılırsan ortada bir can kalmayacak."dedi.  Laflarına gülerken ondan çok az ayrılmış ve bu sefer de diğer tarafından sarılmıştım.  Kafamı yukarıya kaldırdığımda babamın tam yanında buran Boran'ı görmem ile gözlerimin büyümesi bir oldu.  Ben Can'a sarılmış bir şekilde ona bakarken babamın sesi ile kendime geldim.   "Başak kapıda kaldık kızım. Sonra hasret giderirsiniz."dedi.  "Tamam."deyip Can dan ayrıldım.  Can elinde ki valizler ile içeriye girerken babam da beni öpüp içeriye girmişti.  Babam "Gel Boran gel."diyerek Boran'ı içeriye davet etti.  Kafamı iki yana sallayıp kendime gelmemi sağladım.  Boran ayakkabılarını çıkartıp babamla birlikte içeriye girerken ben daha da arkalarından bakıyordum.  "Başak kapıyı kapat soğuk geliyor."diye içerden annemin sesini duyarken hızla kapıyı kapatıp içeriye doğru adımladım.  Kolidordaki aynaya gözüm çarptığında karşısına geçip üstümü kontrol ettim.  Altımda gri lastikli eşofmanım üstümde ise siyah yan tarafında çamaşır suyu lekesi olan bana iki benden büyük tişörtüm ile duruyordum.  Gerçekten de bu adama ikinci kere rezil olmuştum.  Bu saatten sonra üstümü değiştirmem de bir işe yaramayacağı için en azından saçma sapan yaptığım saçımı düzeltmem iyi olacaktı.  Zorla saçımda ki tokayı çıkartıp düzgünce at kuyruğu yaptım.  Üstümün daha düzgün görünmesi için iki beden büyük tişörtümün uçlarını eşofmanım içine koyup düzelttim.  En azından az önceden daha iyi görünüyordum. Aynadan kendime öpücük atıp saçımı arkaya savurdum.  "Başak."içeriden annemin seslenmesiyle son kez üstümü düzeltip salona doğru ilerledim.  İçeriye girdiğimde Boran elinde dosya ile babamın karşısında oturuyordu. Bir yandan babamı dinlerken bir yandan da elinde ki dosyayı inceliyordu.  Daha fazla onların konuştuklarını kulak misafiri olmamak için hızla mutfağa gittim.  "Efendim anne.""Masayı niye buraya kurdunuz.Misafir var hemen içeriye kurun hadi."diyerek daha konuşmama müsade etmeden içeriye gitti.  Masada ki tabakları toplarken mutfağa Can ve Berk girdi.  "Kolay gelsin.""Kolaysa başına gelsin kuzen. Hadi yardım edin bana. Daha özlem bile gideremedik be."diye de sonda isyan etmeyi unutmadım.  "Kusura bakma canım ama ben misafirim.Misafire iş yaptırılır mı?" "Ne misafiri be.Sen benden daha fazla ev sahibisin."diye söylenip çekmeceden çıkarttığım masa örtüsünü ve ekmekleri eline tutuşturdum.  "Çok konuşma Can. Ağzın işleyeceğini elin işlesin."diye söyleyip sırtından itekledim. "Lan yoldan geldim dinlenseydim ben." "Sanki koşarak geldin. Delinin zoruna bak. Oturarak geldin.Hem yemekten sonra ben sana masaj yaparım Canım. Sabaha kadar uyumak yok.Gaye de gelicek zaten."diye bir yandan konuşup bir yandan da masayı toplamaya devam ettim.  Biz tartışırken Berk hiç bizi dinlemeden bir kaç şey götürmüş ve  daha da gelmemişti.  "Gaye de mi gelicek?"diye hevesle sordu.  İki salak da birbirini seviyordu ama ikisi de söylememeye yeminli gibiydiler.  Can Ankara da Olduğu süre boyunca bile telefonla görüşüyorlardı ama gelin görün ki ikisi de sevdiğini söylemiyordu.  "Çok seviyorsun değil mi?""Evet. Yıllar oldu ama ona olan sevgim azalmadı be kuzen. Onu sevdiğimde ufacıktım. Ondan başka bir kadına yanlışlıkla bile gözüm değdiğinde ona ihanet etmiş gibi hissediyorum."diye konuştu.   Onların sevgisi çok küçükken başlamıştı. Can her yıl buraya gelirdi ve de bu süreçte de birbirlerini sevmişlerdi.  "Hiç seni teselli edemeyeceğim Can. Sana her seferinde söyle diyorum.Her seferinde de söylemiyorsun. Salak mısın oğlum sen?Ailede en zekimiz sensin ama en salağımız da sen oluyorsun. Bu nasıl bir çelişkidir."dedim.  Tam bana cevap verecekken içeriden annemim sesi gelmesi ile sırıtıp elimdekiler ile birlikte salona geçtim.  Can masa örtüsünü örtükten sonra çok kısa bir zamanda masayı hazırlamıştık.  Ara ara gözüm Boran'a kaysada hemen başka tarafa bakıyordum.  Yaptığım çok yanlış bir şeymiş gibi hissediyordum. Belki sevgilisi vardı.Bundan dolayı da bakmak çok yanlış geliyordu.  Kafamı iki yana sallayıp düşüncelerimden arındım.  "Hadi oğlum yemeğe geçelim."diye Boran'a hitaben konuştu annem.  "Çok teşekkür ederim ama gitsem iyi olacak."deyip sehpanın üstünde ki dosyayı da alıp ayağa kalktı.  "Olmaz öyle şey. Hem annenler de burada değil. Ev yemeğini özlemişsindir sen."diye ısrar etti.  Annem bu kadar detayı nerden biliyordu. Babamın da araya girmesi ile Boran daha fazla karşı koyamayıp tamam demişti.  Babam baş köşede otururken annem sağ tarafına Boran da sol tarafına oturmuştu. Berk Her zaman ki yerine Boran'ın yan tarafında ki sandalyeye oturmuştu.  Annemin yanında ben benim yanımda da Can vardı.  Biz Can ile itişe kakışa yemek yerken diğerleri koyu bir muhabbet içindeydiler.  Gözüm istemsizce Boran'a kayarken ona bakmaktan kendimi alı koyamıyordum.  Ben ona bakmaya devam ederken bir anda bana dönmesi ile yakalanmanın verdiği utançla kafamı önüme eğdim.  Katıksız maldım ben. Ne diye adama yiyecekmiş gibi bakardım ki.   "Lavabo nerede acaba."Boran'ın sorduğu soru ile korkuyla anneme baktık.  Lütfen benim gösterme mi istemesin. Zaten rezil olup duruyordum.  "Başak göstersin sana oğlum."diye bana kaş göz yapmaya başladı.  Ah be anne bir kere de kızını duy ya. Diye içimden söylenmeye başladım.   "Tabi."diyerek yerimden kalkıp Boran'ın önünden yürüdüm.  Boran arkamdan gelirken istemsizce gerilmiştim.  "İstersen bakmaya devam et. Masada pek dikkatli bakamadın. Aşık mı oldun yoksa."diye boriton sesi ile sordu.  Dedikleriyle olduğum yerde kalırken açık sözlülüğüyle de gözlerim kocaman oldu.  Çattığım kaşlarım ile arkamı dönerken yüz yüze gelmemiz gerekirken direk göğüsüne bakmıştım.  Kısa olduğum gerçeği bir kere daha yüzüme vurulurken takmadan kafamı kaldırdım.  "Ne münasebet canım. Niye sana bakacakmışım. Hem aşık olabileceğim bir adam değilsin." diye söyledim.Yemin ederim ki hayatımın yalanını söylemiştim.  "Gözlerinle bitirdin beni.Hem aşık olacağın adam nasıl biriymiş." "Yanlış görmüşsün sen. Hem sana baktığımı gördüysen sen de bana bakmışsın demek ki."diye ukala bir tavırla söyledim.  Onun konuşmasına fırsat vermeden tekrar konuştum.  "Hem ben esmer sevmiyorum. Sarışın,mavi gözlü,kibar,anlayışlı erkeklerden hoşlanıyorum.  Sen tam tersisin.  Kısacık bir zamanda tanıdığım kadarıyla ki tanık da oldum. Kaba,nezakketten uzak. Bir kadına nasıl davranması gerektiğini bilmeyen odunun tekisin.Seni kim çeker merak etmiyor değilim." Ben konuştukça çenesini sıkarken bu hali oldukça korkutucuydu. "Anladığım kadarı ile muhallebi çocuğu seviyorsun sen.Böyle geniş, sen ne dersen onu yapacak bir kılıbık arıyorsun o zaman."diye konuşup üstüme doğru yürüdü.  "Bu arada sen merak etme beni çekecek kadın çok da seni çekecek adam var mı?"diye sertçe söyledi.  "Tabi var.Beni ne doktorlar ne mühendisler istedi de babam vermedi."dedim.  Yemin ederim ki bu gün yalan kotamı doldurmuştum. Çarpılacaktım ya.  Biz tartışmaya devam ederken olduğumuz durum pek de iç açıcı değil di. Ben duvara yapışmış Boran da tam dibim de üstten bana bakıyordu.  "Ne yapıyorsunuz lan.Tövbe tövbe." •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Evet bölüm hakkında ki yorumları alayım. En sevdiğiniz kısım? Sonda onları basan kimdi? Can'ı sevenler el kaldırsın. Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen. Kendinize çok iyi bakın. #sağlıkiçinevdekalGörüşmek üzere. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE