6.BÖLÜM

1685 Kelimeler
Merhaba.  BAŞLAMA SAATİNİZİ YAZAR MISINIZ? Soru: Hangi mesleği yapmak istiyorsunuz? Bu bölümü GlinAvc0 'a ithaf ediyorum.  İyi okumalar.  ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• "Anne."diye bir kez daha bağırdığımda eşofmanımı düzelterek aşağıya indim.  "Mutfaktayım Başak bağırıp durma.  Baban uyanacak."diye söylendi.  Aldığım uyarı ile sesimi keserek mutfağa girdim.  Annem ocağın başında kızartma yaparken Can ve Berk de masayı kuruyorlardı.  Bazen annem ve babamın hata yaptığını düşünüyordum.  Kız olan Berk olmalıydı. Ben ise çekilmez bir erkek çocuğu. Annemin dikkatini üstüme çekmemek için ben de tezgahın üstünde duran çay bardaklarini masaya yerleştirdim.  "Ne yapacaksınız bu gün."diye Can ve Berk'e sordum.  "Ben hastaneye gideceğim.  İş beklemez." "Hemen mi başlıyorsun doktor bey."diye heyecanla sordum.  İçimizden birileri iş konusunda mutlu olsun bari.  "Evet. Kahvaltıdan hemen sonra çıkacağım."demiş ve çektiği sandalyeye oturmuştu.  Bu sefer hedefimde Berk vardı.  "Sen ne yapacaksın bu gün küçük ergen." Ona hitap şekline kaşlarını çatmış ve kolumu sıkmıştı.  "Düzgün konuşsana."diye de söylenmeyi ihmal etmemişti.  Kolumu ondan kurtarıp önüne gelen saçlarını ellerimle dağıtmıştım.  "Rahat bırak beni." "Çok konuşma da ne yapacaksın bu gün." "Hiç bir şey yapmayacağım abla.  Odama kapanıp test çözeceğim."diye homurdandı.  Bıkmışlıkla cana döndüm.  "Bu çocuk kendini çürüttü yemin ederim ki. Tesetlerle kafayı bozdu.  Yaz tatili bitti neredeyse daha adam akıllı dışarı çıkmadı ya."diye sitem ettim.  Ben homurdanmaya devam ederken babam da mutfaktan içeri girmişti.  "Karıştırma çocuğun aklını kızım.  Bırak çalışsın.  Şunun şurasında sınava az bir şey kaldı. Sınavdan sonra dilediği gibi gezer."diye mantıklı bir şekilde cevap verdi.  Aslında bir yandan da haklılardı.  Bu devirde bir yerlere gelebilmek için çok çalışmak gerekiyordu.  Derin bir iç çekmiş ve yerime oturmuştum.  Annem ve babam da masaya oturunca herkes kahvaltıya başlamıştı.  Elimde ki çatalı tabağının kenarına bırakıp bizimkilere baktım.  "Ücretli öğretmenlik için başvurum kabul olmuş.  Bu gün okula gidip işlemleri halledeceğim."diye mırıldandım.  Ne çok isterdim şu sofra da atanma haberimi kahkahalarla vermek ama olmamıştı işte.  Her ne kadar bizimkiler arkamda dursalarda onlar da benim kadar bu duruma üzülüyorlardı. "Hayırlı olsun kızım.  En azından atanan kadar yavaş yavaş tecrübe edinirsin kendine."diye moral vermek adına konuştu babam.  Umarım en kısa zamanda atamam olurdu.  Yoksa onca okuduğum yıllara da emeklerine de severek çalıştığım derslerime de acıyacaktım.  "Öyle baba.  Okulların açılmasına az kaldı zaten. Bu gün işlemleri halledeceğim.  İki hafta sonra da iş başı."diye onları da karamsarlığa düşürmemek için sevinçle konuştum.  "Hangi okul da öğretmenlik yapacaksın kızım."diye bu sefer annem sordu.  "Anadolu lisesinde anne.  İki hafta sonra öğretmen oluyorum."dedim.  Sofrada uzun süre bu mevzu konuşulduktan sonra sofra toplanmış ve herkes dağılmıştı.  Babam ve Can birlikte çıkmışlar Berk de odasına kaçmıştı.  Annem bulaşıkları hallederken ben de üstümü değiştirmek için yukarıya çıkmıştım.  Siyah pileli midi boy eteğimi giyip üstüme de beyaz ip askılı bluz giymiş onu da eteğimin içine sokuşturmuştum.  Saçlarımı taradıktan sonra hiç bir işlem yapmadan arkama atmış ve cantamla birlikte telefonu mu da alıp aşağıya inmiştim.  "Anne ben çıkıyorum. Bir şey istiyor musun gelirken alayım."diye bağırdım.  "Yok kızım. Bir şey istemiyorum. İşin bittikten sonra oyalanmadan gel.  Akşam babanın ekibindeki çocuklar gelicek. Hep birlikte mangal yapacağız bahçede."diye seslenmişti.  Duyduğum kelimeler ile birlikte yutkunmuştum.  Umarım Boran ona dediklerimi unutmuştur.  Derin bir nefes çekip kalın topuklu siyah ayakkabımı da ayağıma geçirmiş ve bileklerinde ki iplerini bağlamıştım.  Daha fazla oyalanmadan evden çıkmış ve taksi durağına doğru yürümeye başlamıştım.  Sıra da ki taksiye binip gideceğim okulu söyleyip arkama yaşlandım.  Umuyorum ki güzel bir dönem olsun.  Kendi bilgilerimi öğrencilerime en iyi şekilde aktaricagim bir okul sezonu olsun diye içimden geçirmeye başladım.  ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Okuldan çıkalı neredeyse onbeş dakika olmuştu ve ben şu an çarşıda ağır ağır yürüyordum.  Okulda ki işim sandiğımdan da uzun sürdüğü için hava kararmaya yüz tutmuştu resmen.  Sağa sola bakarak ilerlerken ilerde ki kavgada takılı kaldı gözlerim.  Çatık kaşlar ile oraya doğru bakarken adam bağırmakla yetinmeyip karşısında ki ağlayan kadına fiziksel şiddet uygulamasıyla adımlarım hızlanmış ve daha ne olduğunu anlamadan kendimi adamı sertçe ittirirken bulmuştum.  Adam beklemediği bu hareketle sendelenmiş ve geriye doğru düşmüştü.  Adam yerde bana küfürler saydırırken onun kalmasına izin vermeden karnına sertçe tekme atmıştım. Sinirden gözüm dönmüştü resmen.  Böyle şerefsizler yüzünden her gün onlarca kadın ölüyordu.  "Gebertirim lan seni kahpe."diye bağırması ve ayağa kalkması ile hiç düşünmeden erkekliğini hızla dizimi geçrimiş ve olduğu yerde kıvranmasını sağlamıştım.  Sinirle etrafımızda ki adamız diye geçinen kişilere döndüm bu sefer.  "Sizin adamlığınız bu mu lan? Adam burada gözünüzün önünde kadına el kaldırırken ne diye izliyorsunuz."diye sinirle bağırdım.  Adamlardan biri kendine yedirememiş olacak ki hemen cevap verdi.  "Kusura bakma ama yardım edince ya ölüyoruz ya da hapse giriyoruz. Bundan sonra bizden insanlık beklemeyin."diye çıkışmıştı.  Ağzımı açıp tekrar bağıracakken saçlarımdan tutulup çekilmem ile büyük bir çığlık kaçmıştı ağzımdan.  Saçalarımı adamın ellerinden kurtarmaya çalıştıkça daha da asılması ile gözlerim dolmuştu.  "Yardım etsenize."diye avazım çıktığı kadar bağırsam da bir kaç kişi dışında herkes buraya bakmadan gidiyordu.  Lanet olası insanlığınıza tüküreyim sizin diye içimden geçirdim. Gözlerimden bir kaç damla yaş akarken saçlarımı adamdan kurtarmanın acısıyla bir kez daha çığlık attım.  "Şimdi seni elimden kim kurtaracak lan."diye bağırmış ve beni kendine doğru döndürmüştü.  Tam bir çığlık daha atacakken saçlarımda ki elleri gevşemesi ve adamın çığlık atması bir oldu.  Ellerim acıyan saç diplerine giderken adamı döven kişiye baktım.  Boran hiç acımadan adamı tekmelerken diğer polis memurları da onları ayırmaya çalışıyordu.  Bir anda kolumdan tutulmamla kendimi geri çekmiş ve kolumu tutan kişiye bakmıştım.  Bu merkezde gördüğüm kızdı.  Sanırım adı Melisti. Elinde ki su şişesini bana uzatmıştı.  "Su iç istersen. Kendine gelirsin."demişti.  Teşekkür edip su dan bir kaç yudum aldım.  Tekrar adama döndüğümde polis memurları onu arabaya bindiriyordu.  Arabaya binmeden önce benden şikayetçi olacağını bağırıp duruyordu şerefsiz.  Boran bir kaç küfür mırıldanıp hızla yanıma gelmişti.  Boranın yanıma gelmesi ile Melis köşede ağlayan kadını kaldırmış ve polis arabasına ilerletmişti.  "İyi misin? Canın çok acıdı mı?"diye telaşla sormuş ve hasar tespiti yapar gibi boydan boya gözlerini üzerimde gezdirmişti.  "İyiyim. Bir anda saçlarıma asılınca engel olamadım."diye mırıldandım.  Boran etrafta ki insanlara son bir kez bakıp kolumdan nazikçe tutmuş ve ilerletmeye başlamıştı. "Nereye gidiyoruz." "Karakola. İfade vermen gerekiyor."demiş ve siyah bir arabanın önünde durmuştuk.  Arabanın ön kapısını açmış ve benim oturmamı beklemişti.  Şaşkınlıkla açtığı kapıdan girip yerime oturmuştum.  İstediği zaman kibar olabiliyormuş demek ki diye içimden geçirmeden edemedim.  Boran da zaman kaybetmeden yan tarafa oturmuş ve arabayı sürmeye başlamıştı.  "Sizin burda ne işiniz vardı. Yani yanlış anlama şu an bizde olmanız gerekmiyirmuydu."diye mırıldandım.  Yüzüme bir kaç saniye bakmış ve tekrar önüne dönmüştü.  "Melisle size geçicektik zaten. Giderken de elimiz boş gelmeyelim diye birşeyler almaya gelmiştik. Eşyaları birakırkende devriye yapan polisleri görünce konuşmaya daldık."diye o da mırıldandı.  "Peki sen nasıl olaya dahil olmayı başardın." "Ben öylesine yürürken gördüm. Adam kadını dövünce dayanamayıp araya girdim. Başta ben adamı haşat ederken sonda da o beni haşat etti."dedim ve elimle halan daha acıyan saç dimlerime götürdüm.  "O adam ceza alır değil mi.?"diye umutla sordum.  Artık adalet kavramını görmek istiyordum.  "Kadın da sen de şikayetçi oldukdan sonra mahkemeye sevkedeceğiz ordan da elini kolunu sallayarak çıkacak şerefsiz."diye sinirle mırıldandı.  Ben de neyi bekliyordum ki.  Ceza evine gireceğini falan mı? Bir kere daha kadınların ne kadar az değer gördüğünü bu gün farkettim.  "Adam benden şikayetçi olacağını söyledi bir sıkıntı olur mu benim için."diye sordum.  "Merak etme olmaz. Zaten kamera kayıtlarını da aldılar polisler.  Her halükarda o piç suçlu. O da biliyor bunu. Boş boş konuşuyor."diye sinirle söylendi.  Ona çevirdiğim gözlerimi daha fazla ona bakmamak için çevirdim. Kısa bir süre daha gittiğimizde merkezin önünde durmuştuk.  Boranı beklemeden arabadan inmiş ve kapının önünde durmuştum.  Boran yanıma geldiği zaman önden ilerlemem için eliyle içeriye doğru işaret etmiş ve ilerleme mi beklemişti.  Onu daha fazla bekletmeden önden içeriye girmiş ve yürümeye başlamıştım.  Boran'ın yönlendirmeleri ile onların çalıştığı kata gelmiştik.  Gözlerim içeride gezerken. Masa da o kadını gördüm.  Gözleri kızarmış ve ifadesini veriyordu. "İnci."Boran'ın hafif bağırması ile irkilmiştim.  Bir kaç saniye sonra yanımıza gelen kadına baktım.  "Efendim başkomiserim." "Başak hanımın ifadesi alınacak.  Bir de gelen güvenlik kamerası kayıtlarını bilgisayara aktar. İzleyeceğim."demiş ve masanın başına oturmuştu.  İnci hemen elinde ki dosyaları bırakmış ve masanın kenarında ki bilgisayara uzanmıştı.  Bir kaç dakika sonra bilgisayarı Boran'ın önüne koymuş ve bana dönmüştü.  "İsterseniz içeriye geçelim Başak hanım. Orada ifadenizi verirsiniz."diye naif sesiyle konuşmuştu.  Tam olur diyecekken Boran benden önce davranmıştı.  "Burada alınsın ifadesi inci."diye gözlerini bilgisayardan çekmeden konuşmuştu.  İnci kafasını sallayıp eline aldığı başka bir bilgisayarla yanıma gelmiş ve çektiği sandalyeye oturmuştu.  Ben de daha fazla ayakta kalmamak için yanına oturmuş ve olayları olduğu gibi anlatmıştım.  Boran'a döndüğümde güvenlik kayıtlarını izlerken ilk başta sırıtan yüzü sonra da sinirle kasılmıştı.  Ufak çaplı küfürler savururken bilgisayarın ekranını kapatıp ayağa kalkmıştı.  "O adam bu gece nezarehane de kalıcak.  Güvenlik kayıtlarını da ifadeler de mahkemeye sunulucak.  Kadını da evine bırakın."demiş ve bana dönmüştü.  "Burdan size geçeceğiz. Bekle beraber gidelim."demiş ve bir şey dememe izin vermeden bir yere gitmişti.  Kafamı iki yana sallayıp çantamdan çıkarttığım telefona baktım.  Babamdan ve annemden cevapsız armaları görmem ile gözlerim korkuyla açılmıştı.  Daha fazla zaman kaybetmeden babamı aramış ve telefonu kulağıma götürmüştüm.  "Nerdesin kızım sen. Saat kaç oldu. Kaç kere aradık. İnsan haber vermez mi?""diye bağıran sesini duyduğum zaman irkilmiştim.  Tam cevap verecekken.  Boranın bana seslenmesiyle ufak bir yutkundum. "Başak işim bitti. Gidelim hadi."demişti.  Umarım babam duymamıştır diye içimden geçirirken babamın sorduğu soru ile şansıma bir kez daha küfür ettim.  "Kimin yanındasın sen.  Boran'ın sesi miydi o?" ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Evet bölüm hakkında ki yorumlarınızı alayım.  Başak'ın şiddette karşı olan tutumunu nasıl buldunuz? BİLDİRİ!! Şiddete göz yummayın, sessiz kalmayın." "Erkeklik kadına vurmakla değil onu korumakla gösterilir." " Kendinize çok iyi bakın.  Görüşmek üzere. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE