Arkamı dönüp ona baktığımda, yavaş yavaş bana yaklaşıyordu gözleri, bedenimi baştan aşağı süzerek adeta bir ateş gibi içimi yakıyordu. Elimi tuttu, nazik ama kararlı bir dokunuşla beni yatağın tam kenarına götürdü. Önce gömleğimi çıkardı, ardından eteğim yere düşüvermişti. Artık sadece iç çamaşırlarımın ince kumaşıyla karşısındaydım. Normalde utanır, geri çekilirdim böyle bir teslimiyet bana göre değildi. Ama o an içimdeki alev, hiç sönmek bilmeyen bir yangın gibi beni sarıyordu, her türlü tereddütü eritiyor ve beni ona, bu ana tamamen teslim olmaya zorluyordu.
Beni soyduktan sonra sıra kendine geldi. Gömleğini üzerinden attığında, o mükemmel kaslı gövdesi tüm ihtişamıyla ortaya çıktı sert hatlar, güçlü konturlar, adeta bir heykel gibi. Üstündekilerden kurtuldu ve geriye sadece boxerı kaldı vücudu, arzu dolu bir siluet olarak önümde duruyordu.
Yavaşça üzerime eğilmeye başladı, her hareketi çekicilik ve hakimiyet dolu. O yaklaştıkça, ben de istemsizce yatağa doğru kayıyordum, sırtım yumuşak çarşaflara değene dek. Sonunda tamamen uzandığımda, o da üzerime çıktı acele etmeden, her saniyenin tadını çıkararak. Bu anın büyüsünü, yavaş yavaş, en derin şekilde hissettirerek...
Eli, bedenimde yavaşça dolaşırken dudakları boynuma indi her öpücükte hafifçe emiyor, tenimde sıcak izler bırakıyordu. O an, tek bir akıcı hamleyle sütyenimi çözdü sanki bunu binlerce kez yapmış bir ustalıkla. Dolgun göğüslerim özgür kaldı, havayla temas eder etmez uçları sertleşti.
İkisini de avuçlarının içine aldı parmakları nazik ama kararlı, yoğururcasına okşuyor, sıkıyor, adeta her santimini ezberliyordu. Sonra başını eğdi, birini ağzına alıp emmeye başladı diliyle daireler çizerek, hafif diş dokunuşlarıyla. Diğer göğsümün ucunu ise parmaklarıyla sıkıştırıyor, acıyla zevkin sınırında gezdiriyordu. Ardından yer değiştirdi dili şimdi diğerinde, ıslak ve sıcak, her hareketinde içimdeki alev daha da harlanıyordu.
Bedeni üzerimde ağırlaşırken, nefesi tenimde yanıyor, her dokunuşuyla beni daha derin bir teslimiyete sürüklüyordu.
Her göğsümü emdiğinde, kadınlığım zonkluyor, dayanılmaz bir ritimle kabarıyordu daha şimdiden hafif inlemeler dudaklarımdan dökülmeye başlamıştı, kontrolüm elimden kayıyordu. Başını kaldırıp yüzüme baktı gözlerindeki o zafer dolu parıltı, zevkten titreyen ifademi görünce daha da belirginleşti sanki bir avcı, en zayıf noktasını bulmuş gibi gururlanmıştı.
"Hassas noktanı buldum galiba... Uyarılman için tam burasıymış," diye fısıldadı, sesi derin ve alaycı bir tatminle doluydu.
Evet, kesinlikle beni çözmüştü her sırrımı, her hassas köşemi avuçlarının içinde tutuyordu. Tekrar o zevki bana yaşatmak istercesine, göğüslerimi iki eliyle birden kavradı güçlü, sahiplenir bir dokunuşla. Birini diliyle yalayıp emiyor, ıslak sıcaklığıyla uçlarını titretiyor, ardından hemen diğerine geçiyordu. Saniyeler içinde bu ritim, beni tamamen kendimden geçiriyordu; inlemelerim yükseliyor, bedenim istemsizce kıvrılıyordu altında.
Ama daha gece yeni başlıyordu... Ve o, bunu çok iyi biliyordu.
İstediği kadar emdikten sonra yavaşça aşağı kaydı; dudakları göbek deliğimde duraksadı, sıcak nefesi tenimi titreterek orayı da öpücüklerle doldurdu. Sonra daha da aşağı indi, iç bacaklarımı nazikçe öperek, her santiminde iz bırakarak yoluna devam etti. Bacaklarımı tamamen ayırdı güçlü elleriyle, kararlı ama acele etmeden. Kilotumu sıyırıp attığında, artık tamamen çıplaktım önünde kadınlığım arzudan ıslanmış, zonkluyordu.
Önce parmağını gezdirerek başladı yavaş, keşfedercesine, her dokunuşu elektrik gibi içimden geçiyordu. Ardından hafifçe araladı, zevkten şişmiş klitorisimi buldu o hassas tomurcuk, onun parmak uçlarında titriyordu. Sonra başını eğdi ve diliyle üzerine değdi yavaş, dairesel hareketlerle geziniyor, her turda beni daha derin bir uçuruma sürüklüyordu. Daha önce hiç böyle bir his tatmamıştım bedenim kontrolünü tamamen kaybetmiş, istemsizce ona doğru itiliyordu.
Kendimi öne doğru bastırınca, klitorisimi tamamen ağzına aldı sıcak, ıslak ve aç bir ağızla. Durmaksızın emiyordu; diliyle baskı yapıyor, emişleriyle beni çıldırtıyordu. Başımı kaldırıp yukarı baktığımda, aynada kendimizi görüyordum .Onun güçlü sırtı, başı bacaklarımın arasında, benim kıvranan bedenim... Bu görüntü, içimdeki ateşi daha da körüklüyor, beni tamamen çaresiz bir arzuya teslim ediyordu.
Ve o, hala acele etmiyordu. Gece uzundu, ve her saniyesinin tadina varmak istiyordu.
Dizlerimin üstünde, onun önünde çökmüştüm erkekliği tam karşımda, sert ve damarlı, ucunda hafif bir ıslaklık parıldıyordu. Gözlerime o kısa, ateşli bakışı attıktan sonra elimi uzattım parmaklarım etrafını sardığında sıcaklığı avucumu doldurdu, nabzı gibi atıyordu. Yavaşça sıvazlamaya başladım; yukarı aşağı, ritmik, avucumun içi tenine sürtünürken onun nefesinin derinleştiğini hissediyordum.
Usulca başımı yaklaştırdım, dilimi ucunda gezdirdim önce tuzlu tadı dilimin ucunda yayılırken, onun kalçaları hafifçe öne kaydı. Sonra ağzıma aldım yavaşça, dudaklarım başını sararken, dilim alt tarafında dolaşıyordu. Derinlere doğru indim, boğazıma kadar alıp geri çekildim ıslak, sıcak ve kaygan bir ritimle. Her inişte daha derin, her çıkışta dilimle ucunu yalayıp emiyordum.
İnlemeleri odada yankılanmaya başladı; derin, boğuk sesler, zevkten kısılmış bir hırıltı gibi. Eli saçlarımın arasında dolaştı, nazikçe bastırarak beni yönlendiriyordu daha hızlı, daha derin... Ağzımın içiyle onu tamamen kapladığımda, kalçaları istemsizce ileri geri hareket etmeye başladı ritmi benimkine uyuyordu. Emdikçe daha sertleşiyor, damarları şişiyor, sıcaklığı ağzımın duvarlarına yayılıyordu.
Bazen durup sadece dilimle oynuyordum; başının etrafında daireler çizerek, alt tarafını yalayıp emerek onu çıldırıyordum. O anlarda inlemeleri kesiliyor, yerine derin bir nefes ve "Evet... böyle..." gibi fısıltılar geliyordu. Sonra tekrar ağzıma alıyor, daha hızlı emiyordum yanaklarım içe çöküyor, emişlerimle onu titretiyordum. Zafer duygusu içimi dolduruyordu az önce beni çıldırtan bu adam, şimdi benim ağzımın içinde eriyor, kontrolünü kaybediyordu.
Onun zevki benim zevkimdi her inlemesi, her kalça hareketi, her saçlarımı sımsıkı tutuşu beni daha da azdırıyordu. Kadınlığım hâlâ zonkluyor, ıslaklığım bacaklarımın arasından sızıyordu çünkü onu böyle teslim almak, beni de aynı ateşe atıyordu.
Ama o, henüz bitirmeye niyetli değildi. Gözlerindeki o açlık, daha fazlasını istediğini söylüyordu...
İnleyerek kendini geri çekti; erkekliği ağzımdan çıktığında hâlâ zonkluyor, ıslak ve parıldıyordu. Derin bir nefes aldı, gözleri yarı kapalı, zevkten bulanık bir bakışla bana baktı.
"Offf... Beklediğimden de iyiydi," diye mırıldandı, sesi kısık ve boğuk, hâlâ o titreşimle doluydu. Dudakları hafifçe aralanmış, göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu; kontrolünü zor topluyor gibiydi.
Elini saçlarımdan nazikçe çekti, parmak uçlarıyla çenemi okşadı, başımı hafifçe kaldırarak gözlerimin içine baktı. O anda aramızdaki elektrik daha da yoğunlaşmıştı; az önce beni çıldırtan adam, şimdi benim verdiğim zevkle sarsılmış, bir an için savunmasız kalmıştı. Ama gözlerindeki o açlık, hâlâ sönmemişti, aksine daha da alevlenmişti.
Gülümsedi; o tehlikeli, baştan çıkarıcı gülümsemesiyle. "Şimdi asıl sırası," dedi fısıldayarak, beni yavaşça ayağa kaldırırken. Bedeni hâlâ yanıyordu, teni tenime değdiğinde içimdeki yangın yeniden harlandı.
Güçlü kollarıyla beni kucağına aldı; sanki ağırlığım yokmuş gibi, kolayca kaldırıp sırtımı soğuk duvara yasladı. Bacaklarım beline dolanırken, gözlerimin içine bakıyordu o derin, aç bakışla. Yavaşça içime girmeye başladı; başını hissettim önce, ardından o dolgun, sert erkekliği santim santim yolunu açıyordu. Birkaç saniye sonra tamamen içimdeydi, beni doldurmuş, germiş, zevkten bedenimi kasılmıştı her kasım gerilmiş, nefesim tutulmuştu.
Gülümsedi o tehlikeli, bilen gülümsemesiyle. "Sert mi seviyorsun," diye fısıldadı kulağıma, sesi boğuk ve kışkırtıcı, "yoksa sakin mi?"
"Sert," diye dökülüverdi dudaklarımdan, neredeyse istem dışı sanki içimdeki o vahşi arzu konuşmuştu benim yerime.
Bunu duymak onu tetiklemiş gibiydi. Açgözlülükle dudaklarıma yapıştı öpücüğü vahşi, dişleri dudaklarımı ısırıyor, dili ağzımın derinliklerini ele geçiriyordu. Aynı anda kalçaları hareketlendi sert, kararlı, derin darbelerle içime girip çıkmaya başladı. Her vuruşunda bedenim duvara çarpıyor, inlemelerim odanın her köşesini dolduruyordu yüksek, kontrolsüz, zevkten boğulmuş sesler.
"Ahhh... Evet!" diye haykırıyordum her seferinde, sesim titreyerek, onun ritmine uyarak. Daha sert, daha hızlı istiyordum; o da bunu veriyordu terle parlayan kaslı bedeni benimkine çarpıyor, elleri kalçalarımı sıkıca kavramış, beni tamamen ele geçirmişti. Her darbede içimdeki o nokta ateşleniyor, zevk dalgaları bedenimi sarsıyordu; gözlerim kapanıyor, başım geriye düşüyordu.
O ise durmuyordu daha derin, daha sert... Sanki beni paramparça etmek, tamamen kendine ait kılmak istiyordu. Ve ben, her vuruşta daha fazla ona ait oluyordum.
Ardından beni yavaşça kucağından indirdi, ayaklarım yere değer değmez güçlü elleriyle belimden tutup çevirdi; sırtım ona dönük, tamamen onun merhametine teslim olmuş bir haldeydim. "Domal," dedi kısık, emredici bir sesle o tek kelime bile içimdeki ateşi körüklemeye yetmişti.
Hiç tereddüt etmeden dediğini yaptım; dizlerimin ve ellerimin üstünde, kalçalarımı ona sunarcasına öne eğildim. Bir an duraksadı, nefesini hissediyordum sırtımda sonra avucu kalçama indi; önce nazik bir okşayış, ardından keskin, zevk dolu bir şaplak. Tenimde yanma hissi yayılırken bir tane daha geldi, sonra bir tane daha... Her vuruşta hafif bir inleme kaçıyordu dudaklarımdan, bedenim istemsizce kıvrılıyordu.
Sonra tekrar içime girdi bu sefer daha sert, daha derin, tek bir hamlede tamamen doldurarak. Her girişinde o ıslak, çarpıcı ses odada yankılanıyordu; tenlerin birbirine çarpması, kadınlığımın onu sıkıca kavraması... Bu sesler ikimizi de deli ediyordu, tahrikimizi katmer katmer artırıyordu.
"Offf... Çok sıkısın," diye inledi, sesi boğuk ve kontrolsüz, "sanki kadınlığın içerde aletimi emiyor, bırakmıyor."
Sözleri içimi daha da ateşledi her darbesiyle birlikte inlemelerim yükseliyordu, kalçalarımı ona doğru bastırıyor, daha fazlasını istiyordum. Elleri kalçalarımı sıkıca kavramış, beni kendine çekerek ritmini hızlandırıyordu sert, vahşi, dur durak bilmeyen bir ritim. Başım öne düşmüş, saçlarım yüzüme yapışmış, sadece onun verdiği zevke ve o seslere odaklanmıştım; tamamen onun, tamamen bu anın esiri olmuştum.
"Offf... Dinlene dinlene, sabah kadar sikeceğim seni güzelim," diye hırıldadı kulağıma, sesi boğuk ve vahşi, her kelimeyle birlikte içime daha derin bir darbe indirerek. "Bırakmam yok seni..."
Sözleri tenimde yankılanırken, kalçalarımı daha sıkı kavradı; parmakları etime gömülüyor, beni kendine zincirliyordu. Her girişi daha güçlü, daha sahipleyiciydi; o ıslak sesler, tenlerin birbirine çarpışı, inlemelerimiz... Hepsi odada bir senfoni gibi yükseliyordu. İçimde onu öyle sıkı hissediyordum ki, sanki gerçekten emiyor, bırakmıyordum dediği gibi.
Başımı yana çevirdim, gözlerimin içine bakıyordu terle parlayan yüzü, kısılmış gözleri, o açlık dolu ifadeyle. "Sabah kadar," diye tekrarladı, bu sefer daha yavaş, daha vurgulu, her heceyle birlikte içime gömülerek. "Seninim... Tamamen."
Ve ben, o an sadece onun ritmine teslim oldum; inlemelerim "Evet... Daha fazla..." diye yalvarırcasına dökülürken, bedenim her vuruşta titriyor, zevkten eriyordum. Gece uzundu, çok uzundu... Ve o, sözünü tutacaktı. Sabah kadar, durmadan, dinlene dinlene, beni kendine ait kılacaktı.