6. BÖLÜM (KARSU)
‘’Karsu bugün bahçede piknik yapalım mı?’’ Maviş gözleri merakla bana bakıyordu.
“Süper fikir. Ama önce dersimizi bitiriyoruz prenses, anlaştık mı?’’
Neşeyle cıvıldadı. ‘’Anlaştık!’’
‘’Sen gösterdiğim harfleri defterine geçirirken, bende piknik için bir şeyler hazırlayayım o zaman.’’
Arya’yı çalışma odasında bırakıp mutfağa geçtim. Hava bugün oldukça sıcaktı. Piknik için soğuk sandviç ve dün yaptığım cupcakelerden hazırlamaya karar verdim. Biraz da meyve güzel olacaktı. Hazırlığımı yaparken bir yandan da en sevdiğim şarkıyı mırıldanıyordum.
‘’Karsu Hanım? Bakıyorum da çok neşelisiniz bu sabah?’’
Umay’ın iğneli ses tonu rahatsız etse de, belli etmemeye çalışarak zoraki gülümsedim.
‘’Arya’yla piknik yapacağız bahçede, onun için hazırlık yapıyorum.’’
‘’Hmm...’’ Dikkatlice beni izledikten sonra yanıma yaklaştı. ‘’Programa dikkat ediyorsunuz, değil mi? Çalışmalarının aksamaması lazım.’’
‘’Ödevlerini bitirmek üzere. Piknik yapıp biraz dinlendikten sonra da aktivite dersine geçeceğiz. Programında bir aksama olmayacak, merak etmeyin.’’
‘’Peki. Size kolay gelsin o halde.’’
Çıkmak üzereyken durdurmuştum. ‘’Arya neden gerçek bir okula gitmiyor?’’
Yavaşça döndüğünde yüzünde gergin bir gülümseme hakimdi. ‘’Sizi ilgilendirmeyen konulara girmenizi hiç tavsiye etmem Karsu Hanım?’’
‘’Arya’nın her türlü bakımından ben sorumluyum. Yani eğitiminden de. Bu yüzden merak ediyorum. Neden diğer çocuklar gibi okula gitmiyor, eğitimini orada almıyor?’’
Birkaç adımda dibime kadar geldi. Kelimeleri oldukça net ve vurguluydu.
‘’Arya’nın her türlü bakımından sizin sorumlu olmanız, her şeye burnunuzu sokacağınız anlamına gelmiyor. Siz burada yalnızca bir çalışansınız Karsu Hanım. Bu yüzden sadece işinizi yapın, soru sormayın. Anlaşıldı mı?’’
Gitmek üzereyken yeniden sorumla durmuştu. ‘’Bence Arya da diğer çocuklar gibi normal bir yaşam sürme hakkına sahip olmalı. Böylece arkadaşları olur, yalnızlık hissetmez. Neden onu bu evde hapsediyorsunuz?’’
Bu kez dönüşü çok daha sertti. ‘’Haddiniz olmayan konular hakkında soru sormayı bırakın artık. Emin olun biz onu sizden çok daha fazla düşünüyoruz Karsu Hanım. Şimdi o parlak fikirlerinizi kendinize saklayın ve işinizin başına dönün.’’
Daha fazla konuyu uzatıp onunla tartışmaya girmek istemiyordum. Ama Arya’yı çok da umursuyormuş gibi böyle ukalaca konuşması beni epey rahatsız etmişti. Derin nefesimi bırakıp hazırlığıma döndüm.
‘’Karsu?’’
Aras’ın sesiyle irkildim. ‘’Özür dilerim, geldiğinizi görmedim.’’
‘’Her şey yolunda mı?’’
‘’Evet, evet yolunda.’’
Yanıma yaklaşıp yüzümü inceledi. Sarp’a göre daha yumuşak birine benziyordu. En azından onun kadar kasıntı bir hali yoktu. ‘’Umay’ı fazla takma.’’
‘’Anlamadım?’’
‘’Umay bazen gereksiz çıkışlar yapıp, fazla yükselir. Ama sen ona takılma.’’
‘’Aras Bey, ben eğer haddim olmayan bir şey söylediysem...’’
‘’Hayır Karsu, sen Arya’yı düşündüğün için içinden geçeni söyledin sadece. Sen geleli neredeyse 1 ay oldu, ama onunla çok iyi anlaştınız. Sana bu kadar hızlı alışacağını düşünmemiştim ne yalan söyleyeyim. Şaşırttın beni.’’ Hafifçe gülümsediğinde biraz daha rahatlamıştım.
‘’Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Ben... yalnızlık nedir çok iyi bilirim. Ona kendi yalnızlığını unutturmaya çalışıyorum sadece.’’
‘’Sen iyi birisin Karsu. Böyle kalmaya devam et. Bir sorunun olursa beni bul, tamam mı? Hadi kaçtım ben.’’ Göz kırpıp mutfaktan ayrıldı. En azından bu koca hapishanede bir kişi bile olsa benim tarafımdaydı. Bunu bilmek de biraz olsun iyi hissettirmişti bana.
*****
Kayla’yla son görüşmemizden bu yana neredeyse 2 hafta geçmişti. En son konuştuğumuzda sesi biraz garip gelmişti bana. Ama ne kadar sorsam da ısrarla iyi olduğunu söyleyip durdu. Sonradan içim rahat etmeyip gizlice kendi telefonumdan arasam da telefonumu açmayıp basit bir mesaj göndermişti sadece. Derslerinin yoğun olduğunu, sınavlarına odaklandığını söylemişti. Sınav stresine verdiğim için fazla bunaltmak istemiyordum onu. Yine de bir şey olursa mutlaka ara demiştim, olsa arardı herhalde.
Endişeyle dudaklarımı kemirirken Arya koşup boynuma sarıldığında birlikte yuvarlandık.
‘’Dur prenses, dur! Yıktın beni!’’
‘’Karsu hadi birlikte çay saati oynayalım.’’
‘’Olur, hadi oynayalım. Kim ev sahibi olacak bakalım?’’
‘’Sen benim misafirim ol, ben de sana çay ikram edeyim. Hiii, çay takımlarım evde kalmış.’’
‘’Sen bekle, ben...’’
‘’Olmaz, sen otur. Sen misafirsin. Ben getireceğim.’’
Arya koşarak eve girdiğinde can sıkıntısıyla telefonumu kurcalarken, malikanenin ana giriş kapısı gürültüyle açıldığında bakışlarım oraya kaydı. Bahçeye peş peşe son model siyah cipler girmişti. Şaşkınlıkla arabalardan inen iri kıyım, takım elbiseli adamları izlerken, evin korumaları hızla etrafta güvenlik çemberi oluşturmuşlardı. Ortamın hareketlenmesiyle endişelenerek ayaklandım.
“Arya... “
Giriş kapısının önünde hararetli bir tartışma başladığında hızlı adımlarla kapıya yaklaştım. Ama duruşlarıyla bile korku salan bunca adamın arasından geçmem mümkün değildi.
Keşke yalnız bırakmasaydım diye geçirdim içimden ama artık çok geçti. Sesler yükselip karşılıklı silahlar çekildiğinde tiz bir çığlık kopmuştu kapıda. Korkudan kalbimin sıkıştığını hissettim. Ne olursa olsun Arya'yı oradan çıkarmam lazımdı.
‘’Arya!’’
‘’Karsu! Karsu yardım et!’’
Sesini duyduğumda çemberi yarıp evin kapısında korkudan kalakalmış Arya’yı kucakladığım an iki el silah sesi duyulmuştu. Birlikte yere yuvarlandığımızda hızlıca üzerini kontrol ettim.
‘’Arya! Güzelim iyi misin? Bir şeyin var mı?’’
‘’Korkuyorum...” Sesi korkudan fısıltı gibi çıkmıştı adeta.
‘’Merak etme, sana bir şey olmasına izin vermem! Elimi sakın bırakma!’’
Silah ateşlendikten sonra duyulan Sarp'ın öfkeli sesi adeta evi titretmişti.
‘’Yeter! Sen kimin evine baskın yaptığını sanıyorsun, ha!’’
Arya’nın elinden tuttuğum gibi merdiven altındaki küçük alana sığındık. Korkudan kalbim duracak gibiydi sanki. Yine de Arya’ya güven vermek için sakin konuşmaya çalıştım.
‘’Merak etme güzelim. Bak, baba burada. O bizi koruyacak. Merak etme, tamam mı?’’
Sıkıca boynuma sarılıp ağladığında sırtını sıvazladım. Sarp ise hala öfkeyle bağırıyordu.
‘’Sana anlaşma bitti dedim, duymadın mı!’’
‘’Biz böyle mi konuştuk, ha! Nasıl bitirirsin anlaşmamızı?’’
‘’Bu anlaşma sen kurallara uymadığın ve aç gözlülük yaptığın için bitti Kara! Şimdi o silahını indir, köpeklerini de al defol evimden!’’
‘’Bana bak Sarp Soykan! Hiç kimse ben bitti demeden benimle olan anlaşmasını iptal edemez, duydun mu beni?’’
‘’Ben de sana bir daha benimle anlaşma falan imzalamayacaksın dedim Kara! Şimdi kimlere güveniyorsan git, yeşilleri onlardan dilen! Anlaşmaya ihanet edenle ikinci kez aynı masaya oturmam ben!’’
‘’Bu yaptığının bir bedeli olacak elbet! Ve sen çok pişman olacaksın! Köpek gibi yalvaracaksın kapımda, duydun mu beni!’’
‘’Aras, hemen uzaklaştır şu itleri evimden!’’
‘’Beyler, hadi kulübelerinize! Naş naş!’’
‘’Bu iş burada bitmedi! Duydun mu beni? Bu iş burada bitmedi Sarp Soykan! Bunun hesabını vereceksin! Bunun bedelini çok ağır ödeteceğim sana!’’
Kalabalığın sesi uzaklaşmaya başladığında korkuyla başımı çıkardım. Kapıda öfkeyle volta atan Sarp’ın yanında onu sakinleştirmeye çalışan Umay’la göz göze geldiğimizde hışımla yanımıza geldi.
‘’Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz Karsu Hanım, söylesenize!’’
Arya’yla birlikte olduğumuz yerden çıktığımızda Arya hala korkudan bana sarılıyordu.
‘’Sizin bu katta, böyle bir olayın arasında ne işiniz var! Böyle tehlikeli bir ortamdan Arya’yı nasıl uzaklaştırmazsınız, cevap verin! Onun hayatını nasıl...’’
‘’Umay yeter!’’
Sarp’ın Umay’ı susturmasıyla tutmaya çalıştığım gözyaşlarım sessizce akmaya başlamıştı.
‘’Arya’yı odasına götürün. Sizinle sonra konuşacağız.’’
Açıklama yapacak durumda değildim zaten. Arya’yı kucaklayıp odasına çıktım. Yatağına oturduğumuzda hala titriyordu.
‘’Geçti güzelim, hepsi geçti. Merak etme, güvendeyiz artık.”
‘’Karsu çok korktum. Kimdi o adamlar?’’
‘’Bilmiyorum prenses, ben de bilmiyorum. Ama baban bizi onlardan korur, sen merak etme. Hadi biraz uyuyup dinlenmeye çalış. Sana süt getirmemi ister misin?’’
İçini çekerek başını salladı. ‘’Sen üzerini değiştir, ben sütünü getireyim.’’
Süt hazırlamak için aşağı indiğimde Umay’la Sarp hala kapı eşiğinde tartışıyorlardı. Yanlarına indiğimde Umay’ın yüzü öfkeden kıpkırmızıydı resmen. Hışımla yanımdan geçip aşağı mutfak tarafına yöneldi. Bende sessizce bizim mutfağa geçip süt ısıtmaya başladım.
‘’Aşağıda ne yapıyordunuz Karsu?’’
Derince yutkunup ona yöneldiğimde bakışları normalde olduğundan çok daha gergindi.
‘’Biz... Arya’yla birlikte bahçede piknik yapıyorduk. Arya çay takımlarını almak için eve döndü, ben dışarıda onu bekliyordum. Her şey... her şey o anda oldu.’’
Sesimin titremesine engel olmaya çalışıyordum. Göz göze gelmemek için dolaptan bardak almaya yöneldim.
‘’Arya’yı neden yalnız bıraktın?’’
‘’Be... ben bilmiyorum. Aslında ben alacaktım evden ama kendisi almak istedi, bende... bilmiyorum... Bilmiyorum Sarp Bey, ben...’’ Saklamaya çalıştığım gözyaşlarım boşaldığında kendimi daha fazla tutamamış ve sinir boşalması yaşamıştım. Hiç beklemediğim bir şekilde yanıma gelip kollarımdan tutup kendine çevirdi.
‘’Yüzüme bak Karsu.’’
Kızarmış gözlerimi gözlerine çevirdim. Mavi gözleri ilk defa korkutmuyordu beni.
‘’Arya’yı korumaya çalıştığını biliyorum. Onca eli silahlı adamın arasından sıyrılıp onu nasıl kucakladığını gördüm. Ama bir daha Arya’yı yalnız bırakmanı istemiyorum. Beni anladın mı?’’
Hafifçe burnumu çekip başımla onayladım.
‘’Güzel.’’ Uzaklaşıp yanımdan ayrılmak üzereyken sorumla durdurdum.
‘’O adamlar kimdi Sarp Bey?’’
Bir an için olduğu yerde kalsa da yavaşça yüzüme döndü. Dişlerini sıktığını hissettiğimde soruyu sorduğuma pişman olmuştum.
‘’Arya’nın yanına dön Karsu. Fazla soru soruyorsun.’’
‘’Bakın, ben... Haddim olmayan şeylere karışmak istemiyorum ama korkuyorum. Elimde değil, korkuyorum. Ya tekrar gelirlerse? Ya siz olmazsanız o zaman?’’ Panikle çarçabuk konuştuğumda tekrar yanıma adımladı.
‘’Endişeleneceğin bir durum yok, tamam mı? Bir daha kimse bu eve bu şekilde girmeyecek. Sen sadece Arya’nın yanında ol. Gerisi beni ilgilendirir.’’
Hafifçe yutkundum. ‘’Pe... peki Sarp Bey, anladım.’’ Bardağı alıp Arya’nın yanına gitmek için mutfaktan ayrıldım. Sözleri güven verse de, hala içten içe korkuyordum. Bir gün o yokken tekrar böyle bir şey yaşansa ne yapacağım hakkındaysa en ufak bir fikrim yoktu. İçimde bir yerlerdeyse bunun son olmayacağını hissediyordum.