SARIL BANA

2194 Kelimeler
7. BÖLÜM SARP'IN ANLATIMINDAN DEVAM Ofise geçtiğimde içimdeki öfke patlamasını durduramıyordum. Sinirle masayı devirdiğimde Umay endişeli bakışlarla içeri girdi. “Sarp Bey, iyi misiniz?” “Sana içeri girmeni kim söyledi Umay? Çık hemen.” “Sarp Bey özür dilerim. İzinsiz girmemem gerekiyordu, biliyorum. Ama şu an iyi değilsiniz ve sizi yalnız bırakamam.” İki elimle dayandığım kitaplıktan destek alıp derin bir nefes aldım. “Umay, hemen çık dedim.” “Hayır.” Sesi ilk kez bana karşı koyarcasına netti. Şaşkınca dibine kadar geldiğimde öfkeli bakışlarımı gözlerine diktim. “Sana gitmeni söylüyorum ve sen bana karşı mı geliyorsun? Sana çık dedim Umay, hemen!” Geri çekilmesini beklerken bir adım atıp daha da yaklaştı. “Beni istediğiniz kadar kovabilirsiniz, ama sizi şu an bu halde yalnız bırakmayacağım.” Daha fazla uzatıp zaten tavan yapmış sinirimi iyice yükseltmek istemiyordum. Öfkeli nefesimi bırakıp cam kenarındaki koltuğa bıraktım kendimi. O sırada Aras da odaya girmişti. Umay'ı görünce bir an için şaşırsa da, gelip yanımdaki koltuğa yerleşti. “Buna nasıl cesaret edebilir Aras? Burnumuzun dibine kadar elini kolunu sallayarak nasıl girebildi bu adam, söylesene!” “Sarp, sakin ol biraz.” “Sakin mi olayım? Sakin olayım öyle mi?” Sinirle güldüm. “Az önce o pezevenk paralı itleriyle birlikte elinde silahlarla evimi basıp, kızımın hayatını tehlikeye attılar ve siz bana sakin ol deyip duruyorsunuz!” “Tamam, öfkelisin, anlıyorum. Ama bu şekilde bir yere varamayız.’’ Sinirle çenemi ovuşturdum. ‘’Bunun hesabını elbet soracağım o orospu çocuğundan!’’ ‘’Sarp Bey, bakın. Siz tanınan bir iş adamısınız ve sevenleriniz kadar düşmanlarınız da oldukça fazla. Bir daha böyle bir olay yaşanırsa ne olacak?’’ Dişlerimi sıkıp Umay’a yöneldim. ‘’Ne söylemeye çalışıyorsun sen?’’ Gergin nefesini bıraktı. ‘’Demek istediğim... Bugün Karsu’nun yaptığı şey çok sorumsuzcaydı. Böyle bir ortamda kızınızı yalnız bıraktı, hayatını riske attı. Eğer kuralların dışına çıkmasaydı bugün kızınız böyle bir tehlikeyle kaşı karşıya gelmeyecekti.’’ Ayaklanıp gergin bakışlarımı yüzüne odakladığımda hafifçe yutkunduğunu hissetmiştim. ‘’Daha açık konuşmaya ne dersin?’’ ‘’Bence kızınız için burnunun dikine gitmeyen, kuralları kafasına göre esnetmeyen yeni bir bakıcı bulmamız, onun için çok daha iyi ve güvenli olacak Sarp Bey. Zaten Karsu'nun işi yalnızca yemek yapmak, değil mi? Ama bunu bile becerebildiği şüpheli. Kızınız için gerçek ve güvenilir bir bakıcı bulmamız en mantıklısı olacak.’’ Ağır adımlarla dibine kadar adımladım. ‘’Bana verebileceğin başka tavsiyelerin de var mı Umay? Böyle iş hayatıma, ne bileyim özel hayatıma dair falan?’’ ‘’Bakın ben yalnızca Arya’yı...’’ ‘’Senin derdin ne bu kızla, söylesene? Benim bilmediğim bir şey mi var?’’ ‘’Hayır Sarp Bey. Sadece...’’ ‘’Unuttuysan hatırlatayım sana Umay. Ben Karsu’yu kızıma bodyguardlık yapsın diye işe almadım. Ona öğretmenlik yapsın, beslenmesiyle ilgilensin, onun yanında olsun diye işe aldım. Bugün yaptığı şey hataydı, bunda haklısın. Ama bugünkü olay onun değil, Aras’ın suçuydu. Bizim suçumuzdu. Bunun faturasını Karsu’ya kesemezsin.’’ ‘’Sanırım size karşı daha açık konuşmam gerek.’’ ‘’Konuşmaman hata.’’ ‘’Bakın, ben ona defalarca kuralları hatırlatmama rağmen sürekli kafasına göre davranıyor. Bugünlerde aklı sürekli başka yerde, Arya’nın programında kendince esneklikler yapıyor. Soru sormaması gereken konulara haddinden fazla burnunu sokuyor.’’ ‘’Ne gibi?’’ ‘’Arya neden normal çocuklar gibi gerçek bir okula gitmiyormuş. O zaman gerçek arkadaşları olur ve yalnız hissetmezmiş.’’ Gergince güldü. ‘’Karsu sizin iş hayatınızın ve özel hayatınızın ne kadar tehlikeli olabileceğinin farkında değil. Bu da bugün olmasa bile yarın hem sizi, hem de kızınızı tehlikeye sokacak.’’ Ellerimi kavuşturup tekrar koltuğa yerleştim. ‘’Peki, bana tavsiyen nedir?’’ Kelimeleri oldukça netti. ‘’Onu göndermeniz bence en akıllıca adım olur.’’ Hafifçe güldüm. ‘’Onu göndermemi istiyorsun demek.’’ ‘’Umay, daha fazla...’’ ‘’Dur Aras, bölme. Peki sonra?’’ ‘’Arya için birkaç bakıcı araştırdım.’’ Dosyaları uzattı. ‘’Üstelik bunlar alanlarında oldukça tecrübeliler. İsterseniz hemen bugün onlarla görüşme yapabilirim." Başka bir dosya daha uzattı. "Burada da gerçek tecrübe sahibi şefler var. Arya'nın beslenmesini aksatmadan, en iyi şekilde takip edebilecek şefler." Uzattığı dosyaları alıp kısa bir göz attım. Cvleri gerçekten Karsu’ya göre oldukça dolu doluydu. Üstelik hepsi uzun süreli tecrübe sahibi insanlardı. ‘’Hangisiyle görüşmemi istersiniz?’’ Bakışlarımı yüzüne çevirip dosyaları önüne fırlattım. ‘’Hiçbiri.’’ ‘’Na... nasıl? Anlamadım?’’ ‘’Hiçbiri dedim Umay. Yeni bir bakıcıya ihtiyacımız yok ve yeni bir aşçıya da. Gördüğüm kadarıyla Arya Karsu’dan oldukça memnun. Karsu da bence her iki işi en iyi şekilde hallediyor. Dersleri aksatmıyorlar, iyi vakit geçiriyorlar. Arya'nın sağlığı da gayet yerinde. Bu yüzden yeni birine ihtiyacımız yok, çıkabilirsin. Aras, masayı kaldır.’’ ‘’Ama...’’ ‘’Çıkabilirsin dedim. Başka bir şey?’’ Gergince dişlerini sıkıp başını salladıktan sonra odadan çıkmıştı. Nefesimi bırakıp masaya yerleştim. Kafasında her ne varsa, onu elde edene kadar durmayacağından emindim. ***** KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM Boğazımı rahatlatmak için su bardağımdan bir yudum aldığımda bakışlarım Arya’ya kaydı. Masalın henüz ortasında olmamıza rağmen çoktan uykuya dalmıştı bile. Hafifçe gülümseyip alnına bir öpücük kondurdum. Sessiz olmaya çalışarak yanından kalkıp kitabı kitaplığının rafına bıraktım. Gece lambasını açtıktan sonra odanın ışığını kapayıp, sessizce odadan çıktım. Bugünün stresi onu oldukça bitkin düşürmüştü. Saat henüz erken olmasına rağmen etraf oldukça sessizdi. Zaten temizlik dışında özel bir isteğimiz olmadığı müddetçe malikanenin bu bölümüne başkalarının girmesi yasaktı. Korumalar da yalnızca kapıda bekliyordu. Kendimize ait özel alanımız olması iyi hissettiriyordu bana. En azından günün herhangi bir saatinde rahat hareket edebiliyordum. Kendimi yorgun hissetsem de bugünün stresi bile beni uykuya yenik düşürememişti. Biraz temiz hava almak uykumu getirirdi belki. Dışarı çıkmadan önce kahve yapmak için mutfağa indim. Makineyi çalıştırdığımda Umay gergin bir şekilde mutfağa girip bar masasına yerleşti. ‘’Oturun.’’ Şaşkınlıkla karışık anlamsızca yüzüne baktığımda ciddiyetini görebiliyordum. Oturmam için işaret ettiğinde karşısına yerleştim. Derin bir nefes alıp kendini toparladı. ‘’Bakın, bunu sizinle yalnızca bir defa konuşacağım. Bugün yaptığınız şey Arya’nın hayatını çok büyük tehlikeye attı. Bu sorumsuzluğunuzun hiçbir bahanesi, hiçbir açıklaması olamaz. Bunun dışında bir süredir gözlemlediğim kadarıyla dikkatiniz çok dağınık. Aklınız sürekli başka bir yerde. Siz bu eve bir anlaşma yaparak geldiniz. Özel hayatınız ya da aile hayatınız bizi hiç ilgilendirmez. Özellikle de Sarp Bey’i.’’ ‘’Bakın Umay Hanım, benim...’’ ‘’Sözümü bölmeyin lütfen. Bu dikkat dağınıklığınız Arya’nın sağlıklı bir program yürütmesine engel oluyor. Bu yüzden... ‘’ Gergin nefesini yüzüme verdi. ‘’Bugünden itibaren Arya’nın güvenliğini riske atacak herhangi bir hareketinizde, ya da Arya için aldığımız kararları sorgulamak gibi bir hadsizlikte sözleşmeniz feshedilecek. Üstelik kurallara uymadığınız için sözleşme uyarınca maddi hiçbir talepte bulanamayacaksınız.’’ Endişeyle yüzüne baktım. ‘’Haddim olmayan hiçbir konuya karışmadım, karışmam da. Sadece Arya’nın kendini yalnız hissetmemesi için, mutlu olabileceğini düşündüğüm şeyi söyledim size.’’ ‘’Daha önce de söylediğim gibi. Fikirlerinizi kendinize saklayın. Sarp Bey’in ve ailesinin gizliliği, güvenliği her şeyden daha önemli. Aldığımız her kararın bir sebebi var. Sizin tek bir göreviniz var; o da Arya’nın eğitimi ve beslenmesini takip etmek. Nasıl bir yakınlık kurmaya çalıştığınız farkındayım, ama inanın bana siz onun hayatında 3 milyonluk bir sözleşmeden fazlası değilsiniz Karsu Hanım.’’ Samimiyetten uzak bir gülümsemeyle yüzüme baktı. Hafifçe yutkundum. ‘’Benimle ilk görüşme için masaya oturduğunuz andan beri farkındayım. Neden beni istemiyorsunuz?’’ Gülümsemesi daha da büyüdü. ‘’Çünkü sizin gibi alanında bile tecrübe sahibi olamamış, üstelik çocuk bakımı hakkında da en ufak bir fikri olmayan öylesine bir kadının, Arya’nın hayatına bir şey katabileceğini düşünmüyorum.’’ ‘’Çocuk bakımında hiçbir tecrübem olmadığını size söylemiştim.’’ Sıkkınca nefesini bıraktı. ‘’Sizi işe alan ben değildim maalesef ama her neyse, bunun bir önemi yok artık. Söylediklerimi anladığınızı umuyorum Karsu Hanım. İkinci bir konuşma olmayacak çünkü.’’ Bakışlarımı kaçırıp başımla onayladım. ‘’Güzel. Size afiyet olsun.’’ Çantasını alıp evden çıktığında derin bir nefes aldım. İyi bir bölümden mezun olmama rağmen tecrübe edinebileceğim bir iş fırsatım olmaması benim suçum değildi. Hayatımız alt üst olunca bulabildiğim ilk işe girmek zorunda kalmıştım. Babamın işe girmeyip sadece evde yan gelip yatması, bütün yükü omzuma yüklemişti zaten. Arya’nın hayatında bir sözleşmeden fazlası değil miydim gerçekten? Aslında benim ona bağlandığım gibi onun da bana bağlandığını hissediyordum. Umay’ın anlamsızca benden hoşlanmaması beni rahatsız etse de, neyse ki iş verenim o değildi. Sarp’ı kızdıracak bir şey yapmadığım sürece burada başka bir sorunum olamazdı. Derin bir nefes alıp Umay’ın bu tehditkar konuşmalarını unutmaya çalışarak kahvemi doldurduktan sonra şalımı almak için odama yöneldim. İçeri girmek üzereyken Aras’ın sesiyle durmuştum. ‘’Karsu? Uyuduğunu düşünmüştüm, neyse ki ayaktasın.’’ ‘’Bir şey mi oldu Aras Bey?’’ ‘’Aras diyebilirsin. Bana karşı resmi olmana gerek yok. Arya nerede bu arada?’’ ‘’Onu çoktan yatırdım. Epey yorgun düştü bugün. Bende hava almak için dışarı çıkacaktım da, üzerime bir şey almaya geldim.’’ ‘’Sarp’ın yanına uğra, seni bekliyor.’’ ‘’Ne... neden? Bir şey mi oldu?’’ ‘’Konuşmak istediğini söyledi, gidince öğrenirsin. Hadi gecikmeden çık yanına.’’ Kahveyi ne yapsam diye bakınırken elimden alıp büyükçe bir yudum aldı. ‘’Mmm, filtre kahve. Kıvamı çok iyi yalnız. Sen hiç merak etme, ziyan etmem ben bunu.’’ Bir yudum daha aldı. Hafifçe güldüm. ‘’Afiyet olsun. Ben çıkayım o halde. Ama Arya uyanırsa...’’ ‘’Merak etme, ben göz kulak olurum ona.’’ ‘’Teşekkür ederim.’’ Hafifçe gülümseyip yukarı kata, çalışma odasına yöneldim. Kapıyı hafifçe tıklattığımda gür sesiyle girmem için seslendi. İçeri girdiğimde çalışma masasında oturmuş, bilgisayarıyla ilgileniyordu. Bu sefer üzerinde ceketi yoktu. Gömleğinin kolları dirseklerine kadar katlanmış, ilk birkaç düğmesi açık, kravatı çözülmüş bir halde gömleğinin yakasından sarkıyordu. Onu hiç böyle yorgun görmemiştim. ‘’Öyle kapının ağzında dikilecek misin?’’ Bakışları bilgisayarındaydı. Ağır adımlarla masanın önüne geldiğimde soğuk bir sesle konuştu. ‘’Otur.’’ Belli belirsiz yutkunup tekli koltuğa oturduğumda yüzüme bakıp bir şey söylemesini bekledim. Ölüm sessizliği sanki sonsuza dek sürecek gibi gelmişti o an. Bilgisayarıyla ilgilenmeye devam ettiğinde can sıkıntısıyla parmaklarımla oynamaya başladım. ‘’Dinliyorum.’’ ‘’Neyi... Sarp Bey?’’ Gergin nefesini bıraktı. ‘’Ne sormak istiyorsan sor. Dinliyorum.’’ ‘’Ben...’’ Ellerini sertçe masaya koyduğunda irkildim. Yavaşça sandalyesini bana doğru çevirdi. Yorgun mavi gözleri yine gergince kısılmıştı. ‘’Yeterince boktan bir gün geçirdim Karsu. O yüzden beni yormadan aklından her ne geçiyorsa bir an önce sorsan iyi olur.’’ Hafifçe boğazımı temizledim. ‘’Pe... peki. Ah... Arya’nın neden dışarı çıkamadığını merak ediyorum.’’ ‘’Başka?’’ ‘’Neden gerçek bir okula gitmek yerine evde benim gibi tecrübesiz birinden eğitim almak zorunda kaldığını da.’’ ‘’Başka?’’ ‘’Benden... Memnun olup olmadığınızı da.’’ Mavi gözleri iyice gözlerime odaklandığında vücudumda hissettiğim gerginlikle bakışlarımı kaçırdım. Ayağa kalkıp ağır adımlarla bana doğru geldiğinde kalbimin yerinden fırlayacakmış gibi atması beni iyice panikletmişti. Bir an için gözlerine baktığımda beni öldürmek için üzerime geliyormuş gibi hissettim. İstemsizce ayağa kalkıp duvara doğru küçük bir adım attım. ‘’Başka?’’ ‘’E, ben... Ben...’’ ‘’Sen ne, Karsu?’’ Ben uzaklaştıkça o daha çok yakınlaşıyordu. Nihayet sırtım duvara değdiğinde kaçacak bir yerimin kalmadığını anlayıp korkuyla gözlerimi kırpıştırdım. ‘’Demek senden memnun olup olmadığımı merak ediyorsun.’’ Dudakları hafifçe kıvrıldığında ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Derince yutkunup yüzüne baktım. ‘’Be... ben... Sarp Bey, ben...’’ ‘’Evet?’’ Nihayet dibime kadar geldiğinde duvarla arasında sıkışıp kalmıştım. Ellerini iki yanımdan duvara dayamış, hareket etmemi engelliyordu. ‘’Aslında demek istediğim... Arya’yla ilgilenmem konusunda memnun olup olmadığınız.’’ Elini kaldırdığında korkuyla gözlerimi yumdum. Kaçmaya çalıştığım o en büyük korkum yine peşimden gelmişti ve bu sefer gerçekten çıkış yoktu. SARP’IN ANLATIMINDAN DEVAM Gözümün önünde narin bir ceylan gibi titriyordu resmen. Ürkek ela bakışları kalp ritmimi saçma bir şekilde değiştirdiğinde, yüzüne dökülen tutamı hafifçe geriye itmek istedim. Elimi kaldırdığımda korkuyla gözlerini yumup yere çöktü. ‘’Hayır... hayır... Lütfen yapmayın, lütfen...’’ Titreyen sesine ince akan gözyaşları eşlik ediyordu. Şaşkınca bakakalmıştım. ‘’Sarp Bey, lütfen yapmayın. Lütfen dokunmayın.’’ Elleriyle yüzünü korumaya çalışıyordu. Şaşkınca gözlerimi kırpıştırıp diz çöktüm. ‘’Karsu...’’ ‘’Özür dilerim... özür dilerim...’’ ‘’Ne için özür diliyorsun?’’ ‘’Sizi kızdırmak istemedim. Ben... özür dilerim Sarp Bey, çok özür dilerim. Lütfen incitmeyin, lütfen.’’ ‘’İncitmek mi? Karsu yüzüme bak.’’ Ellerini yüzünden çekmeye çalıştığımda cenin pozisyonu alıp iyice köşeye sinmişti. ‘’Karsu, sakin ol ve yüzüme bak. Hadi, yüzüme bak.’’ ‘’Hayır... hayır yapamam.’’ ‘’Sana zarar vermeyeceğim. Yüzüme bak.’’ ‘’Uzak durun, lütfen uzak durun benden.’’ Hıçkırığı konuşmasını engellediğinde sakinleştirmesini umarak su doldurmak için masaya yöneldim. Suyu doldurduğum sırada hızla kapıya koştu. Bardağı fırlatıp yakalamak için kapıya doğru adımladığımda önünü kesmiştim. Belinden yakalayıp kendime doğru çektim. Zayıf yumrukları korkuyla göğsümü dövüyordu. ‘’Bırak beni, lütfen bırak gideyim!’’ ‘’Karsu önce sakinleşmen gerek. Bu şekilde gitmene izin veremem.’’ ‘’Dokunma bana!’’ Çaresizce beni ittirmeye çalıştığında kollarından tutup kendime daha sıkı sardım. ‘’Karsu dur artık! Bana vurmayı keser misin?’’ ‘’Uzak dur dedim, lütfen.. lütfen...’’ Kaçamayacağını anladığında vurmayı kesmiş ve kollarıma tamamen teslim olmuştu. İç çekişleriyle başı göğsümde titriyordu hala. Sakinleşmesi için kıpırdamadan öylece durdum. Nihayet hıçkırması kesildiğinde yavaşça kollarından tutup kendimden uzaklaştırdım. Kızarmış gözleri hala korku doluydu. ‘’İyi misin?’’ Korkuyla başını salladı. Bakışları hala kaçamaktı. ‘’Sana su dolduracağım. Geç otur hadi.’’ Ürkek adımlarla koltuğa yerleşti. Su doldurduktan sonra yanına oturup bardağı uzattım. Titreyen dudaklarıyla minik bir yudum alıp geri uzattığında belli belirsiz gülümsedim. ‘’Göründüğün kadar güçsüz değilmişsin. Yumrukların epey acıttı.’’ Yumrukları denizin dalgaları kadar narindi. Hiçbir şey hissetmemiştim bile. Gözlerini elinin tersiyle kuruladı. ‘’Artık gidebilir miyim?’’ ‘’Neler olduğunu anlatmadan olmaz.’’ ‘’Bakın gerçekten gitmek istiyorum. İzin verin gideyim, lütfen.’’ ‘’Neden sana zarar vereceğimi düşündün?’’ ‘’Konuşmak istemiyorum.’’ ‘’Karsu...’’ ‘’Uyumak istiyorum sadece.’’ Gözleri adeta yalvarırcasına baktığında dayanamamıştım. ‘’Peki, çıkabilirsin.’’ Ayaklanıp kapıya ulaştığında çıkmadan önce son bir kez döndü. ‘’İyi geceler.’’ Kapıyı kapattığında derin bir nefes aldım. Amacım onu korkutmak olmasa da böyle bir tepki vereceğini asla tahmin edemezdim. Ona zarar vereceğimi nasıl düşünebilirdi ki? Benden bu kadar mı korkuyordu gerçekten? Belki de korktuğu kişi ben değildim. Anlatmak istemese bile onu ölümüne korkutan kişiyi mutlaka bulacaktım. Er, ya da geç. Ve onu bulduğumda yaşatacağım acı, korkunun kat be kat üzerinde olacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE