8. BÖLÜM
KARSU’NUN ANLATIMINDAN DEVAM
Yattığım yerde sıkıca çarşafa sarınıp, pencereden sızan güneş ışığına yanan gözlerimi güçlükle aralamaya çalışarak baktım. Saatin kaç olduğunun farkında bile değildim. Yerimden kalkacak gücüm yoktu. Kapının tıklamasıyla birlikte bakışlarım kapıya yöneldi.
‘’Kim o?’’
‘’Benim Karsu. Girebilir miyim?’’
‘’Gel güzelim.’’
Kapıyı yavaşça aralayıp minik adımlarla yanıma kadar gelip başucuma oturdu. ‘’Günaydın Karsu. Neden bu sabah beni uyandırmaya gelmedin?’’
Belli belirsiz bir iç çektim. ‘’Özür dilerim. Bugün kendimi iyi hissetmiyorum.’’
‘’Hasta mı oldun yoksa?’’ Dudakları düşmüştü.
‘’Sanırım öyle.’’
‘’Yanına uzanıp sarılsam iyileşir misin peki?’’
Güçlükle gülümsedim. ‘’Kulağa güzel geliyor, deneyelim mi?’’ Kenara kayıp yer açtığımda yanıma uzandı. Yüzünü bana doğru dönüp kollarını belime doladı. ‘’Rahat mısın?’’
‘’Evet. Şimdi sana sıkı sıkı sarılacağım ve hemen iyileşeceksin. Tamam mı?’’
‘’Tamam prenses. Anlaştık.’’
Başını göğsüme yasladığında derin bir nefes aldım. Onunla yan yana olmak bile bana güç veriyordu sanki. Bir an önce kendimi toparlamalıydım. Bugünü boş geçirmek istemiyordum. Hele ki Umay’ın gözüne bu kadar batıyorken.
Gözlerimi kapayıp Arya’nın sıcaklığına kendimi bıraktığımda, dün akşam Sarp’la yaşadıklarım gözümün önüne gelmişti. Ondan bu kadar korkabileceğimi düşünmemiştim. Niyetinin bana zarar vermek olmadığını söylese de, güvenemiyordum. Aslında hiçbir erkeğe güvenemiyordum. Babamdan sonra bu nefretimi ve korkumu haksız çıkarabilecek tek bir erkek bile karşıma çıkmamıştı bunca yıldır. Kolay değildi benim için. Hele ki babamın sırf para için beni evine gönderdiği adamlar... Başımı her yastığa koyduğumda o kabusları yeniden yaşıyordum sanki.
Midemin bulandığını hissedip huzursuz olduğumda Arya kıpırdandı. ‘’İyi misin? İyileştin mi artık?’’
Merakla bakan maviş gözlerine gülümsedim. ‘’Hem de çok. Çok iyiyim artık. Teşekkürler doktor Arya.’’
Kıkırdayıp yanağıma hafif bir öpücük bıraktı. ‘’Seni çok seviyorum Karsu. Beni hiç bırakma, olur mu?’’
‘’Seni bırakmayacağım güzelim. Söz veriyorum.’’
Onunla olan iletişimimiz farklıydı. Bu kadar zengin olmasına rağmen şımarıklığı yoktu. Gerçi şımarabileceği ve kendisini pohpohlayan kimsesi de olmamıştı bu yaşına kadar. Yine de yaşına göre oldukça akıllı ve olgundu. Oturup saatlerce derdinizi anlatsanız hiç sıkılmadan dinler ve kendince mantıklı bir yorum yapardı. Bu uyumun bozulmasını hiç istemiyordum. Ama bazen büyük sevgiler, büyük sınavlardan geçerler.
Kapının sertçe çalınmasıyla ikimiz birden irkilmiştik.
‘’Karsu Hanım? Uyanmadınız mı henüz?’’
Umay’ın otoriter sesiyle sıkkın nefesimi bıraktım. ‘’Uyandım Umay Hanım. Giyinip geliyorum hemen.’’
‘’Sarp Bey kahvaltının 30 dakika içinde hazır olmasını istiyor. Acele etseniz iyi olur. Bir daha da mesainize geç kalmayın.’’
Zemini döven ayak sesleri uzaklaştığında rahatlamıştık. ‘’Hadi bakalım prenses. Kahvaltı zamanı.’’
*****
Üzerime rahat bir pantolon ve kapüşonlu bir sweat geçirip Arya’yla birlikte mutfağa geçtim. O resim yaparken bende kahvaltı hazırlığına girişmiştim. Her şey hazır olduğunda peynirli sebzeli omlet için omlet tavasını ocağa bırakıp, sebzeleri doğramaya başladım.
‘’Günaydın baba!’’ Arya neşeyle babasına koşup sarıldığında bakışlarım bir an için Sarp’ın gözleriyle buluşmuştu. Bakışlarımı kaçırıp doğrama işine devam ettim.
‘’Günaydın prenses. Hadi resmini bırakıp masaya gel.’’
Arya yerine yerleşip tabağını doldurmaya başladığında omleti tavaya dökmüştüm. Arkamda hissettiğim varlığıyla irkildim.
‘’Bardakları alayım.’’
Başımla onaylayıp kenara çekildim. Bardakları alırken bakışlarını üzerimde hissetsem de yüzüne bakmaya çekiniyordum. Omleti tabağa alıp aynı anda masadaki yerlerimize oturduk. Kimseden çıt çıkmıyordu.
‘’Baba, artık bizimle kalacaksın değil mi?’’
‘’Şimdilik öyle. İş için yurt dışına veya şehir dışına çıkmam gerekmediği müddetçe şimdilik buradayım.’’
‘’Yaşasın! Artık daha çok yanımda olacaksın!’’
‘’Öyle görünüyor. Hadi, tabağını bitir.’’
Herkes tabağıyla meşgulken ben çatalımla önümdeki zeytinleri dürtüp duruyordum. Boğazını temizlemesiyle bakışlarım ona yöneldi. ‘’Aç değilsiniz sanırım.’’
‘’Karsu bugün biraz hasta olmuş baba. Midesi bulanıyormuş. Bu sabah onu ben uyandırmaya gittim.’’
Arya’nın her şeyi dökülmesiyle merakla kaşları çatıldığında gerilmiştim. ‘’İyiyim, iyiyim bir şeyim yok. Yiyorum.’’
Zoraki bir lokma peyniri ağzıma attığımda midem ağzıma gelmişti sanki. Yutmak için kendimi zorlasam da başaramadım. Bir şey söylemeden masadan kalkıp hızla tuvalete gittim. Midem rahatladığında elimi yüzümü yıkayıp derin bir nefes aldım. Tuvaletin kapısı açıldığında korkuyla sıçramıştım.
‘’Sa... Sarp Bey? Ne yapıyorsunuz burada?’’
‘’İyi misin?’’
‘’E... evet. Evet, iyiyim. Her şey yolunda.’’ Çıkmak için hamle yaptığımda bileğimden tutup durdurmuştu.
‘’Karsu, yalan konusunda ne söylediğimi hatırlıyor musun?’’ Başımı sallayıp onayladım. ‘’Güzel, o halde ne olduğunu bana söyleyecek misin?’’
‘’Sanırım midemi üşüttüm. Nane limon falan yaparım, iyi gelir. Merak edilecek bir şey yok.’’
‘’Eğer akşama kadar toparlanamazsan doktoru çağırıyorum.’’
‘’Ha... hayır, gerçekten gerek yok.’’
‘’Sana sormamıştım zaten. Arya bekliyor, haydi.’’
Peşi sıra mutfağa geçtiğimde Arya merakla yüzüme bakıyordu. İyiyim anlamında gülümsediğimde rahatlayıp yemeğine döndü. Kahvaltının geri kalanı Sarp’la birbirimize attığımız kaçamak bakışlarla geçmişti.
*****
‘’Bugün öğlen uykusu uyumasam olmaz mı?’’
‘’Mızıkçılık yapmak yok küçük hanım. Uyumalısın ki daha çabuk büyüyebilesin. Daha güzel bir prenses olabilesin.’’
Kocaman gülümseyip yatağa uzandı. ‘’Bana hikaye anlatır mısın Karsu? Senin hikayelerini çok seviyorum.’’
‘’Şey...’’
‘’Karsu biraz dinlenecek Arya. Hikayeyi sana ben anlatırım.’’ Şaşkın bakışlarım ona dönmüştü. Hikaye anlatmak mı? Sarp mı? Şaka falan olmalıydı. En son ne zaman çocuk kitabı okuduğunu merak ediyordum.
‘’Sen odana geç. Arya’yla ben ilgilenirim.’’
‘’Ama işiniz...’’
‘’Odana git Karsu. Merak etme.’’
Arya’yı öptükten sonra odama geçip rahat bir saten gecelik giyindim. Yokmuş hissiyatını seviyordum. Yatağa uzanıp çarşafı örtündüm. Gözlerimin kapanmasına engel olmak istemiyordum. Uykunun yumuşak kollarına bıraktım kendimi.
Ne kadar zaman geçtiğini bilmeden mideme giren ağrıyla uyanmıştım. Yatmadan nane limon içsem iyi gelirdi aslında, ama o kadar halsizdim ki ayakta bile duramıyordum. Kapının çalınmasıyla doğrulmaya çalıştım.
‘’Ge... geliyorum, bir dakika lütfen.’’ Ayağa kalkmaya çalıştığımda mide ağrısından iki büklüm yere kapaklanmıştım. ‘’Ah...’’ Acı içinde gözlerimi yumdum.
Kapının hızla açılma sesiyle birlikte yerden havalandığımı hissetmiştim. Çarşafın soğukluğu tenime değdiğinde hafifçe ürperdim. Dişlerimi sıkıp olduğum yerde kıvrandım.
‘’Al, iç bunu. İyi gelecek.’’
Tanıdık bir sesle gözlerimi güçlükle araladığımda endişeli gözlerini görmüştüm. Elindeki bardağa uzandığımda yeni bir ağrının girmesiyle tekrar kıpırdandım.
‘’Yardım etmeme izin ver.’’ Doğrulmam için sırtımdan nazikçe destekleyerek oturmama yardımcı olmuştu. ‘’Bırak ben içireyim.’’ Dikkatlice bir yudum aldım. Zencefilli nane limon ve adaçayı karışımı. Ne zaman mide ağrım olsa bu karışımı yapardım. Bana iyi gelen tek şeydi.
‘’Bunu da karnının üzerine koy. Rahatlatır.’’ Sıcak su torbasını uzattığında minnetle yüzüne baktım. Dikkatlice karnımın üzerine koyduğumda içtiğim çayın etkisiyle de biraz daha gevşemeye başlamıştım.
‘’Daha iyi misin?’’
‘’Evet, teşekkür ederim.’’ Yanında hala gergin olsam da şu an yaptığı şey gerçekten iyi gelmişti.
‘’Bugün yataktan çıkmıyorsun. Anlaşıldı mı?’’
‘’Ama Arya...’’
‘’Bugün onunla ben ilgileneceğim. Sen dinlenip kendini toparlamaya bak.’’
‘’Sarp Bey gerçekten gerek...’’
Gergin nefesini bıraktı. ‘’Beni ikiletmeyi çok mu seviyorsun?’’
Bakışlarımı kaçırıp su torbasına biraz daha sarıldım. Düşünceli bir şekilde yüzümü inceledi. ‘’Neden ağladın?’’
‘’Ben...’’ Yalan söylemek istemiyordum. Hiç konuşmamak daha mantıklıydı. ‘’Sarp Bey, bunun hakkında konuşmasak...’’
‘’Nedenini bilmek istiyorum Karsu. Sana zarar vereceğimi mi düşündün gerçekten?’’
‘’Bi... bilmiyorum. Ben...’’ Anlamsızca kafamı salladım. Ona güvendiğimi söylersem bu da bir yalan olacaktı. Çünkü güvenmiyordum, güvenemiyordum ve bu elimde olan bir şey değildi. Kimseye güvenemiyordum. Yaklaşamıyordum.
Mavi gözleri gözlerime odaklandığında derinlere dalmış gibiydi. ‘’Biliyor musun, seninle ilgili her şeyi biliyorum. Sana ait her bilgiyi. Mide rahatsızlığını ve diğer geçirdiğin hastalıkları, ilgi alanlarını, nelerden hoşlandığını, geçmişinde nasıl bir aile hayatın olduğu, kardeşinle arandaki o bağı, her şeyi... Sana dair her şeyi biliyorum Karsu. Ama nedense içimde bir yerlerde hala sana dair bilmediğim bir şey varmış gibi hissediyorum.’’
Hafifçe yutkundum. Bana dair bunca şeyi biliyor olması beni daha mı çok endişelendirmeliydi emin değildim. Herkesten olduğu gibi ondan da korktuğumu hissediyordum, ama gözlerine baktığımda şu an bana hissettirdiği duygu korkudan çok daha farklıydı. Daha önce hiç bilmediğim, yaşamadığım bir şey.
Elini dikkatlice kaldırıp, yüzümdeki bir tutamı hafifçe geriye itti. ‘’Sanki seni çok iyi tanıdığımı düşünüyorken, bir o kadar da yabancı gibisin bana.’’
Dokunması bu sefer korkutmamıştı beni. Derin bir nefes alıp yanıma oturduğunda sırtını yatağın başlığına dayayıp kollarını göğsünde birleştirdi. ‘’Dün sorduğun soruların cevabını hala merak ediyor musun?’’
‘Evet’ anlamında başımı salladığımda yüzünü pencereye dönerek devam etti.
‘’Mensup olduğum aile ve yürüttüğüm işler gizlilik gerektiriyor. Gizliliğin sebebi ise ailemin güvenliği. Tanınan bir iş adamıyım, bu da dostlarla birlikte düşmanlarımın da olduğu anlamına geliyor. Yani kısacası, en çok kızımı korumak zorundayım.’’
Üniversite yıllarımdan beri adını çok duymuştum. Ama internette hakkında yazılan şeyler sadece ezber bilgilerdi. Özel hayatına dair hiçbir şey duymamıştık. Gerçekten yapılı vücudu, seksiliği, ses tonu, bakışları ve aurasıyla her kadının hayalini süsleyen bir erkekti. Yani benim hayatımda asla karşılaşamayacağım bir erkek. Yine de ne kadar zengin ve önemli bir hayatı olursa olsun, kızını hayatın gerçekliğinden mahrum bırakması bana mantıksız geliyordu.
‘’Eve hapsederek mi koruyacaksınız onu?’’
Düşünmeden sorduğum soru karşısında tepkisinden çekinsem de madem konuşmayı o istedi, ben de istediği gibi açık konuşacaktım.
Sert bir tepki beklerken ilk defa gerçekten güldüğünde şaşırmıştım. ‘’Onu evde tutmaktan keyif aldığımı mı düşünüyorsun?’’
‘’Keyif almıyorsunuz belki, ama bu yine de hapsettiğiniz gerçeğini değiştirmiyor. Sarp Bey bakın, kızınız bu evde, bu koca malikanede yapayalnız. Hiç arkadaşı yok. Tek gördüğü kişi benim. Ben tabii ki onun için elimden geleni yapıyorum. Ama sözleşmem bitip buradan ayrıldığımda ne olacak? Yeni bir bakıcı gelecek ve Arya tekrar birine alışmaya çalışacak. Onun istediği şey zenginlik değil. Onun yanında görmek istediği bir aileye, babasına ihtiyacı var. Ve birlikte koşup oynayabileceği arkadaşlara.’’
Bakışları uzun süre boşlukta kaldıktan sonra tekrar yüzüme döndü. ‘’Onu korumak zorundayım. Onun için en iyisi bu.’’
‘’Hayır, siz böyle yaparak onu korumuyorsunuz. Onu koruduğunuzu sanırken aslında ne kadar yalnızlaştırdığınızın farkında değil misiniz?’’
Sıkıntılı nefesini bıraktı. ‘’Yaptığım iş ve sahip olduğum aile bunu mecbur kılıyor. İstemesem bile.’’
Arya’nın gerçek arkadaşları olmasını onun kadar ben de çok istiyordum. Ama elimden daha fazlası gelmiyordu.
‘’Ve son soruna gelecek olursak...’’
Yatağın içinde biraz daha sinip derince yutkundum. Mavi derin bakışlarıyla dikkatlice yüzümü inceledikten sonra çarşafı biraz daha üzerime doğru çekip göğüs kısmımı kapattı.
‘’Arya konusunda senden oldukça memnunum. Onun sana nasıl alıştığını görebiliyorum. Tabii senin onun için neler yapmaya çalıştığını da. Şimdi ben sana bir soru sorabilir miyim?’’
‘’Ta... tabii.’’
‘’Seni geçmişte inciten biri mi oldu?’’
Dişlerimi sıkıp çarşafı biraz daha sıkı kavradığımda bakışlarımı kaçırdım. ‘’Cevap vermek zorunda mıyım?’’
‘’Hayır Karsu, değilsin. Konuşmak istemezsen seni anlarım.’’
Yatakta hafifçe doğrulmaya çalışıp ona doğru yöneldim. Gözlerimi ayırmadan gözlerine baktığımda garip bir şekilde korku hissetmiyordum şimdi. ‘’Ben... Size bağırdığım ve vurduğum için özür dilerim.’’
Belli belirsiz iç geçirdi. ‘’Akşama kadar yataktan çıkmıyorsun. Eğer akşama kendini hala iyi hissetmezsen doktoru çağıracağım.’’
‘’Buna gerek yok, gerçekten. İyi olacağım. Merak etmeyin.’’
Başıyla onaylayıp yanımdan kalkıp kapıya yöneldi. Çıkmak üzereyken bir şey söyleyecek gibi olduysa da vazgeçip odadan çıktı. Nefesimi salıp kendimi tekrar yatağa bıraktım. Dün akşam ona fazla tepki göstermiştim belki de. Ya da tüm bu centilmen erkek pozları benim gardımı düşürmem için bir oyundu. Ne yaptığından asla emin olamayacaktım sanırım. En iyisi tetikte kalmaya devam etmekti.
Sıkıntıyla komodinin üzerindeki telefonuma sarıldım. Kayla’dan hala dönüş gelmemişti bana. Yeniden numarasını çevirdim ama duyduğum ses beni hiç mutlu etmemişti. Telefonu bu sefer kapalıydı. Günlerdir sadece sesimi duymak için bile olsa aramayışı artık gerçekten canımı sıkıyordu. Kendimi toparladıktan sonra Sarp’la konuşup onu görmeye gidecektim. Artık sözleşme falan umurumda değildi. Tek istediğim iyi olduğunu bilmekti ve babamla aynı çatı altındayken tek endişem onun hayatıydı şimdi.