Kördüğüm - 24-

2458 Kelimeler
Neşe hanım eve geldiğinde morali yerle bir haldeydi. İlhan bey karısının ruh gibi geldiğini gördü.  "Ne oldu neyin var?" diye merakla sordu.  "Onu gördüm bugün. Konuştum onunla. Annene çok benziyorsun dedim. Ama daha annesinin neye benzediğini bile bilmiyor." dedi.  İlhan bey karısının ağladığı konuyu duyunca kalbi parçalandı. Tek hamlede çekip sarıldı. Yaptığı şeye çok pişmandı. Nefreti gözünü bürümüştü. Nasıl yapabildiğini kendisi bile bilmiyorken karısına ne cevap verebilirdi ki?  " Nasıl yaparsın böyle bir şeyi. Kızımıza nasıl yaptın hiç mi acımadın? Vicdanın hiç mi sızlamadı?"  Neşe hanım ağlamaya devam ederken İlhan beyin göğsüne vurmaya başladı. O ardı arkası kesilmeyen darbeleri vururken ilhan bey sadece duruyordu. Neşe hanım birden çekilip yüzüne baktı iğrenircesine.  " Nefret ediyorum senden. "dedikten sonra hızla odasına girdi.  İlhan bey çalışma odasına doğru ilerlerken telefonunu eline aldı.  " Buyurun efendim? " " Bahsettiğim doktor ne oldu? Bulamadınız mı hala? " " Bulduk efendim. Randevu aldık. 1 ay içerisinde Türkiye'ye gelecekmiş. " "Ne bir ayı? Bir ay çok geç. Önümüzdeki hafta içinde o adam bu ülkeye giriş yapmış olacak. Ha uymuyorsa da uyduracaksınız. Yoksa ben size ne yapacağımı biliyorum."  "Peki efendim siz nasıl isterseniz."  İlhan bey koltuğuna otururken kapattı telefonu. Sırtını geriye yasladı. Kendi yaptığı hatayı yine kendisi düzelecekti. Daha sonra da kızının hayatındaki kişileri tek tek araştırmakla meşgul olacaktı. Anlaşılan bir sevgilisi vardı. 'Görelim bakalım kızımı o haliyle kabul eden aşık çocuk kimmiş?' diye düşündü.  Buğlem aşağı indiğinde Buğra gülümseyerek sarıldı sevgilisine. Hala annesinin yanında ona samimi davranmaktan çekiniyordu. Sevgili olsalar bile kendisini garip hissediyordu. "Çok özledim seni. Dün son anda iş çıkmasa şaşarım zaten." "Ensar ve Güneş'le buluşacağız değil mi?" "Ensar yok. İşi var onun şu okul devamsızlık işleriyle uğraşacak. Biraz devamsızlık yaptık yine. Güneş'i de şimdi almayacağız. Çünkü başka bir işimiz var." "Ne işimiz var ki?" "Şöyle ki. Ensar'ın dediğine göre Güneş çok üzgünmüş. Bende dün Arda ile konuştum. Bunlar ayrılmış. Güneş mutlu değilmiş Arda zaten yürüyen ölü gibi. Hatasının da farkında. Bizde onları barıştıracağız." "Ay çok iyi düşünmüşsün ya. Güneş gerçekten hiç mutlu değildi. Hem bize de hareketlilik olur. Yuva yapanın yuvası olur." "O yuva yıkanın yuvası olmaz, değil miydi?" "Sana ne Buğra ya. Yıkanın olmuyorsa, yapanın olsun bir zahmet. Evrensel denge." Buğra kahkaha attı. "Yiyeceğim seni en sonunda. Niye bu kadar tatlısın?" Buğlem kıkırdarken Buğra arabaya binmesine yardım ettikten sonra şoför koltuğuna geçti. "Of çok tatlısın. Isıracağım." "Ya hayır!" Buğlem ellerini yanaklarına kapattı. Buğra sürekli yanaklarını ısırıyordu. Buğra gülerek bileğinden tutup çekti. Buğlem ne kadar kapatmaya çalışsa da gücü yetmemiş, yanakları çoktan Buğra'nın dişleri arasına girmişti. "Acıyor ya." diye çığlık attı. Buğra ısırdıktan sonra yanağını silip ufak bir öpücük kondurdu. "Ne yapabilirim? Güzelliğine dayanamamak benim suçum mu? Az güzelmişsin gibi bir de gülümsüyorsun çok tatlı oluyorsun." Buğlem kıkırdadı. Şu çocuğu nereden nasıl bulmuştu bilmiyordu. "Şu ilk tanıştığımızda beni sana gösteren çocuk kimdi?" Buğra nefret ettiği insanı duyunca gerildi. " Neden soruyorsun? " "Çünkü onun sayesinde ben sana sahibim. O yüzden ona teşekkür etmem gerek bence." Buğra sıcacık gülümsedi. Elini uzatıp yanağını sıktı. "Bak bak bak. Demek bana sahipsin ha?" "Yani şey. Ya of benim yanağımla ne derdin var?" "Ne yapayım? Çok güzel. Güzel olan sensin azar yiyen benim bu ne ya?" Buğlem kahkaha attı. Gerçekten çok ciddi şekilde söylemişti. Buğra Buğlem'le uğraşa uğraşa Arda ile buluşacakları yere geldi. "Hoşgeldiniz." Arda'nın yüzünden düşen bin parçayı. Buğlem sesinden anlamıştı ne kadar üzgün olduğunu. "Biz hoşbuldukta sen iyi misin?" "Hiç iyi değilim. Güneş beni affetmiyor. Ne yapsa haklı. Nasıl yeni bulduğu abisi ile aramda seçim yaptırmaya kalktım anlamadım. Aptalın tekiyim." "Üzülme Arda. Biz bugün buraya ne için geldik? İkinizi barıştırmak için." "Harbi mi?" Buğra gülümseyip omzuna attı kolunu. "Harbi lan tabi. Saplık kısmı Ensar'a özel VİP şekilde ayrıldı. Yani senin veya Güneş'in sap olma ihtimali yok. Zaten Ensar söyledi. Hep beraber bir yolunu bulacaktık. Onun işi çıktı bu yüzden de biz devredeyiz." "Evet tabi ki. Hem en yakın arkadaşımın üzülmesine izin veremem." Herkes banka oturduktan sonra Arda ne yapacağını bilmez halde baktı ikisine. "Ee fikri olan var mı." "Benim yok." dedi Buğlem kafasını eğerek. Buğra gülümsedi. "Benim var." İkisi de beklentiye Buğra'ya baktı. "Harbi mi çabuk anlat. " Bak şimdi. " Buğra planı anlatırken Buğlem'in aklına bazı şeyler yatmasa da yanında Buğra varken bir şey olacağını düşünmüyordu. İkisi de fikri beğendikten sonra halletmek için yola koyuldular. Önce Buğra'nın arkadaşı Deniz'i aradılar. "Kafe olmaz kardeşim. Çok kalabalık bir mekan lazım bize." "Ha tamam. O olur. Sen konuş. Bana da konum at. Biz geçelim." Buğlem Buğra'nın telefon konuşmasını dinledikten sonra Arda'ya hitabet konuştu. "Çok mu seviyorsun Güneş'i?" "Buğlem ne yeni tanımış gibi soruyorsun? Köpek gibi sevdiğimi bilmiyorsun sanki?" "Ya Arda iki drama yaratayım dedim. Hemen tripler. Anladık it gibi seviyorsun." "Bak bak bak. Laflara bak. Kankamızdan da böyle laf yiyeceksek. E ben öleyim o zaman. Kankam ayrı sevgilim ayrı." Buğlem kahkaha attı. Arda ile gün geçtikçe daha iyi arkadaş oluyorlardı. "Yalnız bu samimiyeti Güneş görmesin. Gebertir seni. Benim kankam o hani." "Ha bende bir an beni kıskanır falan sandım. Doğru diyorsun." İkisi de kahkaha atarken Buğra yanlarına oturdu. "Ne karıştırıyorsunuz siz?" dedi gülerek. Buğlem'in yüzündeki tek tebessüm bile onun gülmesi için yeterliydi. "Arda'ya şey diyordum. Güneş samimiyetimizi görmesin gebertir seni diye." Buğra güldü. "Evet sen bir tek onu gördüğün için şu an en değerli kişi konumundasın. Kızdaki şansa bak kafayı yiyeceğim ya." Herkes güldükten sonra Arda Buğra'ya baktı. "Bırakın lan sevgilimin dedikodusunu. Sen ne yaptın hallettin mi?" "Hallettim hallettim. Hava kararmak üzere. Mekan dolmaya başlamıştır. Gidelim de yerimizi alalım." Herkes ayaklandığında Buğra Buğlem'in beline sarıldı yine. Arabaya binip mekana geldiler. Buğlem yüksek sesli müzikle kendisini tuhaf hissetti. Hiç görmeyen biri olarak kalabalık bir barda olmak çok garip geliyordu. İlhan bey adamından duyduğu şeyle kaşlarını çattı. "Ne barı?" "Bilmiyorum efendim. Üç kişiler. Bir bara girdiler. Arkalarından birini gönderdim. Ne olup bittiğini anlatacak bize." "İyi yapmışsın. Eğer biri Buğlem'e bir şey yapmaya kalkarsa ne yapacağını bilen biri olsun." "Öyle efendim merak etmeyin. İyice tembihledim. " İlhan bey bar olayını anlamamıştı. Kör bir kızla neden bara gidilir ki? Tabi ki o fark etmeden kızlarla takılmak için. İlhan bey düşündüğü şeyle kaşlarını çattı. Tekrar adamını aradı. " Haber aldın mı? " " Evet efendim. Herkesten uzak bir yere oturmuşlar. Yanlarına mekan sahibi gelmiş. Gürültüden çok anlaşılmasa da mekana eğlenmek için geldiklerini sanmıyorum. Başka bir şey peşindeler anlaşılan." İlhan bey kaşlarını kaldırdı. Neyin peşinde olabilirlerdi ki? Buğlem sadece gelen müziği dinlerken Buğra'nın kolu belinde onu kendisine çekmeye çalışıyordu. " Buğra ne yapıyorsun? " dedi.  "Şurada bir şerefsiz var. Gözlerini dikmiş sana. Az kaldı sikeceğim belasını."  Buğlem ağzı açık dinledi Buğra'yı.  "Ya sen kıskandın mı beni?"  "Kıskanırım tabi. Sevgilim değil misin? Zaten şu güzelliğin her yerde direkt ben burdayım der gibi dikkat çekiyor. Şimdi buradakiler bakıyor. Ben şunu sikip geliyorum."  Buğra kalkacakken Buğlem tuttu onu.  "Ya dur. Beni bırakacak mısın?"  "Bakıyor hala."  "Bana sarıl o zaman. Görmesin yüzümü."  Buğra sevgilisine gülümsedi. Belini sıkıca sarıp yüzünü boynuna gizledi.  "Böyle daha iyi."  Karşıdan bakan genç Buğlem'in güzelliği karşısında büyülense de yanındaki adamın kötü bakışlarını görünce kavga çıkmasını istemedi.  "İş tamam. Ben şimdi içeri gidiyorum. Sen Güneş'i ara."  Buğra Arda'yı onaylandıktan sonra Güneş'i aradı.  " Alo. Neredesiniz buluşmayacak mıydık?"  "Biz TeknoBar'dayız. Buğlem çok merak etti. Bu yüzden buraya geçtik. Ama tutturdu en yakın arkadaşım da gelsin diye. Gelebilir misin?"  "Ay kankam beni istemiş. Tabi ki geleceğim. Konum at."  "Emrin olur."  "Ay Buğra hadi."  "Elimde kalacak bu kız."  Buğlem kıkırdayarak dinledi.  "Geliyor mu?"  "Gelmez olaydı. Geliyor."  Güneş mekana girdiğinde kalabalığın arasında güneş gibi parlayan kankasını buldu. Yanındaki öküzü görünce göz devirdi. Yine sarmaş dolaş olmuştu.  "Yine boğmuşsun kankamı. Salda güzelliğini görsün millet."  "Seni şuraya tablo gibi asarım. Beni delirtme. Göremez kimse sevgilimin güzelliğini."  "Sini şiriyi tibli gibi isirim."  "Bak geliyorum oraya."  "Şaka şaka."  Buğlem kahkaha attı.  "Gerçekten o kadar güzel miyim?"  "Hemde çok."  İkiside aynı anda söyleyince Buğlem'in yüzünde güller açıldı.  Sahneden gelen ses sonrası müziğin kesilmesiyle herkes oraya döndü. Buğra Buğlem'in kulağına fısıldadı.  "İşte başlıyoruz."  Buğlem heyecanla kulak kesildi. Birkaç ses sonrası Arda'nın sesini duydu.  "Herkese iyi akşamlar."  Güneş sahnedeki eski sevgilisini görünce şaşkınlıkla Buğra'ya baktı. Gülümsediğini görünce planları olduğunu fark etti.  "Aslen şarkıcı falan değilim. Öyle çok güzel bir sese de sahip değilim rahatsız ettiğim için şimdiden özür dilerim. Ama büyük bir eşeklik ettim. Aşık olduğum kıza büyük bir haksızlık yaptım. Onu bir seçime zorladım. Ailesi ile benim aramda. Bugün hatamın farkına vardığımı göstermek istiyorum." "Bu şarkı ikimizin şarkısı. Belki affetmende bir nebze yardımcı olur." Arda eline gitarı alıp tellerine dokunduğu an Güneş'in kalbine dokunmuş gibiydi. Güneş kalbi deli gibi atarken Buğra ve Buğlem'e baktı. İkisi de gülümsüyordu. İlhan bey adamından duyduğu haberlerle bir nebze rahatladı. Demek arkadaşlarının arasını düzeltmek için yapmışlardı. Arda'nın dudağından sözler döküldükçe Buğra Buğlem'e daha sıkı sarılıyordu. Güneş gözünden akan damla Arda'nın kalbine işledi. Feridun Düzağaç- Alev Alev söylüyordu.  "Alev Alev yandığım doğru. Küllerimden doğar mıyım sana doğru? Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim, sendeyim. Al beni ne yaparsan yap." Şarkı bittiğinde Arda ayağa kalktı. Gözlerini bir kez olsun ayırmadan Güneş'in karşısına geçip ellerini tuttu. " Beni affedebilecek misin sevgilim? " Güneş hıçkırdı bir kez. Arda'nın onu unuttuğunu düşünmüştü. Aklına asla gelmemişti böyle bir şeyle karşılaşacağı. "Ağlama." dedi Arda sessizce. "Sen ağladıkça benim kalbim kanıyor." Güneş ellerini ellerinden çekti. Kollarını boynuna sarınca etraftan alkış sesleri yükseldi. Buğra olan biten her şeyi tek tek Buğlem'e anlatırken Buğlem sonunda duyduğu şeyle ellerini çırptı. Güneş Arda ile sarılmasını sonlandırınca Buğlem'in yanına koşup ona sarıldı. "İyi ki hayatıma girdin." dedi Buğlem'e. Buğlem kollarını Güneş'e sarınca gözleri dolmuştu. "Sende iyi ki benim en yakın arkadaşımsın." "Fikri ben buldum. Bir teşekkür bile yok. Nankör ayol bunlar." Buğra'nın lafıyla herkes kahkaha atınca Arda omzuna vurmuştu. "Her şey senin sayende kardeşim teşekkür ederim." Buğra gülerken etrafta gözlerini gezdirdi. Bir anda gördüğü tanıdık sima ile kalbi tekledi. Gördüğü gözler, fark edildiğini anlayınca arkasını dönüp dışarı çıkmaya başladı. Buğra gördüğü şeyin gerçek olup olmadığını anlamak için hızla ayağa kalktı. Bu ani hareketle herkes irkildi. "Ne oluyor?" diye sordu Buğlem. "Ben birini gördüm de. Buğlem size emanet hemen geleceğim." Alel acele çıkarken İlhan beyin adamı olan şeylere anlam vermemişti. "Efendim çocuk bir anda dışarı çıkmış gelen habere göre." "Neden?" "Bilinmiyor. Şu an görüş açıma girdi. Bir kızın arkasından ilerliyor. Durdu. Konuşuyorlar." "Ne konuştuklarını duyabiliyor musun?" "Evet efendim." Buğra gördüğü simayla koşarken kız arkasına bakmadan ilerliyordu. Barın arka kapısından çıktığında Buğra bağırdı. "Dur!" Kız hareket etmeyi kestiğinde Buğra da kesmişti. Bu imkansızdı. "Sen?" dedi sessizce. Kız yüzünü ona döndüğünde yakalanacağını hiç düşünmemişti. "Sen.. Yaşıyorsun?" dedi Buğra anlamaz şekilde. "Buğra ben." dedi kız sessizce. "Alya sen. Bu imkansız." dedi bir adım geri çekilerek. Öldü sandığı eski sevgilisi hayattaydı. Karşısında dimdik duruyordu. "İmkansız değil. Yaşıyorum." dedi bir adım ileri giderken. "Öldü demişlerdi. Ben neler yaşadım senin yüzünden biliyor musun? Öldün sanarken kendimi ne kadar suçladım. Sen yaşıyorsun?" dedi bağırarak. Aklını kaçıracak haldeydi. Böyle bir şey nasıl oluyordu anlamış değildi. " Buğra dinle lütfen sevgilim." Koluna dokunduğunda Buğra'nın gözleri önüne Buğlem'in gülüşü geldi. Hızla kolunu çekti. " Dokunma bana. Ne sevgilisi? " " Biliyorum. Bana çok kızgınsın. O kızla da bu yüzden sevgilisin. Sırf beni unutmak için onu kullanmak zorunda değilsin. Ben buradayım." dedi yaklaşarak. "Sen kafayı mı yedin? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Ben o kıza köpek gibi aşığım. Seni unutmak için olduğunu kim söyledi. Onun için canımı veririm ben be." dedi öfkeyle. Onun yüzünden yaşamadığı şey kalmamışken, yalanların içinde yüzmüşken gelip Buğlem'e neler diyordu? Alya, duyduğu şeyleri idrak etmeye çalışıyordu. Başından beri Buğra'yı izliyordu. Onu gördüğünde hemen koşup kollarına gelmeliydi. O kör kızı saniyesinde bırakacaktı. Zaten bu yüzden kuralları çiğneyip kendisinin yaşadığını göstermişti. Buğra onun olmalıydı. Aşkından deliye dönmeli eskisi gibi yalvarmalıydı ona. Değişmiş olamazdı. "Hayır." dedi gülümseyip yaklaşarak. "Hayır hayır hayır. Sen beni seviyorsun. Bana aşıksın unuttun mu? Ben çok özledim seni. Ama mecburdum. Hatırlamıyor musun biz nişanlanmıştık. Aşıktı birbirimize. Sen o kızı sevmiyorsun." Alya dudaklarını Buğra'nın dudaklarına bastırdığında İlhan bey görüntülü izlediği şeye öfkelendi. Buğra hızla itti Alya'yı. " Ne yaptığını sanıyorsun sen? Hangi delikten çıktıysan oraya geri gir. Ben seni aşalı çok oldu. Hiç değilse eskiden aklımda masum kalmıştın. Artık o bile yok. Benim için ölüden farksızsın. Uzak dur benden de sevdiğim insanlardan da. En başında Buğlem'den. " " O kör kızı sevmiyorsun. " Buğra arkasını dönmüş ilerlerken duyduğu şeyle Alya'nın boğazına sarıldı. " Bana bak. " Alya Buğra'nın ellerini çözmeye çalışırken Buğra'nın öfkeden gözü dönmüştü. " Bir daha. Ona. Kör. Demeye. Kalkma." dedi sinirle. " Yoksa bu kez gerçekten ölürsün. O benim her şeyim. Sen geçmişimsin. Ve hep öyle kalacaksın. O benim ruhum." Buğra Alya'yı itti. Olmaması gereken şeyler olmuştu. Birkez daha Buğlem'le arasının bozulmasını istemiyordu. Buna izin veremezdi. Tüm bunları Ensar ile konuşmalıydı. O yapması gereken şeyi söylerdi. İçeri hızla girerken Alya ellerini saçlarına geçirdi. Buğra o kızı kendisini unutmak için kullanıyor olmalıydı. Gerçekten sevemezdi. Kendisinden başka kimseyi sevemezdi. Ne yapacağını düşünürken deliye dönmüş gibiydi. Etrafa bakarken tepesinde bulunan kameraya baktı. Gülümsedi. Buğra ona geri dönmek zorunda kalacaktı. Bakalım o kör kız ve yanındaki sarışın öpüştüklerini görünce ne düşünecekti. "Kameraya bakıyor." dedi İlhan bey. "Görüntüleri al bana getir." dedi sözünü bitirerek. Alya hızla mekana girip mekan sahibine yeterli parayı baydıktan sonra görüntüden sadece öpüştükleri kısmı fotoğraflamış devamını silmesini söylemişti. adam aldığı paranın hakkı için onaylanmıştı. Alya neşeyle çıkarken takım elbiseli bir adama çarpmıştı. Adam Alya'ya dümdüz bakarken Alya alıcı gözüyle bakmıştı. Adam ona göre yakışıklıydı. Belki bu gecelik kendisiyle ilgilenmek isteyebilirdi. "Selam." Adam Alya'yı takmadan içeri girdiğinde Alya kaşlarını çatsa da umursamadı. Önce Buğlem denen kızın yanındaki arkadaşına ulaşmanın yolunu bulmalıydı. Kamera kayıtlarının başında kafasına yaslanmış silahın korkusuyla arka kapının kayıtlarını flaş belleğe atmaya çalışan çocuğun kalbi deli gibi atıyordu. 'Ne görüntüymüş arkadaş.' diye düşündü. "Bunları imha edeceksin benden sonra. Eğer kulağıma bir şey gelirse ne olacağını biliyorsun." "Bi- biliyorum abi." dedi genç korkuyla. Canına susamamıştı. Hızla görüntüleri çöp kutusuna atıp, oradanda silerek yok etmişti. Başına durup dururken bela açmaya niyeti yoktu. İlhan bey gülümseyerek telefonu kapattı. Her ne kadar hoş olmayan şeyler görmüş olsa da gördüğü çocuğun, kızına kör denmesine bile tahammül edemediğini görmesi hoşuna gitmişti. Nasılda yapışmıştı boğazına. Buğra beti benzi atmış şekilde girdi içeri. "Ne oldu?" "Bir şey yok. Eski birini gördüm sandım da. O değilmiş. Ne yaptınız bakalım?" Koltuğa oturup kolunu Buğlem'in omzuna atıp onu kendisine çekti. Bir de onu unutmak için Buğlem'i kullandığını düşünmüştü. Aptaldı. "Buğra nereye gittin?" "Önemli bir şey yok güzelim. Ne oldu?" "Çok özledim seni bir daha gitme böyle aniden." Buğra gülümseyerek saçlarını öptü. "Gitmem bebeğim. Sen iste yeter ki. Ben ölene kadar senin yanında olurum." Arda gördüğü görüntüye gülümsedikten sonra onlara imrenen sevgilisini kendisine çekti. "Ne oldu kız çok mu özlendin? Ben sana çok aşığım. Bakma onların böyle aşık çift olduğuna. Bizim elimize su dökemezler." Buğra ayağıyla dürttü Arda'yı. "Lan aynı gün sevgili olduk. Nereye bizden daha aşıksınız. Bak bizim aşkımız engel, dağ, bayır hiçbir şey tanımıyor." "Bak bunda bir şey diyemem." "Diyemezsin zaten yoksa anlatırım gerçekleri." "Ne gerçeği?" dedi kaşlarını çatarak Güneş. Arda da anlamamış gibi baktı. Buğra sırıttı. "Siz istediniz lan bunu. Güneş Arda ve Buğlem seni aldatıyor. Senden gizli daha yakın arkadaş oldular söyleyeyim." Buğlem gülerek cimcikledi Buğra'yı. Güneş duyduğu şeyle çığlık atarken Arda'yı korku salmış Buğra'ya sövüyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE