Güneş hırsla içeri girdiğinde odasına çıktı. Artık ağlamayacaktı. Arda bir süre belki çıkar diye bekledikten sonra evine döndü. Güneş'i tamamen kaybetmeyecekti. Yine öfkediyle hareket ediyordu.
Buğlem heyecanla hazırlanıyordu. Dün Güneş'in gitmediğini öğrenince Buğra hep beraber takılacaklarını söylemişti. Buğra Buğlem'i almaya geldiğinde üzerindeki kot şortu görünce kaşlarını çattı.
"Buğra burada mısın?"
"Ben buradayım da."
"Da?"
"Yavrum bu şort ne?"
Buğlem gülümsedi hemen.
"Nasıl? Yakışmış mı? Ben hep şort giymek istiyordum da çekiniyordum. Şimdi yanımda sen olduğuna göre başıma bit şey gelmez."
Buğra gülümsedi. Ona güvenerek giymişti.
"Güzel yakışmış ama. Keşke yazın falan giyseydin hani. Üşüyeceksin böyle."
"Yazın da giyerim. Bugün çok heveslendim. Değiştireyim mi?"
Buğra Buğlem'in düşmüş yüzüne baktı. Belinden sarılıp kendisine çekti.
"Bebeğim ben hevesin kaçsın diye demedim ki. Hasta olmanı istemiyorum sadece."
Buğlem gülümseyerek sarıldı sevgilisine. Nasıl bu kadar naif bir sevgilisi olduğunu hala anlamamıştı. Her fırsatta Buğlem'e güzel şeyler söylüyor, onu övüyordu. Kendisini iyi hissetmesi için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Buğlem, kendisi bile bakışlarını bilmezken Buğra onun tek bakışından her şeyi anlıyordu. Hiç görmediği insan nasıl ona bu kadar mutlu hissettirebilirdi ki? İnsanlar gözüne güzel gelmeyen biriyle tanışmak bile istemezken, Buğra ve Buğlem'in ilişkisinin görüntüyle alakası bile yoktu. Buğlem Buğra'yı hiç görmemişti. Buğra ise Buğlem'i ilk tanıdığında yüzüne doğru düzgün bakmamıştı bile.
"Güzelim iyi misin?" dedi Buğra Buğlem'in ona kollarını sarıp sessizleşmesinden korkarak.
"Çok iyiyim." dedi kollarını sıklaştırarak.
"O kadar iyiyim ki. Seninle olduğum için çok mutluyum."
Buğra'nın kalbi tekledi. Buğlem aniden iltifat edince çok mutlu oluyordu. Bir anda gelen iltifatları, Buğlem'i çok mutlu ettiğine bağlıyordu.
"Bende seninle olduğum için çok mutluyum güzelim. Ama böyle yemeğe geç kalıyoruz. Hatta kaldık. Bence gitmeyelim. Baş başa bir şeyler yapmaya ne dersin?"
Buğlem kıkırdadı. Kulağının altındaki kalp hızlanmıştı.
"En fazla 10 dakika olmuştur Buğra. Gidelim hadi."
"Tüh be yemedi."
Buğra mırıldanınca Buğlem kahkaha attı.
Nehir hanım gülümsedi onları izlerken. Araba ilerlemeye başladığında arkasından baktı elindeki kahvesiyle. Kapının önünde başka bir araba durunca Ensar sandı. Daha sonra arabadan inen kadınla çayı boğazında kaldı.
Neşe hanım çantasını koluna taktıktan sonra binaya baktı. Hangi zil olduğunu bilmiyordu. Nehir hanım anahtarı alıp aşağı indiğinde Neşe hanımla karşılaştı.
"Ne işin var burada?"
"Konuşmaya geldim."
"Konuşacak bir şey yok."
"Var."
Nehir hanım etraftan birilerinin baktığını görünce içeri aldı Neşe hanımı. İçeri girdiklerinde Neşe hanımın kalbi tekledi.
Kızı koca bir servet sahibiyken bu küçücük evde büyümüştü. Ne kadar geçim sıkıntısı çekmişti kim bilir?
"Bir şey ikram etmeyecek misin?" dedi Neşe hanım kaşlarını alayla kaldırarak.
"Kızım hariç her şeyi ikram edebilirim." dedi aynı şekilde söyleyip salonu gösterirken. Neşe hanım içeri girip koltuğa oturduğunda odadaki çerçeveleri inceledi. Buğlem'in küçüklüğünü gördü. Dünya tatlısı bir çocuktu. Her fotoğrafta ya kadına ya da adama sarılıp gülmesi Neşe hanımın sinirini bozmuştu.
Nehir hanım önüne çay koyduktan sonra oturdu.
"Niye geldin?"
"Dedim ya konuşmak için."
"Hayır. Neden ortaya çıktın? Bunca yıldır kim olduğunu bile bilmiyorken bir anda evimde sana çay ikram ediyorum. Neden?"
"Çünkü kızımı istiyorum."
Nehir hanım şuh bir kahkaha attı.
"Kızını istiyorsun öyle mi? O zaman bunu kızına söyle. Buğlem senin kızın değil benim kızım. Düşündüğün şeyleri aklından silsen iyi olur."
Neşe hanım bacaklarını indirip doğruldu.
"Bak Nehir."
Nehir hanım kaşlarını kaldırdı.
"Neşe ben bu arada. Neşe Yener. Hiç tanışmadık."
"Tanışmamıza pek gerek yoktu." dedi Nehir tersleyerek.
Neşe hanım anladı. Buğlem onun zayıf noktasıydı. Gülümsedi. Hiç değilse kızı sevgi dolu bir ortamda büyümüştü. Kim bilir belki kendisiyle büyüse sevgi görmeyecekti hiç. Fotoğraflara baktı tekrar. Baba sevgisini doruklara kadar yaşamıştı.
"Ben."
Kapının çalmasıyla Nehir hanım ayağa kalktı. Bu saatte kim gelmiş olabilirdi ki?
Kapıyı açtığında Buğlem'i görünce şaşırdı.
"AA kızım? Hani sen arkadaşlarınla olacaktın?"
Arkasından merdivenleri çıkan Güneş ile endişe sardı onu. Güneş Neşe'yi tanıyordu.
"Sorma Nehir teyze ya bizimkilerin işi çıktı. Bizde buraya geldik seninle muhabbet aşırı sarıyor. Ben dondum ya içeri giriyorum."
Güneş içeri küt diye dalınca koltukta oturan Neşe ile şok geçirdi. Hastanede gördüğü kadındı. Buğlem'in öz annesi.
Neşe hanım Güneş'i hemen tanımıştı.
Buğlem içeri girdiğinde Neşe ayağa kalktı. Tahmin ettiğinden, gördüğünden daha güzeldi. Gözleri babasının gözleriydi.
"AA misafir." dedi Güneş boş bulunup.
"Misafirimiz mi var? Ay görmemişim pardon Hoşgeldiniz." dedi Buğlem gülerek. Güneş Buğlem'in kendisiyle barışık olup espri yapmasına çok gülüyordu. İkisi gülmeye başladığında Neşe gülümsedi. Ne kadar pozitif bir kızı vardı?
"Hoşbuldum merhaba." dedi gülümsemeye devam ederken.
"Anne biz odaya geçelim. Rahatsız etmeyelim sizi."
"Ah olur mu? Sizde bizimle oturun. Zaten Nehir ile de seni konuşuyorduk Buğlem." dedi Neşe hanım. Kızına her şeyi söylemek istiyordu. Nehir niyetini anladığında gözlerini kocaman açtı.
"Öyle mi? Ne konuda?"
Nehir Neşe'den önce konuştu.
"Kızın ne kadar güzelmiş diyordu. Fotoğrafın var ya annem salonda. Bende öyledir benim kızım dedim."
"Beni güzelleştiren ailemin sevgisi." dedi Buğlem gülümseyerek. Farkında olmadan Neşe'nin kalbine hançeri saplamıştı. Güneş Neşe'nin yüzünün düştüğünü görünce konuyu dağıtmak için Buğlem'i oturttu.
"Ee Nehir teyze ben sana ne anlatacağım biliyor musun? Senin bu kızın Buğra'ya gittikçe aşık oluyor ben söyleyeyim."
Nehir hanım güldü.
"Ya Güneş. Misafirimiz var söylenir mi öyle küt diye?" dedi Buğlem. Öz annesi kendisiyle yapılması gereken konuşmanın başka bir kadınla yapılmasını izliyordu.
Kızı sevilir belki diye, mahkum hayatı yaşamasın diye bırakmamış mıydı zaten? Niye şimdi büyük bir pişmanlık hissediyordu? İstediği gibi kızı mutluydu.
"Öyle mi? Nereden çıktı bu?"
"Ne oldu biliyor musun bak şimdi Buğra buna... "
Buğlem Güneş'in dizinin üzerindeki elini sıkıştırdı. Güneş yediği cimcikle bağırdı.
"Yavaş lan."
"Şşt. Bir kıza böyle konuşmak yakışmıyor ama."
"Oho sen Buğlem neler diyor görsen."
"Bak bak bak. Neler duyuyorum ben Buğlem?"
"Ya kraliçem uyduruyor. Ben hiç kötü söz söyler miyim? Koskoca Nehir Sancak'ın kızıyım. Aşk olsun."
Neşe her sözün kalbine saplanmasına dayanamadı. Sanki Buğlem hissetmiş gibi annesine sevgisini dile getiresi tutmuştu.
Neşe hanım ayağa kalktığında Buğlem hariç herkes ona odaklanmıştı. Kızının onun ayağa kalktığından haberi bile yoktu çünkü onun yüzünden hiçbir şey görmüyordu. Her şeye rağmen nasıl bu kadar mutlu bir hayat sürüyordu anlamış değildi.
"Kalkıyor musunuz?" dedi Nehir hanım ima ile. Yıllar önce bırakıp gitmek kolaydı tabi. Şimdi gelip kızımı istiyorum demekle olmuyordu bu işler.
"Evet birkaç işim vardı da."
Buğlem'in elini tuttu.
"Tanıştığıma çok memnun oldum Buğlem. Güzelliğini annenden almış olmalısın." dedi gülümseyerek. Nehir gözlerini devirdi.
"Sanmıyorum. Annem kadar güzel olmak benim ne haddime. Her şeyi unutsam bile annemin bana gülümseyen yüzü hala aklımda."