"Her şey hazır değil mi Ensar. Bak en ufak bir hata istemiyorum."
"Buğra. Bilirsin küfür etmeyi çok sevmem. Ama eğer bir kere daha sorarsan, ağzına sıçarım senin. 20.kez söylüyorum. Her şey hazır. Salak gibi kapıda dikilmeyi bırakta kapıyı çal artık. İki saattir kendini hazırlamaya çalışıyorsun. En sonunda ben gelip çalacağım. "
Kulağından telefonu uzaklaştırıp bağırışını biraz bastırmak istedi." Tamam lan ne bağırıyorsun.?"
"Sabır."
Buğra telefonu kapatıp cebine koydu. Deli gibi heyecanlıydı. Daha şimdiden böyleyse yarın bir gün istemeye gitseler bayılırdı herhalde. Bunun bir de evlenme teklifi, düğünü, nişanı.
Kafasını iki yana salladı. Sabah Buğlem'in annesini arayıp sürpriz yapmak istediklerini söylemişlerdi. Tek geleceğini bilmiyorlardı. Buğlem'in hazırlanmasını istemişti sadece. Gelip alacağını söylemişti. Ancak 1 saattir kapıda dikilip sürekli Ensar'ı arıyordu.
"Yapabilirsin Buğra. Heyecanlanma."
Nefes alıp zili çaldı.
Kapıyı Nehir Hanım açtıktan sonra Buğra'ya gülümsedi.
"Hoşgeldin oğlum. Ensar yok mu?"
"Aa şey. Var. Var da. Burda yok. Şey onun biraz işi vardı da. Ben bekletmek istemedim. O hemen sonra gelecek yanımıza. Ama gelecek yani. Valla."
Heyecandan o kadar saçmalıyordu ki akşam kafasını duvara vuracağına emindi. Nehir Hanım biraz şüphelenmişti. Buğra fazla heyecanlıydı. Ne olacağını az çok tahmin etmişti. Kızının artık güzel bir ilişki yaşamak için adım atmasına en çok o mutlu olurdu.
" Buğlem hazırdı. Bekle getireyim onu."
Kafasını eğmiş kendisine söverken ayak sesleriyle beraber kafasını kaldırmıştı.
Kaldırmaz olaydı.
Çünkü şu anda kalbinin sesini bırak Buğlem, tüm apartmanın duyduğuna emindi.
Buğlem,
Buğlem Buğlem'di ama çok farklıydı.
Hafif makyaj yapmış şirin pudra pembesi bir elbise giymişti. Ayağındaki hafif topuklu botlarla direkt alıp nikah masasına oturtulası duruyordu.
Onun görüntüsü Buğra'yı resmen büyülemişti. Olduğu yerde put gibi dikiliyordu.
Uzun süre ses çıkmayınca,
"Anne Buğra gelmedi mi?"
"Yok kızım burda da, evladım iyi misin?"
"Ben iyiyim. Buğlem gel çıkalım hadi." Buğlem'in elini tutup nazikçe koluna girmesini sağladıktan sonra Nehir Hanımla vedalaşıp çıktılar binadan.
"Ee ne sürpriziymiş buu.?"
Buğlem hevesle bekliyordu. İlk kez böyle şeylerle karşılaşıyordu. Hayatının en güzel günlerini yaşıyordu. Buğra'nın onun için yaptığı plandan habersizdi. Tek habersiz olan o da değildi. Hayatın hepsi için yaptığı planlardan tamamı habersizdi.
" Şş. Sürpriz söylenmez ama. Beklemen lazım."
Buğra Buğlem'e yardım ederek onu bu kez ön koltuğa oturttu.
"Bugünlük arabanın ön koltuğu senin. Tam olarak yanım." Buğlem heyecanlanmıştı.
Buğra eğilip kemerini takmak için üzerine doğru uzanmıştı. Yine yüzü çok yakındı. Buğlem bunu hissetmişti çünkü Buğra düşmemek için elini koltuğun kenarına yasladığından hafif bacağına değiyordu.
Buğra kemeri taktıktan sonra hemen çekilmedi.
Bir süre izledi. Ses seda kesilince Buğlem meraklandı. "Buğra."
"Efendim."
Sesi çok yakındı. Fazla yakın. Resmen nefesi yüzündeydi. Ya Buğlem'in yüzünde kusur vardıysa?
Buğra ya onu görürse?
"Çok güzelsin."
Buğra istemsizce söylemişti bunu. Büyülenmişti. Binlerce kız görmüştü belki 19 yıllık hayatında. Yoldan geçen, hayatına giren, okulda, sokakta, parkta, avmde. Neresi olursa olsun. Hiç Buğlem kadar güzeliyle karşılaşmamıştı. Kusursuzdu.
"Teşekkür ederim."
Buğlem uyanmıştı. Bu kadar yakınındayken iltifat almak. Buğra çok güzel kokuyordu. Bir parfümün kokusu muydu yoksa kendi kokusu muydu emin değildi.
Buğra daha fazla böyle durursa dayanamayacağını biliyordu. Hızla çekilip dikkatlice kapıyı kapattıktan sonra şoför koltuğuna geçmişti. "Ensar gideceğimiz yere mi gelecek?"
"Ensar daha sonra gelecek."
Buğlem heyecanlanmıştı. Yani ikisi tek mi olacaktı. "Biz tek mi olacağız?"
"Evet bir sorun mu var?"
"Yok hayır ne sorunu. Aksine. Yani aksine derken. Mutlu oldum. Ama Ensar yok diye değil. O olsa da iyi olurdu. Ama şimdiki halimiz kötü değil yani baş başa olmamızda güzel. Ama o anlamda değil. Of ne diyorum ben. Buğra arabayı uçuruma sürer misin?"
Son cümleyle kendini tutamayan Buğra gülmeye başlamıştı. Buğlem'de yaptığı salaklığı dayanamayıp gülmüştü." Of çok aptalım. " aynı tonla cevap vermişti Buğra. "Of çok tatlısın. "
Bir süre sessizce ilerledikten sonra Buğra hazırladığı yere varmıştı.
"Şimdi ineceğiz beraber. Ve ben sana etrafındaki her şeyi söyleyeceğim."
Buğlem tam olarak anlamamıştı. Dışarısı değil miydi? Etraftaki her şeyi nasıl anlayacaktı ki?
Buğra Buğlem'in elini tutarak arabadan indirmişti.
Yavaşça elini beline sardığında Buğlem kalp krizi geçirmek üzereydi.
" Şimdi birkaç merdiven ineceğiz. Her merdivenin iki kenarında da kırmızı güller var."
"Kırmızı güller mi? Ne-neden?"
"Şşt. Anlayacaksın."
Yoksa her şeyi yanlış mı anlamıştı. Yoksa Buğra Buğlem'i Ensar'a mı ayarlamaya çalışıyordu. Dinlediği o aptal kitapta öyle değil miydi? Kızın aşık olduğu çocuk onu en yakın arkadaşına götürmemiş miydi?
" Buğra neler oluyor? "
Buğra cevap vermeden belinden destek vererek ilerledi. "Şimdi son basamağı iniyoruz. Bir çardak var. Rengarenk çiçeklerle süslendi. Ama hiçbiri senin kadar güzel değil."
Buğlem duyduğu iltifatlara bir bir şaşırıyordu. Onun doğum günü falanda değildi ki.
Buğra Buğlem'in belini bırakınca boşluğa düşer gibi olmuştu.
" Buğra nereye gittin? "
" Karşındayım şu an. Endişelenme anlaştık mı? Bugün tamamen senin günün. İkimizin günü."
İkimiz mi dedi o?
Yani Ensar'a ayarlamayacaktı. En azından ufacıkta olsa bir şansı olmuştu.
İki elinde de sıcaklık hissetti. Buğra ellerini tutmuştu.
"Şu an etrafımızda yaklaşık 5 tane kamera var. Her açıdan bizi gören. "
" Kamera mı? Anlamadım neden?"
"İleride gözlerin açıldığında bu anı hatırlarken pişmanlık yaşamanı istemediğim için."
"Buğra ben. Gözlerimin açılması mı? Hiçbir şey anlamamam normal mi?"
Buğlem gittikçe sabırsızlaşıyordu.
Ne demeye çalışıyordu artık bir an önce söylemeliydi.
Buğra tuttuğu elleri biraz daha sıkı tutup bir adım yaklaştı.
"Biliyorum tanışmamız çok kötü oldu. Seni gerçekten çok üzdüm. Öküzlük ettim. Anlamadım. Fark edemedim. Fark ettiğimdeyse çok geçti. Ama senin tertemiz kalbin beni hemen affetti. Sadece affetmekle kalmadın. Benim içimdeki toprakları suladın. Gözlerindeki okyanusun suyu içimde binlerce çiçeğin açmasını sağladı. Bu zamana kadar meğer bende hiçbir şey göremiyormuşum. Sen kendini öyle görsende hayatın tüm güzellikleri zaten sende toplanıyormuş. Asıl görme engelli olan benmişim. Biliyorum tanışalı çokta uzun süre olmadı belki Bana güvenmez,inanmazsın. Ama ben sana karşı hislerimi daha fazla saklayamıyorum. Her gece seni düşünüyorum. İşten çıkmak için saat sayıyorum. Yanına gelebilmek için bin çeşit bahane düşünüyorum. Tamamen Ensar dan duyduğum kadarıyla seninde bana karşı hislerin olma ihtimali varmış. Doğru mu bilmiyorum ama doğru olmasını her şeyden çok istiyorum. Benim için bizim aramızdaki tek engel şu an senin susuyor oluşun. "
Buğra kalbi deli gibi çarparken karşısındaki kızın ne diyeceğini merakla bekliyordu. Buğlemse kalbinin atışından korkuyordu. Dileği olmuştu. Gerçekten ilk kez sevdiğini hissediyordu ve onda da bu sevgi karşılıklı çıkmıştı. Hiç göremediği birine aşık olduğunu hissediyordu. Onun sevgisi gözle değil gönülleydi.
Sadece bir an. Çok kısa bir an Buğlem'in gözleri Buğra'nın gözlerinin içine baktı. O hiçbir şey göremese de Buğra çok şey görmüştü. Bu onun için hayatının en güzel saliseleriydi. Tam gözünün içine bakması ne demekti onu tatmıştı. Hemde böyle bir anda. Aynı şekilde tekrar bakacağına emindi Buğra. Söz vermişti kendisine. Sevdiği kız tekrar bakacaktı gözlerine. Bugün cevabı ne olursa olsun bu sözü yerine getirecekti. Aynı şekilde gözlerinin içine bakacak ve bu sefer neye baktığının farkında olacaktı.
"Buğlem bir şey demeyecek misin?"
"Ben ne diyeceğimi bilmiyorum."
"Pekala sana o zaman diyecek bir şey sunayım. Sende bana bir cevap ver olur mu?"
Cevabını beklemeden sorusunu söyledi Buğra.
"Sevgilim olur musun?"
"Buğra sen. Bunları gerçekten mi söylüyorsun? Yani sen. Ben biliyorsun göremiyorum."
"Şş."
dedi Buğra.
"Bu benim için hiçbir engel teşkil etmiyor Buğlem. Senin içinde etmeyecek. Ben sana gözlerinin durumunu sormadım. Bana karşı hislerin olup olmadığını sordum. Senin buna cevap vermen gerek. Ben bugün her şeyi geride bırakıp senin karşına çıktıysam, zaten olacak her engebeyi düşünerek çıktım karşına. Şimdi sıra sende. Benimle dengesiz ama bol aşklı bir ilişkiye var mısın? "
Buğlem artık gözyaşlarını tutamıyordu. Buğra o kadar güzel cümleler kuruyordu ki. Hayran olmamak elde değildi. Bu zamana kadar zaten Buğra'ya bir şeyler hissetmiyor olsaydı şimdi hissetmeye başlardı. Buğra'ysa Buğlem'in neden ağladığını anlayamamıştı.
" Neden ağlıyorsun?"
"Sen." hıçkırmıştı.
"Sen o kadar güzel seviyorsun ki. Sana karşı hissettiğim şeyler hoşlanmaktan daha fazlaymış bunu fark ettim. Senin sevgilin olmayı her şeyden çok isterim. Şu an sana sarılmayı çok istiyorum."
Buğra duyduğu her kelimeyle bir öncekinden daha mutlu olurken son kelimeyle çoktan Buğlem'in kollarını kendi boynuna dolanmış, kendi kollarını da onun beline sarmıştı. Bu sefer ikisi de aşık olduğu kokuyu doya doya, belli ede ede içine çekmişti. Artık sevgiliydiler.
"O kadar güzelsin ki sevgilim."
Buğra'nın sevgilim deyişiyle Buğlem'in içi gitmişti. Yine engeline lanetler okuyordu. Şu an Buğra'yı içinde bulunduğu anı, ambiyansı görmeyi o kadar çok istiyordu ki.
"Keşke seni görebilsem sevgilim."
"Olacak."
"Nasıl?"
"Araştırmalarımıza başladık bile. En iyi doktoru bulup gözlerini açacağız. Sadece biraz daha sabretmen gerek güzelim. Sonra gözlerimin içine bakıp beni sevdiğini söyleyeceksin. Tıpkı şu an sana baktığım gibi sende bana bakacaksın."
"Buğra. Ameliyatım çok pahalı. Yapamayız."
"Sana parayı düşün diyen oldu mu? Sahip olduğum her şeyi gözlerinde taşıdığın okyanusların canlanması için feda edebilirim."
Buğlem duyduğu şeylere bir türlü inanamıyordu.
Bir insan nasıl böyle güzel sevebilirdi ki? Görebildiği tek şey karanlık olan bir insan, karşısında yüzünü bile bilmediği kişinin sevgisini görebilir miydi?
Buğlem görebiliyordu. Buğra öyle güzel seviyordu ki sevgisini görebiliyordu.
"İyi ki beni sevdin sevgilim." kollarını daha sıkı sarmıştı. Artık daha umutlu, daha mutluydu. Bir sevgilisi vardı. Hemde çok yakışıklı olduğu söylenen, kendisini çok beğenen, çok güzel kokan bir sevgilisi vardı. İlk aşkından karşılık almak Buğlem'in bu zamana kadar asla tahmin edemeyeceği belki de tek şeydi.
Buğra kendini hafif geri çekiş sevdiği kızın yüzüne baktı. Şuan dudaklarından öpmeyi çok istiyordu. Ama bunu yapamazdı. Buğlem'in düşündüğü şeyleri bilmiyordu. Dudaklarını Buğlem'in yanağına bastırdı.
Buğlem'se hissettiği öpücükle neye uğradığını şaşırdı. Hiç beklemiyordu.
Buğra çekildikten sonra yanağını Buğlem'in dudaklarına yaklaştırdı. "o güzel dudaklarınızı biraz ileriye iterek bana bir öpücük bahşeder misiniz güzel bayan?"
Buğlem kıkırdayıp dediğini yaparak başını hafifçe ileri itmişti dudakları bir zemine temas edince hafif utansa da öpmüştü onu.
Çok mutluydu.
"Üşüdün mü titriyorsun?"
Buğra sorana kadar Buğlem üşüdüğünün farkında bile değildi.
" Biraz soğudu galiba hava. "
Birkaç saniyelik sessizlikten sonra omuzlarına bir ağırlık çöktü. Başta ne olduğunu anlayamasa da bu olayı bir kez daha yaşadığı için kısa zamanda çözmüştü ne olduğunu.
"Ama böyle sen üşürsün. Her üşüdüğümde üstündekini bana mı vereceksin? "
"Sizi daima sıcak tutmak için burdayım leydim . Hem bedeninizin hemde kalbinizin sıcaklığının sorumluluğu tamamen bana ait."
Buğlem kıkırdamıştı. Buğra o kadar tatlı konuşuyordu ki kim bilir belki görseydi Buğra'yı o öperdi.
"En kötüsü de böyle çok tatlı olduğun zamanlar kendi isteğimle bir anda seni öpemeyecek olmam."
Buğra Buğlem'in yüzünün düştüğünü fark etti.
"Bak bak bak. Öncelikle o yüz bir daha asla asılmayacak. Ayrıca sen yeterki öpmek iste. Ben anında yaklaşırım ki. Bak şu an öpebilirsin mesela."
Buğlem gülümseyerek az önceki hareketini tekrarlayarak yeniden öptü Buğra'yı.
Onun bile engel olarak gördüğü şeyi Buğra nasıl böyle kolayca kabullenebilmişti?
Gerçekten nasıl bir iyilik yapmıştı ki Buğra onun karşısına çıkmıştı?
Bunun cevabı ne olursa olsun iyi ki yapmıştı. Yine olursa yine yapardı çünkü sahip olduğu en değerli varlık artık sadece ailesi değildi.
Bir sevgilisi vardı!