Kördüğüm - 8-

2179 Kelimeler
İkisininde karşısında sevdiği insan duruyordu. Biri gözlerinin içine bakıp güzelliğini seyrediyor, diğeri sevdiğinin ellerini sıkı sıkı tutmuş kokusunun keyfini çıkarıyordu. Buğra'yı görmek, onu öpmek, gözlerinin içine bakmak istiyordu. Söz vermişti sevgilisi. Görecekti onu. "Az kalsın unutuyordum. Ensar!" "Ensar burada mı?" "Evet ileride bir yerdeydi. Gitarımı getirecekti." "Gitar çalabiliyor musun? Ne kadar güzel." "Asıl senin için söyleyeceğim şarkıyı duyunca daha çok beğeneceksin. Ama ondan önce. Bu dansı bana lütfeder misiniz hanımefendi?"  Buğlem gün içinde kaçıncı kez kalbinin mutluluktan kanat çırptığını sayamamıştı. Bugün rüya falan mıydı? Başını aşağı yukarı salladı. Buğra görüyordu sonuçta. Müziğin başlangıç sesini duydu. İlk kez duyuyordu. Ama çok güzeldi.  'Özledim seni. Düştüm yollara. Açtım gönlümü, rüzgarına. Bir Hayal sanki bir macera. Yıkıldım kelimeler, paramparça.' 'Yandım yandım yandım yandım ah ki ne yandım.' Şarkı mı güzeldi yoksa Buğra'nın belindeki ellerine göre sarmaş dolaş salınmak mıydı emin olamıyordu. Sadece bu şarkıyı bir daha asla unutmak istemiyordu. İlk dans şarkılarıydı. Şarkının sonundaki piyano notaları da bitince Buğra kollarını çekmişti. "Buğlem gel bakalım."  "Ensar?"  "He Ensar. Romantiğinizi böldüm ama senin şuraya oturman lazım. Bizim öküz romantiklik yapıp sana şarkı söyleyecekmiş."  Buğlem kıkırdadı. Ensar kardeşi gibi gördüğü kızı çektiği sandalyeye oturttuktan sonra kendisi de yanına oturdu. Buğra'ysa heyecanlıydı. Sesini güzel buluyordu ama Buğlem beğenir miydi? " Birazcık heyecanlı olduğum için azıcık mazur görülürüm herhalde." Ensar güldü "Görürüz kardeşim görürüz söyle şarkını da bitirin romantizminizi götüm dondu ya." Buğra kaşlarını çatmışken Buğlem kahkaha atıyordu. İlk kez Buğlem'in katıla katıla güldüğünü görmüşlerdi. Onlarda gülerek karşılık verince ortam birden sıcacık olmuştu. 'Uyu aşkım koynumda Kaygısız mışıl mışıl Bana emanet gül yüzünde Gülümseyen huzur' Buğlem duyduğu sesle şaşırmıştı. Buğra'nın sesi huzur doluydu. Şarkıyı gerçekten o mu söylüyordu? Sesi öyle duygu yüklüydü ki. 'Hani gitmiştik ya ikimiz birden Ama bitmiştik harbiden Yine bastırırsa kapkara bulutlar aniden N'olur bu evden kimse gitmesin Bu hikayede hiç kimse kimseyi terketmesin Mutlu son olmasın mutlu sonsuz olsun Dualarım örtsün bizi hasret üşütmesin'  Sanki bir şarkı söylemiyor da gerçek hislerini söylüyor gibiydi. Gerçekten yalvarıyor gibi hissetmişti Buğlem.  Düşünceleri doğruydu bir nevi. Buğra gerçekten bu şarkıyı sözlerinde kendisini bulduğu için seçmişti. Delibal'ı sadece bir kere izlemişti. O zaman anlayamamıştı. İnsan neden sevdiği kadını bırakıp intihar ederdi ki? Şimdi alıyordu sevdiğine zarar verme korkusunu. Şimdi anlamıştı neden filmin öyle bittiğini.  'Ah ölüm yalan Ayrılık aman Eğer incitirse bedelini Ödesin bu adam' Ikisinin hisleri de o kadar gözle görülür haldeydi ki Ensar kardeşinin gözlerinin içinden Buğlem'i görebiliyordu. Buğlem'in yüzünden alıyordu Buğra'nın onu ne kadar mutlu ettiğini.  Bu sefer olacak demişti. Bu sefer gerçekten mutlu olacaklar. Kendisi de üzülmelerine izin vermeyecekti. Herkes içinden söz vermişti kendisine.  Buğlem Buğra'yla mutlu olma sözü vermişti kendisine.  Buğra Buğlem'i asla üzmeme , onu bırakmama sözü vermişti kendisine.  Ensar'sa kardeşini bir daha asla yalnız bırakmama, ikisinin mutlu olması için elinden gelen her şeyi yapma sözü vermişti kendisine.  Hayatsa bu sözlerin hiçbirinin tutulmayacağını bilerek, birbirlerini kandırmalarına izin vermişti.. ---- "Ee siz şimdi sevgilisiniz. Ben yanınızdaki sap mı oldum?"  Buğlem kıkırdamıştı. Buğra şaka olduğunu bilmesine rağmen ciddiye almış gibi yapıyordu. "Yanımızda olacağını kim söyledi. Yürü işine lan."  "İyi gidiyorum."  Buğlem gülüşünü yarıda kesmişti. "Ya şaka yapıyordur gitme." Buğra sevgilisinin tatlı nidasına bakıp ona gülmüş Ensar'sa saçlarını karıştırmıştı. "Korkma ufaklık. Bunu ciddiye alacak son kişiyim ben. Sadece şirkette birkaç işim var. Birde siz şimdi beraber takılacağınız için Buğra'nın yokluğunu belli etmemem lazım."  "Ya sen aslansın ya."  Buğlem'in mutlu sözleriyle gülmüştü.  "Ağabeylik bunu gerektirir."  Ensar çiçeği burnunda çifti baş başa bırakıp arabasına doğru yürümeye başlamıştı. Bir an önce şirkete gitmesi gerekiyordu. Buğra'ya belli etmese de önemli bir dosyanın eksikliği hakkında bilgi almıştı. Gidip bunu düzeltmesi gerekiyordu.  Buğra ve Buğlem sahil boyunca el ele sarmaş dolaş yürümüştü. Buğra defalarca kez yoruldun mu diye sorsada Buğlem her seferinde hayır diye cevap vermişti. İçi içine sığmıyor kanında adrenalin dolaşıyordu. Bu haliyle tüm dünyayı koşarak dolaşacak adrenalini vardı.  "Güzelim sende yorulmak bilmedin yeter. Oturalım şuraya artık."  Buğlem gülerek "Olur." dedi.  Yürürken beline sarılmıştı buğra. Bunun bitmesini istememişti.  Bir banka oturduklarında Buğra yine beline sarılmıştı. "Pamuk şeker ister misin sevgilim?"  Buğlem, Buğra'nın her sevgilim deyişine heyecanlanıyordu. O ne güzel ses tonuydu öyle.  "Ben pamuk şeker yiyemem ki."  "Neden?"  "Çünkü ben zaten pamuk şekeri elime alıp onu bulup koparıp sonra yine ağzımı bulana kadar pamuk şekeri yok oluyor." cümlesini bitirdikten sonra kahkaha atmıştı. Bu duruma çok gülüyordu. Tam iki kere yaşamıştı bunu. O pamuk şekerini yemeye çalışana kadar pamuk şekeri büzülüp yenmeyecek hale geliyordu. Buğra sevgilisinin neşeli haline gülümsedi. Kendisiyle ne kadar barışıktı. Cıvıl cıvıldı. Tüm enerjisi sanki Buğra'ya geçmiş gibiydi.  "Şöyle yaparız. Sen pamuk şekerini tutarsın. Bende yemene yardımcı olurum. Ve birlikte ilk sorunumuzu atlatmış oluruz. Nasıl fikir?"  Buğlem neşeyle el çırptı. "Çok güzel fikir."  Buğra yanağını öptü. Ne yapabilirdi ki çok tatlıydı.  "Sen bu kadar tatlı oldukça benim seni yiyesim geliyor. Hemen alıp geliyorum az önce şuraya doğru gitmişti pamuk şekeri satan adam."  "Bekliyorum Sevgilim."  Buğlem bilerek bastıra bastıra söylemişti. İçinden sürekli ona sevgi sözcüğü söylemek geliyor, Buğra'nın ilgisini karşılıksız bırakmak istemiyordu.  "Dönüşte yiyeceğim seni. Sakın unutturma."  "Unutturmam."  Ses kesilince gittiğini anladı ve etrafı dinlemeye başladı. Sahili artık daha çok seviyordu. Sebebi sadece çocuk neşeleri ve martıların sesleri değildi. Artık bambaşka bir sebebi daha vardı. Hepsinden daha güzel bir sebep.  "Ay yok ben şimdi gidip ağzının payını vereceğim." diye sinirle konuştu Güneş.  "Güneş saçmalama istersen."  "Ya ne saçmalama Arda beni delirtme. Ben seni kendime ayarlayana kadar bin takla attım. Kız yüzsüz gibi bize bakıp duruyor."  Öfkesinde haklıydı çünkü karşıda oturan kız gözlerini onlardan ayırmıyordu. Sinirleri bozulmuştu. Arda'yı kendisine ayarlaması 5 ayını almıştı ve nihayet o da kendisine karşı bir şeyler hissetmeye başlamışken karşısındaki kız işi bozuyordu. Her şeyi geçmişti ki kız çok güzeldi. Kıskançlıktan delirecekti ya Arda'nın gözü kıza kayarsa?  Güneş kendisini daha fazla öfkeyle doldurduktan sonra kalkıp kıza doğru yürümeye başlamıştı. Arda'ysa son birkaç ayda tanımasına rağmen Güneş'i tutamayacağını bildiği için sadece yanında sessizce yürümüştü. Bu deli kızdan hoşlanmayı kendisi seçmemişti. "Bana baksana sen." Kız onlara dönüp bakmamıştı bile. Daha da sinirlenmişti. Bu sefer öfkeyle kızın kolunu dürtmüştü. "Sana diyorum bana baksana." Kız bir şeyi daha yeni fark etmiş gibi irkilmişti. Israrla kafasını kaldırıp Güneş'e bakmıyordu. Kafasını hafif ona doğru çevirmişti. "Bana mı seslendiniz ?" "Evet canım sana seslendim. Sevgilimi ordan iyi kesememişsindir. Bak yanına getirdim doya doya bak." "Ben anlamadım. Ne demek istiyorsunuz?" Güneş sinirle kızın çenesinden tutup kendisine çevirmişti. "Diyorum ki. İki saattir sevgilimi kesiyorsun ya hani. Kaç kere sarılmama rağmen utanıp kafanı bile çevirmeden anca bakıyordun. Hayırdır yani neyine güveniyorsun bu kadar?" Kız hala gözünün içine bakmıyordu. Üstüne çenesindeki elini ittirmişti.  Tam öfkesini daha çok kusacakken elinde 2 tane pamuk şeker olan yakışıklı biri bölmüştü onları. " Ne oluyor burada? " İşin içine erkek girince Arda öne doğru çıktı. "Yok bir şey birader sen işine bak." Buğra sinirle kaşlarını kaldırıp gülmüştü. "Hadi ya. Sevgilimin tepesine dikilmiş ona çemkiriyorsunuz ve hiçbir şey yok öyle mi?" Güneş çenesini asla tutamıyordu. "Sevgiline biraz çeki düzen ver o halde. Seninle sevgili ama gözü dışarıda. Sabahtan beri sevgilimi kese kese bir hal oldu." Buğra kıza ters ters baktı. Ensar'ın yeşil gözlerinin aynısı vardı karşısında. Ama kime benzerse benzesin Buğlem'e yapılan şeyi unutturamazdı. " Bana bak. Sabrımı taşırma benim laflarına dikkat et." Arda sevgilisini arkasına alıp Buğra'nın karşısına dikildi. "Etmezse ne yapacaksın söylesene." "Tabi madem bu kadar merak ettin." Buğra tam hamle yapacakken sevgilisinin sesini duydu. "Buğra. Lütfen gidelim burdan. Tartışma çıksın istemiyorum." Güneş kızda garip bir şey olduğunu fark etti. Sevgilisi kavga etmek üzereydi fakat o yerinden kalkmayı bırak bu tarafa bile hala bakıyordu. Kaşlarını çatarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Buğlem sözlerine devam etti. " Benim göremediğimi hala fark edememişlerse bu onların körlüğü. Bu daha kötü bir şey. Gözlerin sağlamken görememek." Duyduğu şeyle beyninden vurulmuşa döndü. Güneş asla kötü kalpli bir kız değildi ve şu an resmen engeli olan bir insanı büyük derecede incitmişti. Kalbinde resmen acısını hissediyordu. Buğra Arda'ı önünden ittirip, "Tamam güzelim." diyerek Buğlem'i nazikçe kaldırmıştı oturduğu yerden. Elini yine beline sarıp ilerlemeye başlamıştı yavaşça. Arda da Güneş kadar şaşırmıştı. Dışarıdan hiç böyle görünmüyordu. "Arda ne yaptım ben?" "Öfken yüzünden gerçeği görmedin." Arda hislerini saklayan biri değildi. Bu yüzden direkt söylemişti düşündüğünü. "Of aptalım ben." Arda sevgilisinin suratının asıldığını görünce çekip sarıldı. "Bence geç değil. Hala oradalar. Gidip özür dileyebiliriz." Güneş tekrar şükretti. Bu kadar ince düşünen biriyle beraber olduğu için. Kafasını salladı. "Haklısın. Özür dilemek zorundayım." İkisi hızla Buğlem ve Buğra'nın arkasından yürümeye başladı. "Bakar mısınız?" Buğra dönüp arkasına bakınca onlara doğru gelenleri gördü. "Bakamayız." Fazlasıyla öfkelenmişti. Kızın yaptığı hatayı kendisi de yapmıştı ama onu bile unutmamışken Buğlem'in yine aynı şey yüzünden üzülmesine engel olamamıştı. Nereden gelmişti ki o telefon. Pamuk şeker alıp dönmesi lazımdı. Şirketten geldiğini görünce açmak zorunda hissetmiş, bu yüzden gecikmişti. Kim bilir neler demişti o cadaloz, sevgilisine. "Lütfen. Özür dilememe izin verin. Ben gerçekten farkında bile değildim. Çok pişmanım." "İyi diledin git." Sevgilisinin neden bu kadar öfkeli olduğunu anlamıştı Buğlem. Bugün ikisi içinde güzel ve duygusal bir gündü ve şimdi mahvolduğunu düşünüyorlardı. "Buğra. Dinleyelim lütfen." "Buğlem bu kız sana neler dedi. Kim bilir ben yokken neler demiştir. Durup dinleyecek miyiz gerçekten?"  Güneş Buğra'nın ılımlı yaklaşmadığını fark edince buğlem'e hitaben konuşmaya başlamıştı. "Buğlem. Lütfen seninle konuşabilir miyim?" "Hayatta yalnız bırakmam." Buğra'nın sürekli müdahale etmesi üzerine Arda devreye girmişti. "Biraz izin verir misin konuşsunlar. Bende seninle konuşurum." Buğra istemese de Buğlem'in ricası üzerine "Az ötedeyim. Bir yanlışını daha görürsem sevgilinin ağzını burnunu kırarım." diye tehtid savurmuştu Güneş'e.  Bir kadına şiddet uygulayamayacağı için böyle bir yol bulmuştu. Daha önce yaptığı iddia edilse de yapmamıştı, yapmayacaktı. Güneş gülerek "Tamam." dedikten sonra gitmelerini izleyip Buğlem'e döndü. "Bak ben gerçekten çok ama çok özür diliyorum. Hiç fark etmedim. Dışarıdan asla öyle durmuyor. Ben Arda'yı çok uzun süredir seviyorum ve biz daha bugün sevgili olduk. Bu yüzden seni çok kıskandım. Sen çok güzelsin. Bize doğru dönüktün. Bize bakıyorsun sandım. İnan bana söylediklerimde samimiyim. Niyetim seni incitmek değildi. Affet lütfen. " Buğlem duyduğu şeylerle şaşırmıştı. Onlarda bugün sevgili olmuştu. Kendi yüzünü her geçen gün daha çok merak ediyordu. Herkes ona güzelsin diyip, güzelliğinden bahsediyordu. Cidden güzel miydi? " Ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Zaten bakmadığımı öğrenmişsindir. Buğra'nın tavırları için özür dilerim. Bizde bugün sevgili oldukta. Ve biz aynı şekilde tanıştığımız için bu konuda biraz hassas. Kendi yüzümü bilmediğim için güzel kavramından pek haberim yok. Malum gözlerim. " gülerek söylemişti Güneş Buğlem'e bakınca merak etmişti. Nasıl böyle pozitif olabiliyordu. Resmen neşe saçıyordu. Utanmasa iyi ki körüm bile diyebilirdi. Güneş tam böyle birine ihtiyacı varmış gibi hissetti. " Sevgilinin hassasiyetini anlıyorum. Seni ne kadar çok sevdiği de belli. Şey. Benim tam senin gibi arkadaşa ihtiyacım var resmen. Çok pozitifsin." "Öyle mi? Benim hiç kız arkadaşım yok. Sadece Buğra ve Ensar var." Güneş'in gözleri parladı. Buğlem'in en yakın arkadaş terörü olabilirdi. Çok kıskanç bir kişiliğe sahipti. Kendisinin olan şeyleri paylaşmayı hiç sevmezdi. Yani Buğlem bir tek onun en yakın arkadaşı olabilirdi. " Gerçekten mi? Biliyor musun benimde yok. Çok kıskanç biriyim ben. Benim olan sadece benim kalmalı diye o yüzden kimse benimle arkadaş olmuyor. Sen benim tek kankam olur musun?" Buğlem bugün teklif üzerine teklif alıyordu. İlk kez bir arkadaşlık teklifi alıyordu. Annesiyle arkadaş gibiydiler ama bir kız arkadaşı da çok merak ediyordu. Sevtap gibi olmadığı sürece herkesle arkadaş olabilirdi. " Neden olmasın! " Buğra heyecanlı heyecanlı konuşan iki kıza maymun yiyen kaplumbağa görmüş gibi bakıyordu. Öylesine ilginçti. "Bunlar ne konuşuyor öyle hevesli hevesli?" "Güneş işte. Bulmuştur Bi olay anlatıyordur." "Allah sabır versin sana da. Bu ne böyle ya. Deli desem değil zırdeli desem ortası." Arda gülmüştü. "Sorma. Aldık başımıza belayı. Zorla aşık etti kendine." "Zorla mı?" "Valla zorla. Neye uğradığımı şaşırdım. Bi baktım her gece onu düşünüyorum." Buğra aynı yoldan geçmişti. Zorla olmasa da Buğlem'i düşünmekten uyuyamadığı günleri hatırlamıştı. İki kız da yanlarına geldiklerinde Güneş neşeyle cıvıldadı. "Arda biliyor musun Buğra ve Buğlem'de bugün sevgili olmuş. Ay ne kadar ortak noktalı arkadaşlar." "Arkadaş?" "Evet biz Buğlem'le arkadaş olduk. Benim tek kankam olmayı kabul etti." Buğra gökyüzüne doğru baktı. "Allahım. Bugüne lanet edeceğimize o kadar eminim ki. Ne olur geç olmadan mucize gerçekleşsin ve bugünğ baştan yaşayalım." Yüksek perdeden duasıyla herkes gülmüştü. "Başa gelen çekilir Buğra. Arda ben memnun oldum." Buğra ona uzatılan ele baktı. Dönüp Buğlem'e bakınca ne kadar heyecanlı olduğunu gördü. İlk kez yeni arkadaşları oluyordu. Bu fırsatı Buğra'nın geri tepmemesi için dua ediyordu. Buğra elini sıktıktan sonra "Bende memnun oldum." Güneş neşeyle el çırptı. "Ay oldu bu iş." "Söz mü kestik az sakin." Arda sevgilisini uyarsa da Güneş asla umursamadı. Hem sevgilisi hemde yakın arkadaşı olmuştu. Öte yandan Buğlem ondan daha heyecanlıydı. Buğra hayatına girdiğinden beri değişiyordu hayatı. Tüm değişimler olumluydu. "E hadi gidip bir şeyler içelim. Kutlama yapalım ayol." "Ayy kutlama yapalım." Güneş'in fikrine sıcak bir şekilde cevap veren Buğlem Buğra'nın elini kolunu bağlamıştı. Reddetme ihtimali sıfıra inmişti. Yine de sevgilisinin mutluluğu için kabul etmişti. Şirkete adım attığı anda strese girmişti Ensar. Ona doğru yürüyen Dilek yine çok güzeldi. Ama Ensar buna aldanmayacaktı. Dün yaptığı stalklar sonucu Dilek'in eski sevgilisyle barıştığını öğrenmişti. Tabi Dilek kendisini stalklayan ve kendisine karşı bir şeyler hisseden bir patrona sahip olduğunu bilmiyordu. "Hoşgeldiniz Ensar bey. İstediğiniz tüm dosyaları birleştirip mail olarak attım. Bu da kaybolan dosyanın içindeki birkaç bilgi. Kopyalarını atmamıştım henüz." Bu kız, Ensar ne yaparsa yapsın bir şekilde kendisini ona hayran bıraktırabiliyordu. "Tamamdır." Dilek şaşırmıştı. Normalde Ensar Bey bu kadar soğuk biri değildi ona göre. Bir şeye siniri bozulmuş olmalıydı. "Beni kimse rahatsız etmesin." "Tabi efendim." Bunu bile güzel söylemişti.  Nasıl unutacaktı bu kızı?   
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE