Nehir Hanım çayları yenilemek için kalkarken herkes şaşkındı. Buğra da hemen arkasından kalkıp mutfağa girmişti.
"Nehir Teyze..."
"Ne düşündüğünü biliyorum. Daha yeni tanıdığım bir kıza güvenip evladımı nasıl teslim ettiğimi soracaksın. Ama mecburum yani. Gece misafirliğe gelecek olan Melahat ve oğlunu Buğlem'i çok üzüyorlar. Normalde onlar geleceği zaman Sevtap'a bırakıyorum Buğlem'i. Ama artık o da yok. Başka aklıma gelmedi bir şey. "
" Ben burdayım. Yani Ensar da var. Neden bize söylemediniz ki? Biz hallederdik. "
" Ne bileyim oğlum gelmedi aklıma hiç. Zaten sabahtan beri kara kara düşünüyordum. Duyduğum an birden söyleyiverdim. Şimdi sözde aldılar. Bir şey olmaz bence. "
" Nehir Teyze. Zaten az çok anlamışsındır. Ben senden de onay almak istiyorum. Buğlem'e karşı ne hissettiğimi fark etmişsindir. Ben bugün bunu onunla da konuştum. Eğer sizinde izniniz olursa... "
" Bak oğlum. Ben zaten anlamıştım seninde Buğlem'in de hislerinizi. Eğer ikinizde birbirinize karşı bir şeyler hissediyorsanız bana laf düşmez. Senden tek isteğim kızımı üzmemen. "
" Bana güvenebilirsiniz. İnanın onu üzmeyeceğim. Ben ona karşı hissettiğim şeyleri daha önce kimseye karşı hissetmedim. "
“Ben sana inanıyorum oğlum. Sen merak etme. Hem Buğlem’in babasının da her şeyden haberi var. Biz ilk görüşte anlamıştık her şeyi. Sadece gençlerin işine karışmak istemedik. ”
“Gerçekten güveninizi boşa çıkarmayacağım. ”
Nehir Hanım ve Buğra içeri girmişlerdi. Güneş gülümseyerek neler yapacaklarını Buğlem’e anlatıyordu. Buğra sevdiğinin yüzündeki gülümsemeyle mutlu olmuştu. Ailesinden onay almştı resmen. Bu onun için çok büyük bir adımdı.
“Biz ne zaman çıkalım. Buğlem pijamalarını alalım o zaman. Hatta sen al bende annene numaramı vereyim. Sonuçta merak edebilir. Sana ulaşamazsa bana ulaşır. Olur mu Nehir teyze?”
“Tabi olur kızım. ”
Buğlem odaya giderken mutluydu. Kendisini hiç böyle hayal edememezdi. Resmen arkadaşında kalmak için hazırlık yapıyordu. İçeride sevgilisi oturuyordu.
Sevgili demişken. Bunu hala annesine söylememişti. Şimdi değilde döndüğünde söylese daha mantıklı olurdu çünkü tüm detayları annesine anlatmak istiyordu. Annesininde kendisi gibi Buğra’yı sevmesini istiyordu.
Odasında dolabını açtıktan sonra , rafları saydı. 3. rafta pijaması olmalıydı. Elini attııktan sonra eline gelen bez parçalarını çantasına koydu. Daha sonra çekmecesinden iki top çorabı çantasına koydu.
Uzun süre ses gelmeyince Buğra Buğlem’e bakmak istedi.
Annesi o başının çaresine bakar dese de Buğra merak etmişti.
İçeri girer girmez ezberlediği Buğlem’in odasına girdi.
Buğlem dolaptan aldığı çorapları yavşça arkasındaki yatağın üzerindeki çantaya koyuyordu.
Nasıl bu kadar ezbere hareket edebiliyordu?
Sessizce yaklaşıp arkasından sarıldı. Buğlem ani hareketle irkilmişti.
“Anne. ”
“Hayır,sevgilin. ”
“Buğra annem duyabilir. ”
“Duysun. Ben annene söyledim. ”
Buğlem duyduğu cümleyle elindeki çorabı yere düşürmüştü. ”Ne demek annene söyledim?”
“Basbaya . Az önce annenin peşinden mutfağa gittim. Buğlem’i seviyorum. Sizinde rızanız varsa onunla olmak istiyorum dedim. Ailene çok değer veriyorsun. Onların rızası olmadan benimle olmak istemezsin diye düşündüm. ”
Buğlem Buğra’nın kolları sayesinde onun ne tarafta olduğunu anlayıp ona doğru dönüp sarıldı.
“İyi ki kalbim seni seçti. ”
“İyi ki kalbin beni seçti güzelim. ”
Herkes evden çıktığında Güneş Buğlem’in çantasını eline aldı.
“Bundan sonrasını biz gidebiliriz bence. ”
Buğra çantayı geri elinden aldı. ”Yok ya sen çok akıllısın. Sevgilimi öylece senin eline verecek değilim. Annesinin yanında bozuntuya vermedim diye sizinle gönderecek değilim. Buğlem benimle geliyor. ”
Güneş duyduğu şeylerle kaşlarını çatmış dudaklarını aralamıştı.
“Annesi benimle gelecek dedi. Neden buna izin verecekmişim?”
“Çünkü ben
sevgilisiyim. ”
“Bende en yakın arkadaşıyım. Benimle kalacak. ”
İkisi de çantayı bir o yana bir bu yana çekiştiriyordu. Buğlem’se tartışmaya bir şekilde son vermek istiyordu.
“Hep beraber kalamaz mıyız?”
Çantayı çekiştirmeyi bırakıp ikisi de Buğlem’e dönmüştü.
“Nasıl olacakmış o?”
Arda sormuştu.
“Güneş’in evine hepimiz sığmaz mıyız?”
“İyi de benim evim 1+1. Yani hepimiz sığmayız ki. ”
“Ben biliyorum hepimizin nereye sığacağını. ”
Tabiri caizse pislik gülüşü atıyordu Buğra. Hem Buğlem’le beraber kalacak,hem Güneş denen zillinin çenesini kapatacak,hem aklındaki soruyu giderecek,hemde o Ensar denen hainden intikamını alacaktı.
-
Kapının alacaklı gibi çalmasından kimin geldiğini anlamıştı. Yorgun ve yavaş hareketlerle kapıya doğru ilerledi. Bilerek bekletiyordu. Bir türlü öğretememişti şu oduna anahtar kullanmayı. Zile de insan gibi basmıyordu ki.
Nihayet kapıya ulaştığında kulpunu olabilecek en yavaş şekilde açtı. Bu sefer karşısında alışık olduğu görüntü yoktu. Kapıdaki dört kişiye garip bir şekilde baktı.
“Noluyor ?”
“Hoşbulduk kardeşim. Yatıya geldik. Herkes sağ baştan içeri. ”
Buğlem’in belinden sarılıp içeri girdikten sonra arkasından sarışın bi kızın “Hoşbuldukkk. ” Diye içeri girişini izledi .
Arkasından kumral çocukta “Merhaba . ” Diyerek içeri girmişti.
“Bismillahirrahmanirrahim. ”diye Ensar’da kendi evine girmişti.
“Ee ne alırsınız?”
Buğra kendi evi gibi herkese ne içeceğini sorarken Ensar kendisini koltuğa attı.
“Ben varsa bi porsiyon açıklama alayım kardeşim. Hayırdır?”
“Ben Güneş. Buğlem’in en yakın arkadaşıyım”
Buğlem bu lafı duydukça mutlu oluyordu. Yanındaki dört kişi onun arkadaşıydı. Sıfırken dörde çıkmıştı.
Ah hayır .
Arkadaş sayısı sıfırdan üçe, sevgili sayısı bire çıkmıştı.
Kendi içinden yaptığı espriye kendisi gülmüştü.
Ensar konuşan sarışına dönünce bir an şaşırmadan edememişti. Ne kadArda babasına,kendisine benziyordu. Saçları boyaydı belliydi çünkü dibi gelmişti. Gözleri yeşildi. Tıpkı kendisi gibiydi.
Olabilir böyle benzerlikler demişti.
“Buğlem’in bizden başka arkadaşı yok diye biliyordum ben. ”
Buğra hemen olaya atlamıştı. Tilt olmuştu sarı cadıya.
“Yoktu zaten. Bugün atladılar hayatımızın orta yerine. ”
“Ee siz niye medine dilencisi gibi evime doldunuz. ”
“Sen benimle mutfağa gelsene kardeşim. ”
Buğra Buğlem’e doğru döndü. ”Ben birazdan geleceğim güzelim. ”
Alnından öptükten sonra Ensar’ı alıp mutfağa girdi. Ensar dolaptan bArdakları çıkarırken o da dolaptan içecek bir şeyler çıkardı.
Limonataları bArdağa dökerken anlatmaya başladı.
“Kanka şimdi biz senle ayrıldıktan sonra sahilde oturuyorduk. Bende Buğlem’e pamuk şeker almak için yanından ayrıldım. O sırada da Dilek aradı. İmza atmam gereken dosyaları boş geçmişim diye. Götür Ensar’a diyorum. Yok siz lazımsınız diyor. Neyse zar zor kapattım bir döndüm bu sarı çıyan Buğlem’in tepesinde bas bas bağırıyor. ”
Ensar kaşlarını çatarak dinlemeye devam etmişti.
O kız kimdi ki onun kız kardeşi gibi gördüğü kıza bağırma cesaretinde bulunmuştu?
“EE. ”
“Eesi bende gidip ona noluyor dedim. Dediği şeye bak sevgilin sevgilimi kesiyor,çeki düzen ver bilmem ne. Bende bir şey demeden Buğlem’i kaldırdım. Sonra olayı çözdü nihayet. Buğlem’le bi beş dakika tek kaldılar. Artık orda ne konuştularsa bi döndüm kanka kardeş olmuşlar. OnlArda bugün sevgili olmuşlar. Buğlem’in güzelliğini kıskanmış falan. Yani şimdi haklı benim hatunumda taş gibi. Ama benden başkasına taş gibi değil. ”
“Yahu. Siz ne ara aynı evde kalma samimiyetine girdiniz. Bana ondan bahset. Bırak şimdi boş yapmayı. ”
“Ya onu bende anlamadım. Önce bir yerde oturup bir şeyler yedik. Sonra Buğlem’i eve bırakacağım dedim. Bizde gelelim dediler. İyi dedim gelin. Gittik. Nehir teyze çağırdı içeri. Girdik çay içtik. Güneş pijama partisi falan deyince Nehir teyze birden iyi senin eve gidin o zaman dedi. Ya şaka gibi hemen izin verdi ben bilsem alır bize götürürdü. ”
“Nasıl lan daha tanımıyor bile hemen izin verdi ne demek?”
“Sonra bende sordum. Melahat diye bir kadın gelecekmiş onlara. Oğlu varmış şerefsizin evladı Buğlem’e kötü davranıyormuş. Annesi de kara kara nereye göndersem diye düşünüyormuş. Fikri duyunca hemen kabul etmek zorunda kalmış. Bende hemen götürmesine izin veremem diye aldım herkesi buraya getirdim. Güneş sussun ama Buğlem yanımda olsun diye. ”
“İyi yapmışsında herkese limonata doldurmuşsun. Buğlem içemez hatırlarsan. ”
Kaşlarıyla işaret ettiği bArdağa baktı Buğra.
Gerçekten beş bArdak limonata doldurmuştu. Kendisine küfür ettikten sonra bir bArdağı geri bırakıp başka bir bArdak çıkarıp şeftalili soğuk çay doldurmuştu.
Tepsiyle içeri girdiğinde Buğlem ve Güneş sohbet ediyor,Arda telefonuyla oynuyordu.
Herkes içeceklerini alırken Buğra Buğlem’e alması için yardım ediyordu.
“Oha bu limonata ne kadar güzelmiş. ”
Güneş limonatayı çok severdi. Buğlem’se duyduğu şeyle duraklamıştı. Limonata içemeyeceğini biliyor olmaları gerekiyordu. Buğra Buğlem’in duraksadığını fark edince gülümsedi.
“Sendeki şeftalili soğuk çay güzelim. Sana limonata getirmedim. ”
Buğlem sıcacık gülümsemişti. Unutmamıştı.
“Buğlem neden onu içiyor ki? Sevmiyor mu limonata? Ben bayılırım”
“Buğlem’in limona alerjisi var. ”
Güneş ona cevap veren Ensara döndü. Ne kadArda ona benziyordu. Ya da kendisi mi Ensar’a benziyordu emin olamamıştı. Ama bakar bakmaz kendisine benzediğini anlamıştı.
“Öyle mi? Öğrendiğim iyi oldu. Nasıl olsa daha çok beraber olacağız. Değil mi en yakın arkadaşım?”
Bilerek Buğra’yı sinir edecek şekilde bastırarak söylemişti. Arda’ysa onun bu hallerine gülmüştü.
Resmen kaşınıyordu. Nereden aşık olmuştu bu deliye?
Buğlem ve Güneş bir odaya üstlerini değiştirmeye giderken saat biraz geç olmuş, herkes acıkmıştı.
“Ne söyleyelim ya herkes acıktı?”
“Güneş pizza seviyor pizza söyleyebiliriz. ”
“Buğlem hamburger seviyor. ”
Buğra Buğlem’in hamburgeri ne kadar sevdiğini hatırladı. Ensar’sa Güneş gibi pizzacıydı.
3 büyük boy pizza ve 3 hamburger menü söyledikten sonra bıraktı kendini koltuğa.
“Ee siz bu deliyle nasıl tanıştınız?” diye sordu Buğra.
Hangi aklı başındaki insan Güneş’e katlanırdı ki?
“Ya biz aynı okuldayız. Kolejden burs kazanarak geldi. Sonra atlayıp zıplarken bana çarptı. Çarpar çarpmazda oha aşık oldum dedi. Bende güldüm geçtim. Her gün yanıma gelmeye başladı. Sürekli beni sevdiğini dile getiriyordu. Bende ciddiye almıyordum. Sonra bir gün gece yatarken onu düşündüğümü fark ettim. Sonra birkaç gece daha. Bir baktım her gece düşünüyorum. Bende gidip konuştum. Duygularının ciddiyetini sordum. O da tabi aşığım dedi. Bizde bugün ilk randevumuza çıktık. Tabi bu aşk meşk olayları 4-5 ay kadar sürdü. Böyle lafa gelince kolay anlattım ama Güneş’in o kadar basit olmadığını fark etmişsinizdir. Bu arada Buğra,gerçekten kötü niyeti yoktu. Sadece biraz fazla kıskanç. Sevdi mi tam sever. Vazgeçmez. ”
“Ya Güneş’in tabi kötü niyeti yoktur. Sadece Buğra fazla hassas bu konu da. Kendisi de aynı haltı yediği için. ”
Buğra homurdanmıştı. “O başka bu başka. ”
“Nesi başka?”
“Başka işte ya. ”
Güneş Buğlem’e üstünü değiştirmede yardım ederken bir yandan da gevezelik etmeyi ihmal etmiyordu.
“Ya senin yüzün güzel fiziğin güzel sesin güzel. Allahım bir yerden aldın diye de bu kadar her yere bol bol vermişsin. Biraz ayıp oldu yani. Benden bu kadar kısıp hakkımı Buğlem’e vermişsin resmen. ”
Buğlem Güneş konuştukça gülmekten nefes alamıyordu. Çok eğlenceli biriydi. Onu çok güldürüyordu.
“O aldığını da doğuştan almadı yalnız. Dokuz yaşına kadar görebiliyordum da. Kaza geçirdim. ”
“Ay çok geçmiş olsun. İnşallah geçmiş olur ve sende bu güzelliğini görürsün. Böyle diyorum da seninki de az değil he. Kapmışsın yakışıklıyı. ”
“Gerçekten mi? Bunu söyleyen bilmem kaçıncı kişisin. Buğra o kadar yakışıklı mı ?”
“Valla maşallahı var. Yani kankamın gıcık manitası olmasa ve benim biricik sevgilim olmasa yürürdüm o derece. ”
“Hiçte bile. O benim. ”
“Ayy yemedik sevgilini. ”
İkisi de gülerek hazırlıklarını tamamlamışlardı.
Buğlem’in gülüşünü izleyen Güneş Buğra’nın nasıl Buğlem’e bu kadar bağlı olduğunu anlamıştı.
İnsan pijama içinde bile bu kadar güzel olur muydu?
Herkes yemekleri yemişti. Sırada yatak düzeni vardı. Kim kiminle uyuyacak hesaplıyorlardı.
Buğra Buğlem’le uyumak istiyordu. Ama tepkisini kestiremediği için bir şey diyemiyordu.
Buğlem aynı şekilde Buğra’nın kolları arasında uyumak istiyordu. Ama uyurken birini yanında ister miydi?
Kendisi nasıl uyuyordu? İlk günden beraber uyumak istese Buğra onun hakkında ne düşünürdü emin olamıyordu.
“Şimdi kim kimle uyuyacak?”
“Ben sevgilimle uyuyorum. ”
“Höst Arda. Daha bugün sevgili olduk. İnsan ilk günden beraber uyur mu?”
“Neden uyumasın?”
İkisi didişirken bu sorunun cevabını Ensar dışında herkes merak ediyordu. Ensar’sa herkes sussada gidip uyusam diye bekliyordu.
“Ya belki sevgilimle uyumak istiyorum. Buğra sen söyle sen Buğlem’le uyumak istemez misin?”
Buğlem duyduğu sorunun cevabını öğrenmek için can atıyordu. Her şey yavaş ilerlemek zorunda diye bir kaide yoktu ya.
Sonuçta sadece sarılıp uyumaktan bahsediliyordu.
“Kavganıza beni neden dahil ediyorsunuz. ”
Buğra kaçamak cevap vermişti. Vereceği cevaba Buğlem’in tepkisi ne olurdu bilmiyordu.
“Yani istemiyor musun?”
Buğlem üzgünce sormuştu. Kendisine engel olamamıştı. Buğra o kadar güzel kelimeler etmişti bugün. Şimdi de onunla uyumak istememişti.
Buğra Buğlem’in asılmış suratına bakınca onunla uyumak istediğini anlamıştı.
Kollarını hızla beline sarmıştı.
“Güzelim uyumak istemez miyim? Tabi istiyorum. Sadece senin isteyip istememenden çekindim. ”
“Vallahi atacağım şimdi hepinizi evden. Herkes sevgilisiyle aynı odaya girsin. Artık birbirinizi mi gırtlaklıyorsunuz,yoksa sarılıp uyuyor musunuz zerre umrumda değil. Ben uyumaya gidiyorum. Sabahın köründe şirkete giden siz değilsiniz nasılsa. ”
Buğlem ve Buğra’nın kalbi birbiriyle yarışırcasına atmaya başlamıştı.
Beraber uyuyacaklardı. Nihayet herkes kendisine bir oda bulduğunda Buğra uzanmasında yardım etmişti Buğlem’e.
Buğlem Buğra’nın yanına uzanmasını heyecanla bekliyordu. Ancak Buğra bir türlü uzanmıyordu yanına.
“Buğra burada mısın?”
“Buradayım güzelim üzerimi değiştiriyorum. ”
Buğlem göremese bile kızarmıştı. Dışarıdan Buğra’yı izliyor gibi duruyor olmalıydı.
Bu onu utandırmıştı.
Öte yandan Arda çoktan üstündeki tişörtü çıkarıp yatağa uzanmıştı. Güneş’se sevgilisinin bu kadar kaslı olduğunu unutmuştu. Sahi ne ara yapmıştı bunları? Zekatını vermiş miydi bu tipin?
“Daha orada dikilir misin yoksa gelir misin uyumaya?”
“Ben şey. ”
Arda gülümseyerek bakmıştı. Güneş’i ateş basmıştı. Kalbi deli gibi atıyordu. Yalnız yaşamaya çok alışmışken bir anda ilk kez biriyle uyuyacaktı.
Arda Güneş’İn hala orda dikildiğini görünce kolundan tutup hızla yatağa çekmişti.
Birden yatağa düşen Güneş neye uğradığını şaşırmıştı.
“Bismillah. ”
“Ne oldu senin o artistlikler , boşlar ,cıvıldamalar. Hepsi beraber uyumaya kadarmış. Dut yemiş bülbüle döndün bakıyorum. ”
Güneş kaşlarını çatıp bakmıştı. Pekala beraber emeklilik ikramiyesini almaya gittikleri güne kadar hayal edip planını yapmış olsa da , bu hayal etmek kadar kolay değildi. İşin içine heyecanda giriyordu.
“Hiçte bile. Bir şeye dönmedim ben. Hala saatlerce boş yapabilirim. ”
Arda Güneş’e bakarak gülümsedi. Asla kendisine toz kondurmuyordu.
Kollarını beline sarıp daha çok çekti kendisine. Yüzü yüzüne çok yakındı.
“Hala boş yapabilir misin?”
Güneş adını bile unutmuştu. Konuştukları konunun ne olduğunu hatırlayamamıştı. Tek istediği Arda’yı öpmek için biraz cesaretti.
Arda’nın kalbi hızlanmıştı. Onu öpmeyi istiyordu ama vereceği tepkiden çekinmiyor değildi. Güneş deli dolu bir kızdı. Ne yapacağı asla belli olmuyordu.
“Ne ?”
Dedi konuyu unutmuş şekilde.
Arda biraz daha yaklaştı. Dudakları arasında çok az bir mesafe vardı. Konuştukça birbirlernin dudaklarına dokunuyorlardı.
“Hala saatlerce boş yapabilir misin?”
“Yapamam. ”
Güneş beklentiyle gözlerini kapattı. Bu hissi Arda’yla yaşamak onun için inanılmaz olacaktı. Daha ilk anda aşık olmuştu Arda’ya.
Arda aldığı yeşil ışıkla beklemeden bastırdı dudaklarını sevdiği kızın dudaklarına. İlk kez birini öpmüyordu. Ama ilk kez biri onun kalbine dokunuyordu.