Buğra gözlerini açtığında kollarındaki sevdiğine baktı. O kadar güzel uyuyordu ki. Saatlerce izleyebilirdi. Dayanamayıp yanaklarını öpmüştü.
Buğlem aniden öpücük yağmuruna tutulmasına şaşırarak gözlerini aralamıştı. Onun için gözlerini kapatıp açmak bir şeyi değiştirmiyordu. İkisi de görüntü olarak aynıydı.
“Ne oluyor?”
Bir an gece yaşadıklarını idrak edememişti. Buğra’yla beraber uyumuştu.
“Günaydın benim güzeller güzeli sevgilim.”
“Günaydın sevgilim.”
Buğlem’in ona her sevgilim deyişinde içi gidiyordu. Acaba evlenme teklifi etse kabul eder miydi?
“Buğlem benimle evlenir misin?”
Buğlem kaşlarını kaldırmıştı refleks olarak. Saati bilmiyordu. Ama ona uyanır uyanmaz evlenme teklifi ettirecek ne yaşamıştı Buğra?
“Anlamadım. O nereden çıktı birden?”
“O kadar güzel uyuyorsun ki. Ben bu güzelliği her sabah görmek istiyorum.”
Buğlem kıkırdamıştı.
“Seni öpmek istiyorum ama ben.”
“Emredersiniz leydim.”
Buğra yanağını direkt Buğlem’İn dudaklarına yapıştırınca Buğlem gülümseyerek kocaman öpmüştü sevgilisini.
Bir anlığına gaza gelip Buğra’nın yüzünü tutarak öpücük yağmuruna tutmuştu.Buğra gördüğü ilgiden aşırı memnundu.
“Bak ya.”
Buğlem dişlerini yanağına geçirmişti.
Buğra Buğlem’in belindeki ellerini çoktan harekete geçimiş onu gıdıklamaya başlamıştı.
“Buğra. Dur. Lütfen.”
“Demek sevgilini ısırdın ha.Hakettin sen bunu.”
Buğlem kahkaha atmaktan altına işeyecekti.
Buğlem’in yüzü kıpkırmızı olmuştu. Buğra bundan endişe duyunca gıdıklamayı kesip yüzüne baktı.
“Bebeğim iyi misin? Kıpkırmızı oldun.”
Buğlem’in az önce gülmekten hızlı atan kalbi bebeğim lafıyla bu sefer heyecandan atmaya başlamıştı.
“İyiyim sevgilim. Sadece fazla güldüm.”
“Bu daha iyi günlerin. Seni her gün daha çok güldüreceğim.”
“Seninle oldukça ben hep gülerim ki.”
“Ama ben seni ısırırım ki.”
“Yaa hayır.”
Kapının tıklatılmasıyla Buğra hafif uzaklaşmıştı. “İçeri giriyorum. Öpüşmeli muhataplar içersindeyseniz çıkın. Ölürsünüz yoksa.”
Ensar anında odaya dalış yaptığında Buğlem kıkırdamıştı.
“Sen bunu nereden ağabeyin olarak kabul ettin ya. Başımıza öz kardeş kesildi.”
“Kes lan. O beni ağabeyi olarak kabul etti bir kere.”
Ensar odaya ani baskın yaptıktan sonra nazikçe Buğlem’in elini tutup kaldırdı.
“Gel bacım benim sana kahvaltı hazırladım. Bu aç köpek burda sürünsün. Sende o yatağı toplamadan gelirsen ölürsün.”
Buğra arkalarından homurdanırken Buğlem gülerek Ensar’la beraber odadan çıkmıştı.
“Bacım diyor ya aptal. Sanki bana Seda Sayan.”
Güneş çoktan kalkmış kahvaltı için Ensar’a yardım etmişti.
Ensar Buğlem’le beraber aşağıya indikten sonra arkalarından Buğra ve Arda da gelmişti.
Hep beraber kahvaltı yaparken Ensar, Güneş’in Arda’ya bakarken kızarıp gözlerini kaçırdığını, Arda’nında ona bakarken gülümsediğini fark etmişti.
‘İnşallah yatağımda bir haltlar yememişlerdir.’ Diye düşünse de bozuntuya vermedi.
Bol sohbetli ve gülüşmeli bir kahvaltıdan sonra herkes hazırlanmaya gitmişti. Ensar uzun süredir kalabalık bir kahvaltı yapmamıştı ve bu durum çok hoşuna gitmişti. Güneş denen kızda nedense ona Buğlem’i hatırlatmıştı. İkisi de kız kardeşiymiş gibi hissettiriyordu.
Hazırlanıp şirkete gitmesi gerekiyordu. Arda ve Güneş’i birdaha ne zaman görürdü bilmiyordu ama tekrar görmek istediği kesindi. İkisi de çok cana yakındı.
Herkes hazırlanıp salonda toplandığında Buğlem dayanamayıp konuşmuştu.
“Sadece bana mı hepimiz yıllardır tanışıyormuşuz gibi geliyor yoksa sizde benim gibi mi hissediyorsunuz?” diye sormuştu.
“Valla şu cadıya başta az sinir olmadım değil ama bana da öyle geliyor. Yıllardır sana aşıkmışım, yıllardır hepinizle arkadaşmışım gibi geliyor.”
Buğra’nın Buğlem’den bahsederken ayrı olarak aşık lafını kullanması Buğlem’i çok mutlu etmişti.
“Ayy şu Buğra’yı başta sevmemiştim ama bende aynı hissetmiyor değilim şimdi.”
Ensar gülümsedi.
“E neden o zaman artık beraber takılmıyoruz. Tabi başka arkadaşlarınız varsa bilemem.”
“Benim yok. Artık Arda’nın da olamaz çünkü yanındakileri hiç sevmiyorum. Hepsi sülük gibi.”
“Siz hangi okula gidiyordunuz?” diye sordu Buğra. Şu okul işini bir an önce halletmek istiyordu.
“Biz Özel Hun Koleji’nde okuyoruz. Neden ?”
Buğra Ensar’a baktı. “Ne diyorsun?”
“Bilemedim şimdi.”
“Niye Buğra ne oldu ki?” diye sordu Buğlem. Okul konusu neden açılmıştı ki birden bire.
“Biz lise üçten terkiz. Azıcık okuldan atıldık. Şimdi yeni okul arıyoruz. Buğlem’inde inşallah yakında gözleri açılacağı için üçümüzde lise okuyacağız.Bu yüzden sorduk. Madem bir yer olacak. Sizin olduğunuz yer olsun.”
Buğlem hevesle Buğra’ya hitaben konuştu.
“Nasıl yani. Bende mi okuyacağım?”
“E ne demek bende mi okuyacağım? Tabi ki sende.”
Buğlem ağlamamak için zor duruyordu. Sevgilisi onu bu kadar önemsiyorken kendisinin elinden onu çekip öpmek bile gelmiyordu.
--
Nihayet Arda ve Güneş okullarına giderken Ensar Buğra ve Buğlem şirkete gidiyordu.
Nehir hanım’ı arayıp sormuşlar ve o kadınla oğlunun hala orada olduğunu öğrenmişlerdi. Nehir hanım arayana kadar Buğlem onlarla şirkette olacaktı.
Şirketten içeri adım attıklarında onları Dilek karşılamıştı. “Hoşgeldiniz efendim.”
Ensar yüzüne bakma tenezzülünde bile bulunmamış Buğlem,e dönmüştü.
“Buğlem. Dilek seninle ilgilenecek bugün. Bizim bir toplantımız var. O bitene kadar yanında olamayız maalesef.”
“Anladım. Önemli değil ben beklerim.”
Buğra Ensar’ın Dilek’e olan tavrına şaşırmıştı. Ona karşı bir şeyler hissettiğine emindi.
Buğra Dilek’e gerekli bilgileri verdikten sonra-limon alerjisi ve gözlerinin durumu- Ensar’ın peşine takılıp toplantı salonuna doğru ilerledi.
“Sen bu kıza karşı bir şey hissetmiyor muydun? Ne bu tavırlar?”
“Barışmış yine o zibidi sevgilisiyle. Adamın hesabından gördüm.”
Buğra bir şey dememişti.
Dilek Buğlem’in koltuğa oturmasına yardımcı olduktan sonra yanına oturmuştu. Gördüğü kız gerçekten çok güzeldi.
“Bir şey ister misiniz Buğlem hanım?”
“Evet. Bana hanım deme lütfen.”
“Peki Buğlem. Sen nasıl istersen.”
Buğlem Dilek’e onun hakkında birkaç soru sormaya başlamışken bir telefonun çaldığını duydu.
“Çok özür dilerim bunu açmam gerek.”
“Tabi .”
Dilek arayan numarayı görünce öfkesine engel olamamıştı. Bir kurtulamıyordu şu heriften.
“Sana kaç kere beni aramamanı söyledim. Bıktım artık bu tavırlarından. En sonunda polise gideceğim beni buna zorluyorsun. Üstelik sana o fotoğrafları kaldır dememe rağmen hala her yerde birlikteymişiz gibi paylaşıyorsun. Ne zaman kabulleneceksin? Biz ayrıldık. Bunu o kafana sok.”
Sinirle telefonu kapatıp Buğlem’e döndü. Genç kız merakla kaşlarını kaldırmıştı.
“Tekrar özür dilerim Buğlem.”
“Önemli değilde. Çok sinirliydin. Bir şey mi oldu?”
“Ya evet. Eski sevgilim. Bir türlü kurtulamıyorum şundan. Ayrılalı aylar oldu hala rahatsız ediyor beni. Polise gideceğim en sonunda.”
“Ensar ve Buğra’ya söylesene. Onlar halleder.”
“Ay yok artık Buğlem. Patronlarım onlar benim. Kişisel problemimi onlara nasıl açabilirim ki?”
Buğlem duyduğu şeyle mantıksız konuştuğunu fark etti. Doğruydu. Buğra sevgilisi Ensar ağabeyi gibi olduğu için onun her problemine koşuyor olabilirlerdi. Ama başkasının derdine neden koşsunlardı ki? Sonuçta o onların çalışanıydı.
Yine de üzülmüştü Dilek’in haline. Rahatsız edilmekten bıkmış gibi konuşuyordu ve öyleydi de.
Bir süre sonra sevgilisinin sesini duydu.
“Biz geldik. Buğlem gel odama gidelim.”
“Ensar yok mu?”
“Buradayım güzellik.”
“Höst lan sen kime güzellik diyorsun?”
“Kardeşime diyorum. Sana mı diyeceğim Buğra?”
“Ben sana bir şey söylerim. Aklın hayalin durur.”
Dilek gördüğü kıskançıkla şaşırmıştı. Buğlem Ensar’ın kardeşi miydi? Öyleyse neden daha önce hiç görmemişti ki?
“Buğra kabul et artık. Ensar benim ağabeyim oldu.”
Dilek gülümsemişti. Anlaşılan Buğlem iki patronu içinde değerliydi. Arayı iyi tutsa daha iyi olurdu. Belki de o beladan kurtulmasına yardımcı olurdu.
Odaya çıktıklarında Ensar’da onlarla beraber Buğra’nın odasına gelmişti. Buğlem oturduktan sonra birkaç kez rahatsızca yerinde kıpırdamıştı.
“Güzelim iyi misin? Seni rahatsız eden bir şey mi oldu?”
Ensar’da kafasını telefondan kaldırıp Buğlem’e bakmıştı. Bir derdi var gibi duruyordu.
“Aslında var bir şeyler. Ama yapar mısınız bilmiyorum.”
“Sen söyle. Biz Anında yapmazsak bizim ayıbımız olsun.”
Ensar söylediklerinde gayet samimiydi.
“Aynen öyle.” Diye destek çıktı Buğra. Sevgilisini rahatsız eden şeyin ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyordu.
“Konu Dilek.”
Buğra kafasını direkt Ensar’a çevirdi. Dilek Buğlem’e bir şey mi söylemişti. Öyleyse onu kovmaktan asla çekinmezdi. Ensar da Dilek’ten hoşlansa da Buğlem’e laf etmesine asla göz yummazdı.
“Bir şey mi dedi sana?”
“Aslında bir şey söylemedi. Bir şey anlattı.”
Buğra’nın kanı çekilmişti. Oturduğu yerden dikleşmişti. Umuyordu ki Dilek patavatsızca bir şey anlatmamış olsun. Yoksa Dilek’İ sadece kovmakla asla kalmazdı.
Ensar’da aynı şekilde endişelenmişti. Dilek Buğlem’e ne anlatmış olabilirdi. Ya Buğlem ve Buğra’nın arasını bozacak bir şey söylediyse?
O zaman ne olacaktı? Buğlem kendisi gibi Buğra’ya güvenir miydi?
“N-ne anlattı sana?”
Buğra korkmuştu. Büyük bir korkuydu bu. Buğlem’i kaybetme korkusuydu.
“Şey. Bir sevgilisi varmış. Daha doğrusu eski sevgilisi. Rahatsız ediyormuş onu. Ayrılmışlar çoktan ama kızı sürekli rahatsız ediyor, her yerde fotoğraflarını paylaşıyormuş. Bir türlü kurtulamıyormuş.”
Buğra derin bir oh çekmişti.
Çok korkmuştu eski olayların yine önüne getirilmesinden. Böyle bir şeye göz yumamazdı.
Ensar’sa sadece oh çekmekle kalmamış hemen Buğlem’İn yanına damlamıştı.
“Şaka yapıyorsun. Harbiden sevgili değiller miymiş? Oh be.”
“Sen neden bu kadar sevindin? Rahatsız ediyor kızı diyorum.”
Burda böyle bir şey söz konusuyken onun sevinmesi sinirini bozmuştu.
“Hayatım kendisi salak gibi uzun süredir Dilek’ten hoşlanmasına rağmen bir türlü açılmıyor üstüne bir de sevgilisinin sosyal medya hesaplarını araştırtıyordu. Şu an dünyanın en mutlu 2. İnsanı yaptın onu.”
“Birinci kim ?”
“Tabi ki benim. Senin gibi bir sevgilim varken birinci sırayı kime kaptırabilirim ki?”
Buğlem kıkırdarken Ensar kapıda gördüğü kişiyle yerine çivilenmişti. Lütfen Buğra’nın sözlerinden sonra gelmiş olsun diye dua ederken Dilek açık kapıdan duyduğu şeylerle şok geçirmişti.
Ensar bey ondan mı hoşlanıyordu?
Duyduğu şeyle heyecanlanmıştı. Keşke bunu önceden bilseydi. Yaptığı hatayı asla yapmazdı.
“Dilek sen ne zamandır ordasın?” diye sordu endişeyle.
“Yeni geldim Ensar bey bu dosyayı istemiştiniz. Arşivden.”
“Ha koy şöyle.”
Rahat bir nefes almıştı. Duymamıştı neyse ki.
O sırada Buğra’nın telefonu çalmıştı. Arayan Nehir hanım’dı. Buğlem’İn eve gelebileceğini söylüyordu. Buğlem’se gitmek istemiyordu. Sevgilisinden ayrı kalası gelmiyordu. Ensar yaklaşıp Buğlem’e sarılmıştı.
“Yine görüşürüz fıstık.”
“Görüşürüz. Hoşça kal Dilek.”
“hoşça kal Buğlem.”
Buğlem ve Buğra odadan çıkarken Dilek ve Ensar baş başa kalmıştı.
“Dilek. Oturda şu meseleni konuşalım. Buğlem anlattı başın biraz beladaymış.”
Dilek içinden oldu bu iş diye çığlık attı. Ensar’ın oturduğu yerin yanına oturdu. Bilerek yakınına oturmuştu.
Evin kapısına gelen Buğra Buğlem’İ bırakacağı için üzülüyordu. “Bu gece sensiz mi uyuyacağım yani ben?”
Buğlem kıkırdadı. “Maalesef sevgilim.” Buğlem’i kendisine çekip sıkı sıkı sarıldı. Bugün yaşadığı korku çok büyüktü.
“Geçmişte yaşadığım ne varsa hepsini geride bıraktım. Bunu sakın unutma olur mu? Seni her şeyden çok seviyorum.”
Buğlem Buğra’nın neden birden böyle bir konuşma yapma gereği duyduğunu anlamamıştı.
“Bende seni çok seviyorum Buğra. Ama neden birden böyle dedin ki. Sanki ayrılıyormuşuz gibi.”
“Sakın. Yok öyle bir şey. Bizim ayrılığımız diye bir şey yok unutma bunu. Sadece içimden geldi. Bu yüzden söyledim. Hem sevgilimsin sen benim. Söyleyemez miyim?”
“Tabi ki söyleyebilirsin. Sadece birden çekip sarılıp öyle diyince, korktum.”
“Korkma sevgilim. Ben sadece yukarıda sarılamam, annen varken çekinirsin diye burada sarılayım dedim. Sözlerimde öylesine içimden geldi.”
Eğilip yanağını öptükten sonra kendi yanağını da dudaklarına değdirmişti. Karşılığında öpücüğünü de aldıktan sonra inip Buğlem’in inmesine yardımcı olmuştu.
Beraber üst kata çıktıklarında annesi kapıyı aralamış bekliyordu.
“Hoşgeldiniz çifte kumrular.”
İkisi de bu tabiri beklemediği için şaşırmıştı. Buğlem kıpkırmızı kesilirken Buğra gülümsemişti.
Nehir Hanım ikisininde mutluluğunu yüzlerinden okunuyordu.
“Ee nasıl geçti gününüz?”
“Gününüz derken?” dedi ikisi de aynı anda.
“Sizce ben ikinizin beraber kaldığını anlamayacak kadar saf mıyım ?”
İkisinin de sesi kesilmişti. Nehir hanım sanılanın aksine kızmamıştı.
O öyle bir anne değildi. Buğlem’in kendi hayatı, kendi seçimleriydi. “şş asmayın öyle yüzünüzü. Kızacak değilim. Bulmuşsunuz fırsatını hiç neden kaçırasınız? Güvenli olan bir yerde ve yanlış bir şey yapmadığınız sürece benim için sorun yok.”
“Ensar’ın evinde kaldık. Ama Güneş ve Arda da vardı. Beş kişiydik.”
“Bak ne güzel işte. İçeri girmez misin Buğra?”
“Yok ben şirketi bayadır boşluyorum. Bir de bugün okul işlerimiz falan var. O yüzden çok istesemde oturamıyorum maalesef.”
“Tamam canım kolay gelsin.”
Buğra gittikten sonra Buğlem ve annesi içeri girmişti.
“Anne gerçekten kızmadın mı?”
“Hayır anneciğim. Neden kızayım? Yanlış bir şey mi yaptınız?”
“Hayır anneciğim. Gerçekten. Sadece sohbet ettik, yemek yedik. Yattık uyuduk sonra.”
“Hımm. Beraber mi?”
Annesi kahkaha atmıştı çünkü Buğlem kızarmıştı. Çok utanıyordu. “Anne ya!”
Annesi daha çok gülmüştü. “Eh anlat bakalım. Buğra bana sevgili olduğunuzu söyledi. Tabi,rızamı da istedi o ayrı. Gerçekten çok takdir ettim kendisini önce bizim rızamızı istedi daha sonra ilişkinize devam edeceğini söyledi. Cidden birbirinizi bulmanıza o kadar mutluyum ki.”
“Anne gerçekten bende çok mutluyum. Dün yaşadığımız şeyleri görsen. Bana o kadar güzel çıkma teklifi etti ki. Bir de gözlerimi açacağını söyledi. Sırf o anı göremediğim için her yere kamera taktırmış bir sürü. Gözlerim açıldığında izleyebileyim diye. O kadar düşünceli biri ki. Ben ne yaptım , nasıl bir iyilik yaptım da ona sahip oldum asla anlamış değilim.”
“Meleğim benim. Senin varoluşun dünyaya en büyük iyilik zaten. Daha nasıl bir iyilik yapabilirsin ki?”
“Seni çok seviyorum anneciğim.”
Buğlem kollarını ileri doğru atınca annesi anlayıp sarılmıştı kızına. Bu dünyada kızından ve eşinden başka değer verdiği kimse yoktu.
“Eh anlat bakayım başka neler yaptınız, Güneş kim nasıl biri, bana bak öpüştünüz mü bakayım?”
“Ya anne! Yok daha neler of.”
“Anneye of denmez.” Gülüşleri arasında Buğlem anlatmaya başladı Buğra ve Ensarın ona yaptığı sürprizden Güneş ve Arda ile nasıl tanıştığına kadar. Annesi başta Güneşe kızsa da sonradan onu da anlamıştı.
--
Ensar Dilek’in sorununu uzun uzadıya dinledikten sonra talimat vermişti. Eski sevgilisini bulmaları için.
Telefon görüşmesi bittikten sonra Dilek’e döndü.
“İçin rahat olabilir. Onu bulduktan sonra bizzat kendim onunla görüşeceğim.”
Dilek duyduğu şeyle endişelenmişti. Ensarla yan yana olmamalıydı.
“Yok hayır. Sizin zahmet etmenize gerçekten gerek yok. Beni bir daha rahatsız etmesin yeter. Zaten bu kadar zahmet ettiniz. Benim için. Tekrar teşekkür ederim.”
“Önemli değil. Seni rahatsız etmeye hakkı yok.”
Dilek ayağa kalkıp çıkmak için hazırlandı. Ensar’da onunla beraber ayağa kalktı. Dilek arkasını dönmüş iki adım atmıştı ki geri dönüp Ensar’a yaklaştı.
Aralarında bir adım ya var ya yoktu.
“Ben bu arada, konuştuklarınızı duydum.”
Ensar hızla kafasını kaldırıp yüzüne baktı.
Çok yakınlardı.
“Bende senden hoşlanıyorum.”
Dilek sözlerini bitirir bitirmez dudaklarını bastırmıştı Ensar’ın dudaklarına.