Kördüğüm - 26-

3544 Kelimeler
Buğlem etrafında gözlerini gezdirdi. Her şey farklı renkti. Yıllardır gördüğü karanlığın aksine dışarıda apaydın bir dünya vardı. Kalbi tekledi. Vücuduna baktı önce. Hareket ettirdi. Hareket ettirdiği her uzvunu görebiliyordu. Kendi kolunu cimcikledi göre göre. Canı acımıştı. Rüya değildi. Yine izledi etrafını. Bir yerdeydi. Duvarlar farklı renk, üstündeki örtü başka renkti. Hatta yanında kafasını yatağa yaslamış uyuyan kişinin saçları bile farklı renkti. Buğlem kaşlarını çattı. Birisi uyuyordu. Kısa saçlıydı. Hatırlamaya çalıştı. Bir erkekti. Buğra olmalıydı. Kalbi hızla attı. Sevgilisini görebilecekti. Güneş'i gördüğü gibi olmasından korktu. Ya yine gözlerini kapattığında görmeyecek olursa? Çığlık attı hızla. Buğra sandığı kişi gözlerini korkuyla açtı. "Buğlem iyi misin?" dedi korkuyla. Buğlem gözlerinin içine baktı Buğra'nın. Kalbinde bir oynama olmayınca bir an korku hissetti. "Buğlem?" dedi Ensar karşısında ona doğru dönük olan kıza. Neden gözlerinin içine bakıyormuş gibiydi. Buğlem'in sesini duyan herkes odaya doluştu. "Çığlık atan Buğlem miydi?" diye sordu Güneş korkuyla. Buğlem gördüğü saçları tanıdı hemen. Hızla karşıya bakıp numara yaptı. "Bir an gördüğümü sandım. Ondan bağırdım." Herkesin yüzündeki üzgün ifadeyi gördü. Kim hangisiydi bilmiyordu. Sadece Güneş'i tanıyordu. Ama hepsi üzülmüştü. Biri yanlarına gelip elini tuttu. "Üzülme kızım benim. Bir gün sende görebileceksin." Dedi. Annesi olmalıydı. Herkesin sesi çok boğuk geliyordu. Annesi olduğunu yumuşak konuşmasından tanımıştı. "O gün bugün." dedi Buğlem gülümseyerek. Herkes ona şaşkın şaşkın bakarken Buğlem Güneş'in gözlerinin içine baktı. Güneş kaşlarını çattı. "Saçların gerçekten çok güzelmiş." Güneş ellerini istemsizce saçlarına attı. "Ne sandın?" dedi gülümseyerek. Daha sonra anladığı şeyle gözlerini kocaman açtı. "Ne?" diye bağırdı annesi. "Bana bak bakayım. Görüyor musun gerçekten? Bu kaç?" Buğlem annesinin yaptığı harekete baktı. Daha sonra ellerine baktı. Parmaklarıyla bir şeyler yapıyordu. "Anne ne yapıyorsun? Bu kaç ne?" dedi şaşkınlıkla. Herkes Buğlem'in öğrenmesi gereken çok şey olduğunun farkındaydı. Buğlem gülümseyerek Buğra'ya baktı. Gözlerinin rengini ilk kez görebiliyordu. Daha sonra yüzünü herkeste gezdirdi. Güneş ve Buğra'nın gözleri aynı renkti. Daha önce söylememişlerdi. Buğlem kafasını eğdi. O üzülmesin diye söylememiş olmalılardı. Buğlem Buğra'nın gülümseyerek odadan çıktığını gördü. Buğlem etrafta göz gezdirirken gördüğü erkeğe baktı. "Sen." dedi gülümseyerek. "Arda ben." dedi gülerek Arda. Buğlem etrafta gözlerini gezdirdi tekrar. Ensar yoktu. Buğra Ensar'a haber vermeye gitmiş olmalıydı. Ensar odadan çıktığında hızla Buğra'yı aradı. Bu haberi öğrenmesi gerekiyordu. "Alo? Çabuk söyle dosyaları bitirip hastaneye gitmem lazım." "Oğlum bırak işi gücü çabuk. Gel." "Ne gel lan? Her şeyi birbirine kattınız diye sevgilimi göremiyorum ben. Hadi o beni görmemeye alışıkta ben göremiyorum. Burnumda tütüyor." Buğra elindeki dosyayı fırlattı. Buğlem'i özlemişti. "Artık alışık olmayacak." "Ne?" dedi Buğra diğer dosyaya geçerken. Anlamsız anlamsız konuşuyordu yine. "Buğlem görüyor lan!" diye bağırdı Ensar. Buğra uzattığı yerden ayaklarını çekmeye çalışırken sandalye geriye gitmiş ve devrilmişti. Ensar çıkan gürültüyle kahkaha attı. "Ne oldu lan?" "Sandalyeden düştüm şerefsiz öyle şaka mı yapılır?" "Şaka değil alo." dedi Ensar. Sandalyeden düşmesine rağmen hala ayağa kalkmamış Buğra duyduğu şeyle kalakaldı. "Şaka değil mi?" dedi anlamamış gibi. Sevgilisi görüyor muydu? Artık engel yok muydu? "Değil değil. Görüyor. Gel hadi. Seni de görsün." Buğra hiçbir şey demeden emekleyerek anahtarını aldı. Ayağa kalktığı gibi odasından koşarak çıktı. Çarptığı kız dosyaları düşürürken, kız neye uğradığını şaşırmıştı. "Kusura bakma. Sana benden zam. Git muhasebeye söyle." Kız ağzı açık Buğra'ya bakarken Buğra koşarak arabasına bindi. Sağındaki koltuğa bakıp gülümsedi. Artık burada gülümseyerek oturan bir Buğlem değil, hem gülümseyen hemde görebilen bir Buğlem mi oturacaktı? Buğlem etrafındaki her şeyi izlerken Buğra içeri girip gülümsedi. "Başka bir ziyaretçi daha geliyor." dedi sırıtarak. Buğlem Buğra'ya baktı. Neden görmediği zamanlarki gibi heyecanlı hissetmiyordu ki? Sevgilisini görebiliyordu artık. Buğra yanına oturduğunda Buğlem gülümsedi ona. Ensar geliyor olmalıydı. "Geç bile kaldı." dedi Buğlem alınmış gibi. Hisler olayını çözmesi gerekiyordu. Biliyordu, Buğra'yı seviyordu. Sadece gözü alışmalıydı. "Güzelim, şirkette çok iş var. Hem böyle olacağını bilsem işleri ben alır yine gönderirdim onu. Ama geliyor merak etme sen." Niye Buğra, Ensar Buğlem'i görsün diye işleri almak istesin ki? Buğlem düşünceye dalmışken Buğra yanına oturdu. Buğlem her şeyi kafasından silip elini elinin üzerine koyup gözlerine baktı. Ensar Buğlem'in yaptığı şeye şaşırsa da kardeşi olarak baktığı için yadırgamadı. Buğlem dokunduğunda da hislerinde değişiklik olmadığını fark edince yüzüne baktı. "Kayıyım mı? Yanıma uzanmak istemiyor musun?" diye sordu. Kendi Buğra'sı şimdiye elli kere itmiş yanına uzanmıştı. "Anlamadım. Neden yanına uzanayım?" diye sordu şaşkın şaşkın. "Şey çünkü." Kapının açılmasıyla herkes oraya baktı. Buğra heyecanla içeri girdiğinde Buğlem'in kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Gördüğü kişiler içerisindeki en yakışıklı kişi kapıda heyecanla ona bakarken Buğlem onun Ensar olduğunu düşündü. Korkuyla kendisini aş üçgeninde buldu. Bir an Ensar'ın görüntüsünü çok beğendiğini düşündü. Buğra gözlerinin içine bakan kızı görünce heyecanını gizleyemedi. Buğlem'in onu gördüğü düşüncesi bile kalbini delip geçerken, bunun gerçek olması bambaşka bir tarifti onun için. Özenle düzelttiği saçına attı elini. Nasıl davranacağını bile bilmiyordu. "Hoşgeldin." dedi Ensar gelen Buğra'ya. Buğra elleri birleşmiş Ensar ve Buğlem'e baksa da bozuntuya vermedi. Bugün onun için en mutlu gündü. Yavaşça yanlarına geldiğinde Buğlem ondan gözlerini ayıramamıştı. Yanına oturdu. "Nasılsın?" Ne soracağını bile bilmiyordu. Elini iki yapıp bu kaç diye sormamak için zor duruyordu. Buğlem kalbinin hızlanmasından büyük suçluluk duyuyordu. Ensar'ın her hareketine karışırken her seferinde o benim abim demişti Buğra'ya. Şimdi ise hisleri değişmişti. Her şey görene kadar mıydı? "İyiyim." diye mırıldandı. Buğra Buğlem'in az önce gülen yüzünün solduğunu görünce garip bir şeyler olduğunu hissetti. Beğenmemiş miydi onu? Ensar'a baktı. Yoksa onun görüntüsünü daha mı çok beğenmişti? Buğlem sessizce ikisine de bakarken kıyaslama yapıyordu istemsizce. Ensar'ın gözleri daha güzel gelmişti Buğlem'e. İkisininde iki gözü bir burnu bir ağzı vardı. Neden Buğlem Ensar'ı görünce daha çok heyecanlanmıştı. "Artık görebiliyorsun. Ne düşünüyorsun bu konuda?" dedi Buğra modunu düşürmemek için. Ensar aralarındaki sessizliğe anlam veremedi. Bu anın daha heyecanlı olacağına adı gibi emindi. Belki de kendisi var diye rahat değillerdi. "Keşke görmeseydim." diye mırıldandı Buğlem. Duymayacaklarını düşünerek. Bu şekilde ikilemde kalmak berbattı. Görmezken Buğra onun için her şeydi. Buğra duyduğu şeyle kalbinin kırıldığını hissetti. Buğlem gerçekten beğenmemişti onu. Buğlem Buğra'nın yanlış anlamasından korkuyordu. Görmezken ne kadar rahat sohbet ediyordu Ensar'la. Zaten insan suçluluk duyduğunda, fark edilmeyecek şeyleri göze batacak zannetmiyor muydu? Ensar duyduğu şeyle ayağa kalktı. Buğlem bir şey anladığını düşünüp hızla elini tuttu. "Ne oldu bir yere mi gidiyorsun?" Herkes anlamsızca bu harekete baktı. Buğra korkuyla yerinden oynadı. Yoksa Buğlem Ensar'a bir şey mi hissetmişti? "Ben biraz hava alacağım. Siz konuşun." Buğlem onu bırakmak istememişti. Şu an istediği son şey Ensar ile baş başa kalmaktı. Hele ki ona karşı ilk görüşte farklı şeyler hissetmişken. "Ne zaman geleceksin? Gitmesen olmaz mı?" Buğra gözlerinin dolduğunu hissetti. Buğlem belli etmek istese daha az anlaşılırdı Buğra'yı beğenmediği. Ensar şaşkınca koluna yapışan Buğlem'e baktı. Buğra'nın moralinin bozulduğunu görünce kolunu çekti. "Gelirim ya birazdan. Zaten şirkette işim vardı." Ensar hızla odadan çıkarken Buğlem çok büyük suçluluk duydu. "Sen iyi misin?" dedi üzgün yüzüyle Buğlem'e. "İyiyim neden iyi olmayayım ki?" "Buğlem." dedi Buğra üzünce. Bugünü asla böyle tahmin etmemişti. Buğlem sesiyle gözlerini kapattı. Tekrar görememek istiyordu. Sesi bile boğuk olsa da çok güzel geliyordu. İçi titremişti. Buğra tam bir şey söyleyecekken içeri Güneş girdi. "Oo duyar duymaz atlamış gelmişsin." dedi gülerek. Havanın gerginliğini fark etmemişti bile. "Abim nerede?" diye sordun merakla. Buğlem duyduğu şeyle kaşlarını çattı. "Çıktı. Hava alacakmış." demişti Buğra. "Ne demek abim nerede? Burada ya." dedi Buğlem merakla. Ensar yanındaydı. "Hani?" dedi Güneş. Buğra kaşlarını çatıp baktı. Ensar burada değildi. Ama Buğlem burada diyordu. Yani? Buğlem, Buğra ve Ensar'ı mı karıştırmıştı? "Sen." dedi Buğlem şaşkın şaşkın. Kalbi heyecanla çarptı. Ensar değil miydi? "Ay yoksa sen." dedi Güneş gülerek. "Ensar ve Buğra'yı mı karıştırdın? Buğra o." dedi. Buğlem'in kalbi dans ederken güldü. Sevdiği adamın görüntüsünden hoşlandığı için suçluluk duymuştu. Yanlış bir şey yoktu. Aşık olduğu insandı o. Güneş anladığında kapıya döndü. "Anlaşılan bu yanlış anlaşılmayla siz hasret giderememişsiniz. Çifte kumruları yalnız bırakayım." Güneş kimse bir şey demeden çıkarken kapıda Oturan abisinin yanına gidip oturdu. "Ne oldu niye moralin bozuk?" dedi gülerek. "Buğlem'de bir değişiklik var sanki." dedi. Buğra çok üzülmüştü. "Evet var. Salak senle Buğra'yı karıştırmış." Ensar hızla kafasını kaldırdı. "Nasıl lan? Beni Buğra mı sanmış? Ondan mı elimi tutup gitme falan dedi?" Güneş kafasını salladı. Buğlem her halükarda onu güldürmeyi başarıyordu. Buğlem, Güneş odadan çıkınca Buğra'ya baktı. Buğra onun hareketlerini izliyordu. Kafası karışmıştı. Buğlem tek hamle ile kendisini Buğra'nın kollarına atmıştı. " Of Allah'ıma şükürler olsun. O kadar üzülmüştüm ki. Diğer seni görünce kalbime bir şeyler olmadı. Ama sen odaya girince kalbim hızlı attı. Ensar'a aşık oldum sandım. Ödüm koptu." Buğra başından beri beklediği tepkiyi şimdi gördüğünde şaşkınca Buğlem'e bakmıştı. Duyduğu şeylerle kahkaha attı. " Ya güzelim. Aklım çıktı. Bende beni beğenmedin, Ensar'ı beğendin sandım. Öyle soğuk yapınca. " Buğlem kafasını kaldırıp gözlerinin içine baktı. Ellerini yanaklarına yerleştirdi. "Şu yakışıklılığı nasıl beğenmem?" Buğra parıl parıl parlayan mavi gözlere baktı. Hep bunun hayalini kurmuştu. " O kadar tatlısın ki. Gözlerimi kapatmak bile istemiyorum. Ya bir daha kör olursam? Ya yine seni görmezsem?" Buğlem gözlerini kırpmadan Buğra'yı izlemek istiyordu. Hiçbir şey göremiyordu. Her şeyi öğrenmek istiyordu. Ama bir türlü Buğra'yı bırakıp bir şeye bakası gelmiyordu. Sürekli Buğra'yı izlemek ne kadar güzeldi öyle. " İşte şimdi beni anlıyorsun. Benimde sürekli sana bakasım geliyor." Buğlem gülümsedi. Eğer bir gün yine gözleri göremeyecek olursa, bu bakışları hatırlaması gerekiyordu. Gözlerini ayırmadan baktı. Kalbine ve aklına kazımıştı bu bakışları. "Bakma şöyle dayanamıyorum." dedi Buğra dudaklarına yapışmamak için zor dururken. Buğlem kıkırdayıp kafasını omzuna koydu. Kimsenin yardımı olmadan bir şeyler yapmak dünyanın en güzel hissiydi. Kimseye muhtaç olmamak. Buğra Buğlem'in yatağa yatmasına yardımcı olduktan sonra elini tuttu. "Bir daha baksana gözlerimin içine." dedi elini yanağına yerleştirmiş Buğlem'i izlerken. Buğlem gülümseyip odadan çekti gözünü. Buğra'ya baktığında Buğra'nın kalbi titremişti. Bu kız görmeye bile yeni başlamamış mıydı? Nasıl bu kadar güzel bakıyordu? Buğlem aklına gelen şeyle yerinden sıçramıştı. Bunu hep merak ediyordu. "Ayna. Ayna lazım bana." Buğra ani hareketle canının yandığını düşünse de sonradan niyetini anlamıştı. Etrafta ayna bulamayınca telefonunu çıkardı. "Ayna yok ama ön kamera var. Bil ki ön kamerada kendini nasıl görüyorsan ondan daha güzelsin." Buğlem, Buğra'nın cebinden çıkardığı şeye baktı. Renginin siyah olduğunu hemen anlamıştı. Buğra çıkardığı şeyle bir şeyler yaparken Buğlem elinden aldı. "Bu ne?" diye sordu incelerken. Üzerinde resim vardı. Renkliydi. Buğra gülerek Buğlem'in telefonu evirip çevirmesini izledi. "O bir telefon hayatım." Buğlem önce Buğra'nın hayatım diyişine baktı. Ne kadar da güzel söylemişti. Daha sonra telefona baktı. "Tuşları nerede?" Buğra gülümseyerek parmağını arkadaki ize okuttu. Buğlem değişen resime baktı. "Aa resim değişti." Hatırladığı çerçeveli resimleri düşündü. Eskiden değişmiyordu. "Bak şimdi. Bu telefon dokunmatik. Yani tuş yok parmağınla hareket ettiriyorsun. Şurası arama yeri. Dokununca sayılar çıkıyor." Buğra bir şeylere dokundukça ekrandaki şeyler değişiyordu. Buğlem teknolojiye hayran kalmıştı. "Oha çok eğlenceli." dedi Buğra'nın gösterdiği şeylere bastı. Buğra Buğlem'i izlerken aslında her zaman yaptığı şeylerin değerini anladı. Buğlem sadece sayfa değiştirmeye bile ne kadar eğlenceli diyordu. Oysa o telefonu Buğra çok arada kullanıyordu. "Ay Buğra ben bir şey yaptım." Buğra elindeki telefona baktı. Buğlem hesap makinesine girmişti. "Bir şey yapmamışsın güzelim. Hesap makinesine girmişsin. Hadi gel fotoğraf çekelim." Buğlem kafasını heyecanla salladı. Buğra kolunu beline sardıktan sonra kamerayı açıp telefonu uzak tuttu. Buğlem ekranda gördüğü Buğra'ya ve yanındaki kıza baktı. Buğra gülerek fotoğrafı çektikten sonra fotoğrafı Buğlem'e gösterdi. " Bu ben miyim? " dedi Buğlem gözlerini kocaman açarak. "Evet. Bu dünya güzeli kız sensin." dedi sırıtarak. Buğlem fotoğrafa tekrar baktı. Hayal ettiğinden güzeldi. "Güzelmişim ha." "Tabi ki güzelsin." "Eve ne zaman gideceğim? Evi çok merak ediyorum. Ya dışarısı? Sahil?" "Güzelim yavaş. Önce biraz hastanede kalman gerek. Ben şimdi gideceğim. Kalan işlerimi bitireceğim. Sonra da doktorla seni yarın çıkarıp çıkarmayacağına dair konuşacağım. Anlaştık mı?" "Gidecek misin?" Buğlem'in üzgün suratına baktı. "Ama yapma böyle. İşlerimi bitirip hemen geleceğim." Buğlem kafasını salladı. Buğra yaklaşıp alnını öptü. Elini yanağında tutup gözlerinin içine baktı. Buğlem gördüğü gözlere defalarca kez aşık oldu tekrardan. "Sana bakmak böyle bir hismiş." "Hım nasıl bir hismiş?" dedi Buğra tekrar alnını öperken. "Böyle gözlerine bakıp bakıp yine aşık olmakmış." Buğlem bunu hep yapmak istemişti. Buğra ona her dakika iltifat ederken, Buğlem'de onun gözlerinin içine bakıp iltifat etmek istiyordu. Buğra'nın gözleri duyduğu şeyle parıl parıl parlamıştı. "O kadar işim gücüm var sen beni yanında durmaya zorluyorsun." Buğra tekrar yanına oturduğunda beline sardı kollarını. Buğlem uzanıp Buğra'nın yanağını kocaman öptü. Buğra beklemediği hamlelerle şaşkınlık üstüne şaşkınlık yaşıyordu. Daha önce Buğlem dışında bir sürü ilişkisi olmuşken şimdi ilk kez bir ilişkisi olmuş gibi heyecanlıydı. "Hadi işlerini hemen bitir yanıma gel." dedi Buğlem gözlerinin içine bakarak. Tüm erkekler böyle yakışıklı mıydı yoksa Buğra'ya özel miydi? Buğra kafasını salladıktan sonra tekrar saçlarını öptü. Odadan çıktığı anda özlemişti sevdiğini. Nehir hanım odaya girecekken Buğra durdurdu onu. " Nehir teyze dur." "Söyle bakalım." "Şimdi biliyorum kabul etmeme ihtimalin var. Ama ben düşündüm. Şimdi Buğlem anlattığınız gibi bir odaya sahip değil. Gördüğünde üzülebilir. Bende şimdi işim var diyip çıktım. Yarına kadar odasını yenilemek istiyorum. Kabul etmezsen ayaklarına kapanırım. Ne olur kabul et. " Nehir hanım gözlerini kırpıştırdı. Bu çocuk onu nasıl hatırlamıştı? " Oğlum. Ben şimdi sana nasıl evimi yenileteyim?" "Ya adak bu. Evet adak. Ben gözleri açılırsa odasını yenilerim diye adak adamıştım. Şimdi Fatma Girik'ten biliyoruz adak yapılmazsa neler olur maazallah." Nehir hanım güldükten sonra sıkıntıyla üfledi. "Nehir teyze her şey benim yüzümden oldu zaten. Bırak hiç değilse bunu yapayım. Lütfen." Nehir hanım bir süre baktıktan sonra cebinden anahtarı çıkardı. "Al bakalım. Ama abartmak yok. Yoksa kötü olur." "Anlaşılmıştır efendim." Buğra asker selamı verdikten sonra grubu topladı. Hep beraber Buğlem'e güzel bir sürpriz yapma vaktiydi. Buğlem babası ve annesinin karşısında oturuşunu izliyordu. Yıllarca onların yüzünü unutmamak için çabalasa da böyle bir şey imkansızdı. Güneş, Ensar, Arda ve Buğra'dan ses yoktu. Hepsi kaybolmuştu ortadan. Hastaneden çıkacaktı ancak hiçbiri gelmemişti. "Hadi kızım gidelim artık. Gelen yok." "Ama geleceklerdi." "Ama kızım çıkışını yaptık. Başka hasta gelecek buraya." Buğlem omuzlarını düşürerek yataktan kalktı. Dışarıyı görmek için heyecanlıydı ama kimse yoktu yanında. Beraber dışarı çıktıklarında Buğlem gözlerini kıstı. Güneş gözlerini almıştı. Yavaşça gözleri alıştığında etrafa baktı. Her şey cıvıl cıvıldı. Etrafta bir sürü insan vardı. Yavaşça dönerek bakıyordu. Havada uçan kuşları görebiliyordu. "Anne şunlar ağaç mı?" Nehir hanım ve Mustafa bey gülümseyerek izliyordu kızlarını. Buğlem her şeyi sorup atlaya zıplaya ilerlerken ilerideki siyah arabayı gördü. Siyah aslında güzel bir renkti. Ancak böyle parlak ve temiz bir araba üzerinde güzel olabilirdi. Buğlem'in yıllarca gördüğü renk iğrençti. Artık görmek bile istemiyordu. İlhan bey arabasına doğru bakan kızına baktı. Heyecanla her şeyi yanındakilere soruyordu. Kızını yanına alması için önce hayata alışmasını beklemesi gerekiyordu. Buğlem etrafa neşe saçarak ilerlerken sadece İlhan beyin bakış açısında değildi. Egemen'de gördüğü gülüşü hayran hayran seyrediyordu. Buğlem eve geldiğinde mahallesine baktı. Daha sonra evine baktı. Kapıya geldiklerinde Buğlem apartmanın içini bile hevesle izliyordu. Yıllarca buraları görme hayali kuruyordu. Kapı açıldığında Buğlem ferah evine baktı. "Odam. Odama bakmak istiyorum. Odam." diye koştu. Evin içine girdiğinde ne yöne gideceğini bilmiyordu. Olduğu yerde durup gözlerini kapattı. Alışık olduğu yöne doğru döndüğünde Nehir hanım ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Bir süre alışması gerekecekti. Buğlem kapısına geldiğinde heyecanla kapıyı açtı. Gördüğü görüntüyle gözlerini kocaman açtı. "Sürpriz!" arkadaşlarını ve sevgilisini odasında gördüğünde kalbi hızla attı. Hepsi odasında oturmuştu. "Siz!" diye bağırdı. Demek bu yüzden hiçbiri yoktu yanında. Gözlerini odasında gezdirdi. Her şryin rengi çok güzeldi. Masanın üzerindeki resime baktı. Beşi beraber çekilmişlerdi bu resimi. Buğlem resmi eline aldı. Nehir hanım odaya göz gezdirdikten sonra yalnız kalmaları için kapıyı kapatıp eşinin yanına geçti. Buğlem resmi incelerken Buğra arkasından yaklaşıp beline sarıldı. Buğlem kameraya bile bakmayan kıza baktı. Öylece bir boşluğa bakıyordu. Anı, kullandıkları her cümleye kadar aklındaydı. Sadece görüntü simsiyahtı. Şimdiyde o anı görüyorlardı. Hep beraber takılırken Ensar önermişti fotoğraf çekmeyi. Bir kişi çıkmaz demişti Buğlem. Zaman ayarlama diye bir şey olduğunu söylemişlerdi. Buğra saniyeleri saymıştı. Buğra çenesini Buğlem'in omzuna yasladığında Buğlem'in gözleri dolu doluydu. Çerçevenin üzerine iki damla yaş almasıyla Buğra ağladığını anlayıp Buğlem'i kendisine çevirdi. "Ağlama ya." dedi sarılarak. "Tüm anılarımızı kaçırdım." dedi ağlamaya devam ederken. Güneş hızla yanına gelip sardı kollarını arkadaşına. "Ama şimdi beraber daha güzel anılar biriktireceğiz." dedi kafasını omzuna koyarak. Ensar'da bir kolunu Buğra'nın bir kolunu Güneş'in omzuna yasladı. Arda da sarıldığında herkes tamamdı. "Sen şimdi geçmiş için ağlarsan, geleceğimiz mahvolur. Anın tadını çıkaracağız." dedi Arda. Herkes ona hak verdi. Sıra sıra odadan çıktıklarında Ensar kalmıştı. Ona göstermek istediği bir şey vardı. Buğlem Ensar'a karşı biraz utanıyordu. Yanıma yat demişti çocuğa. " Utanmana gerek yok artık Buğlem. Ufak bir yanlış anlaşılma. " Buğlem kafasını salladı. "Sana göstermek istediğim bir şey var." dedi Ensar cebinden telefonu çıkarırken. Buğlem Ensar'daki garip telefonu görünce merakla bekledi. Çok hoşuna gitmişti o telefona pıtı pıtı parmak atmak. Ensar fotoğrafı açtıktan sonra Buğlem'e gösterdi. Buğlem çok güzel olan fotoğrafa baktı. " Ne kadar güzel bu fotoğraf. Kim bunlar?" demişti uzaktan tanıyamadığı kişilere. "Sizsiniz. Sen ve Buğra." Buğlem telefonu hızla eline alıp kafasını yaklaştırdı. Ensar gülerek telefonu uzaklaştırıp iki parmağıyla resmi yaklaştırdı. Buğra gelmediklerini görünce odaya girmişti. Ensarın telefonunu Buğlem'de görünce yanlarına geldi. "Neye bakıyorsunuz?" Buğlem elindekini hevesle Buğra'ya gösterdi. "Bak! Biziz." Buğra fotoğrafa dikkatli baktı. Buğlem hızla Ensar'ı taklit edip Buğra'ya öğretti. "Bak böyle yaparsan yaklaşıyoruz." dedi. Buğra sırıttı. "Aa böyle miymiş?" dedi gülerek. Buğlem somurttu. "Tabi sen bunu biliyorsundur." "Sen bunu ne zaman çektin?" dedi Ensar'a. Neden daha önce göstermemişti? "Yanınızda değildim. Taşınacağımı söylediğim zamandı. Sahilde sizi gördüm. Çok eğleniyordunuz. Bende anınız olsun dedim. Gerçi Buğra hepsini videoya çekti ama." Buğlem ellerini çırptı. "İzleyelim izleyelim izleyelim." "İzleriz güzelim. Artık istediğin her şeyi izleriz. Ama önce annenle baban içeride. Yanlarına gidelim. " Herkes onayladı. Buğlem Ensar'ın arkasından çıkarken Buğra kolundan tuttu. Yanağını öptükten sonra yürümeye devam etti. Buğlem arkasından kıkırdayarak ilerledi. Herkes salona toplandığında Buğlem her şeye dokunuyor, çocukluk fotoğraflarına bakıyordu. " Of her şey ne kadar güzel." dedi tüm salonu gezerken. Herkes sırıtarak onun hareketlerini izliyordu. İlhan bey eve girdiğinde Neşe hanım koltukta oturmuş etrafı izliyordu. Aklı ya Rüzgar'da ya da Buğlem'deydi. İlhan bey yanına oturdu. Neşe hanım şaşkınca baktı. Geldiğinde asla yanına oturmazdı. Ya tekli koltuğuna otururdu ya da çalışma odasına çıkardı. İlhan bey yaşına rağmen hala gencecik kız kadar güzel olan karısına baktı. "Sana güzel bir haberim var." Neşe hanım ona doğru döndü. Yıllardır evlilerdi. Ancak ilk kez bu kadar yakın şekilde oturuyorlardı. Bir çocuk heyecanı sardı. Aşık olduğu adamla evli olmasına rağmen onu doya doya öpmemişti bile. "Nedir?" dedi merakla. İlhan bey elini karısının elinin üzerine koyup elini tuttu. "Kızımız artık görüyor." Neşe hanım ayağa fırlayıp gözlerinin içine baktı. "Doğru mu söylüyorsun?" dedi hızla. İlhan beyde ayağa kalktı. Gülerek kafasını salladı. İkisinde de çocuk heyecanı vardı. "Evet. Ameliyat oldu. Getirttiğim doktor girdi ameliyatına. Artık görüyor." Neşe hanım kollarını kocasının boynuna sarıp sıkı sıkı sarıldı. "Çok teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim." İlhan bey başta şaşırsa da kollarını sıkı sıkı beline doladı. Karısına bu şekilde sarılmak için yıllarca beklemişti. Neşe hanım kollarını çözse de İlhan bey çekmemişti kollarını. Neşe hanım oldukları yakınlığı fark edince kızardı. En son böyle yakınlaştıklarında Buğlem'e hamile kalmıştı. "Çok güzelsin." dedi İlhan bey ilk kez içinden geleni söyleyerek. Neşe hanım gözlerini, kızının gözlerinin aynısı olan gözlere çevirdi. "Te-teşekkür ederim." İlhan bey dudaklarını karısının dudaklarına bastırdı. Neden bu zamana kadar hep ketum olmuştu ki? Neşe hanım olan hareketle kaskatı kesilse de gözlerini kapatmış karşılık vermişti. Yaşları ister yirmi olsun ister elli, her zaman İlhan beyin dokunuşu onu heyecanlandıracaktı. -- Buğlem ilk kez kendisi yatağından kalkıp heyecanla dolabına gitmişti. Bir hafta geçmişti. Bir haftada her şeyi görebilmiş, çoğu şeyi öğrenmişti. Dolabın içinden pembe bir elbise çıkarmış aynanın karşısında durmuştu. Kendisine bakmak çok hoşuna gitmişti. Bir hafta boyunca sevgilisi ile her yeri gezmişti. Buğra her gün başka bir yere götürüyordu onu. Dışarıda binlerce erkek görmüştü. Hiçbiri sevgilisi kadar yakışıklı değildi. Dönüp bakmamıştı bile. Elbisesini giydikten sonra saçlarını taradı. Güneş, kızlar gecesi yaptıkları bir zamanda Buğlem'e makyaj yapmayı öğretmek istemişti. Ancak Buğra buna izin vermemişti. Buğlem'in doğal güzel olduğunu söylemişti. Annesini öptükten sonra hoplaya zıplaya kendisi dışarı çıktığında kollarını açıp gökyüzüne baktı. Masmaviydi. Buğra arabanın içinden cıvıl cıvıl sevgilisine baktı. Heyecanla Buğra'nın yanına geldi. Arabaya bindiğinde Buğra uzanıp yanağını öptü. "Evet dünyalar güzeli sevgilim. Bugün nereye gitmek istersin?" "Hani Ensar fotoğraf çekmişti ya. Oraya gidelim." Buğra gülümseyerek kafasını salladı. Sessizce arabayı sürerken Buğlem yapacağı şey için çok heyecanlıydı. Bunun için kaç gün saymıştı bilmiyordu. İzlediği dans videosu içini kıpır kıpır etmişti. Durduklarında Buğlem etrafı izledi. Denizin masmavi parlak görüntüsü onu cezbetmişti. Arabadan indiğinde Buğra'nın aynı şarkıyı açmasını istemişti. Buğra Buğlem'in yapmak istediğini anlayınca arabadan istediği şarkıyı açtı. Tanıdık şarkı kulağına geldiğinde ikisi de gülümsedi. Buğra kollarını onun beline sardı. Buğlem'de kollarını Buğra'nın beline sardı. Sımsıkı sarılarak dans etmeye başladıklarında Buğlem kahkaha attı. Bu an işte şimdi daha değerli olmuştu. Etrafta gören bazıları dönüp izliyordu. "Bu masalda mutluluk var inanırsan varolurlar tutun bana." diye tekrar etti Buğra. Buğlem alnını alnına yasladı. Etrafındaki kimse umurunda değildi. Bu zamana kadar zaten hiçbirini görmüyordu. "Sen benim masalımsın." diye fısıldadı Buğlem. Dudaklarını Buğra'nın dudağına bastırdı. Buğra beklemediği şeyle öylece kaldı. Bir elini belinden çektikten sonra yanağına yerleştirip öpmeye devam etti. Etraftan bazı kişiler ıslık çalarken bazıları "Terbiye kalmamış." diye söyleniyordu. Buğlem geri çekildiğinde yanakları kıpkırmızıydı. Buğra gülümseyerek baktı gözlerine. "Çok güzelsin." diye fısıldadı alnı alnına yaslanmışken. "Sende çok yakışıklısın." diye cevap verdi Buğlem. Dünyanın en mutlu insanıydı. Artık hayatında hiçbir sorun yoktu. Zaman geçirip eve dönme zamanı geldiğinde Buğra şoför koltuğuna geçmişti. Buğlem yanında gülümserken Buğra ona döndü. "Bu arada senin eğitim kısmını halletsek iyi olacak. Beraber liseli olmayalım mı?" dedi gülerek. "Ama ben hiçbir şey bilmiyorum ki." dedi Buğlem kafasını eğerek. Buğra çenesinden baskılayıp kafasını kaldırdı. Uzanıp dudaklarını uzunca öptü. Her saniye öpse ne olurdu ki? Buğlem yine kızarınca yanağını sıktı. "Bebeğim öğreneceksin. Hatta istersen senin özel öğretmenin olabilirim." Buğlem'in gözleri parladı. Her gün Buğra'yı daha çok görme fırsatı mı? Asla kaçırmazdı. "Her gün gelecek misin?" dedi hızla. "Hemde ara bile vermeden." Buğlem kafasını salladı. "Olur olur olur." Buğlem heyecan doluydu. Okuma yazmayı az çok biliyordu. Gözleri görmese bile yazı yazmayı bırakmamış, bazen bir kağıda elinde kalemde annesinin söylediği harfleri çizmişti. Annesinin doğru deyişlerini hatırlıyordu. Sadece görüntüsüne alışması gerekiyordu. Artık hayatı tamamen yolundaydı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE