Kördüğüm - 5-

1703 Kelimeler
Buğra her zamanki gibi masasında oturmuş kara kara düşünüyordu. Buğlem'i görmek istiyordu. Ama bahanesi kalmamıştı. Sopayı da vermişti. Nasıl bahane bulacağını bilmiyordu. İki gündür aklı fikri okyanus gözlü kızdaydı. Sahi ne güzeldi gözleri. Nasılda aklını başından bir anda almıştı. İlk tanıştıkları an ona yaptığı, söylediği şeyler hala aklımdaydı. Buğlem den baya hoşlanıyordur. Babasıysa oğlunun bu yeni hallerinden endişe duyuyordu. Biraz çekinmiyor değildi. Oğlunun yine birine gönlünü kaptırmasından çok korkuyordu. Önceki olanları unutmamıştı. Bu durumun karışıklığını bir an önce çözmek istiyordu. Aynı şeyleri tekrar yaşamak istemiyordu. Telefonunu çıkarıp 2.oğlum diye kaydettiği kişiyi aradı. "Ensar odama gelir misin?" "Geliyorum Adnan Amca." Ensar ona dostunun emanetiydi. Sahip olduğu her şeyi Ensar'ın babasına borçluydu. O olmasa şu an sahip olduğu fabrikakardan birinde işçi olarak çalışıyor olurdu. Zamanında karşısına çıkmış, ona dost olmuş, yeri geldiğinde ağabeylik yapmıştı. Şimdi oğlu da babası gibi, kendi oğluna ağabeylik yapıyordu. Kanlarında vardı. O dostunu kaybetmişti. Oğlunuysa canı pahasına koruyordu. Ensar bugün babasızsa bu Adnan Bey yüzündendi birazda. Belki de Ensar'a duyduğu sevgi, birazda duyduğu suçluluk yüzündendi. Sonuçta Ensar'ın babası Murat bey, Adnan Bey'in yaptığı hata yüzünden ölmemiş miydi? Kaybettiği ihale dosyası yüzünden, karşı taraf öfkelenip onların peşine düşmüş Adnan Bey'i öldürecekken Murat Bey'i öldürmüşlerdi. "Adnan amca beni çağırmıştın." "Gel oğlum."  Ensar sıkıntılı bir şekilde içeri girdi. Kim bilir yine Buğra ne halt yemişti de kızdırmıştı Adnan amcayı.  'İki dakika rahat dursan ne olurdu sanki' diye geçirdi içinden.  "Seni buraya merak ettiğim bir şeyi sormak için çağırdım oğlum."  "Dinliyorum Adnan amca. Nedir merak ettiğiniz?"  "Bak oğlum. Biz geçmişte çok kötü günler geçirdik. Bunu hiçkimse bilmese bile en iyi sen biliyorsun. Ben Buğra da bir şeyler seziyorum. Bu aralar fazla düşünceli. Sürekli saate bakıyor. Çıkmak için zaman sayıyor. Dünde bana okula başlamak istediğinizi söyledi. Okuldan atılıp şirkette çalışmak için can atan kendisiydi. Hayatında biri mi var? Önceki olan şeyleri hatırlıyorsun değil mi? Sence Buğra bir kızla bir şeyler yaşamak için hazır mı? " Ensar biraz gerilmişti. Geçmişi o da çok iyi biliyordu. Olan şeyler belki en çok onu üzmüştü. Kardeşinin ne hale geldiğini neler yaşadığını biliyordu. Ancak Buğlem'in ona iyi geleceğini biliyordu. Bunu hissediyordu. Buğlem sadece Buğra'ya değil kendisine de iyi gelmişti. Bir kız kardeşi varmış gibi hissediyordu. Karşısında merakla bekleyen gözlere ne söyleyeceğinden emin değildi. Söylemeli miydi söylememeli miydi bilmiyordu.  Biraz sessiz kaldıktan sonra kararını vermişti. Kardeşi için yapmayı sevmediği şeyi yapması gerekiyordu.  "Hayır Adnan amca. Sadece biraz gençliğimizi yaşayalım lise zamanları çok eğlenceliydi dedik. Hem yarın bir gün bu şirketin başına biz geçeceğiz. Lise diploması bile olmayan yönetici mi olur? Artık buraya olan ilgimizi biraz kaybetmiş durumdayız. Bu yüzden öyledir. Sadece o değil bende sürekli saatin geçmesini bekliyorum. Çıkıp gezmek istiyorum. Sonuçta daha 19 yaşındayız. Endişelenmeni gerektirecek hiçbir şey yok inan bana. Hatta Buğra eskisinden daha iyi olacak emin ol. " Adnan Bey'in duyduğu şeylerle içi bir nebze de olsa rahatlamıştı. Ensar endişelenecek bir şey yok demişse doğrudur. Ensar yalan söylemezdi nasılsa.  Ensar'ın içi rahattı. Biraz dolandırsa da söylediği şeyler yalan sayılmazdı. Ayrıca Buğra'nın daha iyi olacağını biliyordu. Buğlem'in ona iyi geleceğini biliyordu.  "İzninle ben odama geçeyim Adnan amca. Bakmam gereken birkaç dosya kaldı. Oğlun bana kitledi de." Adnan Bey gülerek baktı. "O benim oğlumda sen nesin sıpa. Sende benim oğlumsun. Boşver dosyayı alda gidin biraz kafa dağıtın bakalım. Çok mu yüklendim size ne? Hemen bıkmışsınız şirketten. Birkaç sene sonra bu şirketi yıllarca siz yöneteceksiniz. Alışın alışın."  Ensar gülümsedikten sonra tekrar izin isteyip odadan çıktı. Bunları acilen Buğra'yla paylaşması gerekiyordu. Ona anlatması lazımdı çünkü her an pot kırabilirdi.  Kendi odasını es geçip direkt kapı çalmadan Buğra'nın odasına girmişti.  Buğra neye uğradığını şaşırdığı için başta babası geldi sanmış, ayaklarını masadan çekmek için hamlede bulunmuşken dengesini kaybedip yere düşmüştü. Masaya ellerini koyup kafasını kaldırınca karşısında ona tip tip bakan Ensar'ı görmüştü. Ensar başta olayı anlamasa da sonradan Buğra'nın yanlışlıkla oturduğu yerden yere düştüğünü anlayıp kahkaha atmıştı.  Bunu kesinlikle Buğlem'e anlatıp onu rezil etmeliydi.  "Lan ağzına sıçtığımın. Ne öyle dan diye giriyorsun. Babam sandım."  Ensar gülmekten dayanamayıp yanındaki koltuğa atmıştı kendini.  "Gülme artık şerefsiz dese de kendisi de dayanamayıp olayın komikliğine gülmüştü.  Yarım saat susmadan gülmeyi sürdürmüşlerdi. Hangisi gülmeyi bıraksa diğerinin gülüşünü görüp geri gülmeye başlıyordu. Klasik en yakın arkadaş terörü yaşıyorlardı. Nihayet biri gülerken boğulmaya başlayınca susmuşlardı.  "Seninle konuşmam gereken bir şey var. Ama azıcık ciddi."  "Bende bu neden odama böyle kapısı yerden çıkmış gibi girdi diyordum. Söyle bakalım neymiş." dedi gülerek.  "Buğra. Konu baban."  Buğra oturduğu yerden hafif dikleşip elinde çevirip durduğu kalemi masaya bıraktı.  "Bir şey mi oldu?"  "Yanından geliyorum. Beni çağırtmıştı."  "Oğlum çatlatma adamı da söyle hadi."  "Baban bana seni sordu."  "Beni sana soracağına gelip bana sorsa ya."  "Ya az ciddi ol. Bu aralar çok dikkatini çekiyormuşsun. Bana sordu. Lise muhabbetini de açmışsın. Neler oluyor falan dedi. Bir kız mı var hayatında dedi." lafının devamını getirmeden susmuştu. Buğra ya yine bir şeyler hatırlatmak istemiyordu. Ama Buğra Ensar'ın sözlerinin devamı olduğunun farkındaydı.  Eline bıraktığı kalemi alıp tekrar çevirmeye başlasa da bu sefer ciddi olarak dinliyordu. Bu kadar dikkat çektiğinin farkında değildi.  "Ee sen ne dedin?"  "Ben yok dedim de. Ya aslında yok demedim. Ama o konuyu çevirdim. O da yok sandı. Çünkü.. Çünkü geçmişteki şeylerin yaşanmasından korkuyor. Tedirgin olması normal. Az buz şey yaşamadı o da."  Buğra bu sefer istemsizce kalemi düşürmüştü elinden. Sinirlenmeye başladığını hissediyordu.  " Geçmişte ne olmuş?! Ne olmuş geçmişte. O kadar zaman geçti. Hala inanmıyor bana. Ben o kıza hiçbir şey yapmadım duydun mu? Bana ister inanın ister inanmayın. Elimi bile sürmedim. Yalan söyledi diyorum."  Gittikçe kontrolünü kaybediyordu. Suçsuz yere yargılanmıştı. İftiraya uğradığına adının Buğra olduğu kadar emindi.  Ensar inanıyordu. Ama Buğra'yı buna inandıramıyordu. O bir kadını darp edecek biri değildi. Ama gel gör ki darp raporu vardı ve bu konuda yargılanıp, haksız çıkmıştı. Yine başa dönmek istemiyordu. O dönemler geride kalmıştı.  "Hala geçmiş diyorlar ya. Kafayı yiyeceğim."  Buğra kanında dolaşan öfkeyi iliklerine kadar hissediyordu. Sakinleşemiyordu. Ensar'ın kalbini kırmak istemiyordu.  Ensar sakinleştirmek için bir yol arıyordu. Aklına gelen fikirle çekinse de şansını denemek istedi.  " Sen Buğlem'le konuştun mu hiç. İki gündür haber almıyoruz ondan."  Buğra öfkenin baş harfine kadar unutup Ensar'a odaklanmıştı. "Hayır. Saatlerdir bahane arıyorum. Ne bulsamda götürsem görsem diye düşünüyorum. Kafayı yemek üzereyim Ensar. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Kendimi sürekli onu düşünürken buluyorum. Aşık oldum desem değil bence. Belki de aşk bilmiyorum. Ama daha öncede yaşamıştım aşk denen duyguyu. Bu öyle değil. Yine aynı şeyleri yaşasam mesela. Bu sefer Alya değil Buğlem olsa. Bunu düşünürken bile boğuluyorum. Bu aşksa önceki neydi? Önceki aşksa bu ne? Yol göster bana Ensar. Susma sen hep bana her şeyi gösteren kişi olurdun. Şimdi de yap abilik. Kurtar beni bu durumdan. " Ensar şaşkın şaşkın dinliyordu. Hislerini fark etmişti ama bu kadar yoğun olduğunu anlayamamıştı. Şimdi merakla bakma sırası Buğra'ya geçmişti. Bir şey söylemesini bekliyordu. Ensar Buğra'nın ilk kez açıkca ona hislerini döktüğünü fark ediyordu.  Bu durumdan memnun olsa da, Buğlem'i Alya ile kıyaslamasından hoşnut değildi. Buğlem asla Alya gibi olmazdı. Buğlem'in kalbi temizdi. "Bir şey söyle." Buğra resmen yalvarmıştı. "Buğra. Hissettiğin şeyler. Bunlar senin gerçek duyguların. Bence Buğlem'e bağlandın. Bunların gerçekten aşkın tanımı olduğunu düşünüyorum. Bu kadar korkak olmamalısın. Neden çekiniyorsun bunları söylemekten? Bana söylediğin gibi Buğlem'e de söyleyebilirsin. Bence onunda sana karşı hisleri yok değil. " Buğra son cümleyle heyecanlanmıştı. " Harbi mi diyorsun? İyide ben bunları ona nasıl söyleyeceğim? Beni görmüyor ki. Görmediği biriyle bir ilişki ister mi? Belki de sen yanlış anladın. O arkadaşı olduğumuz için heyecanlanıyordur. Olamaz mı? " " Arkadaşı olduğumuz için heyecanlansaydı, sadece sana değil ben dokununca da, ben konuşunca da heyecanlanırdı. " daha sonra yamuk ağız gülümseyerek baktı kardeşine. " Eğer dediğin gibi olsaydı.. " bir an sustu. Buğra Ensar'ın bir şey bildiğini anlamıştı. "Söylesene devamını ne gerilim yaratıyorsun?" Güldü. "Eğer gerçekten konu sadece arkadaşlık olsaydı, ben kolundayken sende koluna gir diye ayağı takılmış gibi yapmazdı. Sahildeyken ilkte gerçekten takılmıştı. Sonra senin onu tuttuğunu fark edince, koluna girmen için takılmış gibi yaptı." Buğra'nın kalbi uçmuş gitmişti." Nereden biliyorsun? Belki gerçekten takıldı? " Hala bir ümit deniyordu. Gerçekten hoşlanıyor muydu yoksa boşa mı hevesleniyordu öğrenmek istiyordu. Daha 1 hafta olmuştu tanıyalı. İlk görüşte aşkı onu göremeyen kızla mı yaşamıştı? Bu nasıl bir tesadüf olabilirdi böyle? " Bak ayağımı burktum dese anlamazdım. Ama ilk takılmasından sonra ben yere bakarak yürümeye başlamıştım. Taş varsa çekeyim önünden diye. Düz yolda birden ayağını çevirdi. Sen ne oldu diyince de taşa takıldım sanırım dedi. Yolda taş bile yoktu kendi ayağına takılması bile imkansızdı o sırada. Suçluluk hissetmese yalan söylemek zorunda hissetmezdi kendisini. Ben gördüğümü söylüyorum. Sen yaklaşınca eli ayağı titriyor. " " Ensar. Ben ne yapacağım bu hislerle? Nasıl başa çıkacağım? Bizimki normal bir ilişki olmaz ki. " " Bak Buğra. Buğlem'in normali bu. Sen onun durumunu engel olarak görüyorsan, bu senin problemin olur. Anlayacağın eğer sen vazgeçersen, sadece Buğlem'in elinde olmayan bir gerçek yüzünden onu sevmekten vazgeçmiş olursun. Bu sana yakışıyor mu? Yapan nasıl yapıyor? Neden yapamayasınız? Buğlem'in gözleri değil kalbi seçmiş seni. Bir düşünsene neden ben değilde sen? Sonuçta o gün bende vardım. Aynı anda tanıdı ikimizi. Sen ona kötü davrandın bense olabildiğince ılımlı yaklaştım. Yanlış anlama beni. Ben sadece sana gerçeği göstermeye çalışıyorum. O isteyerek değil kalbi isteyerek seçti seni. Sen onunla, o seninle olmak istedikten sonra hangi aşk engel tanımış ki sizinki tanısın? " " Ben bunu engel olarak görmüyorum. Garip olanda bu. Benim gibi kalpsiz biri nasıl bu hale geldi. Asıl Buğlem'in engel sanmasından korkuyorum. Ya ailesi istemezse? Ya üzersem onu. Kendimi çok boş hissediyorum. Keşke şimdi Bi bahanem olsa da onu görsem. " "Bahaneye ne gerek var? İlla bahane olmak zorunda mı? Hadi gidelim yanına. Annesi artık tanıyor bizi. Üstelik arkadaşıyız dedik. Buğlem de bizi seviyor. O kız bizden kurtulamaz artık hem müstakbel yengem hemde kız kardeşim pozisyonuna geçiş yaptı kendisi."  " Dur lan. Öylece çıkıp gidecek miyiz? Ya sorun çıkarırlarsa. Hem babam nolcak. Çıkışa çok var gebertir bizi. " " Heeaağ. Ben onu söylemeyi unuttum. Baban izin verdi bize. Şirketten sıkıldık okumak istiyoruz falan filan deyince o da saldı. Gidin gezin dedi. İzinli işçileriz çok şükür. " İkisi de gülerken Buğra'nın neşesi yerine gelmiş, az önceki öfkesinden eser yoktu. Buğlem'i görecekti. Bahanesi yoktu ama umurunda da değildi açıkcası.  " Önce eve gidelim. Duş alacağım. Sonra da gidelim." Ensar neşeyle ıslık çalan kardeşine baktı. Artık ona büyük yük düşüyordu. Bir şekilde ikisinin arasını yapması gerekiyordu. Tabi ikisinin unuttuğu ufak bir detay vardı. Onlar orda plan kurarken gittiklerinde evde bekledikleri gibi sadece Buğlem ve annesi mi olacaktı? Yoksa Buğlem'in babasını biraz unutmuşlar mıydı? 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE