20

1459 Kelimeler
Aras'ın bana dedikleri aklıma gelince ve Batuhan'ın kasıtlı olarak öldüğünü hatırlayınca daha fazla direnemedim ve bir anda sarsılıp kendimi yerde buldum *** Gözlerimi açtığımda beyaz bir hastane odasındaydım. Başımı çevirdiğimde Kuzey, Selin ve Kaan'ı gördüm. Ben gözümü açar açmaz heyecanla yanıma koşan Selin'in o haline gülümsedim. "Delfin,nasılsın? Kendine gelebildin mi?" Diğerleride uyandığımı fark edince onlarda etrafımda toplandılar. "İyiyim, başım dönmüş olmalı...Benim için endişelenmeyin siz. Batuhan'ın ailesi geldi mi? Tuğçe nereye kayboldu?" "Bir saate kalmaz gelirler. Tuğçe de su almaya gitti." Başımı olumlu anlamda salladım. Kaan elimi tutarak konuşmaya başladı "İyi ol kardeşim,korkuttun bizi" Gülümseyerek karşılık verdim yine. Beni üzgün görmesinler diye elimden geleni ardıma koymuyordum. Sahi, en son ne zaman gerçekten gülümsemiştim..? "Kuzey sen git artık eve, her şey için saol. Sema merak edecek seni" "Bir şey olmaz, serumun bitsin sende geleceksin benimle. Artık elinizden bir şey gelmiyor zaten... Batuhan'ın akrabaları doldu her yer. Ailesinin sizin desteğine ihtiyacı yok, yalnız değiller. Biliyorlar zaten uğradığınızı, cenazesi kalktığında tekrar uğrarsınız" Batuhan'ın ölümünü hatırlatması ve elimizden hiçbir şey gelmemesi tekrardan gözlerimi doldurmuştu. Yukarıya bakarak gözlerimi kırpıştırdım ve ağlamamı önledim. Kuzey haklıydı. Burada yapacak hiç bir şeyimiz kalmamıştı. "Peki" diyerek dediklerini kabullendim ve yerimde doğruldum. O sırada Tuğçe elinde pet şişelerle gelmişti. "Aa Delfin uyanmış, neden haber vermediniz?!" Dedi gülümseyerek. "Az önce uyandı zaten" dedi Kaan. "Daha iyi misin? Kıyamam ben sana! Bir de evlilik teklifi falan etmişti sana! Seni çok iyi anlıyorum Delfin..." Bunları beni üzmek için söylememişti. Aksine içindeki düşüncelerini bütün samimiyetiyle dışa vurmuştu. Tuğçe benim 3 senelik arkadaşımdı ve bana hiç bir zaman kırıcı söz ve hakarette bulunmamıştı... Hemşire gelip serumumu çıkardıktan sonra Kuzey'e tutunarak güçlükle arabaya doğru ilerledim. Biz tam arabaya bineceğimiz sırada Batuhan'ın annesini telaşlı ve ağlamaktan şişmiş gözleriyle görünce bende hüzünlendim. "Başınız saolsun Yeşim Teyzem. Allah rahmet eylesin. B-ben gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum..." Dediğimde bana ani bir şekilde sıkıca sarıldı ve saçlarımda ellerini dolaştırarak "Dostlar saolsun. İyi ki varsınız kızım, olanlardan haberin var. Hastanelerde perişan olmuşsun. Seni de yatırmışlar. Ne güzel gelin olurdun bana yavrum. Umarım senin kısmetin açık olur güzel kızım." Diyerek gülümsemeye çalıştı. "Çok teşekkür ederim Yeşim Teyzem. Tekrar başınız saolsun, ben sizi daha fazla tutmayayım. Batu'yu morgta bekleteceklermiş bir süre çünkü vücudunda kazayla çelişen bazı hasarlar var. Bunları benden duyun istemiyorum, memurlar daha ayrıntılı bilgi verir size." Dediğimde kafası karışmıştı ve merakla hastanenin içerisine girdi. Bende daha fazla Kuzey'i bekletmeyerek arabaya geçtim. "Delfin, o izleri Aras yaptı biliyorsun değil mi?! Ama merak etme aynılarını ona yaşatacağım. Batuhan'ı zerre kadar sevmiyorum belki evet ama seni bu hale soktuğu için ondan intikamını alacağım." Bıkkınlıkla ofladım. Kuzey'in her seferinde Aras'ı öldürmeye çalışmasından gerçekten bıkmıştım. "Kuzey senden tek bir isteğim var o da, hiçbir şey yapmaman. Aras'a karşılık verdikçe sınırları zorluyor. Daha fazla kişiyi kaybedemem ben! Anladın mı?! Seni,Kaan'ı,Selin'i,Tuğçe'yi,Emir'i... Daha fazla tehlikeye atmak istemiyorum. Daha fazla Aras'a karşı gelipte risk almakta istemiyorum! Malum, sonuçları görüyoruz!" "Korkundan,mantıklı düşünemiyorsun Delfin. Aras'ı öldürürsem bu risklerin hiç birini almak zorunda da kalmayacaksın. Yeşim Teyzeciğinin dediği gibi kısmetin de açık olacak. Mesela benim kapılarım sana her daim açık..?" Diyerek göz kırptı. Daha yeni hastaneden çıkmıştık ve Kuzey yine aynı Kuzey'di! Umursamaz... Yani tamam Batuhan'ın ölümü onu etkilemezdi ama çevreye saygı diye bir şey vardı yahu! "Sadece eve gitmek istiyorum. Daha bu olanları babama ve Emir'ede anlatmam gerekecek..." Dedim sıkıntıyla. Eve geldiğimizde kapıyı Emir açtı. Bakışları ikimiz arasında gidip geliyordu. "Siz ne alaka? Delfin sen ağladın mı?" "Ablan tecavüze uğradı, ben kurtardım" Diye sırıtan Kuzey'e dirsek attım. "Babam evde mi?" "Hayır ama gelir birazdan. Sana ne oldu? Bu piç ne saçmalıyor gene?!" Diyerek yumruğunu sıktı Emir. "Aa, abiye piç demek,allah affetsin." "Kuzey sen sus bi. Çık odana ben Emir'e anlatırım." Diyerek Kuzey'in daha fazla boş yapmasına engel oldum. Emir'le birlikte koltuklara geçtiğimizde Emir hala benden bir açıklama bekliyordu. "Emir...Bunu nasıl söylesem bilmiyorum, Batuhan'ı kaybettik." "Ee sende ortalıklardan kayboldun... Şimdi sıra onda tabi, haklı çocuk." Ya bu çocuk ne zaman beynini kullanacaktı?! Sabır dilercesine derin bir nefes aldım ve tekrar anlatmaya koyuldum, "Emir, Batuhan öldü! Anlıyor musun?" Emir'in kaşları çatılmıştı. Batuhan'la çok yakın değillerdi ama yine de araları kötü değildi. "Ne diyorsun kızım sen? Ne demek öldü? Nasıl oldu bu!" Diyerek ayağa kalktı ve hafif çıkmış olan sakallarını kaşımaya başladı. "Trafik kazası diyolar" diyerek gözlerimi kaçırdım. O sırada kapı çalmıştı. Muhtemelen gelen kişi babamdı. Hızlıca kapıya doğru koştum. Kapıyı açtığımda babam hala olanlardan habersiz bir şekilde bana gülümsedi. "Baba, geçsene içeriye, anlatacaklarım var" Dediğimde merdivenden gelen topuklu ayakkabı sesiyle gelenin Sema olduğunu anlamam uzun sürmedi. Bi bu eksikti! "Hoşgeldin kocacığım" diyerek babamı yanağından öptü ve kabanını çıkarmasında yardım etti. "Hoşbulduk Sema. Sen ne diyodun kızım?" Bunu hiç Sema'nın yanında anlatmak istemiyordum ama yapacak bir şey yoktu. "Baba Batuhan, vefat etti" dedim titrek bir ses tonuyla. Sema elini ağzına götürmüştü. Babamın ise kaşları çatılmıştı. "Nasıl?!" "Trafik kazası baba. Bi hastaneye uğra Yeşim Teyze'yle Hasan Amcalar da orada" dediğimde babam telaşla kapıya doğrulduğunda arkadan Emir seslendi "Bekle baba, bende geliyorum!" Babam başıyla onayladı ve Emir'de hazırlandığında çıktılar. Sema'yla birlikte kalmıştık! "Delfin'cim senin adına gerçekten çok üzüldüm. Benn ne diyeceğimi bilmiyorum... Başın saolsun." Dedi ve omzumu sıvazladı. Şu anda ilişkimizin dedikodusunu yapsaydı kalbinin olduğundan şüphelenecektim ama neyse ki uzatmadan kısa kesti. Odama geçip kapıyı kitledim ve tekrardan ağlamaya başladım. Ağlamak hiçbir şeyi düzeltmiyordu ama öylesine ağlıyordum. Ağladıkça rahatlarsın diyorlardı ama hala hiçbir etkisi olmadı üzerimde. O Aras'ı bulup bu yaptıklarının hesabını soracaktım! Beni tek rahatlatan şey bu olabilirdi. Aras insan mıydı ya?! Bana olan sinirini başkalarından çıkarıyordu! Benden çıkarsaydı, buna razıydım. Sevdiğim insanları benim yüzümden kaybetme acısına katlanamıyordum diğer türlü eminim ki daha iyi olurdu benim için. Vuracak mıydı? Vursun. Bağıracak mıydı? Bağırsın. Tutsak mı tutacaktı? Varsın,tutsun. Ama değer verdiğim insanlar benim yüzümden gözlerimin önünde ölmesin. Dayanamıyordum buna... Telefonu elime alıp rehberime girdim. Her şey bulanık gözüküyordu gözüme bu yüzden gözyaşlarımı sildim ve gözlerimi kısarak 'Aras' ismine bastım. "Efendim?" "Allahın belası neredesin?Konuşmamız lazım" "Özürünü telefondanda diyebilirdin ama madem böyle olmaz diyorsun tamam öyleyse." Özür mü! Ondan bir de özür mü dileyecektim?! Ona 'hastasın sen' dediğim için pişman olacağımı düşünmüyordu herhalde..! "Nerede buluşalım... Delfin? Orada mısın?" Bir kafede falan buluşsaydık ona bağırıp çağıramazdım. Batuhan'ı öldürdüğündende bahsedemezdim. Bahsetsem ne olurdu sanki? Kanıtım mı vardı elimde..? Hem kanıtım olsa ne olurdu? Sanki hile yapıp işin içinden çıkamayacaktı...Lanet olsun! "Evinin adresini ver" "Evimin adresini her kıza vermiyorum. Bağırıp çağıracaksan vermiyicem. Ama eğer başka şeyler teklif edersen neden olmasın?" Dediğinde gülümsediğini anlayabildim. Ukala! Pislik! Daha bu sabah birini öldürmüştü. Şimdi nasıl bu kadar normal davranıp gülebiliyordu! "Aras ver şu adresi!" Diyerek sinirlendim. Daha fazla salak saçma konuşma yapmak istemiyordum. "Pekala atıyorum" Dediğinde telefonu kapatıp adresi atmasını bekledim... Adresteki eve vardığımda kapıdaki 4 adam beni süzdüler ama içeriye girmeme müsade ettiler. Sinirli bir şekilde bahçede yürüdükten bir süre sonra kapıya ulaşmıştım ve sinirimi zilden çıkarttım. Kısa süre sonra kapıyı Aras açtı. Gözlerimi gözlerine sabitledim ve ona bir süre öldürücü bakışlar attım. "Çocuk musun Delfin? Neden zile bu kadar basıyorsun?!" Dedi kapıya yaslanarak. "Keşke senin üzerinede öyle bassam Aras. Basa basa ezsem ve öldürsem seni!" Dedim bağırarak. Aras ise bu dediklerime karşı güldü. "Şşt. Sakin ol güzelim, hadi geç içeri. Böyle bağırınca dışarıda ki adamlarımda seni düşmanım falan zannediyorlar. İçerde bağırırsın." Diyerek eliyle içeri geçmem için işaret etti. İçeriye geçmeden önce ona döndüm ve, "Sen beni düşmanın olarak görmemeye devam et Aras Barkın. Gelmiş geçmiş kazandığın en büyük düşmanın benim. Duydun mu beni?! Ben yerinde olsam korkardım. Yaptıklarını ödeyeceksin!" "Müsait olduğum ara hatırlat bana korkarım senden." Diyerek göz kırptı ve bende sinirle soluyarak içeriye geçtim. "Buraya neden geldiğimi merak ediyorsundur. Çünkü eskiden olsa asla senin evine kendi ayaklarımla gelmem. Hep dışarıda buluşurdum, çünkü senden korkuyordum Aras. " Diyerek yutkundum ve o lafımı kesmeden devam ettim, "Ama artık korkmuyorum. Yapacağını yaptın çünkü Aras! Yine her zaman ki gibi sınırlarını zorladın! Canımı en fazla bu kadar acıtabilirdin" Dediğimde gözlerimin dolmasına engel olamadım. Ama asıl beklemediğim şey ise bana sarılmasıydı. Kollarının arasından çıkmaya çalışıyordum ama başaramadım. Bu sefer saçımdan öperek. "Amacım canını acıtmak değildi" diye fısıldadı ve kollarıyla belimi daha sıkı sardı. Bu sefer ellerimi yumruk yapıp göğsüne aralıksız bir şekilde vurarak canının acımasını fırsat bilip kollarının arasından sıyrılmayı diledim. Ama öyle olmadı. Bir süre daha devam ettirince bıraktı ve bende az kalsın dengemi kaybedip düşüyordum. "Bir daha sevdiklerimin kılına zarar vermeyeceksin, duydun mu beni?! Eğer bir daha böyle bir şey yaparsan kendi suçum olduğunu bildiğim için daha fazla dayanamam ve kendimi senin gözlerinin önünde öldürürüm. Anlıyor musun? Yaparım." "Eğer öyle bir şey olursa senin arkandan bende kafama sıkarım. Ama öyle bir şey zaten söz konusu değil." "Benim arkamdan kendini öldüreceğini neden bana başından beri söylemedin?! Bilseydim kendimi öldürürdüm ve ardından dünya büyük bir pislikten kurtulmuş olurdu." Dedim ona kötü bakışlar atarak. "Kendini öldürmene müsade etmeyeceğim Delfin. Eğer öyle bir şey olursa bil ki tanıdığın herkesi öldürür ondan sonra kendimi öldürürüm. Anlıyor musun? Yaparım!" Dedi az önce benim dediklerimi tekrarlayarak. Alın size yb? Bu bölüm diğerlerine göre uzun oldu biraz Lütfen vote ve yorum yapın bölüm hakkında ❤️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE