Tanıtım
Tahir, elinde bez bebekle oynayan kızın gözleri kendine dönünce, girdap gibi içine çekildiğini hissetmişti.
Küçücüktü lakin, derin manalı gözleri içine çekip almıştı Tahir'i.
Daha fazla bakamayacağını hissedip, anasına döndü.
"Kim bu çitlembik gözlü kız ana?"
Anası sıkıntılı bir halde gözlerini odada dolaştırdı. Aradığını bulamayınca, yerde bez bebeğiyle oynayan kıza seslendi.
"Gülce kızım. Kalk Hicran ablan tatlı versin sana."
Küçük kız bebeğini göğsüne bastırıp kalktı ayağa. Önce Gülsüm anaya, ardından Tahir'e baktı koyu yeşil gözleriyle.
Yine irkilmişti Tahir. Tövbe çekti içinden. Küçücük çocuktu. Ne derin gözleri vardı öyle.
Kız odadan çıkınca oğluna dönüp kararlı bakışlarını yüzüne dikti.
"Gülce senin beşik kertmen Tahir."
Bıyığı yeni terlemiş genç adamın kaşları çatıldı. El kadar bebeyle evlendirmeyi mi düşünüyorlardı onu? Divandan hızlıca kalkıp karşısına dikildi anasının.
"O ne demek ana?! Kundaktaki bebeyle mi evlendireceksin beni?!"
Anası sakin sakin yanındaki yeri gösterdi oturması için.
"Heyheylenme deli oğlan. Gel otur anlatayım."
Başta tereddüt etse de yumuşamıştı Tahir. Merakına yenik düşüp oturdu anasının kıyısına. Gülsüm ana anlatmaya başladı garibin başından geçenleri. Gözleri nemlenmişti.
"Bizim Akifle yaşıt Gülce. Yaşasaydı kardeşinle baş göz edecektim. Anası ahretliğim benim. Gülce de tek çocuklarıydı. Duydum ki anası babası evlerinde çıkan yangında ölmüş. Bana getirdi köylü. Kimi kimsesi de yok."
Tahir, celallenip yeniden kalktı ayağa.
"Tamam ana. Anladım. Ama olmaz! Sevdiğim var benim. Hem, Akif öldü. Söz bitti. Mecbur değilsin sözünü tutmaya. Ha evlatlık alır, gariban beslerim dersen ayrı."
Gülsüm ananın kara kaşları çatıldı. Onsekiz yaşındaydı oğlu. Şimdiden anasına atasına karşı gelecek kadar kimi seviyor olabilirdi ki?
"Şimdi evlenmeyeceksiniz ki a oğlum. Büyüyüp serpilsin Gülce. Hem kimmiş sevdiğin, de bakalım? "
Tahir'in keyfi kaçtı. Suçlu gibi gözlerini kaçırdı.
" Sen boşver onu da, duymayacağım bir daha bunu. Bebek bakıcılığı mı yapacağım?"
Gülsüm ana, lafını söyleyip odadan çıkan Tahir'e
elindeki tesbihi fırlatıp, "Bana bak deyus. Sakın o şırfıntıyı bana gelin diye getireyim deme."diye bağırıyordu ardından.