bc

Ağanın Kızılı

book_age18+
6.7K
TAKİP ET
83.1K
OKU
dark
love-triangle
contract marriage
one-night stand
family
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
stepfather
mafia
single mother
gangster
heir/heiress
drama
tragedy
sweet
bxg
lighthearted
serious
kicking
scary
city
mythology
office/work place
pack
disappearance
enimies to lovers
love at the first sight
affair
friends with benefits
addiction
assistant
seductive
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

❗️🔞Sahneler Detaylı anlatılmaktadır. Bunu göz önünde bulundurarak okuyunuz.🔞❗️

Boynumu saran nefesiyle kontrolümü tamamen yitirdim. Gözlerim kendiliğinden kapandı. Kulağıma fısıldayan sesi yankılandı: “Bunu nasıl başarıyorsun?”

Kaşlarım istemsizce çatılırken, kirpiklerimi kırpıştırarak yüzüne baktım. Sorusunu yineledi, bu defa daha boğuk bir tonda: “Sana neden karşı koyamıyorum?”

Yutkundum...

Ben ona donakalmış bakarken, parmak uçları çıplak belimde gezinmeye başladı. Alt dudağımı dişledim.

Boynumda gezinen sıcak nefesi beni tahrik ederken, parmaklarının yarattığı baskı beni iyice köşeye sıkıştırmıştı. Birkaç saniye başını boynumdan ayırmadı.

Göğsüm hızla inip kalkıyor, her an birinin geleceği düşüncesiyle ödüm kopuyordu. Biri bizi bu halde görse, bu durumu nasıl açıklayacağıma dair en ufak bir fikrim bile yoktu.

Zaten şu an içinde bulunduğumuz durumun hiçbir mantıklı açıklaması yoktu.

Ferman Adar, benim patronumdu; ben ise onun kızının bakıcısı. Fakat şimdi, olmaması gerektiği kadar yakındık.

Hem de hiç olmaması gerektiği kadar...

Bir eli çıplak belime sarılırken, diğer eli elbiseme doğru uzandı. Elimi hızla uzatarak onu durdurdum; ama bu pek işe yaramadı.

Elbisemin ucunu sıyırarak elini çıplak bacağıma indirdi ve okşamaya başladı. İnlememek için kendimi zor tuttum.

Eli yukarı çıktı.

İç çamaşırımın üzerinden kadınlığımı bulduğunda daha fazla dayanamadım ve boğuk bir sesle inledim: “Iımmhh!”

Onun sesi bu defa hırıltılı çıktı: “Anlaşılan sen de kendine hâkim olamıyorsun,”

Tüylerim diken diken olmuştu. Biz nasıl bir durumun içindeydik? Buna nasıl izin verebilirdim? Bedenim adeta taş kesilmişti. Hayatımda ilk defa bir erkekle bu kadar yakındım ve o kişi patronumdu…

Bedenim, daha önce hiç yaşamadığım duyguları keşfediyor, bir erkeğin dokunuşlarına engel olamıyor, dahası hoşuma gidiyordu.

Zar zor konuşabildim: “Bırakın beni.”

Dudağı alaycı bir ifadeyle yana kıvrıldı: “Kadınlığın benim için ıslanmışken mi?” dedi. Ukalaca bir gülüşle ekledi: “Üstelik daha hiçbir şey yapmadım bile.”

Dişlerimi sıkarak ona baktım. Bu adamın bu hallerini hiçbir zaman sevmemiştim. Bu konağa geldiğim ilk günden beri, kendini bir şey sanan bu ego yığınıyla aynı ortamı paylaşmak zorunda kalmıştım.

Şimdi ise onun dokunuşlarıyla kendimden geçmiş, hayretler içerisindeydim.

Kısık bir sesle itiraz edebildim: “Şu an içinde bulunduğumuz durum yanlış.”

Alayla güldü, ardından ciddiyetle gözlerimin içine baktı: “Sence bu, benim umrumda mı?”

Kaşlarımı çatarak ona bakarken devam etti: “Senin de umurunda olmasın. Tadını çıkar.”

Başını kaldırdı. Göz göze geldiğimizde yutkundum. Bakışları koyulaşmış, daha önce hiç görmediğim bir ifadeyle bakıyordu.

Ferman Adar, Mardin’in en büyük aşiretinin başıydı. Sert, zalim, acımasız ağa olarak bilinen, kimsenin lafının üstüne laf dahi söyleyemediği adamdı. Ben ise anne babasını bile tanımayan, yurtta büyümüş Efsun Polat’tım.

Bu konağa Ferman Adar’ın kızına bakıcılık yapmak için gelmiştim.

Şimdiyse, tüm Mardin’in deli gibi korktuğu, karısı öldükten sonra hayatına kimseyi almayan, daha da zalimleşen Ferman Ağa’nın dokunuşlarıyla inlememek için zor tutuyordum kendimi.

Bu hale nasıl geldiğimize aklım hâlâ ermiyordu. Ama bildiğim tek şey vardı: Bu adamda beni tetikleyen bir şeyler vardı. Bunu, ilk karşılaştığımız gün anlamıştım.

———————

Efsun yetimhanede büyümüş, kimliğini dahi bilmez. Büyüyüp doktor olur ama yıllar sonra aslında tecavüz çocuğu olduğu gerçeği ile yüzleşir…

Annesinin yaşadıklarını ve mecburiyetlerini öğrenen Efsun, annesine bulacağına dair kendisine bir söz verir ve Mardin’de kalmaya karar verir…

Elinde sadece yüzünü bile görmediği, hayatı boyunca hiç bir zaman tanımadığı annesine dair eski bir fotoğraf vardır.

Ailesini ararken daha ne olduğunu dahi anlamadan kendisini Mardin’in en zalim en acımasız, karısı öldükten sonra daha da zalimleşen ağasının kızına bakıcılık yaparken bulur…

—————————

Ferman Adar…

Bir diğer adıyla, Mardin’in en gözü kara, en zalim en gaddar adamı…

Babası ölünce Adar aşiretinin başına geçen ferman, aşiretin istediği üzerine bir evlilik yapar ve bu evliliğinden bir kızı gelir dünyaya. Ama eşi doğum sırasında hayatını kaybeder.

Karısının ölümünden sonra daha da zalimleşen ağa hayatına kimseyi almazken kızının bakıcısına karşı koyamaz…

—————————

Sırlar… Yalanlar… İhanet… Tutku ve imkansız bir aşk…

Efsun annesini bulmak için çıktığı bu yolda bambaşka şeyler yaşayıp aslında hiç öğrenmemesi gereken sırlar öğrenir…

Ferman ise; kurduğu o yıkılmaz, sarsılmaz dünyasını ilk başta arzulamak adı altına sığınarak geçiştirse de aslında o kadın için tüm dünyasını baştan yaratacağını bilmez…

Klasiklerin dışında, aksiyon ve aşk dolu bir kitap…

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Islamışsın hemen +18
Boynumu saran nefesiyle kontrolümü tamamen yitirdim. Gözlerim kendiliğinden kapandı. Kulağıma fısıldayan sesi yankılandı: “Bunu nasıl başarıyorsun?” Kaşlarım istemsizce çatılırken, kirpiklerimi kırpıştırarak yüzüne baktım. Sorusunu yineledi, bu defa daha boğuk bir tonda: “Sana neden karşı koyamıyorum?” Yutkundum... Ben ona donakalmış bakarken, parmak uçları çıplak belimde gezinmeye başladı. Alt dudağımı dişledim. Boynumda gezinen sıcak nefesi beni tahrik ederken, parmaklarının yarattığı baskı beni iyice köşeye sıkıştırmıştı. Birkaç saniye başını boynumdan ayırmadı. Göğsüm hızla inip kalkıyor, her an birinin geleceği düşüncesiyle ödüm kopuyordu. Biri bizi bu halde görse, bu durumu nasıl açıklayacağıma dair en ufak bir fikrim bile yoktu. Zaten şu an içinde bulunduğumuz durumun hiçbir mantıklı açıklaması yoktu. Ferman Adar, benim patronumdu; ben ise onun kızının bakıcısı. Fakat şimdi, olmaması gerektiği kadar yakındık. Hem de hiç olmaması gerektiği kadar... Bir eli çıplak belime sarılırken, diğer eli elbiseme doğru uzandı. Elimi hızla uzatarak onu durdurdum; ama bu pek işe yaramadı. Elbisemin ucunu sıyırarak elini çıplak bacağıma indirdi ve okşamaya başladı. İnlememek için kendimi zor tuttum. Eli yukarı çıktı. İç çamaşırımın üzerinden kadınlığımı bulduğunda daha fazla dayanamadım ve boğuk bir sesle inledim: “Iımmhh!” Onun sesi bu defa hırıltılı çıktı: “Anlaşılan sen de kendine hâkim olamıyorsun,” Tüylerim diken diken olmuştu. Biz nasıl bir durumun içindeydik? Buna nasıl izin verebilirdim? Bedenim adeta taş kesilmişti. Hayatımda ilk defa bir erkekle bu kadar yakındım ve o kişi patronumdu… Bedenim, daha önce hiç yaşamadığım duyguları keşfediyor, bir erkeğin dokunuşlarına engel olamıyor, dahası hoşuma gidiyordu. Zar zor konuşabildim: “Bırakın beni.” Dudağı alaycı bir ifadeyle yana kıvrıldı: “Kadınlığın benim için ıslanmışken mi?” dedi. Ukalaca bir gülüşle ekledi: “Üstelik daha hiçbir şey yapmadım bile.” Dişlerimi sıkarak ona baktım. Bu adamın bu hallerini hiçbir zaman sevmemiştim. Bu konağa geldiğim ilk günden beri, kendini bir şey sanan bu ego yığınıyla aynı ortamı paylaşmak zorunda kalmıştım. Şimdi ise onun dokunuşlarıyla kendimden geçmiş, hayretler içerisindeydim. Kısık bir sesle itiraz edebildim: “Şu an içinde bulunduğumuz durum yanlış.” Alayla güldü, ardından ciddiyetle gözlerimin içine baktı: “Sence bu, benim umrumda mı?” Kaşlarımı çatarak ona bakarken devam etti: “Senin de umurunda olmasın. Tadını çıkar.” Başını kaldırdı. Göz göze geldiğimizde yutkundum. Bakışları koyulaşmış, daha önce hiç görmediğim bir ifadeyle bakıyordu. Ferman Adar, Mardin’in en büyük aşiretinin başıydı. Sert, zalim, acımasız ağa olarak bilinen, kimsenin lafının üstüne laf dahi söyleyemediği adamdı. Ben ise anne babasını bile tanımayan, yurtta büyümüş Efsun Polat’tım. Bu konağa Ferman Adar’ın kızına bakıcılık yapmak için gelmiştim. Şimdiyse, tüm Mardin’in deli gibi korktuğu, karısı öldükten sonra hayatına kimseyi almayan, daha da zalimleşen Ferman Ağa’nın dokunuşlarıyla inlememek için zor tutuyordum kendimi. Bu hale nasıl geldiğimize aklım hâlâ ermiyordu. Ama bildiğim tek şey vardı: Bu adamda beni tetikleyen bir şeyler vardı. Bunu, mezarlıkta ilk karşılaştığımız gün anlamıştım.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Sessiz Çığlık

read
11.0K
bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
30.9K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
37.0K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
30.0K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
15.4K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.6K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook