9. bölüm "Zeynep"

1041 Kelimeler
Rahat bir şekilde “Hayır” diye cevap verdi. “O zaman sorunun ne adam?!” Sesim bir anda yüksek çıkmıştı, arka masadan bir kaç kişi arkasına dönerek bize bakmıştı. Sesimi kontrol altına alarak devam ettim. “Sizi doğuranda bir kadın beni de. Ve eğer anneniz öyle bir kadın değilse niye bütün kadınlara karşı böyle-” “Size ben ne dedim?” Aniden araya girip benim sözümü yarıda kesmişti. “Size söylediğim şeyi tekrarlayın.” Sesi emreder gibi çıkmıştı. Kaşlarımı çatarak birkaç saniye durdum. “Size söylediğim şeyi tekrarlayın dedim.” “Bana emir veremezsiniz.” “Size emir vermiyorum.” “Öyle mi?” dedim biraz alayla “Nedense ses tonunuz hiç öyle demiyor.” Biraz gülümseyerek “Oldukça asabisiniz,” dedi. “Sizde oldukça küstahsınız.” “Size karşı küstah olduysam affedersiniz,” diye aniden benden özür dileyerek benim bocalamama neden olmuştu “Kadınlarla hiçbir zaman pek aram olmamıştır.” “Belli oluyor!” sesim neredeyse fısıltıya yakın çıkmıştı ama bunu duymuştu. Tekrar beni şaşırtan o gülümsemesini takınarak “Size söylediğim şeyi tekrarlar mısınız?” dedi ve bu kez arkasına “Lütfen,” kelimesini yapıştırarak söylemişti. Adamın taviz vermeyen ses tonu bu kez pek sert değildi ama gene de benim birazcık da olsa çekinmeme neden oluyordu. Bunlar yetmezmiş gibi birde hafif gülümsemesi insanı etki altına alıyordu. Adam hipnoz mu biliyordu acaba? “Çıplaklığına değil de karakterine güvenecek kadar güçlü bir kadın karakteri görmedim dediniz” diye aynı bir aptal gibi adamın söylediklerini tekrarlamıştım. Bana gene az önceki gülümsemesini sunmuştu. Ancak bu kez gülümsemesinde küçük bir zafer sevinci vardı. Sanırım. “Ben zengin, iş hayatında başarılı bir adamım. Her istediğini elde edebilecek kadar güçlü biriyim. Çok insan gördüm ve gördüğüm insanların neredeyse hepsi zerre güvenilmez fırsatçının teki. Ve maalesef çoğu kadındı” hafiften gülerek başını yavaşça iki yana sallamıştı “Güvendiğim bütün dağlara kar yağdı. Benim sözlerim dünya üzerinde ki bütün kadınları kapsamıyor Çağla Hanım. Eğer kapsasaydı içinde beni dünyaya getiren kadın ve kız kardeşim olurdu” bir an duraksadı, ifadesiz yüzünde ki konuşması mükemmel çıkıyordu, akıcı ses tonu da insanı etkiliyordu “Ben kendi hayatımı kapsama alarak konuşuyorum. Bu güne kadar karşıma doğru bir kadın çıkmadı. Demek istediğim evlenmek isteyeceğim kadar DOĞRU BİR KADIN. Maalesef hepsi benden faydalanmak isteyen fırsatçı kadınlardan ibaretti. Varsa yoksa umurlarında olan servetimdi.” “Ama bu yine de size kadınları aşağılamanıza için bir bahane olamaz.” “Elbette olamaz. Ancak az önce de söyledim. Ben kendi hayatımı kapsama alarak konuşuyorum” sesi fazlasıyla ciddiydi “Fakir olduğumu düşündüklerinde yüzüme bakmayan kadınların ertesi gün benim kim olduğumu öğrendiğinde bana nasıl baktıklarını bilemezsiniz. Biliyorum belki aşırıya kaçıyorum ama size hiç yürüyen cüzdanmışsınız gibi baktılar mı?” Dudak büktüm. Tamam, birazcık haklı olabilirdi. “Siz erkeklerde kadının güzelliğine bakıyorsunuz. Bu durumda eşitiz o zaman” dedim aklıma gelen ani düşünceyle “Siz güzel bir yüzü olan, kışkırtıcı bir fiziği sahip bir kadın istiyorsunuz, kadınlarda buna karşı stabil bir işi, iyi bir geliri olan zengin bir adam istiyor.” “Ve sizce bu doğru mu?” başını yavaşça bir kenara eğerek devam etti “Yani ben bir erkek olarak güzel bir yüzü olan, kışkırtıcı bir fiziği sahip bir kadını istiyorum diye kadının da benden benim zengin olmamı talep etmesinin normal olduğunu mu söylüyorsunuz?” Bunu o söyleyince nedense kadınlar kendisini para karşılığı satıyormuş gibi geldi bana. Boğazımı temizleyerek “Ben durumu özet geçtim sadece. Konuyu bana yönlendirerek çarpıtmayın lütfen” dedim. Sessizce güldü. “Biliyor musunuz ben evleneceğim kadının o zaman güzel olmamasını tercih ediyorum” dedi aniden. “Sakın bana güzelliğe önem vermediğinizi söylemeyin” gözlerimi devirmiştim “Bu koca bir yalan olur!” “Veririm” dedi sakince “İç güzelliğe fazlasıyla önem veririm.” “Tabi tabi. İç güzellikmiş!” “Alay ettiğimi mi düşünüyorsunuz?” “Gerçekçi konuşmadığınızı düşünüyorum” dedim, “Sonuçta karşınızda on beş yaşlarında olan aşk romanı okuyup beyaz atlı prensini bekleyen bir kız çocuğu yok.” Beni fazlasıyla şaşırtarak yumuşak bir ifadeyle gülerek “Sizin o yaşta bile beyaz atlı prensi beklediğinizi pek sanmıyorum” dedi. “Doğru tahmin. Beyaz atlı prenstense kara şövalyeyi tercih ederim.” Tekrar gülümseyerek “Bende prensesleri pek tercih etmem” dedi, “Kendi başının çaresine bakamayan, gelip birinin onu kurtarmasını bekleyen kadınlardan pek hoşlanacağımı sanmıyorum.” “Atıyorsunuz! Kim güzel, çekici bir sarışına,” ki burada kastım Rapunzel ya da Cinderalla’ydı “Ya da seksi bir Arap kızı Yasemin’e hayır der ki? Güzelleri herkes sever!” “Ben hala iç güzellikten yanayım. İnsanın içi güzelse yüzü de güzel olur. Benim düşüncem böyle.” Adam bunları söylerken içten bir tebessüm takınmıştı. Ancak saniyeliğine olan bu güzel gülümsemesi hemen kaybolmuştu. Gene ciddi ifadesini takınarak devam etti. “Mal mülk elbet bir gün biter. Güzellikte elbet bir gün son bulur. Ben maddiyata değil de maneviyata önem veririm. O yüzden ne karşımda ki kadın bende mal mülk, servet görsün nede ben onda dünyevi güzellik, şehvet göreyim. Kişi karşısında onu o olduğu için kabul edecek birisini istiyor. Yani ben öyleyim. Bu güne kadar öyle bir insan karşıma çıkmadığından az önce ki gibi sert konuştum.” Aniden omuz silkerek önünde ki kahveden bir yudum daha aldı “Ama yine de az önceki kişisel yorumum sizin kadınlık gururunuzu incittiyse affedersiniz.” “Ben ne diyeceğimi bilmiyorum...” adam bir anda bu kadar duygusal anlamda açıklama da bulununca şaşkınlığım yüzümden ne diyeceğimi bilememiştim “Galiba bir an sizi dinlemeden fazla tepki verdim. Öyle söyleyince haliyle sinirlendim.” Söylediklerini analiz edince doğruluk payı biraz vardı. Bende beni güzelliğim için ya da cebimde ki para için değil de beni ben olduğum için kabul eden birisini isterdim. Bir anda fazla tepki göstermiş olabilirdim. Adamın açıklamasında mantık vardı. Hem sonuçta adam aşırı zengin, havalı ve kabul ediyorum epey karizmatik bir adamdı. Soğuk tavrı, ifadesiz bakışları çoğu kadını eritecek türdendi. Erkeksi yüz hatları ve yapılı fiziği her insanda hayranlık uyandırırdı. Ve maalesef artık çoğu kadının önem verdiği şeyin para olduğunu da biliyordum. Sözlerinde ister istemez doğruluk payı vardı. En çokta adamın 'karşıma doğru bir kadın çıkmadı' cümlesi kendimi kötü hissetmeme neden olmuştu. Bende onun karşısına bir yalanla çıkmıştım. Belki de bu yüzden birden sus pus olmuştum. Kendi yalanımın altında eziliyordum galiba. Artık bu oyun fazla uzamıştı. Benim gitmem gerekiyordu. Hem de hemen. “Ben hesabı alabilir miyim?” Garson çocuğa yönelerek konuşmuştum. Başını sallayarak hesabı getirmeye gitti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE