8. bölüm "Zeynep"

876 Kelimeler
“Yani sadece bir arkadaşım sizin hakkınızda bir şeyler anlattı o kadar. Onun dışında özel olarak başka bir insandan sizin hakkınızda ne özel bir şey sordum ne de özel bir araştırma da bulundum Said Bey.” “Demek öyle...” masanın altında ki ellerine bakarak konuşmuştu. Sonra başını hiç hareket ettirmeden sadece bakışlarını bana kaldırarak gözlerimin içine baktı. Lanet olası adam! Bu bakışları beni gerçekten etkilemişti. Adam şu televizyonda olan özel Jocobs kafve reklamlarında ki erkek modellerine benziyordu. Adamda ki bu erkeklik havası ister istemez her kadını etkileyecek türdendi. Bunu kabul etmek zorundaydım. “Neler anlattı?” Sorduğu şeye bir an anlam verememiştim. Anlamadığımı yüz ifademden belli etmiş olmalıyım ki hemen “Arkadaşınız” diye açıklamada bulundu “Benim hakkımda neler anlattı bilmek isterim.” Yaptığı küçük açıklama benim konuyu anlama mı sağlamıştı. Gözlerim hemen pencereye kaydı, sessizce dışarıyı izlemeye koyuldum. Hafiften yağmur çiselemeye başlamıştı. Adama ne cevap vereceğimi düşünüyordum bir yandan da... Bu adam hakkında duyduğum tek bir şey bile iyi değildi sonuçta. Şimdi nasıl adama senin arkandan böyle böylesin, psikopatın tekisin diyorlar derim. Bu biraz kaba bir hareket olurdu… “Benim hakkımda konuştukları şeyleri az çok biliyorum. Fakat gene de sizin ağzınızdan duymak isterim” adam tekrardan düz ve net çıkan sesiyle konuşmuştu. Israrcı gibiydi. Madem kendisi hakkında söylenenleri biliyordu o zaman niye tekrardan bunları duymak istiyordu bu adam? Bakışlarımı ona çevirdim. O keskin şahin gözlerinde ki küçümseyici ve eleştiri dolu bakışları sinirime dokunmuştu. Alt dudağımı sinirle ısırdım “Gerçekten bundan emin misiniz?” diye sordum alayla birden. Saçma bir soru sormuştum ama kendime engel olamamıştım. Benimle kurduğu göz teması bile beni rahatsız ediyordu. Bu yüzden bende alaycı tavır sergileyecektim. Adam sadece gözlerini kapatarak yavaşça açtı. Bu evet demek oluyordu galiba. “Yani sizin hakkınızda pek övgüyle bahsetmedi doğrusu. Öfke nöbetleri olan... Kavgacı, asabi, narsis, kendini beğenmiş bir adam olduğunuzu söyledi.” “Daha iyilerini duymuştum, hah” sonunda sözlerini 'hah' dercesine bir ses çıkararak, alay dolu minik bir gülümsemeyle bitirmişti. “Birde kadın çalışanlardan nefret eden götün teki olduğunuzu söyledi” söylediğim küfür karşısında bir an minikte olsa şaşırmıştı “Yani duyduğuma göre sizin yanınızda çalışan iş arkadaşlarınızdan birisi bile kadın değilmiş. Bu yüzden olmalı bu dedikodular. Size küfür ettiğimi sanmayın. O arkadaşımın söylediği sözler bunlar. Oysa sizin piçin teki olduğunuzu gerçekten de düşünmüyorum.” Yüzümde sinsi bir gülümse belirerek bende noktalamıştım cümlemi. Oysa aniden “Kadınlara güvenmem o yüzden etrafımda bulundurmuyorum” dedi gayet net bir tonda. Kaşlarımı çatmıştım. Sırtımı iyice dikleştirerek ciddi bir görünüm aldım. “Neden güvenemezsiniz?” diye sordum “Ah lütfen bana o klişe cevaplardan vermeyin: yalancılar, güvenilmezler çünkü – diye” aslında tam şu anda bu adama tamamen yalan söyleyen bir kadın olarak utanmam gerekiyordu belki ama gene de kendime engel olamıyordum. Adam soğuk bir şekilde gülümseyerek hafiften başını iki yana salladı. Ve bütün sinir sistemimin iflas etmesine neden olacak o son cümlesini söyledi: “Kendi çıplaklığına değil de kendi karakterine güvenecek kadar güçlü bir kadın karakteri görmedim.” “Ve ben de bir kadının çıplaklığını görünce ona açlıkla atılmak yerine üzerini örtecek kadar iradesi güçlü bir adam karakteri görmedim!” Adam gözlerini kısarak bakmıştı bana. Kavisli kaşları yavaşça havalanmıştı. İfadesinden nasıl hissettiğini pek anlayamasam da böyle bir cevabı beklemediği her halinden belliydi. Bu bende kahkaha atma isteği oluşturmuştu. Bu kadar basit bir düşünceye sahip olması gözümde zaten olmayan değerini hiç olmayacak bir şekilde yok etmişti. Belki kadınlara güvenmeme nedeninin onların yalancı olduğu, ne bileyim ikiyüzlü olduğu gibi tipik bir geçmişine dayanan bir problemden dolayı kaynaklandığını söyleseydi belki anlayışla karşılardım. Erkeklerde oluşan kadın travması derdim. Bu tür şeyler söylemiş olsaydı belki böyle hissetmezdim. Böyle öfke duymazdım bu adama karşı. Sonuçta kabul ediyorum. Şu an bende bu adamı bir nevi kandırıyordum fakat kadınları bu kadar aşağılaması, onları kişiliksiz olarak nitelendirmesi... Bu kabul edilemez bir şeydi. Bu benim feminist biri olduğumu göstermiyordu. Sadece burada hiçbir türlü adalet yoktu. Biz kadınlarda erkekleri suçlayabilirdik. Sonuçta dünya üzerinde olan taciz vakaların hepsi sağ olsun erkeklere aitti. Bir kadın bir erkeği ne kadar beğenirse beğensin asla onu taciz etmezdi. Ancak erkekler? Sokakta bir kadına laf atan erkekti. Kadın değildi. Kadına şiddet uygulayan bir erkekti. Kadın değildi. Boğazını temizleyerek tekrardan o soğuk, duygusuz ifadesini takındı. Bana anlaşılmaz bir öfkeyle bakarak “Sizden etkilendim Çağla Hanım” dedi birden bire. Birde etkilenmişmiş. Aman aman eksik kalsın! Benim öfkem ikiye katlanmıştı. Adamın kadınları aşağılamasına mı, küstah tavırlarına mı, bana karşı olan öfkeli bakışlarına mı, beni küçümsemesine mi yoksa imalı bir şekilde adımı iğneleyici bir tını da telaffuz etmesine mi sinirleneyim bilemiyordum? Adımı basa basa, bana ALTI ÇİZİLİ olarak söylemesi hoşuma gitmiyordu. Acaba hemen şimdi kalkıp gitsem peşimden gelir miydi? Bunu o kadar yapmak istiyordum ki şu an. Ancak maalesef daha zamanı değildi. Önce bu saçma evlilik işinin asla olmayacağını açıklamam gerekiyordu. “Kadınlardan bu kadar kolay mı etkilenirsiniz Said Bey.” “Tam tersi. Neredeyse hiç etkilenmem fakat siz ilgimi çektiniz.” “Ah sakın bana sizin o çirkin düşüncenize karşı gerçekleri söyledim diye benden etkilendiğinizi söylemeyin” sesim baya alay eder gibi çıkmıştı “Bu çok klişe olmaz mı sizce de?” İfadesiz bir şekilde bana bakarak soğuk bir tebessüm takındı. “Verdiğiniz cevaplar sizin kıvrak zekânızın delili” dedi ani bir şekilde bana iltifat ederek “Zeki kadınlar her zaman takdire laiktir. Bu yüzden sizden etkilendim. Ve doğrusu ben hala düşüncemi değiştirmiş değilim.” “Said Bey ben pek nezaketten anlamam bilir misiniz?” dedim aniden tekrar sinirlenerek. Kaşlarımı çatarak karşımda ki adamın ela tonda ki gözlerine yeşillerimi dikmiştim “O yüzden sizinle açık konuşmak istiyorum!” kadınları bu kadar aşağılaması beni zıvanadan çıkarıyordu. “Devam edin lütfen.” “Sizi erkek doğurdu mu?” Bana kaşlarını çatarak bakıyordu. Bense devam ettim “Ben cevabı vereyim: hayır. Kadın. Sizi de beni de bu dünyaya getiren annelerimiz. Onlarda bir kadın ve siz bana şimdi kendi annenizin de karakterine değil de çıplaklığına güvendiğini mi söylüyorsunuz? Bunu mu kast ediyorsunuz?” Rahat bir şekilde “Hayır” diye cevap verdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE