7. bölüm "Zeynep"

1045 Kelimeler
“Beni neden o adam sandınız?” “Pardon? Anlayamadım?” Kaşlarımı çatarak karşımda oturan adama baktım. Kollarını önünde birleştirerek arkaya yaslandı. O sırada kolunda ki kol saatine ister istemez bakışlarım kaymıştı. 'Patek Philippe' marka bir saatti. Tanrım... O saatin bir modeli tamı tamına 31 milyon dolara satılmıştı. Kim bilir bu kol saati ne kadardı. “Az önce beni diğer masada ki adamla karıştırdınız” sesinde alay hissetmiştim “Merak ettim doğrusu. Beni aklınızda nasıl biri olarak canlandırdınız?” “Bununla nereye varmak istiyorsunuz?” diye sordum aniden. Ne yani onu aşırı derece de yakışıklı bir adamdır diye mi düşünmek zorundaydım? Tamam, belki aşırı derece de yakışıklı olabilirdi fakat bu ona bana böyle imalı bir soru sorma hakkını sağlayamazdı. Adam bana bir kaşını küstahça kaldırarak tepeden bakıyordu. Cevap mı bekliyordu? Allah’ım Yardım Et! Derin bir nefes alırken gözlerimi bir saniyeliğine kapatıp açtım. “Buraya geldikten sonra sizi hiç görmediğim aklıma geldi. Etrafa bakınca da az önce ki beyefendinin üzerinde takım elbiseli olduğunu gördüm. O yüzden o sandım sizi işte...” “Yani beni karıştırmanızın nedeni takım elbise öylemi?” Bu adam neyi bilmek istiyordu? Başımı hafiften sallayarak “Evet,” dedim sakince “Drop değeri düşük fakat İtalyan kesim omuzları vatkalı bir ceket. Kişiye özel yapılmış gibi görünüyor. Özel dikim bir takım elbise yani. Terzisi oldukça başarılı olmalı. O yüzden siz sandım” yüzüne baktığımda bana olan bakışlarından ne kadar şaşırdığını anlamıştım. Kaşları hafiften yukarıya hareket etmişti. Demek ki benden böyle bir cevap beklemiyordu. Aniden dudakları kıvrıldı. Bu gülümsemesi öncekilerle kıyasla daha gerçekçi gelmişti. “Erkek giysileri hakkında bu kadar bilgili olmanız... Doğrusu şaşırdım” dedi aniden. Ben sadece omuz silktim. Bir parça ağzıma attığım keki yerken ona bir açıklama yaptım, “Eskiden erkek elbiseleri yapan bir tasarımcı olmak isterdim. O yüzden bilgim.” Eskiden gerçekten de tasarımcı olmak istiyordum. Bütün dergileri takip ederdim. Hala ara sıra takip ederim ama eskisi gibi değildi aram. Annemin ısrarıyla tıp fakültesine girmemle bütün hayatım değişmişti. “Demek öyle. Peki, şu an neyle uğraşıyorsunuz?” “Tı.. Mimar! Yani... Mimarım” az kalsın kendi ağzımla tıp fakültesinde okuyorum diye söyleyecektim. Yakayı ele vermek istemiyorsam sözlerine dikkat et Zeynep! “Tasarımcı olmak yerine mimar oldunuz yani” adam düşünceli bir şekilde söylemişti bunları. Sonra yeşile yakın ela renkteki o gür kirpikli gözlerini benim yeşillerime dikerek “Takım elbiselere özgün olan drop değerine kadar her şeyi fark edebilecek bir yeteneğe sahipsiniz. İyi bir tasarımcı olurdunuz bence” dedi ani bir iltifatla. Bana yaptığı bu kompliman beni şaşırtmıştı, “Baya etkilenmişe benziyorsunuz” sözler aniden dilimden dökülüvermişti. “Adamı benimle karıştırma nedeninizin benim hakkımda duyduğunuz şeylere dayanarak olduğunu varsaymıştım. Fakat…” birden duraksadı, bana bir kaşını kaldırarak soğuk bir şekilde gülümsedi “Fakat aldığım cevap bambaşkaydı, doğrusunu söylemek gerekirse beni baya şaşırttınız Çağla Hanım.” Son sözü, Çağla hanım demesi içimin ürpermesine neden olmuştu. Üstünü basarak söylemişti. Hem... Onun hakkında duyduğum şeylere dayanarak mı? Ne yani psikopatın teki olduğunu söyledikleri için onu çirkin bir adam olarak algıladığımı ve o yüzdende o adamla karıştırdığımı mı söylüyordu bu adam? İç sesim bir anda 'hadi ama Zeynep öyle değil miydi gerçekte?' deyince hemen burun kıvırdım. Tamam, belki biraz... Ama birazcık. Dış görünüme önem veren insan değilim ben. Yüzüme takındığım sahte tebessümle “Eskiden kalma bir hobi sadece” dedim “Ve ben insanları dış görünüşüne göre yargılayan bir insan değilim Said Bey.” Adamdan küçük, hırıltılı bir kahkaha sesi geldi birden. Bu bana mı gülüyor? Bas baya bu adam bana gülüyordu! “Komik olan şey ne acaba? Bana da söyler misiniz? Birlikte gülerdik!” Adam boğazını temizleyerek tekrardan eski ciddi halini aldı “Az önce beni o adamla karıştırdınız ve bunun nedeninin dış görünüş olduğunu ikimizde biliyoruz. Şimdi de siz dış görünüşüne göre insanları yargılamam diyorsunuz.” “Dış görünüşüne göre yargılamam zaten! Sadece adamın üzerinde ki takım elbise pahalıydı, o yüzden siz sandım! İlk başta gözüm size takıldı. Üzerinizde ki süvari marka bir palto. Üstelik trend olan spor ayakkabı giyiyorsunuz! Fakat sonra o adamı görünce fikrimi değiştirdim. Bunun kişilikle alakası yok yani!” baya kendimi açıklama zorunluluğu hissetmiştim. “Eğer kolunuzda ki saati fark etmiş olsaydım gelip sizin masanıza otururdum. Sonuçta elinizde ki saat baya pahalı!” “Yani siz beni zengin bir züppe olduğum için tanıyacaktınız?” sesinde ki alay canımı sıkmıştı. Burun kıvırarak “Evet, sanırım biraz böyle oldu…” diyebildim “Sadece sizi iş adamı kılığında canlandırmıştım kafamda. Konuyu abartmayın bence.” Ona teker teker kelimeleri anlatırken o da beni dikkatle dinlemişti. Sonunda başını sallayarak “Anlıyorum” dedi. Bir ara gene sessizlik olduktan sonra tekrardan o adam konuştu. “Kaç yaşınızdasınız?” Vay be konuyu ne güzel birden değiştirdi. Neyse bende uzatmayacağım zaten. “Yirmi beş” dedim umursamaz bir tonda tekrardan kekimden bir çatal daha alarak. “Ben yirmi dört diye biliyordum.” Kafama dank eden şeyle kalakaldım. Çağla yirmi dört yaşındaydı! Ve ben az önce yirmi beş demiştim! “Ah yirmi beş mi dedim? Hiç fark etmemişim... Kimlikte yirmi dört gösteriyor ama aslında yirmi beşim.” Ne kadar da saçma bir yalan oldu bu. Gene de kurtuldum sanırım... Yemiştir umarım yalanı mı? Nelerle uğraşıyordum ben böyle! Karşımda ki adama baktığımda yavaşça kaşlarını çatarak yarım ağız gülümsedi. “Benim bildiğim kadınlar yaşlarını söylemekten pek hoşlanmazlar.” Ses tonunda anlam veremediğim bir ima vardı. Gözlerimi devirerek “Ben sizin bildiğiniz kadınlara benzemem” dedim “Üstelik bir de bana sizin hakkınızda araştırma yapmışım gibi imada bulundunuz, benim hakkımda duyduklarınız falan diyerek… Eğer burada biri diğeri hakkında bir araştırma yapmışsa bu ben değil siz oluyorsunuz galiba. Yaşımı bilmenize göre.” Gözlerini kısarak bana bakmaya başladı. Göz kenarlarında hafiften kırışıklık belirmişti o an. “Diğer kadınlara benzemediğiniz doğru” dedi aniden, “Bence açık olalım Çağla Hanım. Buraya asıl gelme nedenimizi ikimizde biliyoruz. Ve bu yüzden buraya gelmeden önce ben de siz de birbirimiz hakkında küçük bir araştırma yaptık.” “Ama ben yapmadım.” Adam başını biraz sağa eğerek gerçekten öylemi dercesine bakınca büyük bir nefes alıp vererek devam ettim. “Yani sadece bir arkadaşım sizin hakkınızda bir şeyler anlattı o kadar. Onun dışında özel olarak başka bir insandan sizin hakkınızda ne özel bir şey sordum ne de özel bir araştırma da bulundum Said Bey.” “Demek öyle...” masanın altında ki ellerine bakarak konuşmuştu. Sonra başını hiç hareket ettirmeden sadece bakışlarını bana kaldırarak gözlerimin içine baktı. Lanet olası adam!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE