9.

1804 Kelimeler
PAMİR; Amcamların yanına gittiğimizde arkaları dönük oldukları için seslendim. "Tanıştırayım, arkadaşım Eylül." amcamlar bize döndü. Gökay amcam "Memnun oldum güzel gözlü kız. Demek Umudumun kıskandığı kız sensin." kolumu kavradı. Kolumu tuttuğunu gördüğünde "Anlattığı kadar varsın. Çok güzel bir kızsın. Bizim bu velet nasıl buldu seni." elleri gevşese de tutmaya devam etti. "Pamir benim arkadaşım. Kızınız boşuna kıskanıyor." amcam gülerek tuttuğu koluma baktı. "Bana hiç öyle gelmedi küçük kız. Ama zorlamayacağım seni. Pamir'in arkadaşı benim için önemlidir. Seni sevdim." "Teşekkür ederim efendim." "Ben Gökay. Abi diyebilirsin. Resmi olmaya gerek yok. Aileden sayılırsın." "Teşekkür ederim." Hakan amcam "Ben Hakan Eylülcüğüm. Pamir'in en sevdiği amcasıyım." "Benden sonra." Deniz amcam öne geçti. "Ben Deniz. Memnun oldum. Hiç resmiyete girme. Abi de bize." "Memnun oldum." kolumu bırakmadı. "Babamı zaten tanıyorsun." kafa salladı. Babam "Pamir, Cem seni arıyordu." "Yengemlerle de tanıştırayım. Göreceğim onları. Biz gidelim. Sonra görüşürüz." el salladıklarında geri döndük. Eylül hala kolumu tutuyordu. "Eylül korkmana gerek yok." "Korkmuyorum." durdum. Kolumu ellerinden kurtardıktan sonra gözleriyle etrafına bakmasına güldüm. Yüzünü ellerimin arasına aldım. "Sakin ol. Gökay amcam Umut'u taparcasına seviyor ama seni kıskandığı için sana karşı kötü hisler besleyecek biri değil. O sadece şaka yaptı. Korktuğun gözlerinden belliydi." Derin bir nefes aldı. "Sakin ol. Seni sevdiler." "Çok insan var panik oldum sanırım biraz." "Sosyofobin falan yok değil mi?" "Yok. Sadece daha önce hiç bu kadar insanla muhatap olacağım kalabalık bir ortamda bulunmadım." güldüm. "Bizimle takılacaksan bunlara alış. Ailelerimiz geniştir." derin bir nefes aldı. "Daha iyi misin?" kafa salladığında güldüm. "Gel bakalım biraz sarılalım." ellerimi yüzünden çektikten sonra kollarımı açtım. Etrafa bakındıktan sonra nefesini verip kollarımın arasına girdi. "Tuval'i sakinleştirmek için sarılırım. Onda işe yarıyor." güldü. Ona sarılıp kafamı boynuna gömdüm. Kokusuna bayılıyordum. Yengemlerin yanına gittiğimizde annem benden önce davranıp Eylül'ü çekip yengemlerle tanıştırmaya başlamıştı. "Pamir hadi anneciğim, git." "Ama Eylül-" "O biraz kalsın. Konuşalım onunla." "Anne?-" "Pamir anneciğim hadi git." Eylül'e baktığımda kararsızdı ama kafasını sallayarak annemi onayladı. "Pekala. Ben bizimkilerin yanındayım. Gelirsin." kafa sallayarak onayladı. Bizimkilerin yanına gittiğimde bir şeyler yiyorlardı. Yanlarına gittiğimde "Sonunda! Nerdesiniz 1 saattir? Başak nerede?" "Annem kaçırdı." "Algı anne sevdi gelinini ha?" kafasına vurdum. "Ne gelini oğlum ya! Yok aramızda bir şey." "Hadi lan oradan. Sarılmalar falan? Ne ayak?" "Ne ayağı oğlum ya! Gıcık ediyorsunuz adamı." Sarp kolunu omzuma attı. "Oğlum niye inkar ediyorsun? Aranızda olmuş bir kere bir şey. Deneyin işte." "Denemek falan istemiyorum. Yalnızlıktan memnunum." "Sığır." bir şeyler atıştırdım. "Kola var mı ya?" Melih kafasını iki yana sallayıp önündeki kolayı uzattı. "Sen adam olmazsın." Öğleden sonra pasta kesmiş, çocuklara film açmış, diğer bahçeye giderek eğlenmeye orada devam etmiştik. Annemler kahkahayla Eylül'e bir şeyler anlatıp onun şaşırmasını, gülümsemesini ve hayran hayran bakmasını sağlıyordu. Uzaktan onları izlerken babamlar ve amcamlar futbol hakkında bir şeyler konuşuyorlardı. Futbola ilgim pek yoktu. Genel olarak sporu sevmezdim. Sadece yüzer, basketbol oynar ve çizim yapardım. Sarp kendine içecek almak için önümden geçtikten birkaç saniye sonra enseme gelen darbeyle kendime gelip babamlara döndüğümde Deniz amcam gülerek demin vurduğu ensemi sıktı. "Sevgilinle değil, bizimle ilgilen." "Anlamadığım bir şey var." "Anlat babacığım." "Cem, Sarp ve Melih"te Eylül'e çok yakın. Neden sadece benim sevgilim olduğunu düşünüyorsunuz?" koladan büyük bir yudum aldığım sırada "Cem onunla birlikte olduğunuzu söyledi." Gökay amcamın dediği şeyle birlikte öksürmeye başladım. Kola boğazıma kaçmıştı. Deniz amcam sırtıma vururken babam çenemi havaya kaldırıyordu. Annemin sesini duydum. "Pamir ne oldu bebeğim?" öksürüğüm normale döndüğünde "İyiyim. Sorun yok." merakla bana bakanlara döndüm. Yengemler, annem ve Eylül. Konuşmalarına geri döndüklerinde Cem'e ardından amcama kötü kötü baktım. "Öyle bir şey olmadı." Cem "Oğlum yalan söyleme. Kız kendi ağzıyla itiraf etti." "Orası öyle ama zannettiğiniz gibi değil." "Nasıl yapacağını mı karıştırdın yoksa?" "Sizinle bu konuyu konuşmayacağım." "Oğlum anlatsana biz bizeyiz burada." "Ortalık yerde konuşabileceğimiz bir konu değil bu farkındasınız değil mi? Baba?" Hakan amcam "Sen de baban gibi ilk seviştiğin kadınla evleneceksen haberimiz olsun. Hazırlık yapalım." "Amca sen bari yapma." "Ne yaptık oğlum? Alt tarafı ilk seksini merak ediyoruz. Elimizde büyüdün lan sıpa! Kafama işedin." Gökay amcam "Benim ağzıma kustuğun zamanı hatırlıyorum." "Sen hiç konuşma amca, kızı korkuttun." kahkaha attı "Ne yaptım ben?" "Kız korkudan öldü." yine güldü. Sarp geldi. "Bu konuyu kapatın ve bir daha açmayın. Kızı utandıracak şeyler de söylemeyin. Ayrıca korkutmayın." "Ne oluyor?" Sarp'a döndüm. "Dedikodu yapıyorlar. Sen de katıl gıybetin dibine vurun. Ben annemlerin yanına gidiyorum." Gitmemem için seslenselerde çok geçti. Sinirlenmiştim. Yanlarına gittim. "Bayanlar gelebilir miyim?" Annem kahkahasını kesmeden kollarını açtı. Arasına girdim. Bacağına yatıp konuşmalarını dinlemeye başladım. "Anlayacağın böyle oldu Eylülcüğüm. Bizim bu davar kaçtı gitti sonra da döve döve nikah masasına oturttum." Eylül heyecanla ellerini çarptı. "Ya, çok romantik." anladığım kadarıyla Bahar abla amcamla nasıl evlendiğini anlatmıştı. Ben hayal meyal bir şeyler hatırlıyordum. "Pamir de o sıra 5 yaşına yeni girmişti. Hatırlıyor mu bir şey bilmiyorum." bana baktılar. "Hayal meyal. Sadece düğünü hatırlıyorum. Bir de annemle masada dans ettiğimi." güldüm ve devam ettim. "Ha bir de babamın annemle dans etmek için zorla kaldırmasını." gülüştüler. "Güzel günlerdi." kafa sallayarak onayladım. "Ee Eylül hep biz anlattık. Birazda sen anlat. Nasılsın? Ne yaparsın boş zamanlarında?" "Pek yaptığım bir şey yok. Okul zamanı okula gidiyorum. Tatilde de ders falan normalde ama şu son birkaç gündür pek normal geçmiyor." "Arkadaşlarınla falan hiç takılmaz mısın?" "Pek arkadaşım olduğu söylenemez. Yalnız takılmayı seviyorum." "Pamir'le nasıl tanıştınız?" "O kavga çıkan futbol maçında." annem kaşlarını kaldırıp dinlemeye başladı. "Kardeşim Selim beni maça çağırdı. Yalnız bırakmamak için gittim. Orada bazı durumlar oldu. Pamir de bana çok yardımcı oldu. Orada tanışmış olduk. Sonra da gittikleri spor salonuna götürdü Selim beni yine. Orada arkadaş olduk. Sonra Cem'in yaptığı bir patavatsızlık yüzünden bizi sevgili zannettiniz ama değiliz. Pamir'le arkadaşlıktan öte bir şey yok aramızda." "Hiç mi yok?" Gözde ablanın sorduğu soruya "Gerçekten hiç yok." Annem "Ben de senden özür dilerim, o gün seni biraz zor durumda bıraktım. Beni affedersen mutlu olurum." "Affedilecek bir şey yok ortada. Yanlış anlaşılma diyelim. Geçti gitti zaten." birbirlerine gülümsediler. Eylül ayağa kalktıktan sonra "Lavabo ne tarafta?" "Pamir yardımcı ol Eylül'e." doğruldum. "Teşekkür ederim." belinden yönlendirdiğim sırada vücuduma gelen akımla elimi çektim. Üst kattaki banyoya götürdüm. "Burası. Karşıdaki oda benim odam ben üzerimi değiştireceğim. Kapıyı çalarsın." kafa salladığında odama girdim. Gömleğimden kurtulup derin bir nefes verip tişört giydim. Kapşonlu hırka aldıktan sonra parfüm sıktım. Odamın kapısı çaldığında "Gel." kapı açıldı. Elimdeki hırkamı uzattım. "Teşekkür ederim. Eşyaların hala bende. Yıkandılar. Baksırını aldıktan sonra getireceğim hepsini." hırkayı giyinmesine yardımcı olduktan sonra "Önemli değil. Acelesi yok." etrafa göz attı. "Resimleri sen mi yaptın?" "Evet. Bunlar çeyreği bile değil. Geriye kalanı çizim odamda." "Çizim odan mı var?" kafa salladım. "Özel değilse bakabilir miyim?" heyecanla sorduğu soruya karşılık kafa salladım. "Alt katta. İnelim mi?" heyecanla kafa salladıktan sonra odadan çıkıp beni bekledi. Peşinden çıktım. Onu yönlendirmek için önüne geçtim. Çünkü beline dokunduğumda vücudumu ele geçiren titreşime engel olamıyordum. Alt kata indiğimizde kapıyı açtım. Duvara uzanıp ışıkları açtım. Şaşkınca etrafa bakınmasına gülerek baktım. "Pamir burası cennet." dağınık olan birkaç eşyamı kaldırdım. "Teşekkür ederim. Biraz dağınık. Kusura bakma." elimi enseme atıp gülümsedim. "Önemli değil, sen benim kusuruma bakma. Hep bir çizim odam olsun istedim. Burası harika görünüyor. Hatta harikadan da öte. Burası cennetten bir köşe resmen. Hayallerimden daha fazlası." ellerini duvarda gezdirdi. Boyalara dokundu. Yanıma geldi. "Gidelim. Daha fazla kalırsak ilgi çekecek." "Bir gün birlikte çizim yaparız belki. Hem henüz çizimlerini görmedim. Merak ediyorum." odadan çıktı. Işığı kapatıp peşine takıldığımda "Öyle kendime göre çiziyorum." "Nerede çiziyorsun? Odanda hiç görmedim." "O çok uzun hikaye." gülerek bahçe kapısını açtım. "Uzun hikaye dinlemeye bayılırım. Sen bana anlatırsan ben de sana anlatırım." annemlere doğru ilerlerken "Pazarlık yapıyorsun!" "Karşılıklı." gülerek yerine oturdu. "Nerede kaldınız?" "Eylül çizim odamı görmek istedi. Orayı gösterdim." "Resme ilgin mi var?" "Çizim yapabiliyormuş." Annem ilgiyle Eylül'e baktı. "Yani evet, biraz. Karalıyorum öyle." "Karalıyorum diyen insanlar genelde Gogh falan çıkıyor." "Gogh için fazla realistim. Belki biraz romantik ve klasik. Hatta empresyonist. Goya olabilir ya da Friedrich koyu renkler kullanmayı seviyorum." ben şaşkınca bakıyordum. Resim hakkında bu kadar bilgili olması beni etkilemişti. "Size demiştim karalayan insanlardan başka şeyler çıktığını. Bu kız işi biliyor." güldü. "Teşekkür ederim ama hala iyi olduğumu düşünmüyorum." "Henüz değilsin belki ama sen olmuşsun. Bunları öğrenmek bile bir adım." gülümsedi. "Teşekkür ederim." "Sanat tarihi biliyor musun?" "Tarih öncesi çok yok ama tarih sonrası hepsi var." "Pamir'e yardım edersin o zaman. Çünkü arkadaşının her sene kaldığı konu. Çok güzel çiziyor ama konu tarihe gelince bocalıyor." güldü. "Ders saatlerimiz uyuşursa tabi ki yardım ederim." güldü. Annem "Sormayı unuttum. Sen ne okuyorsun?" "Ben... Uluslararası ticaret. 4.sınıf." şaşırmıştım. "Ben endüstriyel tasarım falan beklerdim ama bu biraz ağır oldu. İstediğin bir bölüm müydü?" "Sayılmaz. Tercih listem karıştı." "Ya, üzüldüm. Belki senin için en iyisi budur?" dudak büzdü. "Belki de. Kaderimdir." Güldüğünde aslında gülmek istemediğini anlamıştım. Zorla gülüyordu. "Şey, aslında ben gitsem iyi olacak. Saat geç oldu." Saat daha 6 bile olmamıştı. "Pamir arkadaşını bırak anneciğim." kafa sallayarak doğruldum. "Gerek yok. Taksi yeterli olacak." "Pamir getirdi. O götürsün. Bizim de aklımız kalır bu saatten sonra." herkes ayaklandı. Yengemlere sarıldıktan sonra anneme sarıldı. "Her şey için teşekkür ederim. Hayatımda geçirdiğim en güzel gündü. Çok eğlendim." "Her zaman bebeğim. Evimizin kapıları sana her zaman açık." "Teşekkürler." Uzaklaştı. Babamların yanına gittiğimizde "Gidiyor musun?" Herkes ayağa kalktı. "Evet. Geç oldu." Hakan amcam sarıldı. "Memnun oldum güzelim." "Ben de." Deniz amcam da sarıldı. Gökay amcama sıra geldiğinde ne yapacağını merak etmiştim. "Memnun oldum." Amcam bana göz kırpıp sarıldı. Kulağına bir şeyler dedikten sonra uzaklaştı. "Görüşmek üzere küçük kız." Eylül'ün gülümsemesinden anladığım kadarıyla güzel bir şey demişti. Babam kollarının arasına alıp "Her zaman gel kızım." Saçlarını öptü. Babamdan ayrılırken dolan gözlerini fark etmiştim. Cem'e sarıldı. "Görüşürüz." "Görüşürüz." Artık görüşürüz dediğimizde görüşürüz diyordu. Alışmıştı. Melih'e ardından Sarp'a sarıldı. "Pamir mi bırakacak?" "Evet. Taksi yeterli olurdu ama Algı abla zorladı." yanıma geldi. "Görüşmek üzere. Hepinizle Tanıştığıma memnun oldum. Bugün için teşekkür ederim." gülümsediler. Bahçeden çıkarken "Zorla bırakmıyorum seni. Seni zaten ben bırakacaktım." "Bırakmak zorunda değilsin." "Zorunda olduğum için değil, yapmak istediğim için yapıyorum." çantasını uzattım. Aldı. Evden çıkıp arabaya bindikten sonra kemerini takmasını bekledim. Taktı. Arabayı çalıştırdım. Gergince geçen birkaç dakikanın sonunda "Babama sarıldıktan sonra neden gözlerin doldu?" sessizce durdu. "İnkar etmeyecek misin?" "İnkar etsem de ısrar edeceksin." "O zaman nedenini söyle." "Uzun hikaye." "Sende de uzun hikayelerden çok var. Birbirimize anlatacağımız şeyler çoğalıyor." kafa salladı. "Amcam ne dedi sana?" güldü. "Onu yanlış anladığımı, senin Umut için fazla yaşlı olduğunu söyledi." güldüm. "Sen amcana bir şey dedin mi?" "Sadece seni korkuttuğunu söyledim ve bir daha böyle bir şey yapmaması için uyardım." güldü. Arabayı durdurduğumda camdan eve baktı. "Her şey için teşekkür ederim. Çok güzel bir gündü." "Her zaman. Bizde doğum günleri bitmez. Her ay düzenli olarak pasta yeriz." "Çok eğlenceli geçiyordur." "Evet. Amcamların doğum gününde falan babaannemler falan da oluyor. O zaman daha kalabalık oluyoruz." güldü. "Ben gitsem iyi olacak." kafa salladım. Sarıldık. Kokusunu içime çekerken "İçimden bir ses tekrar görüşeceğimizi söylüyor." uzaklaşıp güldü. Hırkayı çıkaracağı sırada "Kalsın." "Dolabını eve taşıdım 1 haftada." "Sonra alırım." çıkarmaktan vazgeçti. "Görüşürüz Pamir. Bugün için tekrar teşekkür ederim." "Önemli değil. Her zaman." indi. Bahçeye girip kapıyı çalmadan el salladı. Kapı açıldı. İçeri girip kapıyı kapattığında eve geri döndüm. Bugün tuhaf geçmişti. Ayrıca eğlenceli. Güzeldi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE