EYLÜL BAŞAK ;
Kahvaltı masasından aceleyle kalktıktan sonra koşarak odama indim
Artık ayağım ağrımıyordı. İyileşeli 2 gün olmuştu. Bugün de Akasya'nın doğum günüydü. 5 gün boyunca Pamir'ler 2 kez gelmişti. İkisinde de çok eğlenmiştik. Ayrıca bir konuşma grubu açmışlardı ve sürekli orada konuşmaya başlamıştık. Genelde konuşmalarına gülerek eşlik ediyordum. Onlarla vakit geçirmek çok eğlenceliydi.
Şimdi ise heyecanla dolabımı açmış, ne giyeceğimi arıyordum. 5 gündür ertelediğim için şu an sıkışmıştım. Pamir neredeyse gelirdi. Telefonum çalmaya başladı.
"Efendim?"
"Ben evden çıkacağım şimdi. Hazır mısın?"
"Değilim. Ne giyeceğimi bilmiyorum."
"Hala mı? Hani dün akşam bulmuştun?"
"Vazgeçtim. Beni oyalıyorsun. 15 dakika sonra çık. Hazır olacağım."
"Pekala. Yarım saatin var."
Oflayarak telefonumu kapatıp yatağa attım. Ardından hızla pijamalarımdan kurtulup iç çamaşırlarımı değiştirdim. Dolaptan yazlık tiril tiril bir çiçekli elbise çıkardım. Ne zaman almıştım bunu? İğrenerek yerine bıraktım. Ardından düz fitilli beyaz atlı üstlük bir takım buldum. Herhangi aptal bir şeyi yoktu. Hızla üzerime geçirip altına beyaz spor ayakkabılarımı geçirdim. Olmuştu? Saçlarımın dalgalı haliyle bırakıp taradıktan sonra dişlerimi fırçaladım. O sırada telefonuma gelen ard arda mesajlarla gruptan konuştuklarını anladım. Rimel sürdükten sonra dudağıma kendi renginde bir ruj sürdüm. Parfümümü alıp üzerime sıkarken aklıma Pamir'in kokusu gelmişti. Hala bulamamıştım. Aklıma Pamir'in eşyaları geldiğinde yeni katlanan çamaşırlara baktım. Tişört, kapşonlu hırka, şort ve baksır. Tabi baksırı vermeyecektim o ayrı konu.
Hazırlanıp yatağa oturdum. Telefonuma gelen mesajları okumaya başladım.
CEM'İM: Hazır mısınız? Pamir geliyorum ben. ?️
SARP BEBEĞİM: Ben yoldayım. 10 dakika sonra sizdeyim.
ASLANIM: Eylül hanım hazretleri hala giyinemediği için alamadım. ? ?
MELİHCİĞİM: Başak ne yapıyorsun 5 gündür evde? Bulamadın mı kıyafet??
CEM'İM: Başak hazırlanıyor galiba. Mesajları görmüyor. ?
ASLANIM: Hazırlansın bir zahmet. Ben çıktım. Yoldayım. ?
SARP BEBEĞİM: Oğlum kız bu sonuçta hazırlanması zor. ??
MELİHCİĞİM: Başak ve kız? Oğlum o kız bizi siker. ???
Devamını okuyacağım sırada telefonum çalmaya başladığında hızla açtım.
"Hazır mısın?"
"Evet."
"Tamam ben geldim. Kapıdayım."
Çantamı ve hediye paketini alıp koşarak adımla yukarı çıktığımda Selenay da odasına çıkıyordu. "Nereye?" cevap vermeden aynada kendime son kez baktıktan sonra kapıyı açıp çıktım. Pamir'i arabasına yaslanmış, spor bir kombinle gördüğümde derin bir nefes aldım. Allah'tan abiye giyme gibi bir aptallık yapmamıştım.
"Selam." sarılıp yanağımı öptüğünde etrafa bakındım. Kimse yoktu. "Çok hoş görünüyorsun." kendimi süzdüm. "Teşekkür ederim. Sen de çok şıksın." güldü. "Gidelim mi?" kafa sallayıp açtığı kapıdan içeri girdim. Kapatmama yardımcı olduktan sonra kendi yerine geçti. Arabayı çalıştırdıktan sonra "Nasılsın görüşmeyeli?" 2 gün olmuştu.
"Aynı. Dinleniyordum. Sen nasılsın?" "Bende aynı. Biraz uykusuzum. Dün Akasya beni biraz darladı da ne hediye aldığımı öğrenmek için." güldüm. Kucağımdaki hediye paketini kontrol ettim. Bunu dışarı çıkamadığım için benim için Sarp'ın yaptırmasını istemiştim. O da beni kırmayıp uğraşmıştı.
"Ne aldın?" "Akasya uzun zamandır dansa meraklı. Yeni dans ayakkabıları aldım." "Çok tatlı." güldü. "Sen ne aldın?" "Peluş oyuncak." "Akasya bayılır peluş hayvanlara, evdeki odasını görmen gerek." güldüm. Doğru bir şey yapmıştım o zaman. Mesaj geldiğinde telefonumu çıkardım.
CEM'İM: Nerdesiniz?
"Kim?" "Cem. Nerede olduğumuzu soruyor." "Az kaldı. 5 dakikalık yolumuz var."
BEN: 5 dakikalık yolumuz varmış. 'Görüntü'
Kamerayı açıp araba kullanan Pamir'i ve kendimi çektim. Fotoğrafı da gönderdim.
MELİHCİĞİM: Akasya terör estiriyor oğlum. Bunun kapatma tuşu yok mu? ?
Pamir'e mesajı okuduğumda güldü. "Akasya bazen çileden çıkarabiliyor insanı." güldüm. Az çok tanımıştım Akasya'yı. Biraz sinirli bir kızdı. Ama çok minnoştu. Araba durduğunda emniyet kemerimi çıkarıp camdan baktım. Büyük bir evdi. Kocaman bir bahçesi vardı. Müzik sesleri geliyordu. Ve bugüne özel rengarenk süslenmişti. Arabadan inip etrafa bakındım. Pamir yanıma gelip elini belime koyup hafifçe yürümem için ittiğinde ona uyum sağladım.
"Bu evi en son geçen sene Akasya'nın ilk regl partisinde böyle kalabalık görmüştüm." "Regl partisi derken?" "Uzun hikaye." evin kapısı açılıp içinden güzel bir kadın çıktığında şaşkınlıkla bakakaldım.
"Pamir!" Pamir gülerek sarıldı. Kimdi bu kadın? "Anne, daha 1 saat önce gördün." gülerek uzaklaştı. Annesi miydi? Kaç yaşındaydı bu kadın? "Eylül, annem Algı. Anne, arkadaşım Eylül." elimi uzattığımda kaşlarını çatarak elime baktı.
"Merhaba efendim. Tanıştığımda memnun oldum." "Pamir bu kız neden elini uzatıyor? Oradan bakınca nobran, sıkıcı biri gibi mi görünüyorum?" Şaşkınlıkla Pamir'e baktım.
"Annem ciddiyeti sevmez." "Ciddiyeti severim bebeğim. Gereksiz ciddiyeti sevmem." bana sarıldı. Şaşkınlıkla sarılmasına karşılık verdim. Topuklu ayakkabıları olduğu için benden uzundu. Ama Pamir'in dediklerinden hatırladığım kadarıyla benimle aynı boydaydı. Kafam göğsüne yaslanmıştı ve burası çok rahattı.
"Ay sen çok tatlısın." uzaklaştırıp yanaklarımı öptü. "Aşkım kızı rahat bırak." arkadan bir erkek sesi geldiğinde arkasına baktı. Çok yakışıklı bir adam geldi. Bu babası mıydı?
"Merhaba, ben Maraz. Pamir'in babasıyım." "Memnun oldum efendim. Ben Eylül."
"Efendim ne ya? Maraz sarılsana kıza. Bu ne ciddiyet yahu! İş görüşmesinde misiniz?" Maraz bey kollarını boynuma sarıp göğsüne bastırdığında, neredeyse karnına geliyordum. Burası da çok rahattı. Boyu gerçekten Pamir'in dediği kadar uzundu.
"Ay Maraz, çok tatlı değil mi sarılması?" gülerek uzaklaştık. "Sen Algı teyzenin kusuruna bakma." Algı hanım gözlerini büyüterek Maraz beye baktı. "Yok babaannesi Maraz." bana döndü.
"Diğerleri gibi anne diyebilirsin ya da abla. Ama teyze asla." "Diğerleri?" Pamir'e baktım. "Bizimkilerden bahsediyor. Sarp, Cem ve Melih. Anneme anne diyorlar." anladığımı belirtmek için kaşlarımı kaldırıp indirdim.
"Sen de istersen diyebilirsin. Ya da dediğim gibi abla. İsmimle de seslenebilirsin. Nasıl istersen." gülümsedim. Çok tatlıydı. "Teşekkür ederim Algı abla."
"Hadi içeri geçelim. Parti bahçede Pamirciğim. Arkadaşınla ilgilen." kafa sallayarak onayladı. Geçmem için yolu gösterdiğinde küçük bir gülümseme gönderdim. Pamir belimi tutup gideceğimiz yerlere yönlendirdi. Bahçede birbirlerini kovalayan küçük çocuklar Pamir'i gördüklerinde koşarak yanımıza geldiler. Pamir'in üzerine atladıklarında sarılmalarını izledim. 8 tane çocukla tek tek sarılıp beni tanıttı.
"Bu arkadaşım. Eylül." ardından çocuklara döndü. "Akasya'yı ve Umut'u tanıyorsun zaten. Deniz amcamın kızları Yosun ve Okyanus." kızlar el salladı. Gülümsedim.
"Ümit, Gökay amcamın oğlu ve Umut'un kardeşi." öne çıkıp elimi tuttu. "Merhaba güzel gözlü. Namını çok duydum." gülerek saçlarını karıştırdım. "Merhaba küçük adam."
"Bu velet Görkem. Hakan amcamın oğlu." çocuk Ümit'i ittirdi. "Memnun oldum, gök gözlü bayan. İlk dansını bana lütfeder misin?" gülerek yanağını sıktım. "Tabi küçük bey." Pamir'e baktı.
"Ayrıca bir daha bana velet dersen, seni havuza atarım." Pamir gülerek tanıtmaya devam etti.
"Bu Cemre. Cem'in kızkardeşi." kız gülerek sarıldı. "Memnun oldum. Abim senden çok bahsetti." "Bende memnun oldum." gülerek geri çekildi.
"Bu da benim diğer kızkardeşim. Tuval." doğru mu anladım diye suratına baktım. "İsmin gerçekten Tuval mi?" kız gülerek kafa salladı. "Annemler ismim konusunda abime güvenmişler." Pamir'e bakıp güldükten sonra "Memnun oldum. İsmin gerçekten çok hoş." "Teşekkür ederim."
Akasya "Eylül, doğum günü partime hoş geldin." Pamir "Akasya, ablayı unuttun sanırım." "Önemli değil. İstediğin gibi hitap edebilirsin." "Eylül abla hoş geldin." gülümsedim. "Hoş buldum." hediyesini uzattım. "Doğum günün kutlu olsun." "Teşekkür ederim güzel gözlü." paketini açtı. Gözlerini kocaman açıp kutuya baktığında yanlış bir şey yaptığımı düşündüm.
"Bu." sustu. "Beğenmedin mi?" suratıma baktı. "Bu çok güzel." içindeki peluş ayıyı çıkardı. "Gözleri çok güzel." oyuncak yapan bir yerde yaptırtmıştım Sarp'a. Akasya gözlerimi beğendiği için oyuncağın gözlerinin benim gözüme benzetmesini istemiştim. Sarp'ta yaptırmıştı.
"Teşekkür ederim, çok güzel." bana sarıldı. Gülerek sarılmasına karşılık verdim.
Pamir beni amcalarıyla tanıştırmak için götürdüğünde isimleri kafama yerleştirmeye çalışıyordum. Çocukların isimleri hemen hemen aklımdaydı.
"Amcamlar seni görmek istedi. Nedenini bilmiyorum ama çok ısrar ettiler. Aynı şekilde yengemlerde. Ama iyi insanlardır. Rahat olabilirsin." kafa salladım.
"Ailen çok kalabalık. İsimleri karıştırıyorum. Hiç bu kadar kalabalık bir ailem olmadı. Akrabalarımızla çok sık görüşmeyiz." "Ben birgün Gökay amcamda, başka bir gün Deniz amcamda, Hakan amcamda kalırım. Hepsi beni kendi çocuğu gibi sever 5 yaşına kadar onlar büyüttü beni."
"Algı abla?" dilini ısırdı. "Uzun hikaye." "Sende de baya uzun hikayeler var. Hikaye dinlemeye bayılırım. Bir gün hepsini anlatırsın bana." o regl partisi hala aklımdaydı. Güldü. "Bakarız. Belki bir gün anlatırım."
"Mızıkçılık yapma." önüne geçip durdurdum. Güldü. "Bakarız." "Birikirse uzun sürer." "İşim yok." gülüp yanımdan geçip yürümeye başladı. Kolundan tutup önüne geçtim. "Söz ver." "Bakarız." geri geri yürümeye başladım.
"Anlatacak mısın?" "Bakarız." Birkaç adım attım. "Ne zaman?" "Bilmiyorum." tekrar adım aldığımda ayağım kaydı. Yere düşerken belimden kavradı. Şaşkınca bakan suratımı birkaç saniye sessizce izledi. Büyüyen göz bebeklerine baktım.
"Dikkatli ol." gözlerimi kırpıştırarak kendimi toparladım. "Teşekkür ederim." üzerimi düzelttim. Belime dokunup yönlendirdiğinde elektrik çarpmış gibi vücuduma bir titreme sardı. "İyi misin?" kafa salladım. "Evet. İyiyim." kendimi sakinleştirdikten sonra derin bir nefes aldım. Birkaç adamın yanında durduğumuzda "Tanıştırayım, arkadaşım Eylül." Maraz abi gibi yakışıklı ve uzun adamlardı. Bana döndüler. "Memnun oldum güzel gözlü kız. Demek Umudumun kıskandığı kız sensin."