4.Bölüm

1234 Kelimeler
Eylül, odadan çıkarken içindeki heyecanı ve gerginliği bastırmaya çalışıyordu. Planının ilk aşaması başlamıştı ama Emre hâlâ şüpheliydi. Onu tamamen ikna etmek için daha fazlasını yapmalıydı. Odasına çekildiğinde telefonu eline aldı ve hızla Barış’ı aradı. Barış, telefonun ekranında Eylül’ün ismini görünce derin bir nefes aldı ve açtı. "Eylül, ne oldu? Her şey yolunda mı?" Eylül sesi kararlı ama yumuşaktı. "Her şey plana uygun gidiyor. Emre’ye boşanma belgelerini imzalattım ve ona tekrar evlenmek istediğimi söyledim." Barış kısa bir kahkaha attı. "Vay, vay, vay... Demek Emre’ye 'sensiz yaşayamam' numarası yaptın. Peki, yedi mi?" Eylül dudaklarını ısırdı. "Henüz değil. Ama şaşkındı, kafası karıştı. Biraz zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Emin ol, fazla uzun sürmeyecek." Barış, telefonu diğer eline alarak derin bir nefes verdi. "İyi. Ama unutma, ben de Elif’e boşanma kağıtlarını imzalatacağım. Ondan sonra her şey tamam olacak. Sen Emre’yi ikna ederken ben de onun ‘eski’ karısını yeni kocası olacağıma ikna edeceğim." Eylül gülümsedi. "Tam olarak böyle olacak. Ama senin işin daha zor, Barış. Elif’i nasıl ikna edeceksin?" Barış, bir an sustu, sonra sinsi bir gülümsemeyle konuştu. "Beni hafife alma, Eylül. Elif o kadar da güçlü değil. Biraz tehdit, biraz çaresizlik ve birkaç iyi kelimeyle her şeyi yapmasını sağlayabilirim." Eylül gözlerini kıstı. "Onu çok zorlama. Eğer sinirlenirse işimizi bozabilir." Barış hafifçe güldü. "Merak etme. Sen sadece Emre’yi avucunun içine al." Telefonu kapattıktan sonra Eylül aynaya baktı. Yüzüne hafif bir makyaj yaptı, saçlarını düzeltti ve derin bir nefes aldı. Emre’yi tamamen kendisine bağlamak için daha fazlasını yapmalıydı. Akşam yemeği için herkes sofraya oturduğunda Eylül, Elif gibi davranmaya devam etti. Emir, her zamanki gibi mesafeliydi ama Emre göz ucuyla onu izliyordu. Fatma Hanım yemekleri servis ederken gülümseyerek konuştu. "Elif kızım, bugün çok güzelsin. Bir başka ışıldıyorsun." Eylül, zarif bir gülümsemeyle cevap verdi. "Teşekkür ederim, Fatma abla. Bugün kendimi daha iyi hissediyorum." Emre kaşlarını çattı. "Gerçekten mi? Bugüne kadar çok üzgün görünüyordun. Şimdi birdenbire kendini iyi hissetmen garip değil mi?" Eylül gözlerini yere indirdi, nazik ama hafif üzgün bir ses tonuyla konuştu. "Sadece... Belki de her şeyi yeniden inşa etmemiz gerektiğini düşünüyorum, Emre. Geçmişi unutup tekrar mutlu olmayı denemek..." Emre derin bir nefes aldı. "Bilmiyorum, Elif. Çok hızlı ilerliyorsun." Eylül, elini Emre’nin elinin üzerine koydu. "Sana zaman vereceğim. Ama lütfen bunu düşün. Ailemiz için." O anda Emir, çatık kaşlarla konuştu. "Sen benim annem değilsin. Baba, sakın ona inanma!" Sofrada bir sessizlik oldu. Herkes Emir’e şaşkınlıkla bakıyordu. Emre oğluna döndü. "Emir, bu nasıl söz? Elif tabii ki senin annen." Emir gözleri dolarak sandalyesinden kalktı. "Hayır! Annem böyle konuşmaz, böyle davranmaz! O bana her zaman sarılır, beni öper. Ama o... O bana yabancı gibi davranıyor!" Eylül, üzüntüyle Emir’e baktı ve sesini yumuşattı. "Emir’ciğim, senin annen benim. Beni bu kadar üzme ne olur?" Emir hızla odasına koştu ve kapıyı çarparak kapattı. Emre, bir an düşündü, sonra Eylül’e döndü. "Ona zaman tanımalıyız. Belki de yaşadığımız süreç onu çok etkiledi." Eylül, gözlerinde sahte bir hüzünle başını salladı. "Evet, haklısın. Umarım beni yeniden kabullenir..." Ama içten içe, her şeyin yolunda gittiğini biliyordu. Emir’in tepkisi beklediği bir şeydi ama Emre’nin ona olan inancını tamamen kaybetmemesi için sabırlı olması gerekiyordu. Planının son aşaması yaklaşıyordu. Barış da Elif’i ikna ettiğinde, artık bu oyunu kazanan taraf kesinlikle kendisi olacaktı. Evde günler geçtikçe Emir, annesi sandığı Eylül’e karşı mesafesini yavaş yavaş azaltmaya başladı. İlk başlarda her fırsatta uzak durmaya çalışsa da, Eylül ona karşı sabırlı ve anlayışlı davranıyordu. Bir akşam Eylül, Emir’in odasının kapısını tıklattı. "Emir? İçeri girebilir miyim?" İçeriden hafif bir mırıldanma geldi. Eylül içeri girdiğinde Emir yatağında oturmuş, oyuncak arabasını elinde çeviriyordu. Yanına oturdu ve sessizce bir süre onu izledi. "Sana bir hikâye anlatmamı ister misin?" Emir başını kaldırıp gözlerinin içine baktı. "Sen eskiden anlatırdın…" Eylül hafifçe gülümsedi. "Hâlâ anlatabilirim. Aynı eski günlerdeki gibi." Emir bir süre düşündü, sonra yavaşça başını salladı. Eylül, nazikçe battaniyesini üzerine örttü ve ona masal anlatmaya başladı. Emir, gözlerini kapatırken ilk kez annesi sandığı kişiye karşı bir güven hissetti. Emre ise günlerdir kafasında dönen sorularla boğuşuyordu. Elif’in son zamanlardaki değişimi dikkatini çekse de, onun gözlerine baktığında yine de sevdiği kadını görüyordu. Bir akşam, çalışma odasında otururken Eylül içeri girdi. "Emre, konuşmamız lazım." Emre sandalyesinden kalkarak ona döndü. "Seni dinliyorum." Eylül, yüzünde duygusal bir ifadeyle konuştu. "Sana bir şans daha vermek istiyorum. Ailemiz için. Yeniden başlamak için." Emre derin bir nefes aldı. "Bunu gerçekten istediğine emin misin?" Eylül gözlerini kaçırmadan ona baktı. "Evet. Biz çok şey yaşadık ama birlikte her şeyi aşabiliriz." Emre birkaç saniye düşündü, sonra başını salladı. "Tamam. Yeniden evlenelim." Eylül’ün içi içine sığmıyordu. Planının son aşaması başlamıştı. Evlilik hazırlıkları hızla ilerliyordu. Evin her köşesi süslenmeye başlamış, davetiyeler dağıtılmıştı. Herkes bu büyük güne hazırlanırken, diğer tarafta Barış da kendi görevini yerine getiriyordu. Depoda, Elif hâlâ sandalyeye bağlıydı. Günlerdir esir tutuluyordu ve gücü tükenmişti. Barış içeri elinde bir tepsiyle girdi. "Yemek vaktin geldi, Elif." Elif başını kaldırdı, gözleri yorgundu. "Bana ne yapmak istiyorsun, Barış?" Barış tepsiyi yere koyup bir sandalyeye oturdu. "Senin için güzel planlarım var. Ama önce yemek ye." Elif başını iki yana salladı. "Bana ne yaptığınızı biliyorum. Eylül benim yerimi aldı, değil mi?" Barış sırıtarak kaşığını çorba kasesine daldırdı. "Bunu düşünmeyi bırak. Şu an önceliğin yemek yemek olmalı." Kaşığı Elif’in ağzına yaklaştırdı. Elif istemeyerek de olsa açtı ve yemeği yedi. Barış memnuniyetle başını salladı. "İşte böyle. Sen de uslu durursan her şey daha kolay olacak." Elif içten içe bir yol arıyordu. Bu kabustan çıkmanın bir yolunu bulmalıydı. Ama nasıl? Soylu Konağı , Düğün Hazırlıkları Evde hummalı bir hazırlık başlamıştı. Çiçekçiler gelip gidiyor, garsonlar yemek menüsünü hazırlıyor, dekorasyon ekipleri her yeri süslüyordu. Aile büyükleri bir köşede nikâh için davetli listesini oluşturuyordu. Emir ise olan biteni sessizce izliyordu. Annesi sandığı kadına karşı duyduğu soğukluk yerini yavaş yavaş kabullenmeye bırakmıştı. Eylül, Emir’i mutfakta yakaladı. Küçük çocuk, elindeki çikolatalı sütü yudumlarken bir an duraksadı ve Eylül’ün gözlerinin içine baktı. "Gerçekten evleniyor musunuz?" Eylül gülümsedi ve dizlerinin üzerine çökerek onun seviyesine indi. "Evet, ailemizi yeniden bir araya getirmek için." Emir başını eğdi. "Peki, bu sefer bizi bırakmayacak mısın?" Eylül, içindeki küçük bir suçluluk hissini bastırarak ona sarıldı. "Hiçbir yere gitmeyeceğim, Emir. Söz veriyorum." Çocuk, ilk kez annesinin kokusuna alışmış gibi gözlerini kapattı ve küçük elleriyle onu sardı. Barış içeri girdiğinde Elif onu sessizce izliyordu. Günlerdir burada tutsak olmasına rağmen gözlerindeki inatçı bakış azalmamıştı. "Yemek vakti," dedi Barış, elindeki tepsiyi masaya bırakırken. Elif, zincirli ellerine baktı. "Beni böyle zorla beslemene gerek yok. Eğer gerçekten planınızı başarmak istiyorsanız, en azından biraz insan gibi davranabilirsiniz." Barış kahkaha attı. "Seninle pazarlık yapmaya başlamış olmam bile büyük bir ilerleme." Elif, derin bir nefes aldı. "Eylül… Ne yapmaya çalışıyor? Neden benim hayatımı aldı?" Barış hafifçe eğilerek gözlerinin içine baktı. "Çünkü o senin hayatını hak ettiğini düşünüyor. Senin sahip olduğun her şeyi, aileyi, sevgiyi… Ama üzülme, yakında buna tamamen alışacaksın." Elif'in elleri öfkeyle yumruk oldu. "Emre… Emir… Onlara zarar vermeyeceksiniz, değil mi?" Barış omuz silkti. "Bu, senin ne kadar uslu olacağına bağlı." Emre ofisinde otururken, Eylül içeri girdi. Elinde birkaç dosya vardı ve ciddi bir ifadeyle yaklaştı. "Evlilik işlemlerini hızlandırmamız lazım," dedi Eylül. Emre kaşlarını çattı. "Neden bu kadar acele ediyoruz?" Eylül, bozulmadan devam etti. "Artık neyi bekleyeceğiz ki? Emir de yavaş yavaş alışıyor. Biz de hayatımıza devam edelim." Emre iç geçirerek ona baktı. "Seni hala tam anlamıyla çözemiyorum, Elif. Eskiden böyle olmazdın." Eylül hafifçe gülümsedi. "İnsan bazen değişmek zorunda kalır, Emre." Emre başını iki yana salladı. "Peki, o zaman. İstediğin gibi olsun." Eylül’ün içi içini yiyordu. Her şey planladığı gibi gidiyordu. Çok yakında, Elif tamamen geçmiş olacaktı ve o, Soylu ailesinin yeni hanımefendisi olacaktı. Ama asıl soru şuydu: Gerçek Elif, tüm bunları durdurabilecek miydi?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE