Kuzey, o gece Lara ve Elif’i güvenli bir eve bıraktığında gözlerinden uyku değil, intikam akıyordu. Gri saçlı adamın ölmediğini, hâlâ nefes aldığını biliyordu. Ve nefes alan her düşman, yeni bir tehdit demekti. Lara’nın saçlarının kokusu hâlâ üstünde, ama zihninde tek bir plan vardı: Bu gece kasabaya geri dönüp, bütün defteri kapatacaktı. Silahını temizledi, eski deri montunu giydi. Karanlığın içinde yürürken kasabanın sessizliği bile farklı geliyordu; sanki herkes bir fırtınanın yaklaştığını biliyor, nefesini tutuyordu. Barınağın arka tarafındaki depoda, gri saçlı adamın adamları toplanmıştı. Ellerinde silahlar, yüzlerinde o tanıdık gaddarlık. Kuzey, gölgeler arasından sızdı, sessizce ikisini etkisiz hale getirdi. Bıçakların parıltısı, boğuk nefesler, tahta zeminin gıcırdaması… her hare

