bc

Raslantının Böylesi

book_age18+
2.3K
TAKİP ET
15.5K
OKU
family
HE
fated
sporty
drama
sweet
office/work place
war
love at the first sight
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Tam yine itiraz edecektim ki, telefonu yüzüme kapattı. Öfkeyle bir iki saniye yüzüme kapanan telefona baktım. Tam telefonu çantama atacaktım ki, bana bir şey çarptı. Daha ne olduğunu anlayamadan, yere, popomun üzerine düştüm. Gül, "hih Zeynep" diye yanıma geldi ve kolumdan tuttu.

Gül beni ayağa kaldırırken, ne oldu öyle diye etrafımıza baktık, az önce bana çarpan şişman çocuk o kadar hızlı koşuyordu ki, gözlerime inanmadım. Arkasında iki uzun adam vardı ve ona yetişmeye çalışıyorlardı. Kumral uzun boylu olan,"lan bebe buraya gel! Seni bir yakalarsam var ya! Seni Kızılay'da ibret olsun diye çıplak gezdireceğim!" Diye bağırdı. Bir iki adım gerisinde olan diğer kumral adama döndü bu defa da, "lan Cüneyt, koşsana lan! Adam elimizden kaçarsa önce seni sikerim şerefsizim" diye kükredi. Cüneyt dediği o adam, yüzündeki piç gülümsemeyle "abi tamam ben biliyorum da! Neden şimdi durduk yere tüm Ankara'ya şerefsiz olduğunu ilan ettin?" Dedi. Şişman çocuk bu arada zikzak çizerek tekrar önümüzden geçti.

Kumral adam da "lan ben senin" diye arkasındaki adama bakarak koşmaya devam edince, bana çarptı.Onunla birlikte bir iki adım geriye sendeledim, dengemi kaybettim, tam düşecektim ki, o ikimizin de düşmesine engelledi; gözlerimi kapatıp çığlığı bastım.

Adam kulağımın dibinde, "bağırmasana be kadın kulağımın zarını patlattın!" Deyince kan beynime sıçradı! Sinirle gözlerimi açtım ve beni sıkı sıkıya tutan kollara baktım. "Sen de önüne bakarak yürüsene be adam! Senin yüzünden ikinci defa yeri boyluyordum" dedim.

Ama sinirle başımı kaldırıp onunla gözlerimiz buluştuğunda 'sen bana her gün böyle çarp canım ne olacak' dedim. Ama tâbi içimden söyledim bunu, bunları ona sesli söyleyip onun egosunu şişirmeye gerek yok, değil mi? Bu gördüğüm gözler gerçek miydi Allah'ım? Derin, ıssız, el değmemiş suyun beraklığında biz göz rengi olacağını söyleseler inanmazdım. Ama işte karşımda.Okyanus mavisi mi, yoksa lacivert mi gözleri? Ya burnunun üzerindeki bu çillere ne demeli, ay çok tatlı ama ya! Kalın alt dudağıda tam ağzıma layık diye düşünüyordum ki! Tövbe, tövbe ne saçmalıyorum ben ya, dedim ve onu ittim. Sıkı tutuşundan kurtulmak için kendimi geri çekilmeye çalıştım ama o izin vermedi.

"Böyle iyiydik! Neden gitmek için bu acele" dedi ve beni kendine biraz daha çekti.

"Bıraksana beni be adam!"

"İnsan aradığını bulunca bırakmamalı! Öyle değil mi?" Derken gözleri haylaz çocuklar gibi parladı. Gül yanımıza geldi ve beni onun tutuşundan kurtarmak için uğraştı ama adam zamk gibi yapışmış bırakmıyordu beni.

Gül bir yandan beni kurtarmak için uğraşırken, o diğer yandan beni bırakmamak için uğraşıyordu, ben de omuzlarımı bunu sen istedin dercesine silktim ve "günah benden gitti" dedim. Bana tepeden ukala şekilde bakarken, ne yapabilirsin ki dercesine kumral tek kaşını kaldırdığında yüzümdeki gülümseme genişledi.Gözlerimi ondan ayırmadan dizimi kaldırdım ve tüm gücümle dizimi bacak arasına vurdum.

"Lannnn," diye bağırarak bıraktı beni ve iki eliyle bacak arasını tuttu. O acıyla kıvranırken Gül yanıma geldi ve "senden korkulur Vallahi," dedi kıkırdayarak.

"Kes gülmeyi de gidelim," dedim ve Gül'ün koluna girdim. Tam birkaç adım atmıştık ki, onun acılı çıkan sesiyle ve sözleriyle donup kaldım.

"Lan... lan kadın! Eğer ileride çocuklarımız olmazsa tüm suç senin!"

Ünlem-Zeynep

Virgül- Songül

Nokta- Gül

Benimkilerin birbirine taktığı lakaplar bunlar🤭

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Bölüm 1
Kara kızım! Zeynep'im hadi kalk annem" diyen annemin sesini duyunca başımın altındaki yastığı alıp kulaklarımı kapattım. "Kızım işe geç kalıyorsun, teyzen işe gitti bile, hadi kalk." Bu yastıkları neden ses geçirmez yapmıyorlar ki be kardeşim... Oflayarak yatakta ters döndüm ve her zaman ki gibi "beş dakika daha anne ya," dedim. Tam kaldığım rüyaya geri dönüş yapıyordum ki, yastığım elimden çekildi. "Kalksana kız! Aaa! Teyzen aradı, seni bekliyor diyorum duymuyor musun beni?" Diyen annem an itibariyle gerçek yüzünü gösterdi. Ofllayarak üzerimdeki pikeyi kenara attım ve ayaklarımı sürüyerek banyoya girdim. Annemin arkamdan "babası kılıklı cevap da vermez," dediğini duydum ama yine de cevap vermedim. Anneme karşılık vermek mi? Tövbe deyin, Allah korusun! Bizim evde anneme karşılık vermek demek, bir hafta boyunca o verdiğiniz karşılığı misliyle almak demek olduğunu ben yirmi beş yıllık hayatımda yaşayarak öğrenmiş bir birey olarak susma hakkımı kullandım ve banyonun kapısını kapattım. Ha bu arada ben Zeynep. Zeynep Uyanık. Soyadın kadar uyanık mısın dediğinizi duyar gibiyim? Aslında bana göre uyanık biriyim ama anneme göre safın önde gideniyim, yani anlayacağınız, bu tartışmaya açık bir konu... Kalabalık bir ailem var ama babamlar sadece iki kardeş. Esas kalabalık olan anne tarafım, üç teyzem ve bir dayım var. Annem Birsen, teyzelerim Gülten, Nurten, bir de İkizler var Songül'le Soner. Songül'le Soner'e teyzem ve dayım dediğime bakmayın siz, onlar benden sadece iki yaş büyük... Bu...biraz karışık bir konu. Biliyorum, bu durum biraz tuhaf ama yapacak bir şey yok, olmuş bir kere. Bizim için her neyse de, Soner dayım için bu durum utanç verici, onun en utandığı taraf ise benim iki abimin ve teyzemin oğlu Orhan abinin ondan büyük olması. Timuçin, benim küçük abim, dayımdan beş yaş büyük, Atilla abim ise dayımdan yedi yaş büyük. Orhan abim yani Gülten teyzemin tek oğlu ise Soner dayımdan dört yaş büyük. Orhan abim şuan bizimle burada değil yurtdışında doktora yapıyor, o yüzden Soner dayım onu pek takmıyor ama abilerim sürekli gözünün önünde olduğundan ve ona sürekli laf soktuğundan onları dert ettiği çok oluyor... Allah'tan aynı binada değiller de kafamızı fazla ağrıtmyorlar! Abilerim evliler ve bizim bir sokak aşağımızda oturuyorlar. Atilla abim kendisini ülkenin en hızlı postacısı olduğunu iddia eden bir devlet memuru, Atilla abimin bir kızı var, Tuana, evimizin neşesi, benim tatlı küçük meleğim, dünyanın en tatlı varlığı, onu bir gün görmeyince nasıl da özlüyorum bir bilseniz. Gelelim Timuçin abime, o Soner dayımla birlikte bizim iki sokak ilerimizdeki Uzak Doğu dövüş sporları salonunu işletiyor. Timuçin ağabeyim de altı ay önce evlendi... Zaten ne geldiyse başıma o düğünde geldi. O gün anneannemin bir numaralı rakibesi Nuray teyze, anneanneme tepeden bir bakış attı "vallahi Saliha ne rahat bir kadınsın sen, oh! Evde bekâr kızın varken sen gittin torununu evlendirdin! Ay gerçi...sen de haklısın!" Anneannem hiddetle Nuray teyzeye döndü ve "neymiş benim haklı olduğum konu hemşire?" Nuray teyze zafer kazanan kumandan edasıyla anneanneme baktı, "geçen gün Lütfiye senin kıza görücü getirmiş! Senin kıza yaşlı demiş oğlanın anası! Lütfiye gitmeden önce bir de bu dairede kız var diye Zeynep'i göstermiş oğlanın anasına, duyduğuma göre Zeynep'i de beğenmemiş." Nuray teyze bunları bizim başımıza gelecekleri bile bile söylüyordu anneanneme tâbi.Sırf ona inat olsun diye. Alacağın olsun senin Nuray teyze! O gün annemle anneannem, bu senin hüsnü kuruntun hemşire dese de, o gece bile Nuray teyze duymadan alttan alta bize kısmet aramaya başladılar... Annem ertesi gün altın kızlar grubuna durumu anlatmıştı ve o günden beri altın kızlarla annem kafayı Songül teyzemle bana takmıştı. Size yalan olmasın, o günden beri, yani yaklaşık altı aydır, neredeyse her ay birini bulup karşımıza dikmişlerdi... Hayır yani o kadar kısmeti nereden buluyorlar onu da anlamış değilim. Eğer her gün eve giriş çıkış yapmasam 'bu binada iki bekar kız var diye' evin önüne pankart falan yapıp astıklarını sanacağım ama o da yok! Koskoca binada sizden başka kız mı yok canım dediğinizi de duyar gibiyim? Yok. Yeminle kız yok... Bizim bina aile apartmanı, en üst katta anneannemle biz karşılıklı oturuyoruz, alt katta Nurten teyzemle Gülten teyzem karşılıklı oturuyor. Nurten teyzem de bir yıllık evli ve şuan altı aylık hamile. Gülten teyzemin bir oğlu bir kızı var, Orhan abeyim İngiltere de mastır yapıyor, teyzemin kızı Sıla ise Ege üniversitesinde psikoloji bölümünde okuyor. Onların alt katında ise Songül teyzemle Soner dayımın daireleri var. Yani anlayacağınız babam ve eniştelerim bizim eve iç güvey olarak girmişler. Soner dayımla Songül teyzem hâlâ bekâr olduğu için anneannem ve dedemle bizim karşı dairemizde oturuyorlar. Onların dairelerinde kiracı vardı ama geçen ay Songül teyzemin kiracısının tayini çıktığı için o gitti.Soner dayımın dairesindeyse onun sporcu arkadaşları kalıyordu ama çocuklar müsabakalara katıldıkları için sürekli şehir dışındaydılar ara sıra eve uğruyorlardı. Giriş katımızdaysa teyzemle benim eczanemiz vardı, teyzemle birlikte orada çalışıyoruz... Kısa bir duş aldıktan sonra banyodaki rutin işlerimi hallettim ve siyah gür, kıvırcık saçlarımı taradım. Saçlarımı kurutma gereği görmedim çünkü hava çok sıcaktı, nasıl olsa birazdan kururdu. Odama geçtiğimde, annemin yatağımı düzeltmiş olduğunu gördüm. Ah bu kadının düzen tutkusu, kadın dağınık bir yer görmeye görsün anında orayı hemen düzeltiyordu. Annemin bu tutkusu iflah olmaz dercesine başımı salladım ve yatağımın yan tarafındaki gardıroba yöneldim. Gardıropdan rahat salaş pembe uçuş uçuş elbisemi çıkardım, bu sıcakta ancak bu elbise beni paklardı, bir de dolabın içindeki gizli çekmeceden beyaz dantelli iç çamaşır takımımı çıkardım. Diğer çekmeden de bandajlarımın arasından pembe fiyonklu bandajımı bulup aldım. Bu sıralar yani tutum bu ikiliydi, renk renk bandajlar ve dantelli iç çamaşırları. Tam da tahmin ettiğiniz gibi, kadın dediğin önce kendine güzel olmalı diyenlerdenim. Ben kimse için değil, kendime öz saygım için giyinip süslenenlerdenim... Elbisemi giyindim, siyah saçlarıma pembe fiyonklu bandajımı taktım. Sonra da en önemli kısma yani makyaja geçtim. Benim için bu dünyada iki tip kadın tipi vardır, birincisi makyaj olmasa da olurcular ve ikincisi makyajsız sokağa çıkmam abi diyenler. İşte ben o ikinci gruba dahil olanlardanım, hayatta sokağa rimel, göz kalemi, ruj, olmadan çıkmayanlardanım. Kahverengi gözlerime bolca kalem çektim, uzun kirpiklerim olduğu için şanslı olanlardanım zira bir kat rimel bile yetiyordu bana. Dudağıma da elbiseme uygun parlatıcı sürdüm, artık iş için hazırdım. Esmer tenime pembe de yakıştı hani deyip aynadaki aksime göz kırptım. Çıkmadan önce tâbi ki de iki fıs parfüm sıktım. Odamdan çıkınca L şeklindeki koridorumuzu geçtim. Benim odamın yanında banyo, banyonun karşında annemlerin odası vardı. Sağ tarafa döndüğümde ise mutfak, mutfağın yanında salon. Salonun karşında ise, oturma odası vardı. Banyo ve tuvalet ise oturma odasının yanında tam giriş kapısının yanındaydı. Şimdi oturma odası olan yer önceden abilerimin odasıydı. Mutfağa girdiğimde annem, anneannem, Gülten teyzem, Nurten teyzem, Nedret teyze, ve son olarak bu altın kızlar grubuna dahil olmayı başaran yengelerim Nilay'la Güliz vardı. Mutfağa adım attığım an onların fısır fısır konuşmaları kesildi. Amanın! Eyvahlar olsun! 'Bunlar yine kesin birinin başına çorap örüyor ya, hadi hayırlısı' dedim içimden, bir an içeri girmek ve arkama bakmadan kaçmak arasında tereddüt yaşadım, ki o an imdadıma telefonum yetişti. Arayan Songül teyzemdi. "Efendim teyze. Uyuya kalmışım kusura bakma." Songül teyzem. "Yok kuzum sorun değil. Zaten bugün çok yoğunluk yok, sen rahatça kahvaltını yap öyle gel."dedi. "Hımmm, çok mu kalabalık teyze! Yetişemiyor musun? Hemen geliyorum." "Kız kimse yok diyorum, ne kalabalığı? Acele etme!" "Tamam tamam teyzoş, hemen geliyorum," deyip telefonu kapatacağım sıra teyzemin köşeli olan jetonu sonunda düştü ve sızlanarak "yine mi ya?" Dedi. Ben de bizimkilere bakarak bezmişcesine, "maalesef", dedim. Telefonumu kapatıp çantama atarken bizimkiler pür dikkat beni izliyordu. "Hoş geldiniz Nedret teyze, kızlar," dedim, onların yanına gittim ve yanaklarından öptüm. "Kızım kahvaltı yapmadan gidilir mi hiç? Otur bir iki lokma bir şey ye önce, sonra Nedret teyzenin sana hayırlı haberleri var!" "Anne teyzem bekliyor, benim gitmem lazım." "Hemen şuraya otur, Zeynep Uyanık! Kaldırma beni ayağa! Sanki bilmiyorum ben kaçmak için numara yaptığını!" Deyince mecburen sandalyenin kıyısına oturdum. Annem bana yine Uyanık dediğine göre kaçmak için uydurduğum mazereti yemedi demektir. Kahretsin ya insanın kendinden daha zeki bir annesinin olması hiç iyi değil! Gelinler halime bıyık altından kıs kıs gülünce, onlara tek kaşımı havaya kaldırarak manidar bir bakış attım. Atilla abimin karısı Güliz yengemin yutkunduğuna yemin edebilirim ama ispatlayanam. Abimle Güliz yengem evlenmeden önce, on yıl boyunca sevgiliydiler ve o dönem tam da benim ergenlik dönemimdi. Ve o dönemde Güliz yengemle abimi paylaşmak konusunda pek iyi değildim. Tamam itiraf ediyorum, küçükken tam bir cadalozdum ve yengeme çok çektirdim, oldu mu? Oh be! Ama ne zaman iş resmiyete döndü. İşte o zaman Güliz yengemle aramız daha iyi olmaya başladı, onlar evlendikten sonraysa onun görümcesi değil de kardeşi olmaya özen gösterdim. Bu konuda en şanslı olan küçük abimin karısı Nilay'dı.O zaten abimle yeterince imtihan oluyor diye Güliz yengemle ben onunla fazla uğraşmıyorduk... Dudağım hafifçe yana kayınca, Güliz yengem gözlerini kısarak bana, sana bunun hesabını sorarım bakışı attı. Annem çayımı önüme koyarken "kara kızım. Zeynep'im hadi kahvaltını yap da konuşalım annem" dedi. Amanın! Annem yine bana kara kızım dediğine göre, kabak kesin benim başıma patlayacak... Oflayıp peynire uzandım ve zorlanarak da olsa biraz yemek yedim. Çayımdan son yudumumu aldığımda, annemle Nedret teyze birbirine baktı, annem daha fazla kendini tutamadı ve söze başladı. "Zeynep'im kara kuzum! Gül'ün ilkokul öğretmeni Handan hanımı hatırlıyor musun?" Annemden kurtulmanın en iyi yolun kısa ve öz yanıtlar vermek olduğunu babamdan öğrenmiştim. O yüzden "hayır anne. Kaç yıl geçti nereden hatırlayayım?" dedim. Gül, Nedret teyzenin kızıydı ve benim çocukluk arkadaşımdı. "Handan Hanım geçen gün seni Nedret teyzenlerde görmüş. O da oğlu Uğur için kız arıyormuş! Handan Hanım, Nedret teyzene erkek arkadaşın olup olmadığını sormuş. Nedret teyzende olmadığını söyleyince, kadın illa oğlu ile bir buluşma ayarlayalım diye tutturmuş." İyi de, bu Handan hoca beni nerede, nasıl görmüş, peki o beni görürken ben onu neden görmemişim? Ha bu arada annemin bana bunları söylerken unuttuğu bir konu vardı, ben bir haftadır Gül'e kızgındım, onunla konuşmuyordum ve onlara gitmiyordum! Bunun sebebi ise o tombul balinanın sevgilim dediği o şerefsiz Hakan yüzündendi!.. Bizimkilere baktım ve "eeee" dedim tüm iticiliğimle. "Yarın öğlen Kızılay da senin sevdiğin şu pastane var ya hani! Hah işte orada, saat iki de seni bekliyorlar" dedi annem bir çırpıda. Karşımda oturan orta yaşlı hâlime yani anneme baktım önce, sonra da onun yanında oturan yaşlılık hâlime -anneanneme- baktım. Anneannem ben ona bakınca başındaki namaz örtüsünü düzeltti ve yüzünde asla ona hayır diyemeyeceğim o mahsun bakışı takındı. "Yalnız anne, ben Nedret teyzelere bir haftadır gitmiyorum. Handan dediğin o kadın beni nasıl görmüş olabilir ki?" Annemin kara gözleri daha da karardı. Eğer Nedret teyze sakin ol, diye onun kolunu tutmasaydı, masanın üzerinden bana doğru uçacaktı. Nedret teyze "sakin ol sen komşum," diye annemin kolunu tutarak bana döndü. "Zeynep demek ki Gül'le küstükleri gün bize geldiğini unutmuş Birsen. Sen o gün bize gelip Gül'den aldığın ödünç kitapları geri verirken, Handan Hanımla biz mutfaktan salona geçiyorduk, o arada Handan hanım seni gördü ve bu kız kim diye bana sordu? Vallahi bu defa ben de en az senin kadar şaşkınım Zeynep! İlk defa biz, bizde bekâr kız var demeden o sordu senin bekâr olup olmadığını!" "Yani sen diyorsun ki Nedret teyze, o kadın beni toplam bir veya iki dakika gördü ve o iki dakikada gelini olmama karar verdi? Öyle mi?" "Babanla ilk randevuma çıktığımda, o da beni sadece bir dakika gördü ve bana şöyle dedi. 'Birsen sen kesinlikle evleneceğim kadınsın' dedi." "Otuz beş yıl önce verdiğim o karardan hiç pişman olmadım," diyerek babam mutfağa giriş yaptı. Annemin yanağına küçük bir buse kondurdu ve ocağın üzerindeki demlikten çayını doldurmaya gitti. Babamın bu iltifatından sonra annemin yanakları bir genç kız gibi kızardı.Ah hadi ama kaç yıllık evlisiniz hâlâ mı yanakların kızarıyor anne dememek için kendimi zor tuttum. Yengelerime baktığımda babamla anneme gözlerinden kalpler çıkarak baktığını gördüm. "Bu arada unutmadan Hanım! Akşama Mehmet'ler gelecek haberin olsun," diyen babam geldiği gibi oturma odasına geri döndü. Mehmet amcam babamın tek kardeşiydi. Zuhal yengem, kızları İrem ile Buse'yle normalde Almanya'da yaşıyorlardı ama iki hafta önce Türkiye'ye gezmeye gelmişler ve bizde iki gün kalıp Antalya'ya tatile gitmişlerdi. Annem babamın arkasından "bu şimdi mi söylenir Hamit? İnsan daha önce haber verir," dedi ama babam çoktan koltuğuna kurulmuş kitabına gömülmüştü bile. Babam yıllar önce bir tanıdık vasıtasıyla kütüphanede temizlikçi olarak işe başladığında ilkokul mezunu bir adammış. Kütüphanedeki dünya babamı öyle bir kendine çekmiş ki, kırk yaşına geldiğinde iki üniversite bitirmişti babam. Onun kep atma törenine ailecek gittiğimizde onun gözlerinde gördüğüm gurur gerçekten görülmeye değerdi. Şuan emeklilik döneminde de boş durmuyor kitap düzenlemesi ve çevirmenlik yapıyordu. "Beni dinliyor musun Zeynep?" Diyen annemin sesiyle irkildim ve "evet anne," dedim. Ama annem bana hiç de inanmış gibi değildi. "Handan Hanım'ın oğlu komisermiş! Elvankent'e yeni atanmış, annesi göreve başlamadan önce seninle tanışmasını istiyormuş." "Benim şuan evlenmek gibi bir niyetim yok anne. Evlenmeden önce yapmak istediğim şeyler var. Yani o yüzden diyorum ki, bu sevdadan vaz mı geçseniz?" Annemle Nedret teyze aynı anda "hayır, olmaz" deyince oflayarak yerime sindim. "Benim güzel torunum, ben de ölmeden sizin mürvetinizi görmek istiyorum. Orhan'ın zaten kız arkadaşı var, bu sene okulunu bitirince hemen düğünlerini yapacağız. Aynı performansı sen ve Songül'den de bekledik ama nerede? Baktık ki sizde o beceri yok, mecburen biz de olaya el attık. Bu iş artık biz de! Sen ve Songül baş göz olana kadar çalışmaya devam edeceğiz." Anında savunma ve satışa geçtim. "Niye ben? Neden önce Songül teyzem değilde ben? Sonuçta o benden büyük önce ona bulun kocayı. Allah Allah!" dedim. "Anneannenle düzgün konuş! Yoksa terlik geliyor küçük Hanım! Hem ayrıca senin önce buluşacağını kim söyledi! Bugün Songül buluşacak, yarın da sen." "Bir dakika, bir dakika ya! Teyzem benim görüşeceğim çocukla mı buluşacak bugün?" "Aptal aptal konuşma kız, öyle şey mi olur? Songül bugün Huriye'nin oğlu Yılmaz'la buluşacak!" "Yılmaz abiyle mi? Peki bundan Timuçin abimle Soner dayımın haberi var mı?" Dedim tek kaşımı kaldırarak. Yılmaz abi, Soner dayımla abimin bir numaralı rakibiydi, bu da yetmezmiş gibi bir de karşılıklı spor salonu işletiyorlardı. Rakip olmalarının sebebi ise daha gençken Yılmaz abinin onları Türkiye gençler Tekvando da ve Judo da mağlup etmesiydi. Onlar da Yılmaz abiden intikamını boks ve aikido da almışlardı. Bizimkiler on sekiz yaş üstü yetişkin ve sporculara ders veriyordu ama Yılmaz abi bizimkilerin aksine çocuklarla çalışıyordu. Bir an Songül teyzemle Yılmaz abiyi birlikte düşündüm. Yılmaz abi iri yarı, atletik kocaman bir adamdı. Bir seksen beşin üzerinde boyuyla, esmer kara yağız Ankara bebesiydi. Teyzem ise buğday tenli, bir elli beş boyuyla çıtı pıtı bir kadındı. Bu nasıl olabilir ki? İkisi yan yana nokta ile virgül gibi dururlar ama ya... "Onlara da ne oluyormuş canım? Huriye söyledi uzun süredir Yılmaz'ın gönlü Songül'deymiş.'Senin kızdan iyisini mi bulacağım komşum?' diye geçen gün geldi konuştu benimle Huriye. İki gün önce de teyzene söyledim Yılmaz'ı, biraz mırın kırın etti ama sonunda kabul etti." Diyen anneanneme sana inanamıyorum der gibi baktım. "Size inanmıyorum, zorladın değil mi kızı? Ne yaptınız, yoksa tehdit mi ettiniz? Pes yani!" Dedim ve yerimden kalktım. "Ben artık bu saçmalıklarla uğraşmak istemiyorum ve bilginiz olsun diye söylüyorum, ben o görüşmeye kesinlikle ama kesinlikle gitmeyeceğim!.. Umarım fikirlerime saygı duyarsınız ve bu evlilik faslını burada bugün kapatırsınız!" Bu nedir kardeşim ya, illa herkes otuzundan önce evlenecek diye bir kural vardı da benim mi haberim yoktu? Benim hayatıma dair planlarım vardı ve o planları ertelemek gibi de bir niyetim yoktu. Bu yaz tatilinde iki haftamı Ege de geçirecektim, sonra ki iki haftamı da Karadeniz'de geçirmeyi planlıyordum. Seneye de doğuyu gezecek ve böylece Türkiye turunu bitirecektim. Sonra da ver elini Avrupa. Yani sizin anlayacağınız benim bizimkilerden çok farklı planlarım vardı ve ben ne pahasına olursa olsun o planları uygulayacaktım... Eczaneye girdiğimde, teyzem her gün tansiyonunu ölçtürmeye gelen Satı teyzenin tansiyonunu ölçüyordu. Tezgahın arkasına geçtim ve beyaz önlüğümü giydim. "Bugün tansiyonun daha iyi Satı teyze, doktorun istediği takibi tamamladık." "Hay Allah razı olsun kızım. Bugün doktor randevum var. Doktordan sonra yine gelirim. Bakalım yine ilaçları değiştirecek mi?" "Tamam teyzem, yine bekleriz." Satı teyze gidince teyzemle baş başa kaldık. Ona imalı imalı bakıp "demek Yılmaz abi ha" dedim. "Hiç o konuyu açma Zeynep! Ben hâlâ o çam yarmasıyla buluşmayı nasıl kabul ettim bilmiyorum!" "Neden, sen buluşmayı kabul ederken bedenini Yeliz mi ele geçirmişti? İnsan randevuyu kabul ettiğini hatırlamaz mı ayol?" Dedim gülerek... Ha bu arada Yeliz, Yılmaz abinin belalısı, Yılmaz abi nerede Yeliz orada. Nereden, nasıl haber alıyor bilmiyorum ama her zaman Yılmaz abiyi gölge gibi takip ediyor kız. "Ay o konuyu hiç açma! Zaten Yılmaz'la buluşmaya ayağım gitmiyor, bir de o takıntılı manyağı düşünürsem hiç gidemem." "Madem durum bu kadar vahim neden o zaman buluşmayı kabul ettin teyze? Kabul etmeseydin ya?" "Ablam sana ayarladığı randevuyu ne zaman söyledi, bugün mü?" Evet dercesine başımı salladım. Teyzem kötü karakter gülüşü yaptı ve arkadaki depoya giderken, "o zaman seninle yarın konuşalım gülüm!" Değince tırsmadım değil! Teyzem gözden kaybolur kaybolmaz eczanenin kapısı hızla açıldı. İçeriye Soner dayımla Timuçin abim girmedi, resmen daldı. "Songül nerede Zeynep?" Diyen dayıma bakarken sesli şekilde yutkundum. Tam ben cevap vereceğim sırada elinde eksik listesiyle ve konuşarak teyzem geldi. "Zeynep gülüm, ecza deposunu ara, insülin ve tansiyon ilaçları siparişi ver isimleri burada," diyen teyzeme kaş göz işareti ile dayımları gösterdim. Teyzem gayet rahat bir tavırla saldalyesine oturdu ve dayımla, Timuçin abime baktı. "Hoş geldiniz gençler! Hayırdır hangi rüzgar attı sizi buraya?" "Annemin söyledikleri doğru mu Songül? Sen o Yılmaz denen bebeyle mi buluşacaksın bugün?" "Hayır yani bir şeyi iki defa tekrar etmeyince algı sorunu mu yaşıyorsun Soner? Annem sana anlatmış işte, neden tekrar bana sorup teyit etme gereği duyuyorsun anlamadım?" "Benim duyduklarımı sen de duydun mu la Timuçin!?" "Duymam mı, la dayı, duydum!" "Bana bak Songül! O bebeyle buluşmak falan yok! Çıkar o buluşmayı aklından, yoksa o bebe elimde kalır!" "Valla Soner'ciğim sen git anneme, ben Songül'ün Yılmaz'la buluşmasını istemiyorum de. Eğer o bunu kabul ederse benim için hava hoş. Zaten ben de o çam yarmasıyla buluşmaya meraklı değilim!" Dayımla Timuçin abim biran şaşkınlıkla birbirlerine baktı. Sonra Soner dayım tereddütle teyzeme "sen Yılmaz'la buluşmayı istemiyor musun?" Teyzem bir an bile düşünmeden "hayır" dedi. Tâbi bu cevap dayımı daha da çıldırttı. "O zaman buluşmayı ne diye kabul ettim kızım?" Teyzem tek kaşını havalı bir şekilde kaldırdı - Seda Sayan mübarek.- "Sen geçen hafta sidikli dediğin Nazan'la buluşmayı neden kabul ettiysen o yüzden Soner!" "Nazan bir kere iyi kız! Eli yüzü de düzgün, okumuş, kültürlü! Üstelik o lafı ben ona küçükken söylüyordum! O dediğim geçmişte kaldı," diyen dayım olamazdı değil mi? Daha geçen haftaya kadar Nazan'ı görünce yönünü değiştiren dayıma ne olmuştu da yüz seksen derece fikrini değiştirmişti? "Annem sana Nazan'ı bile iyi göstermeyi başardı ya, onu ayakta alkışlıyorum!" Dayım teyzem konuşurken şaşkınca gözlerini kırpmadan ona baktı... "Cidden lann! Ben gerçekten o sidikliyle nasıl buluştum?" Diyen dayım aydınlanma yaşarken, teyzemle abim onun hâline gülüyordu. Bense annemlerin ikna kabiliyetinden ufak ufak tırsmaya başlamıştım. Ya annem dediği yapıp yarın beni o buluşmaya gönderirse?! Eyvah eyvah!..

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Ağanın Sözde Karısı

read
66.5K
bc

HÜKÜM

read
226.5K
bc

AŞKLA BERDEL

read
81.6K
bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
47.1K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
532.3K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
25.1K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook