Raslantının BöylesiGüncellenme zamanı Dec 13, 2025, 21:43
Tam yine itiraz edecektim ki, telefonu yüzüme kapattı. Öfkeyle bir iki saniye yüzüme kapanan telefona baktım. Tam telefonu çantama atacaktım ki, bana bir şey çarptı. Daha ne olduğunu anlayamadan, yere, popomun üzerine düştüm. Gül, "hih Zeynep" diye yanıma geldi ve kolumdan tuttu.
Gül beni ayağa kaldırırken, ne oldu öyle diye etrafımıza baktık, az önce bana çarpan şişman çocuk o kadar hızlı koşuyordu ki, gözlerime inanmadım. Arkasında iki uzun adam vardı ve ona yetişmeye çalışıyorlardı. Kumral uzun boylu olan,"lan bebe buraya gel! Seni bir yakalarsam var ya! Seni Kızılay'da ibret olsun diye çıplak gezdireceğim!" Diye bağırdı. Bir iki adım gerisinde olan diğer kumral adama döndü bu defa da, "lan Cüneyt, koşsana lan! Adam elimizden kaçarsa önce seni sikerim şerefsizim" diye kükredi. Cüneyt dediği o adam, yüzündeki piç gülümsemeyle "abi tamam ben biliyorum da! Neden şimdi durduk yere tüm Ankara'ya şerefsiz olduğunu ilan ettin?" Dedi. Şişman çocuk bu arada zikzak çizerek tekrar önümüzden geçti.
Kumral adam da "lan ben senin" diye arkasındaki adama bakarak koşmaya devam edince, bana çarptı.Onunla birlikte bir iki adım geriye sendeledim, dengemi kaybettim, tam düşecektim ki, o ikimizin de düşmesine engelledi; gözlerimi kapatıp çığlığı bastım.
Adam kulağımın dibinde, "bağırmasana be kadın kulağımın zarını patlattın!" Deyince kan beynime sıçradı! Sinirle gözlerimi açtım ve beni sıkı sıkıya tutan kollara baktım. "Sen de önüne bakarak yürüsene be adam! Senin yüzünden ikinci defa yeri boyluyordum" dedim.
Ama sinirle başımı kaldırıp onunla gözlerimiz buluştuğunda 'sen bana her gün böyle çarp canım ne olacak' dedim. Ama tâbi içimden söyledim bunu, bunları ona sesli söyleyip onun egosunu şişirmeye gerek yok, değil mi? Bu gördüğüm gözler gerçek miydi Allah'ım? Derin, ıssız, el değmemiş suyun beraklığında biz göz rengi olacağını söyleseler inanmazdım. Ama işte karşımda.Okyanus mavisi mi, yoksa lacivert mi gözleri? Ya burnunun üzerindeki bu çillere ne demeli, ay çok tatlı ama ya! Kalın alt dudağıda tam ağzıma layık diye düşünüyordum ki! Tövbe, tövbe ne saçmalıyorum ben ya, dedim ve onu ittim. Sıkı tutuşundan kurtulmak için kendimi geri çekilmeye çalıştım ama o izin vermedi.
"Böyle iyiydik! Neden gitmek için bu acele" dedi ve beni kendine biraz daha çekti.
"Bıraksana beni be adam!"
"İnsan aradığını bulunca bırakmamalı! Öyle değil mi?" Derken gözleri haylaz çocuklar gibi parladı. Gül yanımıza geldi ve beni onun tutuşundan kurtarmak için uğraştı ama adam zamk gibi yapışmış bırakmıyordu beni.
Gül bir yandan beni kurtarmak için uğraşırken, o diğer yandan beni bırakmamak için uğraşıyordu, ben de omuzlarımı bunu sen istedin dercesine silktim ve "günah benden gitti" dedim. Bana tepeden ukala şekilde bakarken, ne yapabilirsin ki dercesine kumral tek kaşını kaldırdığında yüzümdeki gülümseme genişledi.Gözlerimi ondan ayırmadan dizimi kaldırdım ve tüm gücümle dizimi bacak arasına vurdum.
"Lannnn," diye bağırarak bıraktı beni ve iki eliyle bacak arasını tuttu. O acıyla kıvranırken Gül yanıma geldi ve "senden korkulur Vallahi," dedi kıkırdayarak.
"Kes gülmeyi de gidelim," dedim ve Gül'ün koluna girdim. Tam birkaç adım atmıştık ki, onun acılı çıkan sesiyle ve sözleriyle donup kaldım.
"Lan... lan kadın! Eğer ileride çocuklarımız olmazsa tüm suç senin!"
Ünlem-Zeynep
Virgül- Songül
Nokta- Gül
Benimkilerin birbirine taktığı lakaplar bunlar🤭