Hikayesi Bir sevimli penguen
author-avatar

Bir sevimli penguen

HAKKINDAquote
Okumak benim için vazgeçilmez bir tutku, yazmak ise yeni başladığım serüven dolu maceram, bu yazma serüveni beni nereye götürür, anlattığım hikâyelerde kimlerin hayatlarına dokunurum bilmiyorum ama bu serüvenin beni nereye götüreceği yeri inanın merak ediyorum... Sosyal medya hesabım: Birsevimlipenguen  Kullanım Kodu - 1
bc
Kayıp Vâris Mühür (Mafya serisi)
Güncellenme zamanı Jan 4, 2026, 11:35
Her şey soğuk bir akşamda başladı, ürkek adımları karanlık ıssız sokakta hızlanırken içimden bir ürterti geçti. Hani bazen insanın içine garip bir his doğar ya, işte aynen öyle bir his doğdu genç kızın içine, adımları boş sokakta yankılandı. Tereddüt etse de içindeki o garip hisse daha fazla direnemedi ve omzunun üzerinden boş sokağa baktı; bir yanıp bir sönen sokak lambasının altında, kartonun üzerinde yatan köpekten ve daha ilerideki gece kondunun duvar dibinde sızıp kalmış ayyaştan başka kimse yoktu boş sokakta. Adımlarını hızlandırırken "dün gece o aptal korku filmini izlemeyecektim" diye mırıldandı. Geçen hafta yıkım için boşaltılmış apartmanın önünde geçerken tüyleri diken diken oldu. Sıklaşan nefesine lanet ederek hızlı yürümekten hafif koşmaya geçti ve hemen ardından boş sokakta onun adım seslerinden başka sesler yankılanmaya başladı. İçine korku dolu titrek bir nefes çekerken bir kez daha omzunun üzerinden arkasına baktı; siyah gömlek ve pantolon giymiş iki izbandut gibi adam onun gibi adımlarını hızlandırmış peşinden geliyordu. Adamları gördüğü an genç kızın adımları birbirine dolandı ama düşmeden önce kendini toparladı ve koşmaya başladı... Koşmaktan ciğerleri yandı, cılız bacakları onu taşımakta zorlandı ama o yine de koştu. Geçtiği her ara sokakta yardım edin diye bağırdı ama kentsel dönüşümün için boşaltılmış sokakta o ve o lanet adamlardan başka kimse yoktu. Tam umudunu kaybetmeye başladığı an, ana caddeyi ve bir ışık hüzmesi gibi akıp giden arabaları gördü. Artık kalmadı dediği umudu yeniden alevlendi. İçindeki umutla adımlarını hızlandırdı ama bir tuhaflık vardı sanki! Onun sığ nefeslerinden ve adım seslerinden başka bir ses yoktu artık boş sokakta. Şaşkınlıkla adımları yavaşladı ama ne olur ne olmaz diye yine de tam olarak durmadı. Omzunun üzerinden bir kez daha arkasına baktığında sokakta ondan başka kimse olmadığını gördü. Şaşkınlıktan adımları birbirine dolandı tam düşmek üzereyken son anda dengesini sağladı. İçene çektiği titrek nefesle ana caddeye döndüğü sıra bir el sıkıca saçına yapıştı. Saçlarını dibinden koparmak istercesine çeken adam çığlık atmasını engellemek için diğer eliyle ağzını sıkıca kapattı... "Şşşt sessiz ol küçük sıçan!" Dedi dili dolanarak. Kız adamın elinden kurtulmak için debenlendi ama bu çaba beyhude bir çabaydı. Onu sıkı sıkıya tutan adam hem ondan biraz daha uzun, hem de daha güçlüydü. Onu sıkıca tutan adam, "abi bu kızın o olduğuna emin misin" diye sordu. "Dün onu çalıştığı kafede gördüm, aradığımız dövmenin aynısı vardı onda. Sen onu sıkıca tut, ben de o mu değil mi diye yakından bakayım dövmesine" dedi karşına geçen dazlak adam. Kız direndi, boynunda tam saç diplerinin yakınındaki dövmeyi göstermemek için çok uğraştı ama bu adamlar çok güçlüydü. Adam var gücüyle kızın ensesine bastırdı ve bir an sonra "galiba Kudret Arslan'ın kayıp varisini bulduk" dedi...
like
bc
Raslantının Böylesi
Güncellenme zamanı Dec 13, 2025, 21:43
Tam yine itiraz edecektim ki, telefonu yüzüme kapattı. Öfkeyle bir iki saniye yüzüme kapanan telefona baktım. Tam telefonu çantama atacaktım ki, bana bir şey çarptı. Daha ne olduğunu anlayamadan, yere, popomun üzerine düştüm. Gül, "hih Zeynep" diye yanıma geldi ve kolumdan tuttu. Gül beni ayağa kaldırırken, ne oldu öyle diye etrafımıza baktık, az önce bana çarpan şişman çocuk o kadar hızlı koşuyordu ki, gözlerime inanmadım. Arkasında iki uzun adam vardı ve ona yetişmeye çalışıyorlardı. Kumral uzun boylu olan,"lan bebe buraya gel! Seni bir yakalarsam var ya! Seni Kızılay'da ibret olsun diye çıplak gezdireceğim!" Diye bağırdı. Bir iki adım gerisinde olan diğer kumral adama döndü bu defa da, "lan Cüneyt, koşsana lan! Adam elimizden kaçarsa önce seni sikerim şerefsizim" diye kükredi. Cüneyt dediği o adam, yüzündeki piç gülümsemeyle "abi tamam ben biliyorum da! Neden şimdi durduk yere tüm Ankara'ya şerefsiz olduğunu ilan ettin?" Dedi. Şişman çocuk bu arada zikzak çizerek tekrar önümüzden geçti. Kumral adam da "lan ben senin" diye arkasındaki adama bakarak koşmaya devam edince, bana çarptı.Onunla birlikte bir iki adım geriye sendeledim, dengemi kaybettim, tam düşecektim ki, o ikimizin de düşmesine engelledi; gözlerimi kapatıp çığlığı bastım. Adam kulağımın dibinde, "bağırmasana be kadın kulağımın zarını patlattın!" Deyince kan beynime sıçradı! Sinirle gözlerimi açtım ve beni sıkı sıkıya tutan kollara baktım. "Sen de önüne bakarak yürüsene be adam! Senin yüzünden ikinci defa yeri boyluyordum" dedim. Ama sinirle başımı kaldırıp onunla gözlerimiz buluştuğunda 'sen bana her gün böyle çarp canım ne olacak' dedim. Ama tâbi içimden söyledim bunu, bunları ona sesli söyleyip onun egosunu şişirmeye gerek yok, değil mi? Bu gördüğüm gözler gerçek miydi Allah'ım? Derin, ıssız, el değmemiş suyun beraklığında biz göz rengi olacağını söyleseler inanmazdım. Ama işte karşımda.Okyanus mavisi mi, yoksa lacivert mi gözleri? Ya burnunun üzerindeki bu çillere ne demeli, ay çok tatlı ama ya! Kalın alt dudağıda tam ağzıma layık diye düşünüyordum ki! Tövbe, tövbe ne saçmalıyorum ben ya, dedim ve onu ittim. Sıkı tutuşundan kurtulmak için kendimi geri çekilmeye çalıştım ama o izin vermedi. "Böyle iyiydik! Neden gitmek için bu acele" dedi ve beni kendine biraz daha çekti. "Bıraksana beni be adam!" "İnsan aradığını bulunca bırakmamalı! Öyle değil mi?" Derken gözleri haylaz çocuklar gibi parladı. Gül yanımıza geldi ve beni onun tutuşundan kurtarmak için uğraştı ama adam zamk gibi yapışmış bırakmıyordu beni. Gül bir yandan beni kurtarmak için uğraşırken, o diğer yandan beni bırakmamak için uğraşıyordu, ben de omuzlarımı bunu sen istedin dercesine silktim ve "günah benden gitti" dedim. Bana tepeden ukala şekilde bakarken, ne yapabilirsin ki dercesine kumral tek kaşını kaldırdığında yüzümdeki gülümseme genişledi.Gözlerimi ondan ayırmadan dizimi kaldırdım ve tüm gücümle dizimi bacak arasına vurdum. "Lannnn," diye bağırarak bıraktı beni ve iki eliyle bacak arasını tuttu. O acıyla kıvranırken Gül yanıma geldi ve "senden korkulur Vallahi," dedi kıkırdayarak. "Kes gülmeyi de gidelim," dedim ve Gül'ün koluna girdim. Tam birkaç adım atmıştık ki, onun acılı çıkan sesiyle ve sözleriyle donup kaldım. "Lan... lan kadın! Eğer ileride çocuklarımız olmazsa tüm suç senin!" Ünlem-Zeynep Virgül- Songül Nokta- Gül Benimkilerin birbirine taktığı lakaplar bunlar🤭
like
bc
Yollarım Sana Çıktı
Güncellenme zamanı Dec 4, 2025, 12:19
Başımı yerden kaldırıp kalbimi kıranlara kırıldığımı göstermeyecek güçlü olacaktım. Güçlü ol dedim kendime, güçlü ol. Yüzümdeki sahte gülümseyle oturduğum yerde dikleştim ve "hayırlı olsun abi," dedim. Bundan sonra ne diyebilirdim ki? O artık benim için, "abi" olacaktı daha doğrusu olmak zorundaydı. Zaten benim karşıma elinden tuttuğu kızla geldikten sonra başka ne olabilirdi ki?
like