Gece otele döndüğümüzde ikimizde diyemeyeceğim kusura bakmayın, çünkü Uğur yine gayet fit ve dinçti ama kendim için bunu diyemem, o kadar yol yürümek, üstüne arabada yol gitmek, o da yetmezmiş gibi bir de yüzmek pertimi çıkarmıştı. Uğur "hemen odaya çıkmak mı istersin, yoksa bir şeyler mi içelim" dediğinde başımı kaldırıp ona baktım, safirleri bana gitme kal der gibi bakıyordu ya da bana öyle geldi bilmiyorum ama birden "bir yorgunluk kahvesine hayır demem" dedim ona gülümseyerek. O da gülümsememin yansımasını yolladı bana, elimden tuttu ve otelin kafesine yönlendirdi. Kafeye girdiğimizde denizin havuzla birleştiği manzarayı en iyi gören masaya yönlendirdi beni. Yerimize otururken garsonu yanımıza çağırdı. Onunla bol köpüklü kahverimizi içerken dün sabah olanlar dışında her şeyden konuştu

