41. BÖLÜM: TAŞIN HATIRLADIĞI ŞEY Avlu boşaldığında, gece olduğu gibi kalmadı. İnsan gitti ama sözler gitmedi. Taşlar hâlâ Cihan’ın sesini tutuyordu. Duvarlar Sahra’nın titreyen kararlılığını. Hava… Devran’ın tek nefeslik sessizliğini. Kapı usulca kapandığında, içeriye karanlıktan başka bir şey girdi: Yorgunluk. Ama bu, bedenin yorgunluğu değildi. Bu, ruhun kanamasıydı. Devran, kapının eşiğinde bir süre öylece durdu. Ayakkabısını çıkarmadı. Ceketini asmadı. Sanki hâlâ dışarıdaydı. Sanki biri “yanarsın” diyecek, o da cevap verecekti. Yanmadığını ispatlamak ister gibi… Sahra, sedirin kenarına oturmuştu. Elleri dizlerinde birleşmişti. Ama parmakları birbirini tutmuyordu. Sadece yan yana duruyorlardı. Beden buradaydı. Ama kalbi hâlâ avludaydı. Devran, ağır adımlarla ona do

