Tanıtım/ Belamı Buldum
Gelecekten bir kesit …
Zenan bedenini divanın yumuşak yastıklarına yaymış, başını geriye bırakmıştı. Dudakları aralıktı; göğsü kalkıyor, sonra geri iniyordu. Eli kadınlığına gidip gitmemek konusunda tereddütte bacaklarında geziyordu. Uylukları huzursuzca titretiyordu. Orası sızlıyor olmalıydı. Kimse olmasa onu ben rahatlatmayı dilerdim! Ama buna cesaretim yoktu ne yazık ki…Henüz her şey için erkendi.
…
Lakabım keçi . Keçi gibi inatçı ve çeviğim. Hiç bir zorluk beni yıldıramaz . Ben kalleşçe öldürülen şehit bir babanın asker kızıyım.
Bir aşk kimsesiz bir askerin buz kesmiş kalbini çözebilir mi? Orasını ileri de göreceğiz.
…
Gece puslu …
Ölüm sessizliği çökmüş karanlığın soğukluğu nefesimi beyaz bir buğuya dönüştürüyor.
Karlı ağaçların dallarında öten baykuş seslerinden başka hiç bir şey yok.
Ormandayız. Keşfe gönderildik. Buraya geldim geleli hiç bir aksiyon yok. Artık sıkılmaya başladım. Ben asker olmayı hiç böyle hayal etmemiştim …
Bu uğursuz orman unutulmuş . Burda hiç bir şey bulmayı ummuyordum.Neden böyle boş bir göreve gönderilmiştik ki sanki. Karanlığın gizlediği tehlikeyi henüz keşfetmemiş olmanın verdiği rahatlıkla konuşuyordum.
Gözlerimi kısıp dürbünle rastgele etrafı gözetliyorum.Belki ekipten birilerini görebilirim; bu sefer onların sulu şakalarına maruz kalmak istemiyorum .
Ekip ortak kararla beni ormanın tam ortasında bıraktı. Biraz dinlenmemi istemişler. Zaten görünürde bir saattir boş boş takılıyorduk . Benim için farketmezdi.
Beni düşündüklerinden değil de erkek erkeğe takılırken benim yanımda rahatça konuşamıyorlarmış! Her zaman yaptıkları bir şeydi…Ki artık alışmıştım …
Birazdan dönecekler diye umuyorum. Çünkü karnım açıkmış,sırtıma ensemden giren soğuk hava artık iyiden iyiye şiddetini artırmaya başlamıştı.
Belki de her zamanki gibi beni alaya alıp bir yerlerden beni gözetliyorlardır. Karınlarını tutarak gülüyor olmaları yüksek ihtimal.
Korkutacakları son kişi bendim.
Onların bu hallerine alıştım. Artık kızmıyorum. Bu dağ başında benden başka eğlenceleri yok.Birazdan keçi gibi meleyip bir yerlerden karşıma fırlayacaklar biliyorum.
Lakabım keçi demiştim . Çünkü sarp kayalık yerlerde hepsinden hızlı ve cesur yürüyebiliyorum. Ve tabi her görevde ben de bulunacağım diye bir inatlaşma huyum var.
“ Biz ağırlığımızı kaldıramıyoruz da ondan…Sen 50 kiloyla keçi gibi atlaya zıplaya gidiyorsun.”
Bu sözleri çok duydum . Ama sadece beni kıskandıklarını düşünüyorum. Beni alaya alamadıkları tek konu çevikliğim. Ve ben bununla gurur duyuyorum.
“ O koca kıçınızı kaldıramıyorsanız bu benim suçum değil …” diye cevap vermekten zevk alıyorum.
…
Kulağıma çalınan bir sesle dürbünüm aniden o yöne çevrildi. Bizimkilerden biri olduğunu tahmin ediyorum.
“ Ağhh!”
“Hadi ama …Benimle oyun oynamayı bırakın! Burda dondum. Soğuk şakalarınıza karargahta devam edersiniz.”
Fakat sesime herhangi bir cevap yok.
“Peki kal orda, seni koca totondan vuracağım asker!”
Kalbimin atış hızına rağmen cesurca sese doğru yöneldim.Dallar ve yapraklarla örtülmüş bir yığın gördüm. Bir adım geriye atıp durdum. Bizimkiler bu kadar aptalca gizlenmiş olamazlar diye aklımdan geçirdim.Ama yine de hataya düşmemek için sesime alaycı bir ton yansıtarak sordum:
“ Gerçekten mi? Oraya saklanıp beni mi korkutacaktın asker?! Çık yoksa toton elden gidecek!”
“ Ağhh …ahh…”
Bu sesleri daha önceden duymuştum. Ok gibi gerilip kendimi bir adım geriye attım. Burda biri can çekişiyor gibi sesler çıkarıyordu. Ama temkinli olmak zorundaydım. Pusu olabilirdi.
“ Kim var orda?! Kendini göster!Yaralı mısın ?”
Ağzıma kapanan barut kokulu kocaman parmaklar ile gözlerim korkuyla açıldı.
“ Kapa çeneni yoksa beynini dağıtırım!”
Başka hiç bir şey söylenmedi bana . Bunlar kesinlikle bizimkiler değildi. Bu kadarını onlar bile yapmazdı.Kaçmaya teşebbüs bile edemeden gafil avlanmıştım.
Elimi arkadan sabitlediler. Silahım en başında zaten tek hamlede alınmıştı. Arkamdan beni tutan adamın bacaklarına tekmeler indirdim. Ama bu sefer diğeri yetişti, iki kişi birden tutmaya başladı beni. Öbürünün gelişinin ardından bacağıma sertçe inen tek tekmeyle dizlerimin üstüne çöktüm. Bunun hesabını mutlaka soracaktım ama kaba saba, siyah eller omzumlarıma sertçe bastırdı. Soğuk namlu şakağımda belirdi.
Gözlerim acıdan yaşardı ama tek göz yaşı dökmeyecektim. İlk görevde öleceksem ölürdüm. Zaten bu timde bunun için vardım. Bacağımda ince bir sızı yayıldı. Bacağım kırılmış bile olabilirdi. Ama umursamadım. Bu herifler acımasız yabani birer hayvandı. Onlara korktuğumu ve acı çektiğimi belli etmeyecektim.
Bir kaç dakika sonra başında siyah beresi olan biri çıkageldi . Sadece gözleri gözüküyordu. Buz mavisine çalan gözleri durgundu. Sakin ve emin adımlarla önümde çömeldi.
Arkamdaki adam seslendi :
“ Efendim sıkalım mı?”
Sadece tek elini aniden havaya kaldırdı. Galiba bu “bekle” demekti.
Gözlerine bakınca görmeyi beklemediği bir şeyi görmüş gibi kaşlarını çattı. Galiba bir kadın asker beklemiyordu. Eliyle yavaşça başımdaki asker beremi çıkardı.
Berenin altından dökülen bal rengi saçlarıma takıldı gözleri. Sanki göz bebekleri bu karanlıkta daha da büyümüştü.
Ayağa kalktı . Arkamdaki adamın kulağına bir şeyler söyledi. Adam aldığı talimat doğrultusunda beni sürüklercesine götürmeye başladı.
Ölümle ilk kez burun buruna gelmiştim. Ölüm şaka değildi. Onun soğuk yüzüyle tanışınca insan değişirmiş. Şimdiye kadar bildiğim her şey artık anlamını yitirmişti.
İstediğim macera kesinlikle bu değildi ! Ama galiba sonunda belamı bulmuştum !
Acaba hangi örgütün eline düşmüştüm?
Arkadan gelen tek sıkım kurşunla yerde yatan adamın işinin bittiğini anladım.Kalbim kuşlar misali çırpındı. Göğüs kafesimde yere göğe sığmıyordu. Bu korku değil böyle bir dikkatsizliği yapmış olmanın verdiği öfke ateşiydi.
Ben sürüklenirken beni takip eden siyah maskeli adam eliyle ‘sus’ işareti yaptı. Benim korktuğumu anlamıştı . Tepki koyarsam beni götüren adam kollarımı daha çok sıkıyordu. Canımın yanmaması için karşı koymamaya karar verdim.
Az sonra nedenini anlayamadığım şekilde durduk . Gözlerim bir anda karardı. Göz bandı gibi bir şey geçirildi kafamdan . Kollarım bileklerimden ip yardımıyla bağlandı . Ağzımda aynı şekilde sıkıca bir kumaş parçası ile bağlandı. Her hareketleri hızlı ve acımasızdı.
Çırpınışlarım boşunaydı. Tek hamlede birinin kucağına alındım. Ve ardından araba olduğunu tahmin ettiğim şeyin içine adeta fırlatılarak bırakıldım.
Başım sert deri koltuğa çarpmıştı .
“Ihh” diye bağın ardından acıyla inledim. Ama kimsenin umrunda değildi. Olduğum yerde doğrulmaya çalışsam da kollarım bedenimin altında olduğundan zorlanıyordum.
Koca bir el bedenime uzanıp tam göğüs kafesimin ortasından bastırarak geriye yatırdı.
“ Boşuna kıvranma. Uslu dur ki canın yanmasın!”
Beni öldürecek olsalar hemen şimdi öldürürlerdi. Ama belki de önce konuşturmak istiyorlardı. İhtimalleri düşününce ölümüm çok daha iyi bir seçenekti.
Benim içinde bulunduğum tim hakkında çok az kişinin bilgisi vardı. Bu oluşum büyük bir gizlilikle oluşturulmuştu. Ve ifşa olursak tek bir şey söylenmişti .
“ Ölürsünüz.” Kısa ve netti kural.
Ben ölümden değil de ekibi tehlikeye atmaktan korkuyordum. Yol boyu İçimden, işkence edilmeden öldürülmek için dua ettim. Tek kurşun tek nefes ve ölüm.
Bir süre beni ararlar . Ardından herkes hayatına devam ederdi.Geride bıraktığım kimse olmayacaktı. Tim oluşturulurken tek kural “ evlilik yok! İlişki yok! Çocuk yok!”
Benim için çok basit bir kuraldı. Ama timin geri kalanları açısından pek de kolay sayılmazdı. Ne de olsa testesteron hormonları buna engeldi. Ama öyle zor eğitimlerden geçmiştik ki artık akıllarına cinselliğin c’sinin gelmediğinden emindim.
“ Ulan ne yaşadıysak Zenan’ı bile erkek görüyorum .Şurda soyunsa dönüp bakmam.Erkekliğimin zirvesine çıktım ama hormonlar pert…Ne garip bir şeymiş bu…”
Bu sözler eğitimden sonra duyduğum sözlerdi. Timde kadın değil de daha çok maskot gibiydim.
…
Araba yavaşlayarak durdu. Kapı açıldı ve yine zorba bir elle çekilip çıkartıldım. Arkadan ittirilerek yürütüldüm. Ancak her adımımda zoraki atılıyordu.
“ Al şunu kucağına! Görmüyor musun ? Kızın bacağı kırık! Sabaha kadar yürümesini mi bekleyeceğiz?”
Bacağım kırık mıydı? Durumum vehametinden farketmemiş olmalıydım üstelik acı eşiğim yüksekti. Bunu duyunca ağrıyı derinden hissettim . Ama sessizce sadece dişlerimi sıktım. Ve yine işte bir adamın kucağındaydım.
“ Efendim ne yapalım ?”
“ Nereye götüreceğini biliyorsun! Gece gece beni delirtmeyin ! Bu baş belası başımıza iş açtı . Bakalım neyin nesiymiş ? Bağlayın ben 1 saate geliyorum.Bu arada bayılmasın dikkat edin.”