Ahuzar, beyazın saf dokusuna ince pembe çiçeklerin zarifçe işlendiği elbisesini giymişti. İnce kumaşın hafifliği, onun dingin ruhuyla uyum içinde süzülüyordu. Uzun sarı saçlarını serbest bırakarak yalnızca arkadan küçük bir pembe fiyonkla toplamıştı. Omuzlarına dökülen saçlarının altın ışıltısı, elbisesinin zarafetiyle birleşmiş, güzelliğine güzellik katmıştı. Öyle mutluydu ki! Sanki mutluluğu surete bürünmüş, gelip karşısına dikilmişti. Yüzünde beliren içten tebessüm, iç dünyasında çiçeklenip duran sevinci işaret ediyordu. Şüphesiz ki içini dalgalandıran bu heyecan, birkaç saat önce bir araya geldiği arkadaşlarına değil, kalbinin ritmini değiştiren sevgilisine aitti. Yolun sonunda onu bekleyen ismi düşünmek bile adımlarına kuvvet katıyordu. Kamer Şeyhanlı… Bu bilginin varlığı, genç kızın

