Zaman sessizce akıp gidiyordu. Ahuzar’ın mutluluğu her geçen an biraz daha katlanarak artıyordu. Genç kız hâlâ olanlara inanamıyor, yüreğinin bu denli çarpmasına şaşırıyordu. Yıllardır, kilit vurulmuş gibi kendi içine kapattığı gönlü, farkında olmadan kapılarını aralamış, en beklemediği anda birini içeri almıştı. Ahuzar sevmeyi tam anlamıyla bilmiyordu, fakat hissettiği duyguların ağırlığını hafife alamayacağını çok iyi biliyordu. Duyguları öylesine derindi ki, Kamer Şeyhanlı’ya karşı hissettikleri, adeta gözlerini kör etmişti. Üç gün önce bir gece vakti onunla birlikte Adana’dan Trabzon’a nasıl gitmiş olduğunu düşünüyordu hâlâ. Nasıl cesaret edebilmişti, bilmiyordu. Ama geride bıraktıkları iki gün, rüya gibi geçmişti. Her anı zihninde yankılanıyor, her gülüş, her bakış birer hatıra gibi

