Ahuzar’ın dudakları aralandı, ama telaşı kelimelerin dökülmesine izin vermedi. Sesi çıkmadı, söylemek istediği her şey boğazında düğümlenip kaldı. O sırada elini sımsıkı tutan adamın varlığını bir kez daha en derinden hissetti. Küçük elini büyük avuç içine hapseden el Kamer'e aitti. Kamer Şeyhanlı’ya. "Lan, Allah’ın delisi!" Diyerek patlayan Mahir, en sonunda üzerindeki şaşkınlığı atar atmaz ilk tepkisini gösterdi. Mahir, Meryem ile Afet’in arasındaki daracık boşluktan sıyrılıp kendini sokağa attı. Yüzündeki ifade, hem öfke hem de hayretle karışık bir telaş ile kaplanmıştı. "Sen ne yapıyorsun kardeşim? Kızı nereye götürüyorsun? İki gün idare etmiş, yok ya… Adana'nın güneşi seni fena çarpmış. Keçileri bırak, direkt aklını kaçırmışsın sen!" "Trabzon'a." Kamer’in bu kısa ve keskin yanıtı

