Adımlar

1317 Kelimeler
Deniz ertesi gün halaları ile birlikte düğün için elbise bakmaya gitmişti. Koskoca bir gün moda evleri arasında dolaşıp gezinmişlerdi. Kendi elbisesini seçmek zor olmasa da halaları baya uğraşmıştı. Alışveriş işi bitince Başak'ı görmek için  hastaneye uğraşmış arkadaşından evinin anahtarını alarak eve geçmişti.  Başak yoğun tempoda çalıştığı için hastaneye yakın güzel bir siteden eve yerleşmişti. Çok yorulan Deniz ayaklarını uzatmış  dinleniyordu. Zil çalınca ayağa kalkarak kapıya yöneldi. Kapıyı açınca  elleri poşetlerle dolu olan arkadaşını karşıladı . Yorulduğu her  halinden belli olan Başak'ın elinden birkaç poşeti alarak yardım etti. "Ne aldın bu kadar?" "Bize yemek aldım ve o çok sevdiğin yerden karışık dondurma aldım." "Gerçekten mi? Sen gerçekten hayat kurtarmak için doğmuşsun." "Evet  ama dondurmayla hayat kurtarılmaz canım." "Sen öyle san. Bugün halalarımın peşinde koşarken ölüyorum zannettim." "Alışverişi seversin aslında. Keyif almadın mı?" "Severim de kolay kolay beğenmeyince o moda evi senin  bu moda evi benim gezdik. Hallerini görmen lazımdı. Ayla halam gelmiş geçmiş en güzel kayınvalide ben olmalıyım diye kaç elbise denedi tahmin edemezsin. Kesinlikle benden daha gençler." Dedi Deniz kahkaha atarak. "Tahmin etmek zor değil. Neyse ben üzerimi değiştirip geliyorum."   "Tamam sen değiştirirken bende masayı hazırlarım." İki arkadaş yemeklerini büyük bir iştahla yerken Başak hastanede yaşadığı komik bir olayı anlatıyordu. Derken Deniz'in aklına dün akşamki tartışma geldi. "Dün akşam Ege'yle ne yaptınız?" Diye sorunca  Başak ağzına tam yemeğini götüreceği sırada dona kaldı. Arkadaşının cevap vermeyip öylece yüzüne baktığını görünce tekrar konuşma ihtiyacı duydu. "Diyorum ki en son bıraktığım da tartışıyordunuz. Ne oldu?" "İşte tam tartışıyorduk, böyle sanki dünyayı kurtarmış süperman gibi bir havalara girdi. Ben de tam ağzının payını veriyordum ki telefon çaldı. Bir kaza olmuş acele bir şekilde hastaneye gittim. Öyle kaldı işte."  Deniz, Başak'ın bir solukta kurduğu cümleleri analiz ederken tekrar arkadaşının sesini duydu. "Sen nereye kayboldun?" "Biraz bastı içeri bende lavaboya gittim." Dedi sonrasında başına gelenleri anlattı. "İyi ki o adam gelmiş yoksa olacakları düşünmek istemiyorum." Dedi Başak ve merakla sordu. "Eee adamın adı neymiş?" Deniz hafif kaşlarını çatıp "Bilmem sormadım. Açıkçası kendini beğenmişin tekiydi. O gelmese de halledebilirdim." dedi. "Haa yani etkilenmedin?" Diye arkadaşına sataşan Başak çok eğlenmiş görünüyordu. "Nesinden etkilenecekmişim?" Diye keyifsiz bir cevap verdi. "Bilmem, adamın buzların derinliğine benzettiğin mavi gözlerini tasvir edişin beni umutlandırdı."  Deniz arkasına yaslanıp oldukça rahat "Yani Allah için yakışıklı adam ama bu ukala olduğu gerçeğini değiştirmiyor. " dedi. "Öyle diyorsan." Dedi Başak arkadaşına inanmayarak.  Deniz "Kesinlikle öyle diyorum." deyip topu arkadaşına yöneltti. "Şimdi anlat bakalım tatlım dün akşam ki halin neydi?" "Neden? Noldu ki?" Dedi Başak şaşkınca. "Ne zamandır birbirimizden bir şeyler gizliyoruz?" Diyen Deniz duruma açıklık getirmek istedi. "Gizlemek değil de zaten çok az görüşüyoruz onda da canını sıkmak istemedim." "Saçmalama lütfen asıl söylemediğin zaman canımı sıkarsın." Başak şöyle bir düşündüğünde dün gece pek de kendisinde gibi davrandığını söyleyemezdi. Ne kadar geçiştirmeye çalışsa daha fazla soruya maruz  kalacaktı. Aslında bir şeyleri gizlemek değildi niyeti. Çünkü Deniz'le arasında hiçbir şey gizli kalmazdı. Sadece arkadaşının canını sıkmak istemiyordu. "Tamam öyleyse. Bir kaç ay önce birisiyle tanıştım ve görüşmeye başladık. Beraber vakit geçirdik zamanla hoşlanmaya başladım. Ama sonra evli olduğunu öğrendim. Ona aşık olmadım ya da sevmedim, hoşlanıyordum. Yine de kandırılmış olmak canımı çok acıttı. İşte böyle."  Başak arkadaşına tamamen doğruyu söylese de bir tane yalanı vardı o da zamanıydı. Neredeyse üzerinden bir yıl geçmiş bir olayı anlatıyordu. "Senin adına çok üzüldüm. Evli olduğunu kendisi mi söyledi?" "Hayır  bir arkadaştan öğrendim." Dedi Başak. Sonra çoktandır sormak istediği şeyi sordu. "Deniz hep böyle mi olacak?" Arkadaşının ne demek istediğini anlamadı. "Nasıl?"  "Geri dönmeyi düşünmüyor musun? Hep birilerine bir  şey olunca mı geleceksin?" Sessizlik odayı kapladı. Deniz ne cevap vereceğini bilememişti. Şimdiye kadar cevabı da olmuştu, nedenleri de. Nedenleri hala vardı. Ancak sorulan soruya cevap olacak kuvvette miydi? Kendisi de bilmiyordu. Sahi bir kişiyi daha kaybetmeyi göze alabilir miydi? Fark ettiği  gerçekle hemen aklındaki soruları kovdu. Bu soruları sormak Deniz'in duymak istemediği cevapları doğuracaktı. "Bugün soru hakkınızı yeterince doldurdunuz hanımefendi. Hadi masayı toplayalım da şu dondurma faslına geçelim bir an önce." "Böyle kurtulacağını sanma." "Zaten sanmıyorum sadece  sonra konuşalım bunları lütfen. Zaten daha iki hafta buradayım. " "Pekala şimdilik susuyorum. Söyle bakalım ne yapmak istersin?" "Hım bir düşünelim film izleyebiliriz. Ama eğlenceli bir şeyler olsun." "Tamam o zaman film gecesi yapıyoruz."                                                    ****************************   Neredeyse günün tamamını Başak'ın evinde geçiren Deniz akşama doğru halasının evine gitmişti. Hep beraber güzel bir akşam geçirmişlerdi. Herkes odalarına çekilmişti ancak Deniz henüz uyumamıştı. Yemekten sonra birkaç arkadaşıyla buluşacağını söyleyen Ege'nin odasına geçmiş onun gelmesini bekliyordu. Sonunda geldiğinde Deniz oturduğu koltukta yayılmış bedenini toparladı. Ege birden karşısında Deniz'i görünce şaşırsa da hemen toparladı. "Yarın sabahı beklemeyecek  kadar önemli ne var merak ettim." "Aslında acil değil. Yoğun hayatından zaman çalmamak için beklemeyeyim dedim." "Eeee" Diyerek Deniz'in konuşmasını bekledi. "Eeeeesi anlat bakalım şu gece kulübü işini." "Vazgeçmeyeceksin değil mi?" Deniz olumsuz anlamada başını salladı ve kollarını göğsünün üzerinde birbirine bağladı. "Dinliyorum." Deniz'in bu hareketi karşısında yılmış gibi gözlerini devirdi. Üzerindeki ceketi çıkarıp yatağın üzerine  oturdu. "Biliyorsun hep hayallerimde vardı. Kendime ait bir yeri sıfırdan inşa etmek. Tamamen benim başarımın olması.Ama babamın iş denilince ne kadar disiplinli olduğunu da biliyorsun. Bir gün şirketin bütün yönetimini bana bırakacak. Yıllardır bunun için okudum ve çalıştım.  Yine de hayallerimden vazgeçemedim. Bende mekanı satın aldım ve yeni baştan dekor ettim. Ama hem şirket hem kulüp ikisini idare etmek sandığımdan zor oldu. Bende bir arkadaşımla anlaşma yaptım. Kulüp hala benim ama işletmesiyle o ilgileniyor. Kimsenin haberi yok." Kuzeninin hayallerinden haberi vardı. Merak ettiği ise neden gizlediğiydi. "Babana söylemeyi hiç düşünmedin mi? Aslında anlatsan belki destek bile olur." "Aslında başta söylemek istemiştim ama Eda arkeoloji okuma isteğini dile getirdiğinde verdiği tepki o kadar büyüktü ki bende söylemekten vazgeçtim." "Eda'nın istediği bölümü okumasına ikna oldu sonuçta. Belki kabul ederdi." "Evet kabul etti ama en azından ben şirkette çalışıyorum diye teselli buldu. Gözlerinde ki o hayal kırıklığını bir kez daha görmek istemiyorum. O yüzden şu an kimsenin bilmemesi daha iyi. Hem ailemi mutlu ediyorum hem kendimi." "Öyle de  senin için zor olmuyor mu? Yani yorgun görünüyorsun." "Her zaman değil sadece bu aralar biraz fazla yoğunum geçici bir durum yani." "Eğer böyle mutluysan senin adına çok sevindim Ege." Kalkıp kuzenine sarıldı. Bir yerde onu çok iyi anlıyordu. Sonuçta kendisi de çok isteyerek seçmemişti mimarlığı. Babasının bu konuda çok fazla etkisi vardı.   Daha fazla yorgun görünen kuzenini oyalamak istemeyen Deniz iyi geceler dileyerek odasına geçti.                                                        ************************************   Aradan üç gün geçmişti. Deniz babasını görmek için evine gitmişti. Evin yardımcısından babasının çalışma odasında bir misafiriyle olduğunu öğrenmişti. Biraz bekledikten sonra  lavaboya gitmek için kalktı. Çalışma odasının  önünden geçerken adının söylenmesiyle durakladı. Kendisinden bahsedildiğinden emin olmak için konuşulanlara biraz kulak misafiri oldu. "Böyle bir şeyi Deniz'den istemem. Olanları  sende az çok biliyorsun. Ailemi kendi elimle mahvettim. Bir araya gelmemiz imkansızken kızımı tekrar kazanmak için her şeyi yaparım. Bu saatten sonra Deniz'den başka bir şeyim olmasa da umurum da olmaz."  Babasının söylediklerinden sonra sessizlik olmuştu. Deniz söylenenleri duysa da fazla bir anlam çıkaramamıştı. Duyduğu başka bir sesle yeniden dikkatini vermişti. Tuhaf ama ses tanıdık geliyordu. Kimin olduğunu seçemeyecek kadar çok duymamış ama yine de tanıdık. "Teklifimi detaylarıyla yeniden düşünmeni istiyorum. Bu sadece şirket için atılan  bir adım olmayacak. Aksine kızınla bazı şeyleri kolaylaştırır diye düşünüyorum. Bugünlük bu kadar yeter. Senin kendini daha iyi hissettiğin bir zaman yine görüşürüz. İyi günler." Deniz adamın odadan çıkacağını anlayınca hızla salona geçip oturdu. Babasının Deniz'e seslenmesiyle ayağa kalktı.  "Kızım ne zaman geldin?" "Yeni geldim sayılır." İçeride konuşulanlara anlam veremediği için üzerinde garip bir tedirginlik vardı. Bir de babasının konuştuğu kişinin kim olduğunu görünce biraz daha arttı. "Deniz seninle yeniden karşılaşmak güzel." "Sizinle de öyle Rıfat bey." Deniz bir şey belli etmemeye çalıştı. "Tanışıyor musunuz?" Babasının sorduğu soru çok anlamsız gelmişti Deniz'e. İçeride kendisinden bahsedildiğine göre  tanışmalarından haberi  olmuştu. Tabi ki Deniz kapıyı dinlediğini söylemeyecekti ancak babasının ne gizlemeye çalıştığını daha fazla merak etti. "Evet daha önce tanışmıştık." Rıfat bey uzatmak istemeyip "Müsaadenizle" Murat'ın  elini sıktıktan sonra tekrar Deniz'e döndü. Onun da elini sıkarak konuştu. "Umarım tekrar görüşürüz Deniz."  "Umarım." Yalandan bir gülümsemeyle karşılık vermişti. Rıfat Hazar belki evden gitmişti ama babasıyla yaptığı konuşma,  Deniz'e bir sürü soru bırakmıştı.  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE