Teklif

1171 Kelimeler
Babası misafirini geçirdikten sonra salona gelerek oturmakta olan Deniz'e "Geleceğinden haberim yoktu. Beni sevindirdin." Deyip sıkıca sarıldı.  Deniz ise içinden gelmeyen göstermelik sarıldı. Babasına her baktığında o günü  hatırlıyordu ve acısı hala duruyordu. Babası ise çok farklıydı. Kendilerinden kurtulmak isteyen o adam  sevgi ve pişmanlıkla baksa da Deniz umursamıyordu. Geçen onca yılı telafi edebilir miydi? Ailesinden çok uzakta, yıllarca  ayrı yaşamayı asla düşünmezken hem annesinin hem babasının kendisine ne olacağını umursamadan hayatlarına devam etmesini sindiremiyordu.   Babasının eski bağları yeniden kurma çabasını sessizlikle karşılıyordu. Öyle ki bu sessizlik duygusuz, donuk bir Deniz  doğuruyordu. Samimiyetten uzak ve mesafeli. Babası kızının mesafesinin farkındaydı.  Biraz önce giden adama bakan gülen gözlerden eser yoktu. Kızının duygusuz bakışlarına maruz kalmıştı ve bunu sonuna kadar  hak ettiğini  biliyordu. Yeterince geç kaldığını da. Yaptığı hataların dönülmez yollara çıktığının bilincindeydi. Fakat kalan ömrünün her saniyesini af dileyerek geçirmesi gerekse de bu yolda adım atmaktan bir an geri durmayacaktı. Ta ki son nefesini verinceye kadar. Deniz halasının ısrarına dayanamayıp buraya ziyarete gelmişti. Değilse hiç umurunda değildi.  Aklı babasının Rıfat Hazar'la yaptığı konuşmadaydı. Rıfat beyle henüz çok kısa bir süre önce tanışmış olmasına rağmen kendisiyle ilgili ne istemiş olabilirdi? Aklına tek gelen iş ile ilgili bir durumun olmasıydı. Ancak yalnızca şirket için iyi olmayacağını söylemişti. Başka ne için iyi olacaktı?  Babası Deniz'den başka bir şeyim kalmasa derken neyi kastetmişti?  Aklındaki soruların cevabını yanında oturan babasından öğrenebilirdi. Fakat sormayacaktı. Gereğinden fazla yakınlık içeren hiçbir harekette bulunmayacaktı. Zamanın da ailesi tarafından istenmediğine yeterince gözyaşı dökmüştü. Ondan sonra bir karar vermişti. Hayatına kendisini düşünmeyecek kimseyi almayacak ve onlar için gereksiz yere üzülmeyecekti. Yeniden babasına bir şans vermeyi düşünmüyordu. Düşünmeyecekti.  Diğer yandan Murat'ında Deniz'den bir farkı yoktu. Aklı Rıfat'ın yaptığı teklifteydi. Bu teklifin olurunu olmazını düşünmüyordu. Aklındaki olan neden böyle bir şey istediğiydi. Deniz'le araları kötü olmamış olsaydı da onun hayatına karışmazdı. Sadece kızına zarar verecek kişilerden olaylardan uzak tutmaya çalışırdı. Doğru kararlar vermesini sağlardı. Düşünmeyi ertelediği soruları bir kenara bırakıp odada oluşan sessizliği yok etti. "Yemek için dışarıya çıkalım mı? Boğaza gideriz. Uzun zaman oldu. Özlemişsindir." Babası tüm kalbiyle kabul etmesini isteyerek sordu.  Deniz önemsemeyerek"Çok fazla vaktim yok bir arkadaşıma sözüm var." dedi. Aslında kimseyle buluşacağı yoktu. Murat bey gülümseyip "O zaman birer kahve içeriz." dedi. Onu çok fazla sıkmayacaktı. Eline geçen fırsatları değerlendirecekti. "Olur." Diye yanıt verdi Deniz. Kahve hazır olana kadar biraz sohbet etmeye çalıştı. "Nasıl gidiyor çalışmaların. Şirketin en iyi mimarlarından olduğunu duydum." Deniz biraz şaşkın "Sen nereden biliyorsun?" diye sordu. Babası direkt cevap vermekten kaçarak "Ne kadar benimle görüşmesen de seninle ilgili her şeyi  öğrenmeye çalışıyorum." dedi. "Yani beni takip ettiriyorsun?" Deniz'in irdelemesi sürüyordu. "Hayır, sadece  iyi olduğunu mutlu olduğunu bilmek istiyorum. Peşine birini takmayı hiç düşünmedim." "Peki bunları nereden biliyorsun?" "Dediğim gibi duydum. En son yaptığınız otel çok fazla ses getirdi .Dergiye verdiğiniz röportajı da  okudum. Ama gerçekten merak ettiğim neden New York'dan gelen teklifi kabul etmedin?" Deniz babasının çabasının önemsiz olduğunu hissettirmek için "Söylediğin gibi röportajı okuduysan bunun cevabını zaten biliyorsundur." dedi. Üzerinde tartışmanın anlamı yoktu. Gelen kahveden bir yudum aldıktan sonra kızının  yüzüne baktı. "Biliyorum para ve kariyeri asla işine ve arkadaşlarına değişmezsin." "Evet bazı insanların aksine biraz fazla para için  daha çok stres altında çalışmak bana göre değil. Ekip arkadaşlarımla ve şirketimle mutluyum." Deniz'in kurduğu cümle babasının yüzünde koca bir gülümsemeye dönüştü. Deniz neye güldüğünü anlamadığı için kaşlarını çattı. "Hiç değişmemişsin. Kime ne kadar kırgın, kızgın hatta küs olsan da yeri gelince lafını söylemekten geri durmuyorsun." Babasından duydukları  Deniz'in kalbine sanki güneşi getirmişti. İçi öyle ısınmıştı. Kendisi hakkında babasının hatırladığı bu bilgi kırıntısı, ne kadar inkar etse de hoşuna gitmişti. Bunu belli etmeden  kalksa iyi ederdi. Ciddiyetle saatine baktı ve ayağa kalktı. "Benim gitmem gerek. İyi günler." Hızlı adımlarla kapıya doğru yürüdü. "Deniz" Babasının seslenmesiyle durdu ve ona doğru döndü. "Geldiğin için teşekkür ederim." Deniz sadece başını salladı ve kapıdan çıktı.  Gelirken halasının arabasıyla gelmişti. Ona bindi ve yola çıktı. Nereye gideceğini bilmeden bir süre sadece sürdü. Sonun da Ege'yle beraber geldikleri kahvaltı bahçesine geldi. Kafa dinlemek için güzel yerdi.  Evde odasına ne kadar kapansa da kendine vakit ayırmak Deniz'in kendine yaptığı en büyük ayrıcalıktı. Hatta gitmeden önce buraya bir kez daha gelmeliydi. Karnı aç değildi o yüzden içecek bir şeyler istedi. Gelen karadutlu çayından bir yudum aldı ve görülmeye değer manzaranın tadını çıkardı. Yarın alışverişe çıkıp iş yerinde ki bir kaç arkadaşına hediye almalıydı. Özellikle yıllardır Türkiye'ye tatile gelmek isteyip de gelemeyen Maggy'e. Karşısındaki sandalyenin çekilmesiyle gelen kişiye baktı. Bugün bu adamı ikinci görüşüydü. Adam kendisini takip edecek kadar sapık durmasa da bu kesinlikle tesadüf değildi. "Doğrusu buraya geleceğini düşünmemiştim. Sakin yerleri seviyorsun herhalde." Sanki çok uzun yıllardır tanışan iki arkadaş gibi, direk konuşmaya başlaması Deniz'i  rahatsız etse de bir şey söylemedi. Bu adamın kendisiyle ne derdi olduğunu öğrenmeden konuşmayacaktı. O yüzden sadece baktı. Adamın kendine has değişik bir havası vardı. Sanki bakışlarıyla ne söylemen ya da nasıl davranman gerektiğini söylüyordu. Deniz'in sessiz bir şekilde öylece bakmasından konuşmayacağını anladı. "Cevap vermeyecek misin?" "Siz benimle ne derdiniz olduğunu söylemeden önce değil." Deniz'in söyledikleri yaşlı adamın küçük bir kahkaha atmasına neden oldu.  Adamın gülmesine sinir olmuştu ama belli edip daha fazla eğlenmesine izin vermeyecekti. "Bir derdim olduğunu da nereden çıkardın? Biraz sohbet etmek istemiş olamaz mıyım?" "Sohbet edecek kadar yakın olduğumuzu düşünmüyorum." Gelen garsona kahve sipariş ettikten sonra Deniz'e döndü. "Belki de daha yakın olmak için sohbet etmek istemişimdir." Adam ne kadar samimi davransa da ölçülüydü. Zaten aksi olsa Deniz hala  oturuyor olmazdı. "Peki ne konuşmak istiyorsunuz?" Bir an önce öğrenip gitmek istiyordu. Adam Deniz'i duymamış gibi "Yılladır burada olmadığını söylemiştin. Özlemiş olmalısın." dedi. "Konuşmak istediğiniz burayı özleyip özlememem mi?" Deniz Rıfat'ın söylediği her bir sözden anlam çıkartmaya çalışıyordu.  "Hayır sadece merak etmiştim. İnsanlar yıllarca gürültüsünden, trafiğinden, kalabalık oluşundan şikayet eder ama kimse ayrılmayı göze alamaz." Adam denizi seyrederek konuşurken Deniz'e bakıp devam etti. "Bildiğim kadarıyla ziyaret için bile gelmemişsin." "Yoğun çalışma hayatının bazı olumsuz yanları." Rıfat, Deniz'in istemeyince konuşmaların üzerini çok iyi kapattığını fark etti. Ne cevapsız bırakıyor ne de istenileni veriyordu.  "Tekrar buraya dönmeyi düşünüyor musun?" "Hayır" "Neden?" "Çünkü orada çalışıyorum." " Babanın  şirketinde de çalışabilirsin. Hem ailen de burada " "Böyle olması daha  iyi." "Neden?" "Size nedenlerimi açıklayacak değilim. Böyle olmasını istiyorum ve öyle yapıyorum." "Peki öyleyse. Belki biliyorsundur Murat'la iş ortağı olacaktık. Hastalığı nedeniyle ertelemek zorunda kaldık." "Evet biliyorum. Anlamadığım benimle ne ilgisi olduğu. Sonuçta burada yaşamadığımı ve babamın işleriyle alakadar olmadığımı da biliyorsunuz." "Biliyorum." Verilen kısa cevaptan sonra Deniz hala adamın kendisinden ne istediğini anlamamıştı. Ve bu durumdan oldukça sıkılmıştı. Zorla söyletecek hali yoktu.  "Konuşmanız bittiyse müsaadenizle kalkmam gerek." "Daha değil. Asıl konuşmak istediğim konuya gelmedik." Kahvesinden bir yudum alarak kendisi için zaman arttırmıştı. Söyleyeceklerine çok olumlu yaklaşmayacağını anladığı Deniz için uygun cümleleri düşünüyordu. "Bugün Murat'a iş harici başka bir ortaklık teklif ettim." Aklına babasının söylediği Deniz'den böyle bir şey istemem cümlesi gelmişti. Şu iş ile alakası olmayan konuyu birazdan öğrenecekti sanırım. Bakışları, devamında duyacağı cümleyi merak eder gibi bakıyordu.  "Yaptığım bu teklif aile bağları oluşturmak  için atılan bir adımdı. Senin- " Deniz aklını daha fazla karıştıracak cümle duymak istemiyordu. Dayanamayıp "Aile bağları derken neyi kast ettiğinizi anlamadım." dedi direkt konuya girmesini isteyerek. "Biliyorsun iki farklı aileyi birbirine bağlayan şey evliliktir. " "Ne?!"  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE