Emcürdüğüm: Gülüm bi aşşa in.
Adam Türkçe'nin seri katili anasını ya. Ama bensiz iki saat bile duramıyor. Ofisten sonra beni eve bırakırken durgun halim dikkatini çekmişti ellam. Ne oldu neyin var dese de cevap veremedim.
Adama nasıl diyeyim oturup kara kara halveti düşünücem, götüm tutuştu itfaiye hormonu götüme sokucam diye. Desem gel ben sana başka hortum sokucam diyecek kadar öküz çünkü.
Neyse çağırdığına göre bir şey var. Bu devlet meselesini daha sonra düşünürüm. Zaten şafağa kadar uyku haram bana. Yansın geceler sabahına söndürelim adlı saatler beni bekliyor zaten.
Kutay'ı daha fazla bekletmeden evden çıktım. Binanın önünde arabayla bekliyordu. Kapıyı açıp sessizce oturdum.
"Yavrum var sen de bir şeyler ama hadi hayırlısı."
Burun kıvırdım önüme bakarak.
"Yav bunu söylemek için mi çağırdın? Evde derin meselelerim vardı."
Kutay beni daha iyi görebilmek için direksiyona kollarını dayayıp eğildi.
"Benim senden daha derin bir meselem yok gülüm. Bu durgun halini konuşucaz ama şu anda ikimizin de ortak tanıdığı iki kişinin meselesi var."
Bu dikkatimi çekmişti işte. Kaşlarımı çatarak ona döndüğümde ne demek istediğimi anlamıştı.
"Sen sormadan söyleyeyim. Erdinç ve Cüneyt kavga etmiş."
Yerimde doğrulup bedenimi Kutay'a çevirdim.
"Neyy? Neden?"
Kutay arabayı çalıştırırken cevap verdi.
"Bende bilmiyorum yavrum. Cüneyt aradı yarım saat önce. Abi nolur bir gel Erdinç'le kavga ettik bir türlü ikna edemiyorum dedi."
İşte şimdi tüm algılarım açıldı.
"Yürü o zaman Erdinç'in yanına gidiyoruz. Cüneyt'i doksan dokuz yerinden pıçaklayacam. Ne yaptı benim kardeşime?"
Kutay arabayı sürerken bir yandan da gülmemek için kafasını çeviriyordu.
"Dur bi hemen celallenme erkeğim meseleyi öğrenelim önce."
"Neeyyyy?"
Bu çocuk beni daha kaç kere şoka sokacak.
"Ne oldu? Erkeğim değil misin? Yanlış bir şey mi dedim?"
Artık gülmesini de saklamıyordu şerefsiz. Arabada kahkaha atıyordu.
"Mahalle abisi dedik bağrımıza bastık adam kerane dilberiymiş ya la."
Kutay daha da gülerek yanağımdan makas aldı.
"Sen iste evinin erkeği de dilberin de olurum çiçeem."
Aklıma gelen şeyle biraz gerildim.
"Bilerek yapıyorsun demi?"
Kutay önüne dönüp gülmeyi kesti.
"Neyi?"
Bir de bilmiyormuş gibi davranıyor ya adamı Teksas katili edecek dürzü.
"Ofiste o meseleyi konuştuktan sonra sessizleştiğimi biliyorsun o yüzden böyle konuşuyorsun. Sana giren çıkan yok tabi anasını satayım."
Kutay frene basıp bir anda durdu. Bu çocuğun ani frenleri yüzünden bir gün camdan fırlayacam haa.
Tüm bedeniyle bana dönüp elimi tuttu.
"Yavrum bu meseleye bu kadar takılma. Yapmak istemiyorsan benim için sorun değil. Ne zamana kadar beklemem gerekiyorsa beklerim. Kendini daha iyi hissedeceksen ben altta da olabilirim bu benden bir şey eksiltmez. Ben sadece senin mutlu olmanı ve bana dokunabilmeni istiyorum. Bunu bir aşama ya da atlatılması gereken bir mesele gibi düşünme. Anını bekle kendiliğinden olacaktır eminim."
Mahallede yanında dolanan kekolar bu konuşmasını görse Kutay abimiz beyfendiymiş başka abi bulalım derler anasını.
Adam ne güzel konuşuyor öyle. İçimdeki tüm endişeleri alıp götürdü. Endişem Kutay'dan yana değildi zaten kendimden yanaydı.
Ben hiç bir kadınla da yapmadım, erkekle yapmak hiç aklımın ucundan bile geçmedi. Ama Kutay'la sevişmek istiyorum. Becerememekten korkuyorum.
Adamın yatmadığı kadın kalmamıştır kim bilir pavyonlarda gezdiğine göre. E erkek sevgilisi de olmuş kim bilir kaç kere yaptılar. Laaannnnn dur dur bunu düşünme Kutay'ı boğazlayasım geliyor bunu düşününce.
Kutay'a dönüp baktığımda sıcak çakırlarla karşılaştım. Sevecen ve tatlı bakan bir çift göz. Elimi elleri arasına alıp okşuyordu.
"Yok onu istemiyorum."
Kutay elimi dudaklarına götürüp öptü.
"Tamam gülüm yapmayız bizde."
"Yok lan onu değil. Senin altta olmanı istemiyorum. Yaniiii şimdilik, başka zaman isteyebilirim ama."
Piçlik her zaman piçliktir. Kutay yeniden güldü. Onun gülüşüne engel olmaya dayanamıyorum. Ben surat asınca sorun yoktu o asınca kalbim ağrıyor.
Kutay önüne dönüp yeniden gaza basarken.
"Ne zaman istediğini söylemen yeterli koşup gelirim"
"Orası kesin zaten bayır domuzu."
Kutay'ın kahkahası arabayı doldururken bende gülmeye başladım. Akışına bırak Yakup sen halledersin semt çocuğu.
Erdinç'in çalıştığı bara geldiğimizde otoparka arabayı sokarken karşımızda iki kişi karşılıklı konuşuyordu.
Kutay arabayı park edince arabadan fırladım Cüneyt'in ağzını yüzünü dağıtırken stres atabilirdim nasıl olsa. Kutay'ın kolumdan tutup çekmesiyle yürümem yarıda kaldı ya.
"Dur bi gülüm meseleyi anlayalım önce" derken ikisinin sesi gayet net geliyordu, tam karşımızdalardı.
Kutay beni yaslandığı arabasının kaputuna yasladı. İzlemeye başladık.
"Yav deniz gözlüm yemin ederim o kadınla aramda bir şey yok."
Erdinç kollarını önünde kavuşturmuş ayaklarıyla yere vuruyordu. Lan insanın kardeşinin bu kadar kıskanç ve öfkeli görmesi bir garipmiş. Erdinç'in ilk kez bu haline şahit oluyordum.
"O yüzden mi kadın akşam yemeği harikaydı Cüneytciğim tekrar edelim diye mesaj atıyor."
"Çillim Allah belamı versin mecbur gitmek zorunda kaldım. Kadın bana müvekkilim gelecek sende gel dosyayı biliyorsun dedi ama kimse gelmedi yemeğe. Bilseydim gider miydim?"
Onları izlerken bir çekirdek kolamız eksikti. Yanımda kolunu belime dolamış Kutay'a döndüm.
"Ne müvekkili ne kadını?"diye sordum.
Kutay bakışlarını kavgadan çekip bana döndü. Kirli sakalları hafif uzamış paşamın. Çenesini sıvazladı oraya baktığımı görünce.
"Cüneyt hukuk bürosunda çalışıyor avukatın yanında, muhasebeci. İki yıldır çalıştığı avukat kadın Cüneyt'e takıktı ama çocuk gerçeği söyleyemediği için kadın bunu fırsat bilip üstüne gidiyor."
Cüneyt artık isyan bayraklarını kaldırmış sesinin duyulmasını umursamadan
"Yav balım ben gayim gay, nasıl bir kadınla birlikte olduğumu düşünürsün?"
Erdinç ise savunma moduna geçip sesini yükseltti.
"Nerden bileyim gay olduğunu kavun musun da götünü koklayayım, ya kadınlarla da yapabiliyorsan?"
Kimin kardeşi be. Ben öğrettim böyle konuşmasını ama çocuğum yanlış yerden vurdun.
Cüneyt ellerini saçına atıp çaresizce etrafına bakınınca bizi gördü.
"Kutay abi sende bir şey söyle inanmıyor bana."
Erdinç nereye söylüyor diye dönünce benimle göz göze geldi. Utanarak başını eğdi. Dudaklarını ısırmaya başladı.
Kutay kolunu belimden çekmeden Erdinç'e baktı.
"Valla kardeşim inanır mısın bilmem ama Cüneyt'e bir kadın dokunsa hamam böceği gibi metrelerce kaçar."
Cüneyt, Erdinç'e dönüp
"Bak gördün mü?" dese de tekrar bize döndü.
"Hamam böceği demeyeydin iyiydi abi Erdinç böceklerden korkuyor."
Kesinlikle bu çocuk kardeşimi seviyor. Artık buna eminim. Sadece Erdinç'in yeni yeni uyanan kıskançlığını tanımaya çalışıyor. Aslında Erdinç de bu tarafını yeni öğrenmiş gibi.
Cüneyt son çare olarak cebindeki telefonu çıkartıp Erdinç'e uzattı.
"Tamam güzelim, al kadına mesaj yaz ben onun sevgilisiyim rahat bırak sevgilimi de, kim olduğunu da söyle. Ya da istersen çıkayım o iş yerinden. Sen yeter ki bana inan ömrüm. Yemin ederim senden başkası yok olamaz da. Ben sana deli gibi aşığım ne olur anla artık."
Erdinç'in dudakları kıvrıldı. Hoşuna gitti şerefsiz kardeşimin. DNA'ya gerek yok bu çocuk benim kardeşim.
Oynadığı ellerini Cüneyt'e uzattığında hemen karşılık buldu.
"Söz mü çıkacaksın o iş yerinden?"
Cüneyt, Erdinç'in elinden tutup kendine çekerek sıkıca sarıldı.
"Tamam söz balım yarın istifamı vericem."
Erdinç kıkırdayarak kollarını Cüneyt'in boynuna doladı.
"Öhö öhö" sesimle irkilerek ayrılmak zorunda kalınca güldüm. Utanıp başını önüne eğdi.
Cüneyt kolunu onun beline dolayıp bana diklenerek baktı. Kutay'da bunu fark etmişti. Kaşlarını çatarak bakınca Cüneyt hemen toparlandı.
Erdinç bir bana bir Kutay'a baktı. Şüpheyle kaşları çatıldı.
"Yakup abi senin mahalle abisiyle ne işin var? Niye birlikte geldiniz?"
Aha geldik zurnanın zırt dediği yere.
Kutay belimdeki kolunu çekti. Rahatlayarak nefes verdim. Ama sonra elimden tutup parmaklarını arasına geçirdi.
"Çünkü sevgilisiyim."
Dünya yıkıl dedim amına koyayım.